Sosyal medyada paylaş

Eylem planında kadın hakları ile ilgili yenilikler yapılacağının söylenip İstanbul Sözleşmesi’nden hiç bahsedilmemiş olması samimiyetten uzak bir tavır çiziyor.

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İnsan Hakları Eylem Planını açıkladı. Bu planın içinde kadın haklarına ilişkin birtakım yeniliklerin sözü verildi.

11 temel ilkeye dayanan eylem planında “Aile içi şiddet ve kadına karşı şiddet” başlığı altında kadın haklarına da değinildi.

İstanbul Sözleşmesi’nin sıklıkla tartışma konusu olduğu bu günlerde yapılan açıklamalar, sözleşmenin korunacağına dair olan inancımızı güçlendirmekle birlikte şüphelerin son bulması konusunda kanaatimce yetersiz kaldı.

İnsan Hakları Eylem Planı’ndan Ne İstenmişti?

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığı’nın, “Yeni İnsan Hakları Eylem Planı” Çerçevesinde Gerçekleştirdiği 14 Şubat 2019 Tarihli Toplantıda İnsan Hakları ve Meslek Örgütlerinin Sunduğu Görüş ve Öneriler ile Konu Hakkındaki Yazılı Görüş Raporu’na göre meslek örgütleri, kadın ve LGBTİ+ bireylere yönelik korumada, UYGULAMADA iyileştirmeye gidilmesi gerektiğini vurguladı. 6284 sayılı yasanın yeterli olduğu, fakat uygulamada kapsamlı bir işleyiş oluşturulamadığı için ciddi sorunlarla karşılaşıldığı belirtildi. En çok kötü muameleye ve onur kırıcı muameleye maruz alan kısmın kadınlar ve çocuklar ile LGBTİ+ bireyler olduğu saptanarak İstanbul Sözleşmesi’nin de dikkate alındığı çalışmalar yapılması ve iç mevzuatımızın İstanbul Sözleşmesi’ne uygun olarak düzenlenmesi önerildi.

İyi Parti Genel Sekreteri, bu eylem planı ile ilgili sundukları önerilerde genel başkanlarının aracılığı ile kadına yönelik şiddet, hakaret, öldürme, yaralama gibi alanlarda da bir ağırlaştırıcı madde konulmasını talep ettiklerini; eşe karşı değil, kadına karşı ibaresinin kanuna konmasını istediklerini dile getirdi.

Kadın derneklerinin çoğu toplantılara davet dahi edilmedi ancak sıklıkla önerilerini açıkladılar. İnsan Hakları Eylem Planı’ndan beklenti İstanbul Sözleşmesi’nin kanunlara entegre edilmesi yönündeydi.

Planda Nelerden Bahsedildi?

“Eylem Planımızla, kadına karşı şiddet suçlarını etkin bir şekilde soruşturmak amacıyla kurulan özel soruşturma bürolarını ülke genelinde yaygınlaştırıyoruz.
Eşe karşı işlenen suçlarla ilgili öngörülen ağırlaştırıcı sebebi, boşanmış eşi de kapsayacak şekilde genişletiyoruz.
Tek taraflı ısrarlı takip fiillerini ayrı bir suç olarak düzenliyoruz.
Şiddet mağduru kadınlara avukat görevlendirilmesini sağlıyoruz.
Eylem Planında, kişilerin fiziksel şiddet yanında onur ve haysiyetlerinin korunması da ayrıca düzenlenmiştir. Bu kapsamda, kişinin, dava konusu olayla ilgisi bulunmayan hususlardaki mahremiyet alanının korunması için gereken tüm tedbirleri alıyoruz.
Üst ve beden aramalarının, insan onurunu zedelemeyecek şekilde yapılmasına yönelik kararlılığımız doğrultusunda, kolluk ve infaz kurumu personeline düzenli eğitimler vermeye devam edeceğiz.”

Kadına karşı şiddet suçlarını etkin bir şekilde soruşturmak amacıyla kurulan özel soruşturma bürolarını ülke genelinde yaygınlaştırıyoruz.

Cumhuriyet başsavcılıkları bünyesinde, ‘Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Bürosu” kurulmasına Adalet Bakanlığı’nın genelgesi ile 2019 yılında karar verildi. Bu bürolarda çalışan Cumhuriyet savcılarının uzmanlaşmaları sağlanarak zorunlu durumlar dışında farklı işlerde görevlendirilmemesi ve sık iş bölümü değişikliği yapılmaması, hedeflendi.

Hedeflere ne kadar ulaşılabildi? Bu bürolar ne kadar etkin soruşturmalar yaptı? gibi sorular aklımıza gelse de özel soruşturma bürolarının yaygınlaştırılmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor ve en kısa sürede sözü verilen yaygınlaştırmanın yaşanmasını bekliyoruz.

Umuyoruz ki bu bürolar kağıt üzerinde bir iyileştirme olmaktan uzaklaşır ve etkin soruşturma yürütülmesine aracı olurlar.

Eşe karşı işlenen suçlarla ilgili kanunda öngörülen cezayı artıran sebepler, boşanmış eşi de kapsayacak şekilde genişletilecektir.

Beauvoir (1993)’e göre toplumun kadına çizdiği kader, evliliktir. Kadınlar evlenmiş olsalar da olmasalar da bir şekilde evlilikle birleşecek bir kader yaşamaya mahkum edilmektedir. Kadınlara verilen hak ve korumalarda öyle yada böyle evlenmiş olma şartı ayrımcı bir politikanın sonucudur. Kanun sizi öldüren kişinin alacağı cezanın ağırlığına sizin yaşam biçiminize göre karar verecektir. Kanun koyucunun amacı cinsiyet temelli şiddeti yok etmek ise yapılan korumalar tüm kadınları kapsamalıdır. İstanbul Sözleşmesi’nin 46. maddesi, cezayı ağırlaştıran nedenler arasında suçun, “eski, mevcut eş veya birlikte yaşanan birey ve aile fertlerine işlenmiş olmasını” kapsar.

Tek taraflı ısrarlı takip fiillerini ayrı bir suç olarak düzenliyoruz.

Eylem planında yer alan gelişmeler içerisinde beni en çok heyecanlandıran ısrarlı takip suçu oldu. Uzun süredir beklenen ve insan hakları eylem planında hepimizin yer almasını istediğimiz bu gelişmeyi bir başarı olarak değerlendirmek kanaatimce mümkün.

Israrlı takip (stalking) fiziki veya sanal ortamda herkese karşı işlenebilen, takip ya da taciz etme şeklindeki eylemler zinciridir. Şu an ceza kanunlarımızda kendine yer bulamamış bu ciddi şiddet biçimi büyük mağduriyetler yaratmaktaydı.

Türk Ceza Kanunu’na eklenecek bu suç kadınlara yönelik şiddetin cezalandırılmasında güzel bir adım
olacak.

Üst ve beden aramalarının, insan onurunu zedelemeyecek şekilde yapılmasına yönelik
kararlılığımız doğrultusunda, kolluk ve infaz kurumu personeline düzenli eğitimler vermeye devam
edeceğiz.

Eylem planına eklenen bu ibarenin amacının çıplak arama tartışmaları olduğunu düşünüyorum. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Anayasa’ya aykırı olan çıplak arama sorunu ile ilgili daha ciddi bir adım atılmasını ummaktaydık. Hali hazırda mevcut olan eğitimlere devam edilecek olduğunun planda dile getirilmesini çıplak aramanın yalanlanmasına devam edilmesi olarak yorumlamak mümkün.

Eylem Planında Yer Almayanlar

Eylem planında kadın hakları ile ilgili yenilikler yapılacağının söylenip İstanbul Sözleşmesi’nden hiç bahsedilmemiş olması samimiyetten uzak bir tavır çiziyor. Hali hazırda imza altına almış bulunduğumuz kapsayıcı nitelikte bu sözleşmenin uygulanmasının birçok sorunu çözeceği aşikarken eylem planında adının dahi geçmemiş olması kanaatimce planın samimiyetinden şüphe ettiriyor.

Yüksek sesle dile getimekte fayda var ki; PLANDA LGBTİ+ BİREYLERDEN SÖZ EDİLMİYOR. Cinsiyet temelli şiddetin önüne geçmek için açılmış bulunan bir savaştan bahsediyor isek LGBTİ+ bireylerin bu savaşın dışında tutulması mümkün değil. Israrla yineliyoruz ki insan hakları için yapılan adalet reformlarına LGBTİ+ bireylere yapılan ayrımcılık ve şiddet dahil edilmelidir.

Yapılan tüm reformlarda “Aile içi Şiddet” kavramına yer verilirken kapsayıcı ve hak ihlallerinin daha geniş çerçevede önüne geçecek olan “Ev içi Şiddet” kavramından da eylem planında  söz edilmiyor.

Kadın hakları ile ilgili yapılacak en güzel reform İstanbul Sözleşmesi’ni tam olarak uygulayacak biçimde yapılacak kanun değişiklikleridir. Söylemekten hiçbir zaman yorulmayacağız:

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ UYGULA!

Kaynak:

BBC Türkçe

TC Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı

esithaklar.org

gazeteduvar.com

Sosyal medyada paylaş

Güleycan Söner

Güleycan Söner
1996 doğumlu. Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İnsan hakları üzerine okumayı, yazmayı sever. İstanbulda yaşıyor. Her canlının yaşam hakkına saygılı bir hayat sürmeye çabalıyor.

Leave A Comment