“Kadınlar Bir Gereklilik Olarak Acıya Şartlandırılıyor” – Jessica Masterso

Sadomazoşist pornografinin normalleşmesi sebebiyle kadınların kendi cinsel hayatlarında bedenin acı çektiği eylemlere katılmalarının beklenmesi giderek daha da yaygınlaşıyor.

Bir kez “fetiş” sitelerinde yer aldığı için pornonun acı verici sadomazoşist pornografinin popülerliği ve akımı büyümeye başlıyor. Dünyanın en tanınmış porno yıldızlarından biri, filmleri sadece PornHub üzerinde 360 milyondan fazla izlenmesi olan Sasha Grey’dir. Pornodan emekli olduğundan beri Grey, sadist, acı verici seks ve tuvalet yalama gibi aşağılayıcı eylemlere maruz kaldığı sayısız videoda yer almıştır ve aynı anda birden fazla erkekle cinsel ilişkiye girmiş, sözlü aşağılama yoluyla kölelik kıyafetleri içinde aşağılanmıştır. Başka bir porno yıldızı, ikili ve üçlü vajinal ve anal seks içeren pornografi, ağız tıkama, kölelik ve idrar içeren sahneler ile bilinen Charlotte Sartre’nin sosyal medya hesaplarında 260.000’in üzerinde takipçisi var ve videoları PornHub’da 40 milyonu aşkın görüntülenmiştir.

Bunlar tek tük örnekler değil — kadınların sadomazoşist pornografinin normalleşmesine uygun olarak, kendi cinsel hayatlarında bedenlerine acı çektirdikleri eylemlere katılmaları beklentisi giderek daha da artıyor. Pornoda popüler olan şey herhangi bir gösterge ise sadomazoşizm hem kitlelerin cinsel yaşamlarını hem de kadın cinselliği açısından toplumsal beklentileri şekillendirecektir. Yükselişte olan “nefes oyunu”nun, cinsel partnerin (yaygın olarak bir kadın boğazının sıkıldığı bir seks eylemi) yaygınlaşmasıyla bunu çoktan görmeye başladık. Flare için yapılan bir araştırma raporunda, Briony Smith şöyle bir sonuca varmıştır: “Görünüşe göre boğaz sıkma, yeni bir üçüncü temel hâline geldi.”

Kadının çektiği acı ve kadın güzelliği iç içe girmeye başladı. Sonsuz acıya ve aşağılanmaya tahammül eden biri olan ideal kadın görünümü yerleşmeye başladı.

1974’teki kitabı Woman Hating‘de, Andrea Dworkin acının, kadınlar için hazırlık sürecinin ayrılmaz bir unsuru olduğunu; kadınların arzulanabilirliği ve kadınlığını sürdürme çabalarının normalleştirildiği pek çok uygulamanın bir işleve – kadınlara acıyı, deneyimlerinin kaçınılmaz bir yönü olarak kabul ettirmeye şartlandırmaya- hizmet ettiğini savunur:

“Kaş almak, kolların altını almak, korse takmak, yüksek topuklu ayakkabılarla yürümeyi öğrenmek, burnunu düzelttirmek, saç düzleştirmek veya kıvırmak — bunlar insanın canını acıtır. Acı, tabii ki,önemli bir ders verir: güzel olacak kadın için hiçbir fiyat çok yüksek, hiçbir süreç çok itici, hiçbir operasyon çok acı verici değildir.”

Dworkin, kadınları cinsiyetlerinin acısını kabul etmeleri için şartlandırmanın onları çocuk doğurmayı ve koca memnun etmeyi de içerdiği varsayılan geleceklerine hazırlamak için gerekli olduğunu öne sürüyor. Ataerkil toplumumuzda süregelen durumu korumak için kadınlar varoluşlarının acı verici olacağını öğrenirler. Kadınları bacaklarının, kasık bölgelerinin ve koltuk altlarının her zaman tüysüz olması, arzulanabilirlik için rahatsız edici ve hatta acı verici giyim tercihlerine tahammül etmeleri ve vücutlarının nasıl algılandığının sürekli farkında olmaları gerektiğine ikna ederek onlara erkekleri memnun etmek için kendi refahlarından vazgeçmeyi öğretiyoruz.

Acıya tolerans ve uyum eğitim kadınları – daha küçük yaştan itibaren – mazoşizmi varoluşlarının ayrılmaz bir parçası olarak görmeleri için toplumsallaştırır.

Genç kadınlar acıyı, arzulanabilirlik için güzellik uygulamalarının peşinden gelen bir yan etki olarak kabul etmelerine hazırlayan acı verici bu uygulamaları yıllardır yapıyor. Acı cinsel arzulanabilirliğe yönelik gerekli bir engel olarak görüldüğünde ve arzulanabilirlik genç kadınlar için nihai hedef olarak konumlandırıldığında kadınlar cinsel objeler olarak değerlerini artırmak için acıya tahammül etmek zorunda olduklarını öğrenirler.

Porno akımı, kadınların cinsel nesneleşmesini artan kadın cinsel cazibesi farkındalığının bir dereceye kadar yardım etmesiyle daha da yaygın hâle getirdi. Seks artık kadınların sadece tolere ettiği bir şey değil, hoşlarına giden bir şeydi. Kadın cinselliğinin görülme şeklindeki bu değişim aynı zamanda kadınların cinsel nesnelleşmesiyle ilgili herhangi bir utanç veya suçluluk duygusunun bir kenara atılabileceği anlamına geliyordu çünkü cinsel açıdan maceracı bu kadınlar artık kendi nesnelleşmeleriyle potansiyel olarak uyumluydular.

Pornografinin esası rastgele bir seksten pornoya geçtiği için kadının cinsel davranışı ile ilgili beklentilerde bir değişim yaşandı. İdeal cinsel dinamik artık arzu edilen kadın bedeni değil, aksine cinsel açıdan saldırganlık düzeyine varan istekli kadının bedeni etrafında dönüyordu. Aniden, ideal kadın bir nemfomani (sürekli cinsel uyarı ve etrafındaki erkekler tarafından tatmin edilmek için yalvarma hâlinde) gibi davrandı. Kadınlar artık sadece cinsel objeler değil, aynı zamanda cinsel öznelerdi de. Modern kadınların sözde doymak bilmeyen arzuları, ancak erkekleri tatmin ettiği ölçüde kabul edilebilirdi ve kadının cinsel eylemlerde bulunma hevesi övüldü ama cinsel sınırları belirlemeyi veya onay vermeyi hissettiği zamanlarda bundan vazgeçirildi.

Son on yılda kadın cinsel olarak maceracıdan sınırsız mazoşiste kadar oldukça büyük bir değişim gördü. Bugün “ideal bir kadın” günün popüler pornosundan etkilendiği için, paramparça olmak, dövülmek ve tükürülmek için yalvarıyor.

Bugünün kadın ideali mazoşist ise bu kadınları daha büyük ölçekte nasıl etkileyebilir? Kadınların itaatkar mazoşist rolünü üstlenmeleri, toplumda kadın cinsiyetinin yapısal baskısını büyük ölçüde yansıtan psikolojik baskının bir örneği olarak düşünülebilir.

1990 basımı Femininity and Domination adlı kitabında Sandra Lee Bartky psikolojik baskıyı “kendi öz saygınız üzerine uygulanan sert bir hakimiyet” olarak tanımlar — psikolojik baskı, ezilenlerin cesaretini kırarak, onları güçsüz hâle getirerek ve baskın gruba daha uyumlu hâle getirerek çalışır. Bu tür bir baskı kadınların ataerkil yönetim altında sürekli mücadele ettiği bir şeydir – kadınlara uzun zamandır belirgin bayağılıkları hatırlatılmıştır çünkü kadınlar sıradan olduklarına inandıkları sürece isyan olası değildir. Eğer iktidardakiler doğal olarak var olan alt sınıf konumunun bastırılmış nüfusunu ikna edebilirlerse bu nüfus kendinden şüphe etmeye karşı korunmasız kalır ve sonuç olarak daha pasif olmaya meyilli olur. Sadomazoşizmde gördüğümüz fiziksel ya da duygusal istismarı baskıcı olarak anlayabilirsek kadınların sadece kendi baskılarını kabul etmekle kalmadıkları aynı zamanda bunu hoş karşılamaya da hazır oldukları açıktır.

Kadınların cesaretleri, onları seven erkekler tarafından incinmek istedikleri ölçüde kırıldığında kadınlar baskıya karşı başka türlü olamayacakları şekilde savunmasız kalıyor.

Pornolaşmış toplumumuzda kadınların psikolojik baskısı, güç sahiplerine fayda sağlamasıyla cinsiyet rolleriyle güçlü bir şekilde bağlantı kurmuştur. Bu durum bir yandan pornografi ile yakın ilişki ve erkek partnerlerin cinsel sadist taleplerine uymayı içeren potansiyel zararlı davranışlarla ilgili, hassas olan mazoşist, itaatkar kadınlar üretiyor çünkü pornografiyi tüketenler ve cinsel olarak baskın olma fantezisi kuranlar öncelikle erkeklerdir. Aynı zamanda kadınları, onların ayaklanma ve mücadele etme riskini en aza indirmeye çalışarak haklarından da mahrum etmeleriyle ve böylece susturmalarıyla yönetilir: itaatkar kadınlar mevcut duruma yönelik daha az risk oluştururlar.

Kadınlar mazoşizmi kadın cinsel özgürlüğü ve arzulanabilirliğin temsilcisi olarak görmeye şartlandırılmıştır. Ataerkil bir tecavüz kültürünün – kadınları sürekli susturan ve ötekileştiren, kadınların uygunsuz gerçeklerini kapatan, dünyanın dört bir yanındaki kadınların her gün her saat dövüldüğü ve tecavüze uğradığı- içinde yaşadığımız fikrini göz önünde bulundurduğumuzda kendimize şunu sormalıyız: kadınların kendi suistimalleri ile uyumundan kim faydalanır?

Sadece İngiltere’de, We Can’t Consent To This, (seks oyunu ters gitti) ölüm nedeninin gösterildiği yerlerde 58 kadının ölümünü belgelenmiştir. Acı çeken kadınlar – eller boğazında kenetlenerek nefes alıp vermesini kısıtladığı için zorla gülümseyen kadınlar- ile olan kültürel saplantımız kadınları öldürüyor.

Kadınları cinsel özgürlüklerinin, dövüşün diğer tarafında bulunabileceğine ikna etmek, ataerkilliğin en yıkıcı hilelerinden biri olabilir.

Kaynak: feministcurrent.com


E.N: Okumuş olduğunuz bu yazı ilk olarak feministcurrent.com adresinde yayınlanmış olup, İngilizce2den Türkçe’ye entdergi.com adına Kübra İşçi tarafından tercüme edilmiştir.

Yazar Jessica Masterson: Birmingham Üniversitesi’nde Felsefe Doktora öğrencisi, feminist felsefe ve uygulamalı etik üzerine çalışmalarını sürdürüyor.

Kubra Isci
Kubra Isci
Trakya Üniversitesi İngilizce Mütercim - Tercümanlık öğrencisi. Şarkı keşfetmeyi ve çalma listesi oluşturmayı çok seviyor. Bu yüzden sıkı bir Spotify kullanıcısı. Bisiklet sürmeyi ve yüzmeyi sever. Vejetaryen. Farklı milletlerin yazınını takip etmeye ve bilgi sahibi olmaya çalışıyor. Okuduğu kitapları daha farklı bir bakış açısıyla anlamak için onun üzerine yazılmış inceleme ve denemelerin okumalarını yapıyor. Ayrıca kahve yapmak ve farklı aromalara sahip kahveler tatmayı seviyor.

Rastgele Yazılar

Kafese Hapsedilen Sevgi

Başkentlilerin en merak ettiği sorular arasında ‘’Avrupa'nın en büyük tema parkı olma özelliği taşıyan Ankapark’ın yanı başında yer alan Ankara Hayvanat Bahçesi ne zaman açılacak?’’ var. Haber içeriğinin devamı ise şu şekilde: ‘’Türkiye'de yine bir ilk olacak olan Safari Park’ın da içinde yer alacağı Ankapark Hayvanat Bahçesi'nde 80 olan hayvan türü 270’e çıkarılacak.’’

“Ek Ücret, Bakanlığın Kendini Aklama Çabasıydı”

Covid-19 pandemisi dünyanın dört bir yanında hızla yayılmasına rağmen mücadelede en büyük güç olan sağlık çalışanlarının hakları ve güvencesi Türkiye’de hala gasp...

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

Tam ismi Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan “İstanbul Sözleşmesi” kadınları her türlü şiddete karşı korumak, şiddeti önlemek ve ortadan kaldırmak amacıyla imzalanan, kadına yönelik şiddet konusunda bağlayıcılığı olan ilk uluslar arası sözleşmedir.

Bu Fabrika Evim Değil

Sizin bedeninize rızanız dışında kimsenin hâkim olamayacağını ve kimsenin buna cüret dahi edemeyeceğini bilmenin verdiği özgüvenle yaşayabilmeniz, ah ne kadar güzel! Veyahut bedeninize rızasız dokunan cüretkârlığa ses çıkarabilmek ve ‘’Dur!’’ diyebilmek… Benim ismim Gaia ve sizler gibi konuşamıyorum. Farklı sesler çıkarıyorum ama aynı atan kalbe ve kendime ait olabilme bilincine sahibim. Şiddet görmeyi, zorla hamile bırakılmayı, bir eşya gibi yalnızca makineleşmeyi, doğan bebeğimin benden zorla alınmasını ve öldürülmeyi istemiyorum; zaten bu yaşadıklarımı hak etmiyorum bile!

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz