İspanya’nın İlk Eşcinsel Evliliği: Elisa Ve Marcela’nın Hikayesi

Yazar: Harriette Chan

Çevirmen: Ezgi Şahin

Netflix’in İspanya yapımı biyografik drama filmi Elisa ve Marcela, ilham verici queer bir çifti konu ediniyor. Gerçek olaylara dayanan film, İspanya’da evlenen iki İspanyol öğretmenin ilk eşçinsel çift olarak nasıl dünyaca tanındığını anlatıyor. Film yürek burkan, aynı zamanda da güzel bir aşk hikayesini seyirciyle buluşturuyor fakat izleyiciye filmde gerçekleşen olayların gerçekte yaşananla aynı olmayabileceğini göz önünde bulundurarak filmi seyretmesini tavsiye ediyoruz.

Elisa Sánchez Loriga ve Marcela Gracia Ibeas, tanıştıklarında La Coruña’daki bir okulda öğretmenlik eğitimi görüyorlardı. Okulda başlayan arkadaşlıkları kısa sürede aşka dönüştü. Marcela’nın ailesi ikilinin yakın ilişkilerini gördü ve Marcela’yı eğitimini tamamlamak için Madrid’e gönderdiler. Sonrasında her ikisi de birbirlerine oldukça yakın yerlere öğretmen olarak atandılar; böylece her gün dersten sonra birlikte vakit geçirmeye başladılar.

Çift, 8 Haziran 1901’de La Coruña’da görev yapan bir bölge rahibi huzurunda evlendi. Peki bunu nasıl başarmışlardı?

Elisa bir şekilde sahte erkek kimliği edindi. Saçlarını kısacık kesti ve erkeksi bir görünüm edinmek için takım elbise giymeye başladı. Kendini ”Mario” adıyla tanıttı ve ”Mario” için bir geçmiş uydurmak zorunda kaldı. İkili, genç adamın Elisa’nın Londra’daki ateist kuzeni olduğunu iddia etti. Sonrasında ise kendisini vaftiz edecek rahip Cortiella’yla temasa geçtiler. Cortiella, 1901 Mayıs’ında Mario’yu vaftiz etti ve bir sonraki ay Mario ve Marcela evlenmiş oldu. Evliliğin ilk aylarında Marcela, adını kimsenin bilmediği bir erkekten hamile kaldı. Bu hamilelik hakkında çok az şey biliniyor ancak bazıları evliliğin toplum tarafından doğrulanması adına bunun yapıldığını düşünüyor.

Evlendikten sonra yeni evli çiftin sırrı komşuları tarafından basına satıldı. İspanya, Fransa, Belçika ve Arjantin gazeteleri bu hikayeye ”Erkeksiz Evlilik” manşetini geçti. Her ikisi de öğretmenlikten kovuldu ve öykülerinin uluslararası çapta duyulmasından ötürü bölge kilisesi tarafından aforoz edildiler. Onları evlendiren rahip, bir doktorun Mario’nun gerçekte erkek mi, kadın mı olduğuna bakmasını talep etti. Mario, doktorun sonuçları rapor etmesinden sonra kendisine Londra’da interseks teşhisi konduğunu ileri sürdü ve sonuçları kabul etti. Rahip, evliliğe izin verdiği gerekçesiyle kınandı ve işkenceye maruz kaldı. İspanya Mahkemesi’nde evlilikleri yüzünden yargılanmaktan kaçabilmek için çift, ileride Marcela’nın kızını dünyaya getireceği Portekiz’e kaçtılar.

Marcela ve Elisa çok geçmeden Portekiz polisi tarafından yakalandılar ve hapse atıldılar. Portekiz hükümeti, çifti İspanya’ya iade etmeyi düşündü ancak onlar geri gönderilmeden önce Portekiz’de suçlu bulundukları davalardan aklandılar ve iade edilmelerinden hemen önce serbest bırakıldılar. Çift, bunu İspanya’ya iade edilmeden önce Arjantin’e kaçmak için bir fırsat olarak kullandı.

Arjantin’de Marcela, ismini Carmen olarak; Elisa ise Maria olarak değiştirdi ve ev işi hizmet endüstrisinde çalışmaya başladılar. Daha sonra Elisa, kendisinden yirmi yaş büyük bir adamla evlendi. Elisa, Marcela’yı kız kardeşi Carmen olarak tanıtıp Jensen’ın himayesinde yaşamaya davet etti. Jensen’ın şüpheleri, Elisa evliliği nihayete erdirmeyi reddedince arttı ve ardından Elisa ve Marcela’nın gerçek kimliklerini öğrendi. Jensen, Elisa’yı bir kez daha mahkemeye götürdü ancak mahkeme interseks olduğu için evliliklerini geçerli saydı. Bu noktadan sonra Marcela ve Elisa’ya ne olduğu hakkında çok az şey biliniyor. Elisa’nın intihar ettiği ve Marcela’nın bir erkekle evlendiğine dair doğrulanmamış söylentiler hala mevcut.

Norma Graciela Moure adında Arjantinli bir kadın, yakın zamanda Marcela’nın büyük torunu olduğunu ileri sürdü. Ailesi hakkında araştırma yaparken Arjantinli Carmen Gracias takma adını kullanan Marcela hakkında yapılan filmi gördü ve kendisinin Marcela’nın Portekiz’de doğan kız çocuğunun torunu olduğunu öğrendi. Bunların ardından tarihçi Narciso de Gabriel’in Marcela ve Elisa’yı konu aldığı Elisa and Marcela: Friends and Lovers adlı kitabına denk geldi ve kitabın kapağındaki kadınla, büyük büyükannesinin arasında yakın bir benzerlik gördü; bu yüzden Moure de Gabriel’e ulaştı ve ona kapaktaki kadının büyük büyükannesi Marcela’yla aynı kadın olduğunu söyledi. Maalesef Marcela hakkında sahip oldukları bilgi ve belgelerin çoğu yangında çok önceden kaybolmuştu. Aile, uzun zaman Marcela’nın evli bir adam ve Elisa ile bir ilişki içindeyken hamile kaldığına inandı; Marcela’nın onurunu kurtarmak için evlenme planı hazırladığını düşündü. Moure basına: ”Bu kadın, o kadın mıydı, yoksa Marcela mıydı, lezbiyen miydi ya da biseksüel miydi bilmiyoruz çünkü bir kadın olarak hem kadınlarla hem de erkeklerle ilişkisi vardı. Buna kim net karar verebilir ki?” diye konuştu.

Marcela ve Elisa, 2005’te İspanya’da eşçinsel evliliğin yasallaştırılmasından yaklaşık yüz yıl önce evlenmişlerdi fakat hikayelerinin günümüzde bile geniş çapta bir yankı uyandırdığını söyleyebiliriz. Eşcinsel evliliğin bilinen en eski İspanyol öncülerine ithafen isimleri, La Coruña’da bir sokağa verildi. İkilinin aşk hikayesinin ilk uyarlaması aslında 1902’de Felipe Trigo’nun İspanya’daki cinsiyet rollerine odaklanan La sed de Amar adı romanı için ilham kaynağı olarak çifti kullanması olmuştu.

En son uyarlamaysa İspanyol yönetmen Isabel Coixet’in yönettiği Netflix’te yayınlanan ve 190 ülkeye dağıtılan 2019 siyah-beyaz biyografi dram filmidir. Filmin Netflix’te yayınlanmasının ardından Marcela ve Elisa’nın hikayesi bir kez daha uluslararası ilgi çekmiş oldu. Film, birçok konuda eleştiri aldı. Variety Magazine absürt sevişme sahnelerini ve kamera çekimlerini eleştirirken, bazı izleyiciler filmi aşk dolu eşcinsel bir ilişkiyi tasvir ettiği için beğendi. Filme dair zıt görüşler oldukça fazlaydı fakat hikayenin konusu, her biyografi filminde karşılaşabileceğimiz birkaç istisna ve abartı dışında gerçek olayları yansıtıyor gibi duruyor. Bununla birlikte, Netflix filminin piyasaya sürülmesi Marcela ve Elisa’nın hikayesini daha geniş bir kitleye duyurdu ve umarız bu şekilde queer tarihindeki öncü isimlerle birlikte konuya olan ilgi daha fazla artacak. Onların hikayeleri, toplumda kabul görmeden önce de var olduklarını gösteriyor ve belki de LGBTI+ topluluğunun geçmişte nerelerde yer aldığı hakkında daha çok iş yapılmasına da öncülük edecek.

Kaynakça: https://www.makingqueerhistory.com

Ezgi Şahin
Ezgi Şahin
Ege Üniversitesi Almanca Mütercim–Tercümanlık öğrencisi ve Ent Dergi'de sorumlu yazı işleri müdürü. Çokça sanat tarihi ve toplumsal cinsiyet okumaları yapıyor. Sinemaya, edebiyata düşkün fakat hepsinden öte Jane Eyre ve Peter Pan onun kutsalı. Çocukken okuduğu bir sözse hep zihninin bir köşesinde: ‘’….ve ölüm vaktim geldiğinde aslında hiç yaşamamış olduğumu keşfetmemek için.’’

Rastgele Yazılar

Kadınlar ve Erkekler Eşittir Ama Erkekler Daha Eşittir

2008-2019 yılları arasında 3185 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 2017 yılında 207.233 kadın koruma talebinde bulundu. 2016’dan itibaren üç yıl boyunca düzenli olarak yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’deki kadınların %61 ’inin en büyük sorununun şiddet olduğu...

Geleceği Savunmak

Yeni düzen arayışına girdiğimiz şu çağda, yerel düzeydeki ekolojik mücadelelerin sonuçları ile küresel alanda faaliyet gösteren şirketlerin küresel iklim değişikliğine olan etkileri farklılık göstermektedir. Zira bizlerin duyarlı davranıp geri dönüşüm için ev atıklarını ayırmış olmamız ile bir şirketin yalnızca ekonomik amaçlarla hareket edip çevreye verilen zararı gözardı ederek bir günde tonlarca atık maddeyi doğaya salmasının etkisi elbette ki farklı olacaktır.

Ret

Unutulan gani ile vefa ve etüt edilen bin riya, tepeden paçaya kadına örülmüş çığırtkanlığı patriyarka kubbelerinin. Cam mıdır, beton mu? Ne sesimiz...

Dadaizm: Sınırlar Varsa Sanat Yoktur

Çizdiğimiz her resim anlamlı olmak zorunda mı? Yazılan yazıların tamamı bir akıl ürünü mü olmalı? Yoksa gerçekçi ve mantıklı bir fikir uyandırmayan...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz