Kategoriler
    More

      İslam, Veganlık ve Kurban İbadeti

      Miladi takvime göre içinde bulunduğumuz 2020 yılı Kurban Bayramı yaklaşırken Müslümanlar, Covid-19 pandemisi döneminde kurban ibadetini yerine getirmekle alakalı soru işaretlerine sahipler. Zorunlu bir ibadet olduğu düşüncesi nedeniyle gücü yeten Müslümanların her yıl yerine getirdiği kurban kesme eylemi, yalnızca 4 gün içinde toplam 1,5 yılda kesilen koyun ve 4 ayda kesilen sığır sayısına denk koyun ve sığırın hayatını kaybetmesine neden oluyor. Kurban amaçlı katledilen hayvan sayısı o denli büyük ki TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nın paylaştığı verilere göre, 2010 yılından bu yana kurbanlık amaçlı hayvan ithalatı yapılıyor. Bu hayvanların birer eşya gibi sıkıştırılarak kıtalar arası ölüm yolculuğu yapması, İslam’da helal rızık koşullarına uymuyor. Günümüzde kurban ibadetinin usulü İslam’a uygun mu, Kuran kurban ibadetiyle ilgili ne buyuruyor incelerken veganlık İslam’a uygun mu sorusunun da cevaplarını sizler için yazdım.

      Kuran’da kurban ayetleri: Kurban kesmek zorunlu ibadet değildir

      “Midelerinizi hayvan mezarlığı yapmayın.”
      Hz.Ali

      Kurban ibadeti geleneğinin ortaya çıkışı bakımından İncil ve Kuran’da farklılıklar mevcuttur. İncil’e göre Allah, peygamberinin sadakatini ölçmek için Hz. İbrahim’e oğlunu öldürmesini emretmiş, son anda oğlunu kurban etmek üzere olan Hz. İbrahim’e oğlu yerine kesmesi için bir koyun göndererek oğlunu kurtarmıştır. Oysa, Kuran’da bahsedilene göre emri veren Allah değildir. İslam’da benimsenene göre, Hz. İbrahim oğlunu kurban ettiği rüyasını oğluna anlatmış ve oğlu ona “Sana emredileni yap” demiştir. Oğlunu kurban etmek üzere olan Hz. İbrahim’in, Allah’ın ona koyun göndermesi ile yapmak üzere olduğu yanlıştan kurtarıldığı Kuran’da Saffat Suresi 107. Ayette şu sözlerle belirtilir: Biz ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik. Kurbanlık şeklinde çevrilen “zıbhin” kelimesinin “kazazede” manasına geldiği bilinmektedir. Burada “fidye” olarak belirtilen de “kurtarmalık bedel” anlamındadır. Bu ayetlerde anlatılana göre, Allah peygamberine kendisi için bir can feda etmesini emretmemiş, fidye olarak koyun vermek suretiyle onu oğlunu öldürmek hatasından kurtarmıştır. Bu noktada, tarihin koşulları incelenerek o dönem insan kurban etmenin, dini ritüellerin önemli bir yerini kapladığını hatırlamakta fayda vardır. Bu olayla birlikte, insan kurban etmek geleneğinin önüne geçildiği düşünülmektedir.

      “Çünkü bu can kurban imiş
      Ben koç kurbanı neylerem”
      Yunus Emre

      Hacc suresi ayetlerinde çokça karşılaşılan kurban kesmek söz öbeği, Arapça “mesnek” kelimesinin karşılığı olarak tefsir edilmiştir. Oysa, mesnek kelime kökü incelendiğinde ibadet tarzı, dini ritüel ve semboller anlamlarına gelmektedir. Hacc suresi ayetlerinde kurban ibadetini meşru kılmak üzerine özelleştirilen ayetler; hac, secde, rükû gibi birçok dini ritüelden bahsetmektedir. Yine, Hacc suresi ayetlerinde çokça karşımıza çıkan “yiyin” buyruğu, günümüzdeki “yemek” fiili dışında “nimetten yararlanmak” anlamında kullanılmaktadır. Hacc suresi 36. Ayette bahsi geçen ve kurbanlık hayvan olarak özelleştirilen büyükbaş hayvanlar, dönemin zenginlik göstergelerinden ve nimetlerindendir. Cahiliye dönemi Arabistan’da büyükbaş hayvan ve ekinlerin adaletsizce dağıtıldığı, topluma adanması gereken nimetlerin yolsuzlukla kişilerin zimmetine geçirildiği bilinmektedir. Kuran’da En’am Suresi 136. Ayette bu yolsuzluklardan şöyle bahsedilmektedir: Tutup Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan ona bir pay ayırdılar ve kendi akıllarınca “Bu Allah için, bu da ortaklarımız için” dediler. Ortakların payı Allah’ın payına geçmez, ama Allah payı ortaklarına geçer; ne berbat bir iş bu!

      Hacc suresi 37. Ayeti kesin bir şekilde kurban ibadetiyle ilgilidir. Ayette buyrulur ki: (Unutmayın ki) o (kurban)ların etleri de kanları da asla Allah’a ulaşacak değildir. O’na ulaşan, yalnızca sizin O’na karşı gösterdiğiniz takva (bilinç ve duyarlık)dır. O bu hayvanları sizin emrinize vermiştir ki, sizi doğru yola eriştirdiği için O’nun yüceliğini saygıyla anasınız. Güzel davrananları ve iyilik yapanları müjdele!Bu ayette takva sözü ile kurban kesilirken taşınan duygudan bahsedildiği savunulsa da bu yalnızca bir yorumdur. Kurban kesilmesinin yaygın olduğu bir dönemde gelen bu ayette, kesilen kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz denilerek kurbana teşvik mi yoksa kurbandan sakındırma mı amaçlanmaktadır? Ayetin devamında, mühim olanın kesilen kurban değil, kişinin ahlâk sahibi güzel davranışları olduğu ve cennetin ahlâk sahibi iyi insanlara müjdeleneceği iletilmektedir.

      Kuran’da kurban kesilmesi ile ilgili kesin olduğu düşünülen buyruklardan bir diğeri Bakara suresinde bulunmaktadır. 196. Ayetin çeşitli yorumlarına göre Hac ibadetini yerine getiremeyecek müminlerin, kurban kesmesi gerekmektedir. Ayette “kesmek” fiiline karşılık bir fiil kullanılmamakta, hediye anlamına gelen “hedy” kelimesi kullanılmaktadır. Bu ayetle belirtilen, Hac ibadetini yapmalarına engel olan müminlerin topluma Allah adına hediye büyükbaş hayvan ya da ekin göndermesi gerektiğidir. Hayvanların kesilerek yenilmesi gerektiği gibi bir zorunluluk belirtilmemiştir.

      Şüphesiz ki kurban ibadetine yönelik en dikkat çekici bölüm Al-i İmran suresidir. 183. Ayette, Yahudilerin Hz. Muhammed’i, kurbanı reddetmesi nedeniyle peygamber kabul etmediğinden bahsedilmektedir. Onlar, “Doğrusu Allah, ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar hiçbir peygambere inanmama hususunda bizden söz aldı” diyenlerdir. De ki: “Benden önce nice peygamberler size mûcizeler ve dediğiniz şeyi getirmişlerdi. Doğru söylüyorsanız onları niçin öldürdünüz?”şeklinde açıklandığına göre, Hz. Muhammed gerçekten de kurban kesmeyi reddetmiştir.

      Peygamber Hz. Muhammed’in et tüketimi, sünnet yönünden az bilinen bilgilerden biridir. Din alimlerinin belirttiğine göre, Hz. Muhammed’in eti bir lüks olarak gördüğü ve nadiren tükettiği bilinmektedir. Hatta, peygamber döneminde üst üste iki sene boyunca kurban kesilmemesine dikkat edildiği ve bunun nedeninin insanların bunu “zorunlu bir ibadet olarak algılamasını önlemek” olduğu söylenmektedir. Bilinen bir başka bilgi, halifeliği döneminde Ömer bin Hattab’ın etin bağımlılık yaptığı gerekçesiyle üst üste iki gün et tüketimini yasakladığıdır.

      Bütün bu bilgiler ışığında görülmektedir ki kurban kesmenin zorunlu ibadet olduğuna dair görüşler oldukça şaibelidir. Kuran’da buyrulana göre insanlara haram ve helal kılınanlar açıkça belirtilmiş, ibadetler açıkça anlatılmış ve ihtiyaç olan her şey Kuran’da Allah tarafından açıklanmıştır. Ayetlerde açıkça zorunlu kılındığı görülmeyen kurbanlık hayvan kesmek eyleminin zorunlu ibadet olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Kurbanlık koyun olarak algılanan bu ibadetin, açıkça buyrulan tek kısmı “feda ederek yakınlaşmak” olarak tefsiri mümkün olan kısmıdır. “Kurban” kelimesi Arapça’da “yakınlaşmak” anlamına gelmektedir. İlahiyatçı Cemil Kılıç’ın belirttiğine göre, kurbanın anlamı servetinden keserek (kısmak, feda etmek) Allah yolunda bu serveti yoksullarla paylaşmak, eşitlenmektir. Kılıç’a göre kurban Allah’a yakınlaşmaktır ve Hacc suresinde de belirtildiği gibi kurban keserek Allah’a yakınlaşılmaz, önemli olan kalben yakın olmaktır. Kendisi ayrıca bu çağda hiçbir hayvanın İslama uygun kurban olamayacağını söylemektedir.

      Kesilen hayvanların eti helal mı?

      İslam’da haram ve helal kılma yetkisi yalnızca Allah’a mahsus kılınmıştır. Nahl suresi 116. Ayette Allah’a mâl etmek için dillerinizin özenle bezediği yalanlar ile ‘Bu helaldir, bu haramdır’ demeyin. Allah’a karşı yalan uyduranlar iflah olmazlar. Bunlar biraz menfaatlenirler; ama onlar için can yakıcı bir azap vardır. şeklinde haramı helal, helali haram kılmanın yasak olduğu açıkça belirtilmiştir. Yani, Kuran’da belirtilen koşullara uygun olan etlerin helal olduğu açıkça Allah tarafından belirtilmiştir. Bu kısımda bahsedeceklerim, Allah kelamından bağımsız yorumları değil yalnızca Kuran’da helal rızık koşullarının incelemesini içerecektir.

      İslam dinine göre, etlerinin helal olduğu belirtilen hayvanların belirli koşullarda ve yalnızca Allah adına kesilmesi uygundur. Hz. Muhammed’in sünnetiyle tespit edilmiş olan yaş sınırı bu koşullardan biridir. Farklı hayvanlarda farklı yaş sınırları bulunmaktadır. İslam dini açısından, hayvanın öldürüldüğü sırada acı çekmiyor olması ve diğer hayvanların öldürülüşüne tanık olarak korkuya kapılmaması çok önemlidir. Bıçağın hayvanlardan olabildiğince uzak tutulması ve kesilmeden hemen önce hayvanın tüm ihtiyaçlarının karşılanması sağlanarak rahatlamasının gerekli olduğu bilinmektedir. Günümüzde kurban ibadetinde karşılaştığımız görüntüler bu koşulları sağlamaktan oldukça uzak. Bilinç sahibi duyarlı canlılar olan bu hayvanlar, aynı alan içerisinde diğer hayvanların çığlık ve kan kokuları arasında beklemeye mahkûm ediliyor, kaçmaya çalışan hayvanlar canhıraş çekiştirilmek suretiyle mezbahaya geri sokuluyor. Tüm bu süreçlerde yaşanan vahşet ve hayvanların gözlerindeki korku, her sene fotoğraflara yansıyor. Dünya genelinde birçok Müslüman, bu pratiklerin İslam’ın uygun gördüğü şekle aykırı olduğu konusunda eleştiriler yapmaya devam ediyor. Tüm bu sürecin düzgün işlediği varsayılsa dahi, kurbanlık hayvan ihtiyacı nedeniyle kıtalar arası ölüm yolculuğuna çıkan hayvanlar oldukça kötü koşullarda, sıkıştırılmış ve zor nefes alarak haftalarını geçiriyor. İslam dinine göre bir canlıya bu şekilde eziyet çektirmek günah olduğu gibi, acı çektirilmiş bir hayvanın etinin yenmesi de helal sayılmıyor. Bir diğer konu ise pek sık söz edilmese de “tanıdığınız hayvanların” etlerinin size helal olmayacağıdır. Bu koşula göre, bir hayvanı bahçenizde büyüttükten sonra kesime göndermeniz caiz değildir. İslam’da hayvanlara dair konulan bütün koşullar bize yıllar öncesinden hayvanların bilinç sahibi duyarlı canlılar olduğunun kabul edildiğini gösteriyor.

      Kurbanla ilgili bir önceki bölümde incelediğim Kuran ayetlerinin de belirttiğine göre, kurban Allah’a yakınlaşmak ve elinde olan servetten fedakârlık yapmak suretiyle zenginle fakirin eşitlenmesine katkıda sağlamayı hedefliyor. Günümüzde kırmızı ete hâlâ daha varlıklı bir kesim ulaşabiliyor olsa da eski dönemlerdeki gibi yılda yalnızca birkaç kez ulaşılabilir olmaması ve artık zenginliğin ana ölçüsü olmaması nedeniyle ibadeti pek de anlamlı kılmıyor. Kuran’da belirtildiği üzere onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşıyor. Günümüz ekonomik sisteminde etten daha çok nakit paranın servet göstergesi olduğunu, nakit para bağışlanması yoluyla kişilerin istediği yiyecekleri tüketebilecekleri reyon kültürünün oluşmuş olması bizlere bugün gerçekleştirilen ritüellerin anlamsız olduğunu göstermektedir.

      Kurban ibadeti kapsamı dışında et tüketimine değinecek olursak sanıyorum ki bu bölümün başında değindiğim “yalnızca Allah adına kesilmesi” koşulu durumu bir nebze açıklamaktadır. Peygamber gerekli olmadıkça hayvanların öldürülmesinin uygun olmadığını, hayvanlara acı çektirenlerin öbür dünyada bundan sorumlu tutacaklarını buyurmuştur. Kendisinin yalnızca özel günlerde biri ikram ettiğinde et yediği ve kendi ailesi için kurban kestirmediği bilinmektedir. Peygamberin buyruklarına dikkat edildiğinde, günümüzde helal sertifikasına sahip markaların bile hayvanları yetiştirme koşulları helal kabul edilebilir değildir. Et tüketicilerinin özgürce otlayan hayvanların etlerinin daha yumuşak olduğunu belirtmesi, adeta bir ürünün yetişme koşulları gibi bahsediliyor olsa da bir trajediye dayanmaktadır. Endüstri içinde büyüyen hayvanların ölüm stresi, kısıtlı ve pis alan gibi sebeplerle travma kaynaklı kas kasılmaları, aşırı yağlanma ve sinirlerde sertleşme gibi sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Müslümanlar, diğer canlıların kendileri için yaratıldığını söyleyerek veganlığın İslam’a aykırı olduğunu zaman zaman öne sürse de Hz. Muhammed çeşitli hadislerinde hayvanların hissedebilen canlılar olduğunu ve onlara merhametli davranmanın İslam’daki önemini açıklamıştır.  

      Veganlık haram mı?

      “Hayata elverişli olarak yaratıldıktan sonra, yeryüzündeki tabi dengeyi bozmayın.”
      Araf, 56

      Kurban pratiği ve büyükbaş/küçükbaş hayvanların kesimiyle alakalı konulara değindik. Genel anlamda şu anda hayvanlara uygulanan zulmün, İslami açıdan helal kabul edilemeyeceğinden bahsettik. Peki, diğer hayvansal gıdalar için Kuran ne söylüyor?

      Kuran’da, etlerinin helal kılındığı hayvanların sütlerinin alınarak içilebileceği, arılardan bal alınabileceği açıkça yazılmıştır. Fakat günümüz süt ve süt ürünleri, bal gibi hayvansal gıdaların sektörlerinde yaşananlar incelendiğinde, helal gıda kapsamında bazı sürtüşmeler gözümüze çarpmaktadır. Bal konusunda buyrulana göre insanların arının yaptığı baldan ödünç alması helaldir, oysa, günümüzde arıların tüm balı kullanılarak yerine tüketmeleri için şekerli şurup bırakıldığı ve bu durumun arıların yaşamlarını kötü etkilediği bilinmektedir. Süt ve süt ürünleri endüstrisi ise etlerin helal sayılamayabileceği şüphesi ile başlaması bir yana, annelerinden ayrılan yavrular, tecavüz askıları ile sürekli döllenen inekler ve bu hayvanların çektiği acılar üzerine kuruludur. Bu noktada, Peygamberin hadislerini kendimize hatırlatmakta ve onlara yaşatılan acının bir lüks mü yoksa gereklilik mi olduğunu sorgulamamız gerekir.

      İslam’da haram ve helal belirleme yetkisinin yalnızca Allah’a ait olduğunu daha önce açıklamıştım. Kuran ayetleri dikkatli incelendiğinde Allah’ın müminlere uygun koşullardaki hayvanların etlerini yemelerini helal kıldığı görülmekle beraber et yemek gibi bir zorunluluk da koşulmamıştır. Haram olduğu belirtilmeyen bir durumun haram olduğunu belirtmek şirk koşmak olarak kabul edilir. Dolayısıyla, veganlığın haram olduğunu belirtmek asla mümkün değildir. Aksine, yukarıda sıralanan koşullar göz önüne alındığında bu kişilerin canlılara gösterdiği merhamet Allah’ın rızasını kazanmalarına yardım edecektir. Öyle ki, zorunlu olunduğu durumlarda hayvanın kesilirken bile acı çekmemesini emreden bir dinin, hiçbir hayvana zarar vermemek için yapılan bir eylemi kabul etmemesi mümkün müdür? Vegan bir bireyin sağlıklı bir şekilde yaşaması, tüm besin maddelerini eksiksiz alması pek tabi mümkün ve hatta yayınlanan bilimsel verilere göre daha sağlıklıdır. Kendinize, doğaya ve canlılara zarar vermeyi önlediğiniz bir eylemin merhametin yüceltildiği İslam dininde kabul görmemesi birçok İslam alimine göre mümkün değildir.

      Kurban Bayramı, vegan olur mu?

      “Mideden vazgeç, gönle doğru yürü”
      Mevlana

      Öncelikle, detaylı araştırmalar gösteriyor ki günümüzde kurban ibadeti oldukça yaygın olsa da Suudi Arabistan’da Medine dışında kalan bölgelerde bu pratik uygulanmıyor, birçok İslam ülkesinde her yıl zorunlu olarak yerine getirilmiyor. Tüm dünyada, özellikle Batı ülkelerinde gittikçe büyüyen vegan Müslüman gruplar, bu geleneksel bayramı kutlamak ve Allah’a yakınlaşmak için kendi ritüellerini oluşturmuşlar. Livekindly’nin yaptığı haberde Fransa’da yaşayan vegan bir Müslüman olan Reslane Khassouni, yarattığı kendi ritüelini anlatmış: Yardım kuruluşlarına bağış yapar, ailem ve aş evleri ile bitkisel temelli yiyecekler paylaşırım. Sabah erken kalkarak o gün namaz kılarım.

      Bu bayram bir hayvanı öldürmeyin! Onun yerine, bağışlarınızla birçok çocuğa destek olun, Darrüşafaka’ya bağış yapın. Servetinizden keserek Allah’a yakınlaşırken bir hayvanın kurtulmasına, bir çocuğun okumasına vesile olun.

      İrem Tutcu
      İrem Tutcu
      Galatasaray Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencisi. İki senedir sürdürülebilirlik danışmanlığı alanında stajyer olarak çalışmakta olan Tutcu, ileride sürdürülebilir ve etik işletme konusuyla ilgili akademik çalışmalar yapmak istemektedir. Küçük yaştan itibaren insan hakları aktivisti olmak hayaliyle büyümüştür. Son yıllarda ise çevre, hayvan hakları ve mülteci hakları alanlarında çeşitli STK’lerde aktivizm faaliyetlerini sürdürmektedir. Yoga, plant-based aşçılık ve sinema gibi hobilerinin yanında küçüklükten bu yana en sevdiği hobisi olan yazmayı da bu amaçta kullanmaya karar vermiştir. Bu doğrultuda, ENT Dergi'de Ekoloji Bölümü editörlüğü yaparken içerik üretmekte ve çeviriler yapmaktadır.

      Rastgele Yazılar

      Nefes Alıyorsak Sizin Sayenizde Diatome’lar

      Yahu nefes alıyorsak sebebi çok falan derdik ama gerçekten öyleymiş. Dk'da 16 bir günde ise 23 bin kere nefes alıyoruz. ...

      Gülistan Doku Nerede?

      Dersim’de 87 gündür kayıp olan Gülistan Doku hakkında konuşmaya başlamadan tarihsel sürecine göz atalım. Üniversite öğrencisi Gülistan Doku 5 Ocak günü kaldığı...

      Özel Mülakat: Coffee Lab Atölyeleri

      1. YapımBöyle Film sayesinde tanıştığım harika bir mekân olan Coffee Lab’ı ve içerisinde yer alan muhteşem atölyelerden bahsedeceğiz....

      Susturamadığın Sesler

      Gürültü büyüdükçe insan kulağını daha çok kapamak istiyor. Savaşa giden biri anlatmıştı. En kötüsü ölmek korkusu değilmiş, "en kötüsü..." demişti, "hiç bitmeyen...

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz