Eylül ayında, yaşları 8-21 arasında değişen Portekizli altı çocuk, iklim krizine sebep olduklarını öne sürerek birçok devlete dava açtı. Avrupa Birliği (AB) içinde yer alan ülkelerin yanı sıra Norveç, Türkiye, Rusya, İngiltere, Ukrayna ve İsviçre iklim krizini büyütmek ve gelecek nesilleri tehlikeye atmakla sorumlu tutuluyor.

İklim krizinin, son zamanlarda gündemimizden düşmemesi rastlantısal değil. Sürekli işittiğimiz bu kavram, iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlere karşı acil olarak önlemlere ihtiyaç duyduğumuz gerçeğini ifade eder. Durumun aciliyetinin oldukça farkında olan genç nesil, diğer nesillere göre daha cesur, sorumluluk sahibi ve daha duyarlı. Genç nesil, devletlerin aldıkları tutumların, ekolojik dengeye ve dünyaya ne denli zarar verdiğinin farkında. Bu yüzden de susup durumun daha da kötüleşmesini beklemek yerine harekete geçmeyi tercih ediyor.

Ülkeler İklim Krizine Nasıl Sebep Oldu?

Ülkelerin uluslararası camiada takındıkları tavır, yasa çıkarırken ve uygularken ekolojik konulara karşı hassasiyetleri gibi bazı göstergeler, o ülke hakkında bir fikre sahip olmamızı sağlıyor. Örneğin Türkiye’de, 2018 yılı verilerine göre 21 termik santralden sadece 10’unda baca filtresi bulunuyor. Bu tür veriler ülkelerin ekolojiye verdiği önemi ve iklim krizindeki paylarını anlamak için faydalı birtakım göstergeler.

Portekizli 6 çocuk, bu göstergelerden yola çıkarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu ve 33 ülkeye dava açtı. Gerekçelerinde, 2017 yılında Portekiz, Lizbon’da gerçekleşen ve 110 kişinin hayatına mal olan orman yangını gösterdiler. Bu olayı inceleyen bilim insanları da yangının iklim değişikliğine sebep olduğu iddiasını onayladılar.  

AİHM Hakimlerinin Önünde Örneği Olmayan Bir Dava

Global Legal Action Network (GLAN) adlı sivil toplum kuruluşu bu çocukların seslerini duyurmalarına katkıda bulundu. Öncelikle bu dava, GLAN tarafından “örneği olmayan dava” olarak nitelendirilmekte. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bu davanın öncelikli olarak görülmesine karar verdi. Bu kararın sebebi ise konunun ciddi bir önem arz etmesi ve aciliyetiydi. Söz konusu ülkelerin ise şubat ayına dek savunmalarını sunmuş olmaları gerekiyor.

“Gelecek nesiller adına bu davayı açmaya karar verdik.”

Davacılardan biri olan Cláudia, “Çocukların ve çevrenin mevcut durumundan sorumlu olmayan gelecek nesiller adına bu davayı açmaya karar verdik. Bunun sorumlusu biz değiliz” şeklinde açıklamada bulundu. 

Ülkeler açısından önemine gelirsek sayılan 33 ülke, iklim değişikliği hakkındaki antlaşmaları imzalamalarına rağmen antlaşma maddelerine uymamaları ve sonraki nesillerin yaşam hakkını ihlal etmeleri sebebiyle suçlanıyorlar.

“Bu davada verilecek karar, Paris Sözleşmesi’nden çok daha etkili olacaktır.”

GLAN’ın Direktörü Dr. Gearóid Ó Cuinn, “GLAN, hükümetlerin sera gazı emisyonlarının serbest bırakılmasını önlemeye yönelik Avrupa’daki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışacak. 6 çocuk sürece müdahil. Yangının vurduğu Leiria bölgesinde yaşıyorlar. AİHM’e taraf olan 47 devlet küresel emisyonun yaklaşık yüzde 15’inden sorumlu. AİHM kararları bu devletleri bağlayıcı nitelikte. Yasal olarak konuşmak gerekirse, bu davada AİHM tarafından verilmesi umulan karar, Paris Sözleşmesi’nden çok daha etkili olacaktır” şeklinde açıklama yaptı.

Greta ve 16 Çocuk, İklim Krizine Sebep Olan Devletlere Karşı

Benzer bir başvuru, 2019 yılında, Greta Thunberg’in de içinde bulunduğu 16 çocuk aktivist tarafından, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’ne yapılmıştı. Bu şikayette de konu, şikayet edilen beş ülkenin iklim değişikliği ile mücadele konusunda yeterli adımları atmamasıydı.

Neden karbondioksit salınımında birinci olan Çin ve ABD dururken listenin altlarında bulunan Almanya, Brezilya ve Türkiye gibi ülkelerin şikayet edildiği ise tartışma konusu olmuştu. Ancak tıpkı Portekizli çocukların da davalarında belirttiği gibi bazı ülkeler sözleşmelere, antlaşmalara imza atarken iş uygulamaya gelince geri adım atıyorlar. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 45 ülke Çocuk Hakları Sözleşmesi‘ni imzaladı. Sözleşmenin 3. Protokülüne göre imzacı ülkelerde bulunan çocuklara hak ihlallerine karşı bireysel hak arama ve adalete erişim imkanı tanınmaktadır. Bu durumda bu çocuklar haklarını ihlal eden her duruma karşı başvuru imkanına sahip olmalıdır. Belki de tüm iklim şüphecilerine karşı Greta’nın tüm bu suçlamaları; çocukların ve gençlerin artık bir şeyleri değiştirebileceklerinin, seslerini duyurabileceklerinin ve tüm dünyayı yaptıklarıyla yüzleştirebileceklerinin kanıtıdır.

Ülkeler yaptıkları antlaşmaları ve sözleşmeleri nasıl çiğnediklerinin ortaya çıkarılmasından, ekolojiyi umursamadan sadece ceplerinin ne kadar dolduğuyula ilgilendiklerinin fark edilmesinden ve tüm bunlardan hesap sorulmasından rahatsız görünüyorlar. Ancak görüldüğü üzere  iklim krizine karşı yönetimleri sorumlu tutan tek kişi Greta değil ve Greta’nın davasıyla Portekizli çocukların açtıkları dava birbirini destekler nitelikte.

AİHM Kararının Sonucunda Ne Olacak?

Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bu ülkeleri suçlu bulursa, 33 ülke birden, yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. Tüm bu gelişmeler ışığında görülüyor ki genç nesil, kesinlikle hakkını savunmasını bilen güçlü insanlardan oluşuyor ve daha fazla bu adaletsizliğe göz yummayacaklar.

 

Görsel: Armando Franca, Global Citizen

Sosyal medyada paylaş

Sude Yıldırım

Marmara Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Biyoloji okumakta. Tema Vakfı gönüllüsü. Genetik ve ekoloji alanıyla ilgileniyor.
Published On: Aralık 25th, 2020Categories: Ekoloji, Gündem, İklim ve Su, İnsan Hakları0 Yorum

Leave A Comment