Karbon ayak izi yani geniş açıklamasıyla: Birim karbondioksit cinsinden ölçülen, sera gazı açısından ‘insan faaliyetlerinin’ çevreye verdiği zarardır. Kişisel karbon ayak izi ve Kurumsal karbon ayak izi olmak üzere iki parçadan oluşmakta olan bu durum son dönemde iklim değişikliğinin en büyük sebeplerinden olmakla beraber dünyanın geleceği için önlem alınmadığı takdirde büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Kişisel karbon ayak izi: Kişinin yıllık aktivitesinden doğaya salınan emisyonlardan kişisel olarak ne kadarından sorumlu olduğunu gösterir. Amacı, kişisel bilinci sağlamaktır.

Kurumsal karbon ayak izi: Kurumların yıllık faaliyetlerine bağlı emisyonları gösteren kavramdır.

Karbon ayak izinin sebeplerini ana nedenlerini sıralayacak olursak; Sanayileşme, enerji tüketimi, atık maddeler,  hava yolları, ormanlarda azalma, hızlı nüfus artışı, modern yaşam tarzı ve en önemlisi de değişim için harekete geçilmemesidir.

Uluslararası Enerji Ajans’ının (IEA) verilerine göre ulaşım sektörü elektrik ve ısı üretimi sektörlerinden sonra en fazla karbon ayak izi salımı yapan sektör olup bu emisyonların %70’ten fazlası karayolları kaynaklıdır. Türkiye’de ulaştırma sektörünün karbon ayak izi miktarının enerji sektörü içindeki payı  %22,2, ulusal emisyondaki toplam payı %15’tir.

Dünya birincil enerji kaynaklarının %81 fosil kaynaklıdır. Fosil yakıtlara bağımlılık iklim değişikliğinde etkili gazların atmosferde birikmesine sebep olmaktadır. Bunu önlemenin yolu ise yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmektir.

Araştırmalara göre 2016 yılına kadar havaya salınan CO2 emisyonlarında artış olmuştur ve en büyük sebebi de artan toplam yakıt tüketimi ve araç sayısının artmasıdır. İlerleyen yıllarda giderek artan enerji ihtiyacını karşılamak için tüketilen fosil yakıtlar ve bu emisyonların yarattığı zincirleme reaksiyonlar tüm canlılar için büyük tehdit oluşturmaktadır.

Çevre aktivistlerinin çalışmaları ve son dönemlerde Greta Thunberg’le beraber büyüyen iklim grevlerinin yarattığı bilinçle beraber her ne kadar bu konuya hakim olunuyor gibi görünse de atıl kalarak değişim bireyde başlamadığı için kalıcı bir çözüm üretmek imkansız görünüyor. Çünkü biz gün içinde farketmeden bile çok fazla karbon ayak izimizi gezegene bırakıyoruz.

Peki karbon ayak izini azaltmanın yolları nelerdir?

Birçok kurum alınacak önlemlerin maddi yansımalarını tehdit olarak görse de, buna karşı alınacak mücadele dünya safi hasılasının %1’iyken, önlem alınmaması halinde bu maddi kayıp dünya safi hasılasının %20’sine yakın olacaktır.

Bilimsel araştırmalar ileri yönetim teknikleri ve gelişmiş teknoloji kullanımı yoluyla elde edilen üretkenlikteki ilerlemelerin gıda birimi başına düşen karbon ayak izini azalttığını gösterir. Küresel olarak hala önlenemeyen gıda yetersizliğinin, gıda ve yakıt fiyatlarının süregelen ışığında tüketicilerin gıda seçimlerinde daha bilimsel temelli davranmaları gerekmektedir.

Azaltma yollarını başlık halinde sıralayacak olursak; Enerji verimliliği, geri dönüşüm, ağaç dikmek, yenilenebilir enerji kullanımı, karbon salımı düşük ürün ve hizmet tercih etmek, ulaşım tercihlerini değiştirmek, yakıt tercihini değiştirmek gibi aslında hayatı da kolaylaştıran yollardır.

Bu önlemler alınmadığı ve uygulanmadığı sürece çok yakın bir zamanda gezegen hayatı yok olmayla karşı karşıya gelecektir ve tüm canlı türleri yok olacaktır; bazı canlı türleri bu eşiğe gelmiş ve hatta yok olmaya bile başlamıştır.

Çok yakın zamanda bizi bekleyen tehlikeler: Küresel ısınma, buzul erimeleri buna bağlı sel gibi doğal afetler, deprem, açlık gibi kendi içlerinde büyük iklim değişiklikleri, göçler ve felaketlerdir. Bu büyük felaketlerin bazıları baş gösterirken bazıları ise hemen kapımızın eşiğinde beklemektedir.

İnsanın yüzyıllardır süre gelmiş bencilliği ve etrafında bulunan her şeye hâkim olma isteğinin sonuçları tüm dünyayı ve canlı hayatını tehdit etmekle beraber yok olmanın eşiğine getirmiştir. Yalnız bizlere düşen oturup konuşmak ve beklemek değildir. Değişimin en büyük ayağı harekettir. Hayatımızın her noktasında dünya için küçük değişimlerle sandığımızdan daha çok şey yapabiliriz. Yalnız dünya için değil; borçlu olduğumuz gelecek için de…

Dünya için değişimini sen de başlat!

Kaynakça: https://tr.m.wikipedia.org

www.karbonayakiziniziazaltin.com

emo.org.tr

dergipark.org.tr

Sosyal medyada paylaş

Leyla Can

Kjersti Skomsvold’un “Ben turuncuyum ve hiçbir şey turuncuyla kafiyeli değil.” alıntısında kastettiği renktir Leyla. Biraz yoldur, biraz şiir; nitekim Başak Köklükaya’nın iki kaşı arasındaki gölgesine razı fesleğendir. Yolda olmayı ve rastlaşmaları önemser. Kelimeler, cümleler, jestler ve anlar biriktirir. Kendine has zarifliği ile akar sokaklara. Daima öfkeli baktığı çocukluk fotoğraflarının ardında güzel bir kız çocuğu durur geleceğe karşı. Serpilirken sımsıkı sarılıyordur tutkularına. Detayları sever, gizlenmiş olanda bulduğu bağlar onu sıradanlığa. Pencere pervazına çiçekler gibi kitaplar dizer. Yakasına her sabah bir umut, evden çıktığındaysa yüzüne muzur bir gülümse iliştirir. En güzel mahiyeti dostluktur. Ruhu her an alıp başını gitmeler çekerken zaman akmıyormuş gibi dingindir aynı zamanda. Turuncu gibi hiçbir şeyle kafiyeli olmayan bir yaşayışın umut dolu naifliğini hayata döken şiirin başıbozuk hallerine benzer. Düşlerini gerçeğe dökmektir uğraşı. Bir nevi hep mujer naranja.
Published On: Mayıs 28th, 2020Categories: Ekoloji, Enerji0 Yorum

Leave A Comment