Sosyal medyada paylaş

Yıllardır bilim insanları ve çevreciler tarafından dile getirilen iklim krizi sorunu, ülkelerin ekonomik ve sosyal faaliyetlerinde değişikliğe gitmemesi sonucu hayati tehlike haline geldi. Oluşturulan komisyonlar, imzalanan anlaşmalar her ne kadar bu krizin önüne geçmeyi amaçlasa da ülkeler, güttükleri bir takım menfaatler doğrultusunda bu oluşumlara gereken katılım ve desteği gösterememişlerdir.

İklim Krizi – Geçmişten Günümüze

11 Aralık 1997 tarihinde Kyoto Protokolü imzalanmış, katılımcı ülkelerden atmosfere saldıkları karbondioksit miktarını 1900 yılındaki seviyelere düşürmeleri istenmişti. Karbon dioksit ve sera etkisine neden olan gazların atmosfere salınım oranının %5.2‘nin altına düşürülmesini hedef alan protokol, ancak Rusya’nın da protokolü onaylaması ile birlikte 2005’te yürürlüğe girebildi. Günümüzde yaklaşık 160 ülkenin dahil olduğu bu protokolü, Türkiye 2009 yılında imzaladı.

12 Aralık 2015 tarihinde başlangıç olarak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 175 ülkenin imza atmasıyla hayat bulan Paris İklim Anlaşması, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren küresel ısınmanın belirli bir derece altında tutulmasını amaçlamış ve bu doğrultuda katılımcı ülkelerden emisyon oranlarını düşürmeye çalışmalarını bekledi. Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmiş-gelişmekte olan ülkelere çeşitli şartlar koşan anlaşma, küresel ısınmanın 2 derecenin altında tutulması gerektiğini vurguluyor.

Peki bu anlaşmalar doğrultusunda 2020 yılında dünyada ve daha özelinde Türkiye’de son durum ne?

"Bozuk" Dünya Haritası

Buruşmuş “Bozuk” bir küre dünya haritası. gettyimages

Öncelikle Kyoto Protokolü’nün başarısız olduğunu, en azından eksik kaldığını açıkça söyleyebiliriz. Birçok gelişmiş ülkenin taahhütlerinin tek tip olması ve bu nedenle beklentileri karşılayamaması protokolün amaçlarına ulaşmasına engel oldu. Ek olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin, emisyon oranı en yüksek ülkelerden biri olmasına rağmen bu protokolü uygulamayı reddederek kendi karbon pazarlarını oluşturması ve kendi politikalarını uygulaması, Kyoto Protokolü’nün nihai başarısızlığını ortaya koymuş ve bu başarısızlık da iklim krizi ile savaşta etkili bir anlaşmaya duyulan ihtiyacı gözler önüne sermişti.

İklim Krizi Raporu

Kuşlar ormanı yıkmak için yaklaşan buldozerden rahatsız olup kaçışmaktadır. gettyimages

Paris 12 Aralık 2020 tarihinde düzenlenen Sanal İklim Zirvesi’nde BM Başkanı Antonio Guterres zirveye katılanları ülkelerinde “iklim olağanüstü hali” ilan etmeye davet etti. Katılımcı ülkelerin aldıkları tedbirlerin küresel ısınmayı 1,5 derecenin altında tutmak için yeterli olmadığını vurgulayan Guterres, yine birçok ülkenin ekonomi konusunda doğa ve küresel iklim krizi bilinci ile hareket edilmediğini ima etti. Haksız da sayılmazdı. 

İklim Krizi Karşısında Yabancı Ülkelerin Durumu Ne?

Our World in Data tarafından hazırlanan CO2 ve Sera Gazı Emisyonları Veri Seti adlı tablo, yaklaşık 200 ülkenin 18. yüzyıldan itibaren emisyon verilerini bir dosyada toplamıştır. Düzenli olarak güncellenen bu tablo, Karbondioksit emisyonları (yıllık, kişi başına düşen, kümülatif ve tüketime dayalı), diğer sera gazları, enerji karışımı ve diğer ilgili metrikler hakkında veri içeriyor. Bu tabloya göre çeşitli ülkelerin 2015 – 2018 yılları arasındaki emisyon oranları aşağıdaki şekildedir.

 

Amerika Birleşik Devletleri Çin Rusya Birleşik Krallık
Yıl CO2 CO2 Art. Or. Yıl CO2 CO2 Art. Or. Yıl CO2 CO2 Art. Or. Yıl CO2 CO2 Art. Or.
2015 5422,966 -2,677 2015 9716,468 -1,058 2015 1622,498 0,298 2015 422,413 -3,751
2016 5306,662 -2,145 2016 9704,479 -0,123 2016 1617,653 -0,299 2016 399,839 -5,344
2017 5270,749 -0,677 2017 9838,754 1,384 2017 1647,041 1,817 2017 387,387 -3,114
2018 5416,278 2,761 2018 10064,69 2,296 2018 1710,688 3,864 2018 379,04 -2,155

İklim Krizi Savaşı Türkiye Cephesi

Türkiye ise Paris İklim Anlaşmasını imzalamasına rağmen anlaşmaya taraf olmayan sayılı ülkeler arasındadır. Bu sebeple anlaşmanın getirdiği yükümlülüklerden muaf kalmıştır.

18 Nisan 2014 yılı itibari ile aralarında hidroelektrik santrali, rüzgâr santrali, atıktan enerji üretimi, enerji verimliliği ve jeotermal projelerinin bulunduğu toplam 308 adet projenin, Gönüllü Karbon Piyasası bünyesinde 20 milyon ton karbon dioksitin atmosfere salınmasını önlediği iddia ediliyor.  Ancak Nisan 2020 tarihinde güncellenmesi beklenen emisyon raporunun eksikliği, akıllarda soru işareti yaratıyor: yakın zamana dair bulduğumuz en güncel veriler, TUİK tarafından Nisan 2018’de yayınlanmış. Bu verilere göre, 2016 yılında Türkiye’nin sera gazı emisyon miktarı 1994 yılına göre %135,4’lük bir artış göstermiştir.

Yıl CO2 CO2 Art. Or.
2015 381,332 5,435
2016 401,24 5,221
2017 425,33 6,004
2018 428,18 0,67

2015-2018 arası Türkiye Karbondioksit Salınım Miktarı/Artış Oranı

Her ne kadar gelecek yıllarda enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı artırsa da Türkiye’nin emisyon oranı 20. Yüzyılın sonlarından bu yana hızla artmaktadır. Kişi başına yıllık 6 ton olarak hesaplanan emisyon oranı, Türkiye’nin enerji sektörünün yarattığı tehlikelere dikkat çekiyor. Kömür ile çalışan elektrik santralleri ülkenin en büyük emisyon kaynağı olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin, Paris İklim Anlaşmasının hedeflerini karşılamayan taahhütleri, yaklaşmakta olan sonun hafife alındığını belirtir nitelikte.

Bu çizimde, dünya bir şişe takılmış, pişirilmektedir. gettyimages

Tahminlere göre 2020 yılında Ekim ayından bu yana Türkiye’de yaklaşık üç bin orman yangını meydana geldi. Bu yangınlar sonucunda ise yaklaşık 13 bin hektar alan zarar gördü. Bu sayıların gerçekten daha az bir kesimi yansıttığı iddia edilirken, asıl önemli mesele odaktan çıkmamalı. Çölleşmeye ve erozyona davetiye çıkaran bu yangınlar, biyoçeşitliliği tehlikeye atarken aynı zamanda gıda güvenliği konusunda endişeleri artırıyor. Toprağın verimsizleşmesi, ekilmiş toprakların yağmur sularıyla erozyona maruz kalması gibi çeşitli sebeplerden ötürü besin üretiminde azalma tehlikesi ile karşı karşıyayız.

18 Nisan 2014 yılı itibari ile aralarında hidroelektrik santrali, rüzgâr santrali, atıktan enerji üretimi, enerji verimliliği ve jeotermal projelerinin bulunduğu toplam 308 adet projenin, Gönüllü Karbon Piyasası bünyesinde 20 milyon ton karbon dioksitin atmosfere salınmasını önlediği iddia ediliyor.

 

 

Ancak Nisan 2020 tarihinde güncellenmesi beklenen emisyon raporunun eksikliği, akıllarda soru işareti yaratıyor. 

Sosyal medyada paylaş

Aleyna Kaltalıoğlu

Aleyna Kaltalıoğlu
Ent Dergi'de Çeviri Editörü. Hacettepe Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünde son sınıf öğrencisidir. Freelance çevirmenlik yapmakla birlikte Ent Dergi ve çeşitli mecralarda içerik üretmektedir. Yeraltı edebiyatı, ütopik/distopik romanlar ve sanat filmleri ile ilgileniyor. Ekoeleştiri alanında akademik çalışmalar yapmayı planlıyor. Bu nedenle doğa, hayvan ve yeşilliğin korunması ve iyileştirilmesi konularında okur-yazar, aynı zamanda TEMA Vakfı gönüllüsü.
Categories: Ekoloji, Gündem, İklim ve Suİklim Krizi Raporu: Küresel Çerçeve için yorumlar kapalı