Yazar: Harry Cockburn

Çeviren: Nail Ceyran

IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change: Hükümetlerarası İklim Değişikliği Heyeti) taslak raporu, çevresel felaketle mücadele için radikal eylem çağrısında bulunan dördüncü rapordur.

Birleşmiş Milletler’in hazırladığı rapora göre: sera gazlarının salınımını kısıtlamak için daha fazla çalışma yapılmazsa; yıkıcı tufanların ve yükselen deniz seviyesinin yarattığı zararlar, yüz kat artabilir ve dünyanın her yerinden kıyı şeridinde yaşayan yüz milyonlarca insanın yerinden olmasına neden olabilir. Hazırlanan raporun bir kopyasını elde ettiğini söyleyen Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre döküman; ısınan okyanusların, azalan balık popülasyonu, eriyen deniz buzu ve buzulları, ve artan insan göçüyle birlikte küresel ölçekte bir sefaleti salmaya hazır olduğuna dair acımasız bir senaryoyu özetliyor. Rapor, insan üretimi sera gazı salınımına ciddi kısıtlamalar getirilmediği takdirde kuzey yarımkürenin donmuş topraklarının – permafrost – en az yüzde 30’unun önümüzdeki 80 yıl içinde eriyebileceği konusunda uyarıyor. Bu erime, hali hazırda permafrost alanlarında saklanmış milyarlarca ton karbonun açığa çıkmasına ve küresel ısınmayı daha da hızlandırmasına neden olacak. Neticede ısınan denizler ve yükselen kıyı şeritleri, doğrudan 280 milyon insanı etkileyecek.

Bulgular, BM’nin Hükümetlerarası İklim Değişikliği Heyeti’nin (IPCC), okyanuslar ve Dünya’nın krayosfer olarak bilinen donmuş bölgelerine odaklanan spesifik raporundan geliyor. Bu çalışma, IPCC tarafından geçtiğimiz yıl yayınlanan, gelişmekte olan iklim krizinin etkilerinin incelendiği; biyoçeşitlilik, orman yönetimi ve gıda, ve endüstri öncesi dönemden günümüze kadar küresel sıcaklıklarda yaşanan 1.5 santigrat derece artışın etkilerinin nasıl hissedileceğine dair çalışmaların ardından gelen dördüncü rapordur. Tüm raporlar, afeti önlemek için büyük çaplı değişikliklerin gerektiği konusunda uyarıyor.

Milletvekilleri ve bilim insanları, 2050 yılında net sıfır sera gazı salınımına ulaşma sözünü ve diğer çevresel hedeflerini tutturamayacağı konusunda Birleşik Krallık’ı uyarıyorlar. Bilim ve Teknoloji Seçim Komitesi’nden bir rapora göre, salınımı azaltma çabaları, kabul edilemez kesintiler ve geciktirmelerle baltalanıyor. Bu, korkunç sonuçlarla yüzleşeceğimiz anlamına geliyor. Birleşik Krallık’ın baş çevre bilimcisine göre bakanlar, Gayri Safii Yurtiçi Hasıla (GSYH) ile ölçülen ekonomik büyüme konusunda sabit kalmaya devam ederlerse İngiltere, net sıfır salınım hedefine ulaşamayacak. Küresel anlamda, bir çok başka ülke de salınımlarla mücadele politikalarını uygulamaya koymakta ayak diretiyor. Karbon dioksit salınıma ikinci en büyük etkiyi yapan ABD, Donald Trump önderliğinde Paris İklim Anlaşmasından çekiliyor.

Dünyanın en büyük kirleticisi Çin, yenilenebilir teknolojilerde büyük gelişmeler sağlıyor ancak hava kirliliği kontrollerini gevşetti ve kömür kullanımı yukarı doğru tırmanıyor. Hindistan’da güneş enerjisi kullanımı artarken, diğer yandan termik santral açmak için muazzam bir güdü devam ediyor. Avrupa Birliği’nde üye ülkelerin yasal olarak gaz salınımlarını azaltmalarını gerektirecek politikaları oylamakta gösterdikleri isteksizlikten ötürü, 2050 itibari ile net sıfır salınım hedefine doğru ilerleme yavaşlamış durumda.

Paris Anlaşması, endüstriyel devrimden önceki düzeylere yakın kalması için küresel ortalama sıcaklık artışlarının, 2 santigrat derecenin altında tutulmasını taahhüt etmek adına bütün ülkeleri birlikte çalışmaya davet etmiştir. Pensilvanya Devlet Üniversitesi Dünya Sistem Bilim Merkezi’nin yöneticisi Michael Mann’ın Fransız Haber Ajansı AFP’ye söylediğine göre temel sorunlardan biri; insanlığın, deniz seviyesindeki yükselmelerden kaynaklanacak her türlü sorunun üstesinden gelebileceği fikridir.

“Şu anda ABD’de, bu sorundan mühendislik yolu ile kurtulabileceğimizi düşünen tekno-iyimserler tarafından teşvik edilen yaygın bir tehdit var. Ancak ABD, 2100 yılına kadar 1 metre yükselmesi beklenen deniz seviyesine hazır değil. Sadece Houston ya da Porto Rico’da, Sandy, Katrina gibi kasırgalardan sonra neler yaşandığına bakın.” IPCC’nin “Değişen Bir İklimde Okyanuslar ve Kriyosfer Özel Raporu” 25 Eylül’de yayınlandı. İncelemek için tıklayınız.

Kaynak: Independent

Sosyal medyada paylaş

Nail Ceyran

Ege Üniversitesi, İktisat bölümü mezunudur ve İzmir’de yaşamaktadır. Özel sektörde bağımsız denetçi olarak çalışmaktadır. Ekonomi ve ekoloji alanlarında yazmakta ve makale çevirmenliği yapmaktadır. Çevre aktivisti, Zeytince Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği üyesi ve Zeytin Okulu gönüllüsüdür.
Published On: Mart 4th, 2020Categories: Ekoloji, Gündem0 Yorum

Leave A Comment