Halkın ranta, sömürüye, talana karşı direnişini izliyoruz günlerdir. Bazılarımız yola çıkıyor ağaçlara siper olmak için, bazılarımız seslerini duyurmak için sosyal medyayı kullanıyor ama bazıları var ki; bir gün bir ağacın gölgesine hasret kalacağını bilmeksizin yumuyor gözlerini olanlara. İşte gözlerimizi yummamak için gelin nedir bu İkizdere Direnişi birlikte inceleyelim;

Ne Olmuştu?

Dört bir yanı HES projeleri ile kaplanmış Karadeniz bölgesinde yeşile, suya, toprağa karşı adeta savaş ilan edilmiş durumda. Bu savaşlardan sonuncusu da Rize’nin İkizdere ilçesinde bulunan Eskenci Vadisi’nde devam ediyor.
Rize’nin İkizdere ilçesinde yapılacak olan liman için 16 Temmuz’da gerçekleştirilen yaklaşık maliyeti 1 milyar 719 milyon lira olan ihale, kanunun öngördüğü biçimde açık usul ile değil gizli bir biçimde, duyuru yapılmadan gerçekleştirilmişti. Bu ihaleyi 1 milyar 370 milyon liraya Cengiz İnşaat ve Yapı ve Yapı İnşaat İş Ortaklığı almıştı. Sözleşmede, projenin 28 Ağustos 2020 – 11 Aralık 2023 tarihleri arasında bin 200 günde tamamlanması öngörülmüştü.

Ardından bu liman inşaatında kullanılacak malzemelerin temini amacıyla bölgede taş ocağı kurulacağı kararı, yöre halkının tepkilerine neden olmuştu. “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edilmiş olan bölgede işletilecek taş ocağına karşı 17 Mart’ta açılan bir dava, aynı şekilde bölgedeki bir diğer mermer ocağına ilişkin devam eden ÇED davası ve yine aynı bölge ile ilgili geçmişte görülen HES’lere karşı yürütülen davalarda verilenler kararlar bulunmasına rağmen 20 Mart tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bölge hakkında acele kamulaştırma kararı verildi. Oysa Rize İdare Mahkemesi’ne başka bir taş ocağına verilen ruhsat için 2019 yılı Ekim ayında ruhsat iptali ve yürütmeyi durdurma davası açılmıştı ve 2020 Ağustos ayında kararda bölgenin taş ocağına uygun olmadığı belirtilerek durdurma kararı verilmişti.

Acele kamulaştırma kararı sonrası İkizdere Dernekler Federasyonu (İDEF) Eskenci Vadisi’nde Cengiz İnşaat’ın açacağı taş ocağına karşı 1 Nisan’da vadide toplanmaya çağırmış, İkizdereli halkı da Eskenci Vadisi’nin hemen girişinde çadır kurarak nöbet tutmaya başlamıştı.

Cengiz İnşaat İçin Özel Karar!

Senelerdir şirketlerin adeta göz diktiği, ortasından Eskenci’nin gürül gürül aktığı bir ormanlık alanın endemik bitki türlerine, nesli tükenmekte olan hayvanlara yuva olduğu, yine aynı bölge için seneler önce  2019 yılında açılan davada alınan rapor ile tespit edilmişti. Bu rapora dayalı olarak “ÇED gerekli değildir” kararını iptal eden İdare Mahkemesi kararının üzerinden sadece 2 yıl geçmesine rağmen aynı bölgede bu sefer Cengiz İnşaat için “ÇED gerekli değildir” kararı alınması sağlandı.

Bu raporun iptali için Rize Valiliği ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne karşı 18 köylünün 17 Mart 2021’de açtığı dava halen devam ediyor.

Yargının Durduramadığını Halk Durduruyor!

Mahkeme kararını tanımayan ve bu kararı etkisiz hale getirmek amacıyla başka bir idari işlem tesis ederek kamu gücünün desteğini alan Cengiz Holding, iptal edilen raporlara, sit alanı kararlarına, devam eden davaya rağmen inşaat makineleriyle, hukuka aykırı bir şekilde talana başlasa da halk bölgede günlerdir direnişini sürdürüyor. 1 Nisan’dan itibaren çeşitli gerekçelerle bölgeye girilmeye çalışılmışsa da halkın müdahalesi sonucu çalışmalar durdurulmuştu. Ardından 23 Nisan sokağa çıkma yasağını fırsat bilerek alana giren Cengiz Holding, halkın tepkisiyle karşı karşıya kalınca kolluk kuvvetlerinin arkasına sığınmak zorunda kaldı. Gün geçtikçe bölgede artan jandarma, asker, polis sayısıyla birlikte halk bastırılmaya çalışılsa da İkizdere direnişine destek, gerek sosyal medyada gerek alanda da fiziki olarak artmaya başladı.

Yıllardır vadinin ev sahipleri olan, ağaçları korumak için bedenlerini siper eden halk, ağaçlara çıkarak örnek bir mücadele sergiliyor. Bu mücadeleye karşı kolluk kuvvetlerinin vatandaşa sert müdahalelerde bulunması, haksız gözaltılarla vatandaşı yıldırmaya çalışması devletin kendi vatandaşı karşısında neden rant peşinde olan bir şirketi desteklediği sorusunu akıllara getiriyor. Bir insanın kendi toprağını, bağını bahçesini, ağacını, arısını kendi devletinden korumaya çalışması ne kadar acı değil mi?

Dozerler Ağaçlarla Birlikte Anayasal Hakları da Çiğniyor!

Anayasa madde 56 der ki:

“Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

Bununla birlikte Anayasa 17. maddeyi de hatırlatmakta fayda var:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir… Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz…”

Bu maddelere bakıldığında 56. maddede yer alan anayasal haklarını kullanmaya çalışan vatandaşların, maruz kaldığı muamelelerle 17. maddede yer alan, anayasal haklarının da ihlal edildiğini açıkça anlayabiliyoruz. Aynı zamanda çevrede evleri, arazileri bulunan halkın mülkiyet hakkı, barınma hakkı gibi birçok temel insan haklarının da ağaçlar ve canlıların yaşamlarıyla birlikte yerle bir edildiğini görüyoruz.

Aynı bölgede insanlarla birlikte yaşayan binlerce canlının da yaşam hakkının hiçe sayıldığı bu projenin katliamdan farkı olmadığını görmek zor olmasa gerek. Diyelim ki çevreye bir miktar dahi saygınız yok; o kepçelerin yalnızca toprağa, ağaca, hayvanların yaşam alanlarına değil; tüm insanlığın temel haklarına da darbe vurduğunu unutmayınız. Türcülüğün getirdiği kibri bir kenara bırakmanın zamanı çoktan geldi de geçiyor.

Ağaçlar Parti Tutmuyor!

Sosyal medyada devam eden tartışmalardan bir diğeri ise bölgeden çıkan seçim sonuçları. Geçen seçimlerde o bölgede AKP’nin galip gelmesi üzerine “oy verdiniz, hak ettiniz!” söylemleriyle destek vermekten geri duran bir kesime doğanın siyaseti olmayacağını hatırlatmak gerekiyor. Şu an orada verilen mücadelenin siyasete malzeme konusu yapılmasını kabul edememekle birlikte, bu insan dünyasına özgü çıkar ve kibir dolu tartışmaların doğayı kirletmesine izin verilmemesini temenni ediyorum.

“Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim,
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.”
Nazım Hikmet Ran

Selam olsun rantın, sömürünün karşısında ümidini yitirmeden yaşamı, doğayı, canlıları savunanlara; selam olsun kuzeyin entlerine!


Kaynaklar:

“Cengiz İnşaat’a 1.3 milyarlık dev ihale”, 15 Eylül 2020.

Görsel: gazetekarinca.com

İlginizi çekebilir: Yaylama Dokunma! – Ent Dergi

Sosyal medyada paylaş

Tuğçe Berber

Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olup İzmir’de kurucusu olduğu Lotus Hukuk Bürosu’nda avukatlık mesleğini sürdürmektedir. Çocukluğundan gelen hayvan sevgisi “Türk Hukuk Sisteminde Hayvan Hakları ve Uluslararası Hukukun Hayvan Hakları Mevzuatına Etkisi” isimli tez yazısından sonra hayvan hakları aktivistliğine evrilmiştir. Vegan ve sürdürülebilir bir yaşam mücadelesiyle birlikte, türlerin eşitliği için de hak temelli mücadelesine gerek mesleki gerek sosyal alanda devam etmektedir. Hayvanlara Adalet Derneği, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu üyesi olarak çeşitli sosyal projelere destek vermektedir. Sokaktayken bütün hayvanların, evdeyse bir kedi annesidir. Adalet mücadelesinin karanlık dünyasına renk katmak için yoga ve müzik alanlarıyla da ilgilenmektedir.
Published On: Nisan 29th, 2021Categories: Doğa, Ekoloji0 Yorum

Leave A Comment