İki Bin Yüz Seksen

Bugün bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışıyla bir günü daha arkamızda bıraktık. Ancak bu günün bir önemi vardı; 24 Nisan Dünya Laboratuvar Hayvanları Günü…

Günümüzde dünya ticaretinde başrollerde yer alan ilaç ve kozmetik sektörünün altında yatan kanlı gerçekleri kabul etmeliyiz ki hepimiz biliyoruz. Ancak bu gerçeklere göz yummaktan, laboratuvarlardan yükselen çığlıklara kulaklarımızı kapatmaktan da çekinmiyoruz. İnsan merkezli algının desteğiyle gittikçe büyüyen bu “sözde” farkındalık eksikliği; bizler gibi canlı türü olan hayvanların, hissetmelerine rağmen cansız birer laboratuvar ekipmanı muamelesi görmesine sebep oluyor. Peki türler arası hiyerarşinin varlığını -kısaca türcülüğü – açıkça gözler önüne seren hayvan deneyleri gerçeğinin göz ardı edilmesinin temel sebebi, insan sağlığı için zorunlu olduğunu düşünmemiz midir yoksa bencilliğimiz mi? Kendi türümüzden olmayan varlıkların acısını nereye kadar görmezden geleceğiz?

Türkiye’de Deney Mevzuatı Ne Durumda?[1]

Ülkemizde doğrudan deneylerde kullanılan hayvanlara ilişkin bir kanun bulunmamakla birlikte; 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu (HKK)’nun 9. maddesinde hayvan deneyleri başlığında konuya yer verilmiştir. Konu daha çok yönetmeliklerle düzenlenmiş olup bu konuda temel iki yönetmelik şunlardır; Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik ile Deneysel ve Diğer Bilimsel Amaçlar İçin Kullanılan Hayvanların Refah ve Korunmasına Dair Yönetmelik. [2] Bunlar dışında hayvan deneyleri yerel etik kurullarına ilişkin yönergeler de bulunmaktadır.

Görülmektedir ki; ülkemizde yasalara dayalı olarak canlı bir varlığın yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü ihlal edilmektedir. Her ne kadar 5199 sayılı kanunun amacında hayvana eziyetin önüne geçilmesine yer verilmiş olsa da, aynı kanunda hayvan deneylerine de izin verilmiştir. HKK madde 9/1’de “Hayvanlar, bilimsel olmayan teşhis, tedavi ve deneylerde kullanılamazlar.” ifadesine yer verilmiştir. Yine aynı maddenin 3.fıkrasında “Başkaca bir seçenek olmaması halinde, hayvanlar bilimsel çalışmalarda deney hayvanı olarak kullanılabilir.” ifadesine de yer verilerek bilimsel çalışma dışında hayvanların deney olarak kullanılması yasaklanmış olsa da, günümüzde hayvan deneylerine alternatif yöntemler bulunmakta iken[3] özellikle kozmetik dünyası gibi bilimsel zorunluluğu bulunmayan, hobilere dayalı bir alanda hayvanlar üzerinde deney yapıldığı bilinmektedir. Kısaca yasaya göre “bilimsel” görünümü verilmiş her çalışmada hayvanlar üzerinde deney yapılması mümkün hale gelmiş, yasak olan eziyet kavramı “deney” adı altında yasal olmuştur. İlgili maddeye aykırılığın yaptırımı ise aynı kanunun madde 28/1-f bendinde 9 uncu maddede ve çıkarılacak yönetmeliklerinde belirtilen hususlara uymayanlara hayvan başına üç yüz Türk Lirası; yetkisi olmadığı hâlde hayvan deneyi yapanlara hayvan başına bin iki yüz Türk Lirası idarî para cezası” olarak belirlenerek bir canlının yaşam hakkını yasalara ve etik kurallara aykırı olarak ihlal edenler adeta ödüllendirilmiştir.

Hayvan Deneyleri Etik Merkezi Kurulu (HADMEK) Nedir ve 2017’den Bu Yana Nerededir?

Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul Ve Esaslarına Dair Yönetmelik madde 4/1-ç bendinde deney tanımına yer verilmiştir; Bilimsel amaçlarla hayvanlar üzerinde gerçekleştirilecek her türlü prosedür veya prosedürler bütününü.” Bu araştırmaların sınırı yine aynı maddenin f bendinde tanımlanan etik kuralları ile  çizilecektir; “Araştırmalarda kullanılacak hayvanlarla ilgili olarak insan ve hayvan yaşamını ilgilendiren bilimlerde yapılabilecek hareketlerin sınırları, hayvana yönelik yapılacak tutum ve davranışa yol gösterici evrensel kurallar”[4]HADMEK ise bu etik ilkeleri, ülkemizde yürütülen deneyler için belirlemek, bu deneylerin denetimini sağlamak adına Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından seçilen 21 üyeden oluşan kuruldur. Ancak bu kurul bürokratlardan ve hali hazırda deneylerine devam eden ve bu alanda uzmanlaşmış bilim insanlarından oluşturulmuştur. Her ne kadar bu kurulda hayvanları korumaya yönelik sivil toplum kuruluşundan tarafsız bir üye bulunacağı da düzenlenmiş olsa da, yirmiye bir oranı kararların etkilenmesinde hiçbir fayda sağlamamaktadır. Zira bu kurulun siyasetten etkilenmeden veya kendi deneyleri için lehe kararlar vermek istemeden tarafsızca etik incelemesi yapmasını beklemek, denetim mekanizmasını güçsüz kılmaktadır. Nitekim HADMEK; ilgili yönetmeliğin madde 7/1-h bendinde görevi olarak sayılan “Ülke çapında deney hayvanlarının deneylerde kullanılmasına dair yıllık istatistik bilgileri toplamak ve yayınlamak.” görevini 2017 yılından bu yana yerine getirmemiştir. [5]

Aynı şekilde hayvan deneyleri gerçekleştirmek isteyen kuruluşların kendi bünyesinde yerel etik kurulu (HADYEK) kurabilmesi için HADMEK’e başvuru yapması gerekmekte, HADYEK bulunmayan kurum ve kuruluşlarda hayvan deneylerine izin verilmemektedir. Denetim mekanizmasının güçsüzlüğü bir kez daha burada ortaya çıkmaktadır. Nitekim kurumun deneylerini etik açıdan denetlemesi beklenen yerel kurul, yine deneyi yapan kurumun kendi üyeleridir.

3R İlkesi Nedir?

Yönetmeliğin madde 4/1-u bendinde 3R ilkesi tanımına yer verilmiştir; “Mümkün olan her durumda, canlı hayvan yerine bilimsel açıdan geçerli başka alternatif bir yöntem ya da deneme stratejisinin uygulaması, proje hedeflerinden ödün vermeden kullanılacak hayvan sayısının olabildiğince azaltılması, hayvanlara acı, eziyet, ızdırap çektirecek ve kalıcı hasar yapacak prosedürlerin iyileştirilerek hayvan refahının artırılması

W.M.S Russell ve R.L. Burch tarafından 1959’da geliştirilen ve baş harflerinden dolayı 3R’ler olarak anılan replacement; ikame, reduction; azaltma ve refinement; nezaket ilkeleridir.[6]

Mevzuatımızda yer alan Deneysel Ve Diğer Bilimsel Amaçlar İçin Kullaılan Hayvanların Refah Ve Korunmasına Dair Yönetmeliğin 25 ve 26. maddelerinde alternatif yöntemler başlığı adı altında ikame ve azaltma ilkelerine yer verilmiş olsa da konuyla ilgili mevzuatımıza ilişkin en güzel yorumu araştırmalarım esnasında rastladığım bir makalede okumuş bulunamktayım; “…nezaket kuralının mevzuatta daha geniş yer bulduğu ve ayrıntılı hükümlerle düzenlendiği görülmektedir.Hayvan deneylerini yürütürken yalnız Nezaket ilkesine uygun hareket etmek, hayvanların gönencini sağlamak için yeterli değildir. Gereksiz yere üzerlerinde deney yapılan hayvanlar olduğu sürece veya başka alternatiflerin varlığına rağmen hayvan deneylerinde ısrar edildiği sürece, deney hayvanlarına nazik davranılması etik bir başarı olarak değerlendirilemez ve hayvan deneylerinin etik standartlara uygun olarak yürütüldüğü iddia edilemez.”[7]

Laboratuvardaki Temsilcilerimiz (!)

Kabul etmeliyiz ki; kozmetik sektöründeki hayvan deneylerinin hiçbir şekilde kabulü mümkün değilken, tıp sektöründe bilimsel araştırmalar için kullanılan hayvanlara insanlar olarak ses çıkaramıyoruz. Peki özellikle hastalıkların tedavisi için araştırmalar yapıldığı iddia edilen bu sektörde hayvanlar, biz insanları yeteri kadar temsil edebiliyor mu? Biyolojik olarak tamamen farklılık gösterdiğimiz bir canlıdan elde edilen sonuçların insan sağlığı açısından uygulanabilirliği ne kadar mümkündür? Bu konuda yarar ve zarar dengesinin kurulamadığı açıkça ortadadır. Konunun bilimsel boyutu benim alanım olmaması sebebiyle asıl yetkili olan Deneye Hayır Derneği kurucularından Uzm. Dr. Oğuzcan Kınıkoğlu ve Yağmur Özgür Güven’in tıp sektöründe hayvan deneylerinin %96’sının başarısızlığını tespit etmiş olduğu İngiltere’de hakemli ATLA dergisinde yayınlanan makalesine göz atmanızı tavsiye ediyorum. [8] Bununla birlikte eczacılık sektöründe de sorun haline gelen deneylerin başarısızlık oranının da %90 olduğu bilinmektedir.[9]

Peki bu başarısızlık oranlarına rağmen niçin ısrarla deneylere devam edilmektedir? Çünkü çoğu alternatif yönteme göre daha pratik ve ekonomik bulunan hayvan deneylerine ayrılan bütçeler kısıtlanmakta, bilimin bu konuda ilerlemesinin de önüne geçilmektedir. Ekonomik nedenlerle bir canlının hayatıyla oynama hakkına sahip olduğunu iddia eden biz insanlar, aynı muamelenin bizim türümüzden birine yapılması halinde ayaklanma çıkaracağımızı da biliyoruz. Bu konuda Singer “…deneylerin potansiyel yararı ile hayvanlara verilen zararların dengelenmesi, hayvanlara karşı türcü bir yaklaşım ile yapılıyor ve dolayısıyla da hayvanların ve insanların çıkarlarının eşit derecede önemsenmesi mümkün olmuyor…” [10] yorumuyla deney sorunun temelini ortaya koymuştur.

Neler Yapılmalı?

Bu konuda önümüzde upuzun bir yol olduğunun farkındayız. Dolaysız ve öncelikli bir amaca hizmet etmeyen hayvan deneylerinin derhal durdurulması ile birlikte hali hazırda in vitro hücre kültürleri, bilgisayar modellemeleri, çip organlar[11] gibi kullanılabilecek yöntemler söz konusu iken, insan anatomisi ile farklılık barındıran hayvanlar üzerinden insan sağlığına fayda sağlama çabalarından da bir an önce vazgeçilmelidir.

Geçmişte zaten gerçekleştirilmiş olan deneylerin tekrarının önüne geçilebilmesi için araştırmaların toplandığı ve yetkili kurumların erişebileceği bir sistem oluşturulmalıdır.

Eğitim sektöründe canlı hayvan üzerinde öğretim yapılmasının önüne geçilmeli ve bu konuda öğrecilere tercih hakkı sağlanmalıdır. Deneye Hayır Derneği’nin hali hazırda yürütmekte olduğu Etik Eğitim Hakkı projesi yazılı hale getirilerek resmileştirilmelidir.[12]

Deneysel ve Diğer Bilimsel Amaçlar İçin Kullanılan Hayvanların Refah ve Korunmasına Dair Yönetmelik 29. maddede yer alan deney sonrası hayvanların aile yanına verilmesi uygulaması bugüne kadar sürdürülen deneylerde zarar görmüş canlılar için pratiğe kavuşturulmalıdır. Bu konuda Deneye Hayır Derneği’nin hali hazırda yürütmekte olduğu L.A.T.T.E. projesi bulunmaktadır.[13]

Şeffaflık ilkesini ihlal ederek yasaya aykırı olarak gerçekleştirilen deneylerde bilimsel hırsların kurbanları olan bu hayvanlar artık özgürlüklerine kavuşturulmalıdır.

Voltaire yıllar önce sorunu çok güzel özetlemiş;

“Bazı barbarlar sadakat ve dostlukta insanı kat ve kat aşan köpekleri alıyor, bir masaya çiviliyor ve mezanter toplar damarını göstereceğiz diye canlı canlı kesiyor. Hayvanın içinde kendi his organlarının tamamen aynısını buluyorsun. Söyle bana ey mekanist doğa bütün bu his mekanizmasını hayvanın içine hissetmesin diye mi yerleştirmiş?” [14]

Son olarak yazı başlığına açıklama getirmek istiyorum.

İki bin yüz seksen; sizin bu yazının linkine tıklayıp bu satıra kadar okuduğunuz geçen süre içerisinde dünyada deney sonucunu yaşamını yitiren ortalama hayvan sayısıdır.


[1] http://hadmek.tarimorman.gov.tr/hadmek/AnaSayfa/Mevzuat.aspx?sflang=tr

[2] İlgili yönetmelik detayları için bkz. www.mevzuat.gov.tr

[3] Alternatif deney yöntemleri için bkz. http://www.deneyehayir.org/alternatif-metotlar/#.W0JvWdIzbIU

[4] https://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=7.5.19404&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=deney

[5] http://hadmek.tarimorman.gov.tr/hadmek/AnaSayfa/YillikIstatistikler.aspx?sflang=tr#

[6] http://hadyek.ankara.edu.tr/?page_id=90

[7] Tan, Duygu/Çobanoğlu, Nesrin Hukuki ve Etik Boyutuyla Türkiye’de Hayvan Deneyleri; Turkiye Klinikleri J Med Ethics 2013;21 s. 31 https://www.academia.edu/20036053/Hukuki_ve_Etik_Boyutuyla_Türkiye_de_Hayvan_Deneyleri

[8]   Kınıkoğlu, O., Güven, Y. Ö., & Kılboz, B. B. (2020). Publication and Citation Analysis of Medical Doctors’ Residency Master’s Theses Involving Animal Experiments on Rats in Turkey. Alternatives to Laboratory Animals

[9] https://evrimagaci.org/hayvanlarin-denek-olarak-kullanilmasi-ve-denek-hayvanlari-uzerine-334

[10] Singer, Peter, Hayvan Özgürleşmesi, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2018, s.145

[11] “Wyss Enstitüsü direktörü Dr. Ingber, başparmağınızdan bile küçük olan bu mikroçipin üstünde bir akciğer ve kılcal damarları arasındaki komplike ara yüzü imar etmeyi başardı.” https://evrimagaci.org/hayvanlarin-denek-olarak-kullanilmasi-ve-denek-hayvanlari-uzerine-334

[12] https://www.deneyehayir.org/eeh/

[13] https://www.deneyehayir.org/latte/?fbclid=IwAR1PGhmL8sUfDlZmIjMvliETdIyP9ou-zaPRgR3_5bfBXk_kJfxWG0PTA3I

[14] Singer, Peter, Hayvan Özgürleşmesi, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2018, s.308

Tuğçe Berber
Tuğçe Berber
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2017 yılında mezun olup İzmir’de kurucusu olduğu Lotus Hukuk Bürosu’nda avukatlık mesleğine devam etmektedir. “Türk Hukuk Sisteminde Hayvan Hakları ve Uluslararası Hukukun Hayvan Hakları Mevzuatına Etkisi” isimli tez yazısından sonra hayvan hakları aktivisti olarak savunuculuğunu gerek mesleki gerek sosyal alanda sürdürmektedir. İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu üyesi olarak çeşitli sosyal projelere destek vermektedir. Sokaktayken bütün hayvanların, evdeyse bir kedi annesidir. Vejetaryenliği benimsemiştir.

Rastgele Yazılar

İklim Krizinin Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Etkisi

Bazen düşünüyorum da; acaba Havva mağarada oturup Adem’in dönmesini mi beklerdi? O dönene kadar etrafı şöyle bir toparlayıp onun önceki gün getirdiklerini...

Salgın Günlerinde Türkiye’de Göçmenlik

Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği bir araştırma yayınladı, salgın günlerinde Türkiye'de göçmen olmanın zorlukları en çıplak hali ortaya çıktı.

Kadınlar ve Erkekler Eşittir Ama Erkekler Daha Eşittir

2008-2019 yılları arasında 3185 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 2017 yılında 207.233 kadın koruma talebinde bulundu. 2016’dan itibaren üç yıl boyunca düzenli olarak yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’deki kadınların %61 ’inin en büyük sorununun şiddet olduğu...

Faydacı Etik Perspektiften Kürtaj Meselesi

Ahlaki perspektifte kürtajı değerlendirmek tabi ki de kürtaj uygulandıktan sonra elde edilen mutluluğun mu daha büyük olduğuna yoksa doğumdan sonra elde edilen mutluluğun mu daha büyük olduğuna bağlı olarak değişir.

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz