Ikarus’un öyküsünü yakından incelediğimiz bu yazıda mitolojik hikayelerin her birinin içinde farklı bir ders bulacağımızı göreceğiz. Mitolojik hikayeler içinde bir ders barındırmasıyla bilinirler. O zamanların kahramanlarının ve tanrılarının başından geçen olaylarla insanlığa bir öğreti sunmuşlardır. Bu öğretiler zamanı aşmış ve birçok sanat dalına konu malzemesi olmuştur. Mutlu sonlu veya değil, pek fark etmiyor. Sonuçta ortada çıkarılacak bir ders var mı yok mu ona bakmalıyız. Ikarus’un öyküsü de bunun en önemli örneklerinden biridir.

Yükseliş ve Düşüş

Meşhur Atinalı Daidalos, Kral Minos tarafından Minotor’un ölümünde parmağı olduğu için onu ve oğlu Ikarus’u Daidalos’un yaptığı meşhur labirente hapseder. Ne kadar düşünse de Daidalos kendi yaptığı labirentten kaçmanın yolunu bulamaz. Aklına gelen tek şey labirentten uçarak kaçmaktır. Yeteneklerini ortaya koyarak bir düzenek inşa eder. Düzeneğin üstüne balmumu yardımıyla gelen kuşların tüylerini yapıştırır ve böylece mekanik bir kanat ortaya çıkar. Bu kanattan bir tane daha yapar ve artık iki çift kanadı hazırdır. Kanatlardan birisini Ikarus’a vermeden önce onu çok alçaktan uçmaması ve eğer uçarsa denize düşeceği, çok yüksekten uçarsa da kanatlarının güneşin etkisiyle yanacağı konusunda uyarır.

İkisi birden havalanmasına rağmen İkarus söylendiği gibi uçmaz. Babasının sözlerini tamamen unutan Ikarus, özgürlüğün verdiği inanılmaz haz ile birlikte gökyüzünde metrelerce yükselir. Bu durum Güneş Tanrısı Helios’un dikkatini çeker. Ikarus’un bu denli yükselişini bir saygısızlık olarak görür ve kanatlarını yakar. Bunun üzerine Ikarus, yükselebileceği en yüksek yerden, düşebileceği en alçak yere düşer ve denizin dibini görür.

Ikarus’un Öğretisi

Ikarus cesaretli bir insandı. Uçmak bile büyük bir cesaret örneği bizim için. Hele ki özgürlüğü için uçuyorsa. Özgürlüğü kanat çırparak elde etmek o kadar harika bir duygu olmalı ki, Ikarus’un dengelerini yerinden oynatmıştır. Kendini dengeleyemediği için de orta yolu bulamadı maalesef. Düşüncelerine ve arzularına hakim olamayan bir insan kötülüğü elbet tadar. Tabii ki burada Ikarus’un da hakkı var. Olabildiğince yükselip dünyaya bir de o açıdan bakmak mantıklı bir sebepti. Her insanın en diplerinde sahip olduğu bir arzu. Bunu bir koltuk sevdası olarak da düşünebiliriz aslında. Bir insan ne kadar yükselirse yükselsin kanatları elbet bir gün yanacaktır. Belli ki Ikarus o an kendini bir tanrı olarak gördü, bu düşüncesi de Helios’un sinirini bozdu. Küçük insanların dünyasında gözünü tanrıların katına dikmemesi gerekirdi elbet. Mantıktan yoksun, bir anlık şehvetten gözü körelmiş her varlığın sonu Ikarus gibi olmuştur ve olacaktır da.

 

İlginizi çekebilir: Mitolojik Bir Öykü

İlginizi çekebilir: Antik Yunan’dan Bir Hayat Dersi: Ikarus’un Öyküsü

 

 

Sosyal medyada paylaş

Ege Demirkahyalılar

2001 yılında İzmir Karşıyaka’da doğdu. Şu an Eskişehir’de yaşıyor. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde öğrenim görmekte. Kendini kitaplarda ve yazılarında buluyor. Ent Dergi’de Kültür&Sanat kategorisine düzenli olarak yazılar yazıyor.
Published On: Haziran 10th, 2021Categories: Kültür & Sanat, Mitoloji0 Yorum

Leave A Comment