Tam 11 gün önce, Çankaya Köşkü’nde sarf edildi bu söz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Koronavirüs’e karşı hazırlanan Ekonomik Tedbirler Paketi’ni kamuoyuna duyururken TOBB başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’na dönerek söylemişti bu sözü:”Neşen yerinde…” Peki ya neşesi yerinde olmayanlar?

Yeni tip Koronavirüs pandemisinin global derecede yarattığı infial gün geçtikçe büyüyor. Vaka sayısı 700.000 insana dayanırken toplam ölen insan sayısı ise 28 Mart itibariyle 30.000 insana ulaştı. İşin insani boyutunu anlatmak adına kullanılan her kelime yetersiz kalır, belki bazı insanlar olayın ciddiyetini kavrayamamakta inat ediyorlar ama gelen görüntüler, okuduğumuz haberler hayatımızdaki en korkunç gerçeği gün geçtikçe daha da çok hissettiriyor. Dünya acı çekiyor, dünya neşeden yoksun.

Dünyada vaziyet böyleyken, Türkiye’nin de bu cendereden eksik kalır bir yanı yok. İlk vaka açıklamasından 19 gün geçti; vaka sayısı gün geçtikçe katlanıyor, buna paralel olarak ölümler de artıyor. Belki ülke içerisinde neşesi yerinde olan iş insanları mevcut lakin ülke kan kaybediyor, ülke neşeden uzak.

Onlar, yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyada koşuşturan o kahramanlar… Covid-19’un insanı boğmasına, virüsün bedenleri yenmesine en yakından şahit olan, her şeyden öte bir psikolojik savaş içindeki sağlık emekçileri… Belki de o virüsü alaşağı edebilecek kadar güçlü yegane insanlar. Malzeme sıkıntısı çekiyorlar. Her gün enfekte olabilme riskiyle karşı karşıyalar, bu riski göze alıp insanlara merhem olmaya devam ediyorlar. Lakin onların da sevdikleri var ve hastalığı onlara bulaştırmamak adına yakınlarından uzak kalmak zorundalar. Neşeyi, mutluluğu çoktan geçmişler, konaklayacak yerler lazım onlara, şiddet riskine karşın sağlam yasalar lazım. Dünyanın onlara bu kadar ihtiyacı olduğu zamanlarda isteklerine kulak vermek lazım.

Otobüse alınmadığı için hastaneye gidemeyen, eve dönüş yolunda ise adeta sokakta rencide edilip videosu sosyal medyaya servis edilen Ali İhsan Yavaşça amcamızın neşesi de yerinde değil mesela. Bunu önemsediğini de pek sanmıyorum. Videoyu çekeni sosyal medyada linç edip amcamızı 2-3 gün medyaya servis etmek de neşesini falan yerine getirmeyecek, çünkü o da çok daha önce halkın gerçeklerinden kendilerini izole edenlerin şatafatlı dünyası yüzünden geçim sıkıntısı çekiyor.

Virüse karşı alınacak en iyi tedbir sosyal izole ve bunun yolu da evde kalmaktan geçiyor. Lakin çalışmadığı her gün aç kalma ihtimali daha da büyüyecek insanlar sokağa çıkmak zorunda. Diğer yandan işten çıkarmalar, ücretsiz izinler havada uçuşuyor. “Kendi OHAL’iniz, kendi karantinanız” diye yapılan açıklamalar ekonomik bir sorumluluk almak istemeyen siyasetçileri gözler önüne seriyor. Normal şartlarda ismini duyduğumuzda kimilerince küçümsenecek ülkeler bile virüsün yaratacağı ekonomik tahribata karşı insanı koruyan tedbirler alabiliyorken, ülkemizde sadece sermaye sahibi kimselerin neşesini korumaya yönelik tedbirler alınıyor.

İnsanlık dışı muameleyle karşı karşıya kalan ve bunun en net örneği olarak kendisine öğle yemeği diye verilen ekmek arası ıspanak görüntülerini gündeme getiren Bedirhan Aslan’ın değil neşesi, insanlık hakları bile önemsenmiyor mesela bu ülkede. Yaşadığı bu inanılmaz durumu afişe etmesi işinden edebiliyor onu. Mutlu olmak, neşe gibi şeylerden de vazgeçmiş durumda zaten. İşçilerin köle gibi çalıştırılmamasını, işçi haklarının artık ciddi olarak gündeme gelmesini istiyor sadece. Aslan’ın cebinde evine geri dönecek parası bile yokken Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun neşesi vicdanlara dokunuyor tabi.

Taciz, tecavüz, istismar suçlularına tahliyeler gelirken, demokrasi durmadan yara alırken, İstanbul’da doğayı daha da çok katledecek bir hamlenin ilk adımları atılırken; düşünce suçluları, gazeteciler hapishanelerde adeta pandemiyle baş başa bırakılıp ölüme terk ediliyor.

Böylesine zamanlarda kimlerin neşesi yerinde herkesçe çok iyi biliniyor ama… Peki ya neşesi yerinde olmayanlar?

Sosyal medyada paylaş

Süleyman Ali Sönmez

Published On: Mart 30th, 2020Categories: COVID-19, Gündem, İnsan Hakları0 Yorum

Leave A Comment