Kategoriler
    More

      Hükümete Ses: Çocukların Cinsel İstismarı Af Paketlerine Hayır!

      Yazıma kesin bir uyarı ile başlayacağım; hiçbir koşul altında çocukların cinsel istismarına izin vermeyeceğiz. İstismar eden ile istismar edilen çocuğun evlendirilmesinin ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülmesine ve bunun bir kültür haline getirilmesine, bu suçun da bir cezasızlık sonucuna bağlanmasına neden olan kanun tasarılarının ve tekliflerinin kanunlaşmasına izin vermeyeceğiz. Mağdur algısını bulanıklaştıran, tecavüzü kültür, din gibi normlara oturtan, çocuğu korumayan tüm politikaların tam ve kesin anlamıyla karşısındayız.

      ‘Çocukların yarın neye dönüşeceklerinden korkuyoruz, ama onların bugün de birer birey olduklarını unutuyoruz.’

      STACİA TAUSHER

      Bu sebeple, çocukları çocuk olamadan karı-koca yapan tüm düzenlerin karşısındayız.

      ‘Çocuklara ne düşünecekleri değil, nasıl düşünecekleri öğretilmelidir.’

      MARGARET MEAD

      Bu sebeple kendisini gerçekleştiremeden, kişiliği ve fikirleri oturmadan çocuğu bir erkin, baskının hizmetçisi, kölesi yapan tüm düzenlerin karşısındayız.

      Bu sebeple bu yazıyı yazıyorum.

      17 Kasım 2016 Meclis Genel Kurulunda “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın görüşmeleri yapılırken AKP Grup Başkan vekili Mehmet Muş ve bazı milletvekilleri tasarıya geçici madde eklenmesi için önerge verdiler. Önerge, cinsel istismar suçunda fail ile mağdurun evlenmesine sonuç bağlayan bir düzenlemeydi. Madde şu şekildeydi;

      Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16 Kasım 2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zaman aşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazının ortadan kaldırılmasına karar verilir.

      Maddeden çıkardığımız sonuç, çocuğun RIZAsı varsa fakat yine de CİNSEL İSTİSMAR suçu gerçekleşmişse, fail ve mağdurun evlenmesi durumunda ceza, koşula bağlı olarak verilmeyecektir. Koşul ise; evliliğin failin kusuru nedeniyle sona ermemesi. Örneğin; evlilikte şiddetli geçimsizlik, sadakatsizlik gibi Türk Medeni Kanunu’nda sayılan hallerin failce işlenmemesi. Bakın, madde birçok bakımdan sorunlu olmakla birlikte, bir suçun cezasız bırakılması için özel hukuktan doğan bir ilişkide -bu, evlilik ilişkisi dahi olsa- kusurun varlığını görmezden gelmek, hukuk mantığını zorlar. Suç, kişinin bedeni ve psikolojisi üzerinde ciddi hasarlar doğuran ve kamu vicdanıyla yakından ilgili olan bir olgudur. Evlilik gibi özel hukuktan kaynaklanan ilişkiler bireyler arasındadır ve devlet müdahalesi minimum seviyededir. Bu sebeple koşul cezasızlık hali için şahsımca alakasızdır. Ayrıca bu koşul, kadın açısından da boşanmayı zorlaştırıcı niteliktedir.

      Ayrıca maddeye göre örneğin; 12 yaşında bir çocuğa 50 yaşında bir adamın tecavüz etmesi durumunda çocuk evlenebilme yaşına geldiğinde 50 yaşındaki adamla evlendirilirse, bu adamın işlediği istismar suçunun cezasının infazı ertelenecek. Hangi halde ceza alacak? Olur da evlilik bu adamın kusuruyla biterse, o zaman cezalandırılacak. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve AKP milletvekilleri bu önergenin sebebini şöyle açıkladılar: Bu evlilik gerçekleştikten sonra artık kanunen kocası olmuş kişi istismar suçundan hapse girdiğinde, kadın ve varsa çocukları mağdur oluyorlar. Ancak bir kere kadın tecavüze uğramakla büyük bir travma yaşamıştır. Kanun maddesine ‘Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın’ diye eklemekle bu suçun rızayla işlenebileceği gibi bir algı yaratılamaz. TCK.M.103 ve doktrin bunu açıkça göstermektedir. İkinci bir travma olarak çocuk, kanunen evlenebilme yaşına geldiğinde tecavüzcüsüyle evlendirilmiştir. Bu evliliği cezasızlıkla sonuçlandırmak; bu istismarların önünü mü açacaktır yoksa kadını mı koruyacaktır?

      Burada söylenmesi gereken 2 şey vardır:

      1. Mağdur her koşulda kadın olmakla birlikte, istismar edenin hapse girmesi kadının mağduriyetini minimum seviyede dahi olsa azaltacaktır. Zira kendisini daha güvende hissedecek ve fail cezasını çektiğinden kadın, psikolojik olarak tatmin olacaktır. Yukarıda yapılması istenen düzenlemeyle failin de mağdur gibi gösterilmesi, aile babası ve koca yerine koyulması, mağdur algılarının bulanıklaştırılması hiçbir vicdana, insan onuruna sığmaz.
      2. Eğer ortada gerçekleşen evlilik ve hapis süreci söz konusuysa, aynı zamanda kadın ve çocuklarının maddi manevi mağduriyetleri var ise; burada sosyal devlet mekanizması işlemelidir. Ekonomik yardım, aile destek paketleri oluşturmak, psikolojik destek ekipleri oluşturmak, acil durum hatları oluşturmak gibi. Cezasızlık öngörmekle mağduriyet giderilmez, mağduriyet yaratılır.

      Neyse ki; kadın kolları ve Lgbti+ derneklerinin ve kamuoyunun diğer gruplarının yoğun baskısıyla önerge geri çekildi, yasalaşmadı. Fakat; buna çok benzer bir madde geçtiğimiz günlerde AKP tarafından hazırlanan İkinci Yargı Paketi’ne bir af tasarısı şeklinde eklenmek istendi. Yine kamuoyundan gelen baskıyla bu madde tasarısı geri çekildi.

      Burada bu politikaların amacını iyi niyetli bulmamakla birlikte; çocuğun beden, vücut, ruh bütünlüğünü korumak, kişiliğini gerçekleştirecek zaman dilimini yaratmak, çocukluğunu korumak, çocuğa yönelmiş bütün istismarlardan uzak tutmak ve son derece etkin cezalandırmak devletin pozitif yükümlülüğüdür. Bunun aksine atılan her adımda karşı çıkmak da bizlerin yükümlülüğüdür.

      Rastgele Yazılar

      Covid-19: Kanser Hastaları ve Kronik Hastalar

      Dünya, Covid-19 ile aylardır savaş verirken sağlık sistemi de elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor ancak sağlık sistemi sadece Covid-19'a odaklandığı için...

      Türkiye’de Kadın Hakları – Röportaj

      Kahramanmaraş Barosu Kadın Hakları Komisyonu Üyesi Avukat Merve Nur Eroğlu ile “Türkiye’de Kadın Hakları ve Hak İhlalleri” üzerine bir görüşme gerçekleştirdik....

      Alman İşçi Sınıfı Yüzünü Neden Sağa Dönüyor?

      Yazan: Richard Detje Dieter Sauer Çevirmen: Ceyhun Dönmez Nazizm'den yetmiş yıl sonra, Almanya'nın aşırı sağ partisi...

      Korkunun İkliminde Umudu Yeşertmek

      Belki bu gün değil, ama bir gün mutlaka korkunun ikliminde umudu yeşertecekler. Bir türkü tutturacaklar o gün, içinde iklimler ve çocuklar olan bir türkü. Kadınların kahkahaları için ölmediği bir gün olacak, babaların gözündeki hüznü silecek ve de çocukların sırtlarını çöplere değil, gökyüzüne dayadığı bir gün. Biraz barıştan bahsedecek o türkü, biraz da aşktan. Bir adam bir kadını, bir kadın bir kadını veyahut bir adam bir adamı öpecek mutlulukla ve herkes aşkı yüceltecek, o gün aşkın sınırlarını kimse çizemeyecek.

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz