Sosyal medyada paylaş

“Beraber yaşadığınız farklılıkları, farklı kimlikleri eğer aşağılıyorsanız, bunun adı ırkçılıktır ve dünyanın en büyük suçu budur.” demişti. Hedefinde yalnızca barış ve empati vardı. O dönemde yaşamış, onu dinlemiş ve “anlamış” insanlar ne şanslıydılar ki yüreklerine barış tohumları ekmişti Hrant. Ben ve benim gibi o dönemde çocuk olan ve konuşmalarını sonradan dinleyenler, yazdıklarını sonradan okuyanlar ise şimdi  ülkenin geldiği duruma bakınca Hrant kadar umutlu mu sahiden? Umutlu değilsek bile onun gittiği yoldan gidiyoruz bizler de. Kavga değil ama konuşabilmek özgürce, anlatabilmek, anlaşılabilmek ve savaş değil barıştır yalnızca hedefimiz. 

Hrant şimdi yaşasa Türkiye’de ve bölgede gelişen olaylara ne derdi sorusunu sormadan edemiyor insan. Ümidini  keser miydi bu ülkeden? Ancak tahmin yürütebiliriz. Çünkü bizlere bıraktığı değerler 19 Ocak 2007’ye kadardı, sonrası yok, sonrasını elimizden aldılar.

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in, Şişli Halaskar Gazi Caddesi’nde bulunan gazete binasının önünde tetikçi Ogün Samast tarafından katledilmesinin üzerinden 14 yıl geçti. Dink’i vuran eller yakalanmış olsa da cinayetin ardındaki odaklara henüz ulaşılmış değil. Devletin jandarma, emniyet ve istihbarat kurumlarında görev yapan pek çok yetkilinin yargılandığı Dink davası ise geçen 14 yılın ardından adalet arayışına devam ediyor.  

Dink’in avukatı iki sene önce DW Haber’e verdiği bir röportajda dava sürecini şu sözlerle anlattı: “İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde 2012 yılı Ocak ayında Yasin Hayal cinayete azmettirmekten, Ersin Yolcu ve Ahmet İskender ise cinayete yardım etmekten hüküm giydiler  ve bu kararlar Yargıtay tarafından onandı. Ogün Samast yaş küçüklüğü sebebiyle Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı,  o da ceza aldı ve cezası onandı. Dolayısıyla 4 kişi hakkında kesinleşmiş durumda olan hükümler kurulmuş durumda.” Dink’in avukatına göre adalet mekanizması istediği takdirde Dink’in davasında saklı kalan gerçekler ortaya çıkarılacaktır.

Katliam 2008’de Ergenekon iddianamesinde yer aldı. Mahkeme 2012’de örgüt izine rastlamadığına kanaat getirdi. Yargıtay 2013’te mahkemenin “örgüt bağlantısı yok” kararını bozdu. 2016’da 15 Temmuz sonrası savcılık suikast için Fetö’nün ilk kurşunu dedi. Dink’in ölümünde ihmali ve sorumluluğu olmakla suçlanan 7’si tutuklu, 13’ü firari 76 kamu güvenlik görevlisinin yargılandığı dava 20 Ocak’taki 123. duruşmada kalan sanıkların savunmalarının alınması ile devam edecek.

Milliyetçi çevrelerin bütünüyle hedefi haline gelen ve göz göre göre gelişen bir sürecin ardından katledilmesiyle ülkede ne değişti? Ülkede yaşayan azınlıkların ne güvercin tedirginliği* dindi ne de Hrant’ın hayalini kurduğu barıştan ve ifade özgürlüğünden eser kaldı. Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan da yine Duvar gazetesine, Hrant Dink cinayetinden ders çıkarılmadığını söyleyerek, “Türkiye’de herkes her şekilde hedef gösterilirken ‘böyle bir şey bir daha yaşanmaz’ demek çok zor, Türkiye bundan ders çıkaramadı çünkü” dedi. Ders çıkarmadığı gibi ötekileştirmekte ve “ötekilerin” değerlerini yok etmede ustalaştı: Bursa’da satılık Ermeni kilisesinden, tarihi kilisede mangal yakılmasına kadar…

Büyük bir sabırla anlattı Hrant fikirlerini, hem de kendi kimliğinden olmayanlara, kendisini hedef gösterenlere dahi. Bizler bu kadar sabırlı olmalı mıyız? Belli ki bu katlediliş bir cevaptı bu soruya: “Biz anlamak istemiyoruz, biz barış istemiyoruz” cevabı. Kendinden olmayanı linç etme ve katletme zihniyetinin temelinde yatan nedenler görmek isteyenlere apaçık ortada. Çocukluktan, tarih kitaplarımızdan sorgulatmadan kabul etme mantığıyla öğretilenlerde, algımızı bir noktadan öteye taşımamıza engel olan, biz henüz farkında bile değilken bize empoze edilen milliyetçilik ve tektipçilik zihniyetinde bu zehir. Rakel Dink’in de cenaze töreninde söylediği gibi: “Yaşı kaç olursa olsun; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim.”  Bu karanlığın temelini sorgulayabilenlere ne âlâ. Peki sorgulamaktan kaçanlara ve bize bir adım bile atmayanlara ne yapmalı? Belki de Hrant gibi, derdimizi cesurca anlatmalı…

2007’den bu yana cinayet davasını takip eden ve 19 Ocak anma törenlerini organize eden Hrant’ın Arkadaşları grubu, YouTube sayfaları üzerinden hazırladıkları videolarla herkesi bulunduğu yerde ekranları başında Hrant Dink’i anmaya çağırıyor. Dünyanın her yerinden Hrant’ın Arkadaşları, 19 Ocak Salı günü saat 14.45’te www.hranticinadaleticin.org adresinde buluşacak.

“Sen İstanbul’un rüzgârında, Fırat’taki su zerresinde, Ararat’ın tepesindeki bulutlardasın.

Sen Orta Doğu’da bir kız çocuğunun gözyaşında, Güney Amerika’da bir yerlinin nefesinde, Afrika’da bir çiftçinin alın terindesin.

Sen aklın erdiği, gözün gördüğü, kalbin hissettiği her yerdesin. Sen daima buradasın ahparig!” – (Gaye Boralıoğlu’nun yazdığı Hrant’ın Arkadaşları çağrı metninden)

*Katledildiği gün yayımlanan yazısına erişmek için tıklayınız.

Görseller Hrant Dink Vakfı’ndan alınmıştır.

Sosyal medyada paylaş

About the Author: Aysa Ersöz

Aysa Ersöz

Leave A Comment