“Dijitalleşen dünyada sahip olduğumuz üretim araçlarının kontrolünün giderek tekelleşmesi birçok iş alanını çalışanlar baz alındığında olumsuz etkilemektedir. Özellikle ihtisasını çeviri alanında yapmış ve ekonomik temellerini çevirmenlik / tercümanlık yaparak kazanmak zorunda kalan birçok çevirmen bugün mesleki güvencesizlik ve iş alanında ortaya çıkan bir seri teknik ve iletişimsel problemlerle yüzyüzedir. Henüz hem mesleki olarak yasal bir statü kazanamamış, hem de sendikasızlık, sağlık güvencesinin yeteri kadar kapsayıcı olmaması veya hiç olmaması gibi bir dizi problemlerle başa çıkmak zorunda kalan çevirmenler dijitalleşen dünyada ayrıca online platformlar üzerinden oluşturular ağlarda da bir dizi emek sömürüsüne maruz kalmakta veya bir şekliyle bu sömürüyte şahit olmaktadırlar.

“30 Eylül Dünya Çeviri Günü” dolayısıyla Türkçe’ye çevirilerek hazırlanan aşağıdaki makalede maruz kalınan emek sömürüsü temelinde akademik bir çalışma yer almaktadır. Ent Dergi olarak insanlığın ortak dilinin “Çeviri” olduğuna inanıyoruz. Küreselleşen ve dijitalleşen dünyada, dil engelini ortadan kaldırarak farklı ulusların birbirlerini anlamalarını amaçlayan çevirmenler ezilmişliğin, ötekileştirilmişliğin ve “Başka Bir Dünya Mümkün!” diyenlerin bir araya gelmesinde vazgeçilmez aktörleridir. Her ne kadar farklı dilleri konuşuyor olsak da, acılarımız da sevinçlerimiz de ortaktır.

İyi Okumalar…

Regina Rogl – Viyana Üniversitesi | Ortaya çıkan internet teknolojileri, değerlendirilmesi zor şekillerde özel ve profesyonel yaşamlarımızda devrim yarattı ve istila etti. Bu gelişmeler, çeviri alanını da etkiledi. Profesyonel çevirmenlerin işyerleri ve gündelik rutinleri derinlemesine değişti ve çeviri pazarları artan küreselleşmeden etkilendi. Dahası hepsi sadece hayırsever olmamakla birlikte, çeşitli farklı hedefler için zamanlarını ve çabalarını sunan amatör çevirmen toplulukları da dahil olmak üzere bazıları ticari, bazıları ise sadece eğlence amaçlı internette yeni çeviri türleri ortaya çıktı. Bu bağlamda bu makale, internetle ilgili son gelişmelerin bir dizi köklü kategoriyi sorgulamaya başladığı yolları göstermektedir. Çevrimiçi olgular yalnızca içerik tüketimi ve üretim arasındaki çizgilerin bulanıklaşmasına katkıda bulunmadı: amatörler ile profesyoneller arasında veya iş ile boş zaman arasında ayrım yapmak ve eğlence ile emek arasında ayrım yapmak giderek daha zor hale geldi. İşbirliğine dayalı çeviri toplulukları üzerine devam eden bir araştırma projesinin örneklerinden yararlanan bu yazı internet topluluklarının üyelerinin kendi çeviri faaliyetlerini nasıl algıladıklarını, tanımladıklarını ve inşa ettiklerini göstermektedir. Makale daha sonra internetin, çeviri alanında da tanımlanabilen yeni sömürü biçimlerinin yolunu nasıl açtığı konusunu ele alıyor.

Bu makalede, doğası gereği oldukça kavramsal olan bir tartışmayı örneklemek için devam eden bir çevrimiçi etnografik çalışmanın külliyatından örnekler sunuyorum. Mevcut makalenin amaçları doğrultusunda, seçilen bir çevrimiçi toplulukta bir arada bulunan sesleri göstermek ve bunları ilgili teorik kavramlarla karşılaştırmak için genel verilerin daha küçük bir kısmıyla ilgili analizimi yeniden gözden geçirdim. Topluluğun İngilizce konuşulan tartışma forumundan topluluğun amaçları ve davranış kurallarına ilişkin metinlerden tematik olarak alakalı iki başlık (toplam 2.433 ayrı forum girişi) seçtim. Veriler daha sonra yeniden analiz edildi ve Gläser & Laudel (2010) tarafından savunulduğu gibi teoriye dayalı analitik kategorilerden oluşan bir sistemle nitel içerik analizi kullanılarak yorumlandı. Bu makaleye ait tüm veriler, internet kullanıcılarının görüntülemek için şifre ile oturum açmalarını gerektirmeyen bir platformdan toplandığı için veriler Langer ve Beckmann (2005: 194–195) tarafından öne sürülen kriterlere göre genel içerik olarak kabul edildi ve tartışma panosundan verileri derlemek için çalışma altındaki topluluk üyelerinden açık bir şekilde izin istemeye gerek olmadığı sonucuna varıldı. Gönderiler anonim hale getirildi ve tüm kişisel veriler kaldırıldı. Verilerin tek bir çevrimiçi çeviri topluluğunun internet platformundan toplanmış olması, farklı topluluklar hedefler ve yapı bakımından önemli ölçüde farklılık gösterdiğinden, aşağıda sunulan tartışmanın odağını sınırlandırmaktadır. Söz konusu grup, 2005 yılında kurulmuş kendi kendine organize olmuş bir topluluktur.

Herkes platforma kaydolabilir, böylece topluluğun faaliyetlerine (çeviri için metin gönderme, metinleri çevirme, yorum yapma, foruma katılma) erişebilir. Çevrilen metinler oldukça çeşitlidir. Çoğunlukla kişisel mesajlardan, sözlerden, kısa edebi metinlerden, şarkı sözlerinden vb. oluşmaktadır ve bu, çevirilerin ticari kullanımdan çok kişisel kullanım için talep edildiği izlenimi yaratmaktadır. Yalnızca metinleri kendileri çeviren üyeler, kendi metinlerini çeviri için yükleyebilir. Birkaç istisna dışında, çoğu üye profesyonel çevirmen olarak çalışmadığını iddia etmektedir. Aşağıdaki bölümde, sosyal medyanın şu anda genel olarak günlük hayatımızın yeniden yapılanmasına önemli ölçüde katkıda bulunduğu ve özellikle de çeviri alanına katkıda bulunduğu yollara kısa bir genel bakış sunarak , profesyonel ve profesyonel olmayanlar arasındaki geleneksel sınırları aşındırarak, argümanımı kısaca bağlamlaştırıyorum: Çeviri, kullanıcı ve üretici, iş ve boş zaman, kullanım ve kötüye kullanma.

Dijital Teknolojiler ve Çeviri

Dijital teknolojilerin kıvılcımlandırdığı ve pekiştirdiği gelişmeler o kadar geniş ki onları kapsamlı bir şekilde izlememiz veya hayatımızın çeşitli farklı alanlarındaki etkilerini ölçmemiz imkansızdır. Diğer disiplinlerin yanı sıra medya çalışmaları, internet çalışmaları, antropoloji, sosyoloji ve siyaset bilimlerinin kavşağında gelişen bir disiplinler arası araştırma alanı gelişmiştir. Bu araştırma, “(dijital teknolojilerin) içinde ortaya çıktıkları tüm politik, sosyal ve ekonomik bağlamı ve altyapıyı” da hesaba katarak farklı düzeylerdeki süreçlerin kapsamlı ve farklılaştırılmış analizlerini varsaymaya çalışmaktadır. Kültürel üretim alanı dijitalleşmeden oldukça etkilenen bir alandır. Teknolojinin dijital değişimdeki etkileşime katkısıyla birlikte; medya kullanımındaki yalnızca bir kaynaktan çok kaynağa olan iletişim yönteminin yerini, birden fazla kaynaktan yine birden fazla kaynağa ulaşabilme kavramı almıştır. Ayrıca, yeni içerik yaratma, tüketim ve dağıtım biçimlerini mümkün kılarak, kullanıcıların yalnızca pasif olarak bilgi almakla kalmayıp, aynı zamanda kendilerinin de içerik üreticileri olmalarına olanak tanıdılar (bkz. Tüketiciler veya produserler kavramları). İlgili bir kavram olan medya yakınsaması, dijital cihazların artan her yerde bulunmasını ve günlük yaşamını ve bilgi işlemin, iletişimin ve içeriğin kademeli olarak birleştiği ve böylece sürekli yeni formlar ve dijital içerik kombinasyonları ürettiği bir süreci tanımlamaktadır.

[…]

Şu anda maddi olmayan üretimin giderek artan önemine ve bununla birlikte dijital alana doğru kayan bir işin taşınmasına tanık oluyoruz. Süreçte amatör ve profesyonel alanlar arasında bir zamanlar açık olan sınırların eşzamanlı olarak erozyona uğradığını da görüyoruz. Bu değişiklikler, geleneksel yazarlık kavramlarına meydan okumakta ve çeviri gibi etkinliklere erişim ve uygulama açısından şimdiye kadar mevcut düzenleme mekanizmalarını azaltmaktadır. […] Gouadec, çeviri alanındaki ilgili gelişmeleri “dostça”, “hiç de dostça olmayan” ve “dostça olmayan” bir yüze sahip bir devrim olarak tanımlamış ve bir dizi gelişmenin profesyonel çeviri alanında nasıl derin bir etki yarattığını göstermektedir: Küreselleşme ve çevirinin artan sanayileşmesi, artan otomasyon, kitleselleşme, offshoring, dış kaynak kullanımı, küreselleşmiş işgücü piyasaları, uzaktan çalışma, işin boş zaman alanına taşınması ve bazı çeviri alanlarında artan bir iş bölümü. Bununla birlikte, ücretsiz içerik paylaşımının ve gönüllü çevrimiçi katılımın dijital çağda tamamen yeni bir çeviri anlayışına yol açtığını düşündüğümüzde dijital teknolojilerin web sitesinde yeni profesyonellik dışı çeviri etkinliklerinin evrimine daha da büyük ölçüde katkıda bulunduğu görülebilir. Artan küreselleşme ve bu sınırsız, küresel sanal alana katılma olasılığı, internette birçok kişinin tercüme edilmesi gerektiğini düşündüğü içeriklerin patlamasına yol açtı. Bu, Keen’in bir şekilde polemiklerinde “amatörün yükselişi” olarak tanımladığı bir olgunun kaynağıdır. Sanal toplulukların dünyasında, artan sayıda “çevirmen olarak görev yapan genel internet kullanıcılarının” büyük miktarlarda çevrimiçi içeriği çevirdiği yeni topluluk tabanlı çeviri biçimleri ortaya çıktı. Ya bir boş zaman etkinliği olarak ya da çoğunlukla düşük ücretli bir ek gelir kaynağı olarak.

Çakışan Sesler

Yazarların hesaba katmadığı şey, değerlendirmelerinin göze çarpan profesyonel söylemin derinliklerine kök salmış kalite ve verimlilik gibi çok özel kavramlarla ilgili olması, Pym’in belirttiği gibi, sonuçta “kalite bir kimin neyin iyi olduğunu söyleme yetkisine sahip olduğu meselesidir”. Dolayısıyla, söz konusu analizlerin kapsamı ve alaka düzeyi, yazarların profesyonel ölçütleri kullanıcı tarafından oluşturulmuş ya da profesyonel olmayan çevirilere ve kullanıcı çevirmenlerinin kendilerine dayatmasıyla açıkça sınırlanmıştır. […] Bir süredir devam eden benzer bir eleştiri noktası, çevrimiçi topluluklardaki birçok çeviri faaliyeti için ödeme yapılmaması ile ilgilidir. Bazı akademisyenler, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için veya iyi bir amaç için ücretsiz çevirilerin, kişisel kullanım için ücretsiz çevirilerden daha etik olduğunu iddia ederken diğerleri bu tür ayrımların yapılmasının o kadar kolay olmayabileceğini kanıtladılar. Eğer odağımızı, paylaşılan bilgi tabanına katkı sağlanması (Rico 2013), dil çeşitliliğin teşvik edilmesi ve azınlık dillerindeki çevirilerin artması(McDonough Dolmaya 2011),öğrenciler için yeni eğitim fırsatları ya da “estetik aktivizmin yeni söylemleri, kurumsal yıkıcılık ve siyasi direniş” gibi, katılımcı çeviri uygulamalarından gerçekten ne kazanabileceğimize çevirirsek tartışma tamamen farkı bir perspektif alır.

Kesinlikle kapsamlı olmamakla birlikte, internetteki yeni çeviri biçimlerine dair bazen çelişen bakış açılarının bu kısa özeti, özellikle çeviri mesleği için geliştirilen kriterlere dayanan bir tartışmanın aşırı derecede kısıtlayıcı olduğunu ortaya koymaktadır. […] Yeni çeviri türlerine baktığımızda aslında ne tür bir faaliyetten (emek, oyun, hayır işi, kölelik vb.) bahsettiğimizi belirlemenin gerçekte ne kadar zor olduğunu gösteriyorum. Amacım, çeviri çalışmaları alanındaki ve ötesindeki mevcut tartışmaya yeni bir katman katmak, mevcut gelişmeleri toplumlarımızı sürekli olarak yeniden yapılandıran daha büyük devam eden süreçlerle ilişkili olarak konumlandırırken, aynı zamanda bireysel sesleri gözden kaçırmamaktır.

Eğlenceyle Dolu Bir Dünya’da Çeviri

Mesleğin üstesinden gelen yeni bir bakış açısına katkıda bulunmak amacıyla, çalışılan çevrimiçi topluluklarda gözlemlenen çeviri uygulamalarını tanımlamak için çalışma veya emek kavramlarının yeterli bir çerçeveye sahip olup olmadığı sorusunu standart profesyonel kalıbı kıran çeviri faaliyetlerine odaklı yaklaşım ile inceleniyor. […] Bu amaçla öncelikle bir çevrimiçi çeviri topluluğunda ve daha da büyük ölçüde bir “eğlence topluluğunda” gerçekleştirilen faaliyetlerin gerçekten emeği temsil edip etmediğini belirlemek gerekir.

[…]

Emek kavramını tanımlama sorunu, çeşitli disiplinlerden düşünürleri uzun süredir meşgul etmiştir. Açıklamalar atıfta bulunulan tarihsel ve sosyal gerçeklere bağlı olarak önemli ölçüde farklılık gösterir: İlk etapta emek ve emek dışılılık arasında herhangi bir ayrım yapılıp yapılmadığı veya belirli bir faaliyetin iş olarak tanımlanmasında boş zaman geçirme veya eğlence gibi hangi özelliklerin belirleyici olduğu kabul edilir. Bu özellikler daha yeni sosyal gerçekliklere sürekli uyarlanmaya tabi tutulmuş olsa da ilginç bir şekilde bazı topluluk üyelerinin tanımları aslında endüstriyel emek bağlamında geliştirilmiş tipik tanım unsurlarını içeriyordu. Marx’a ait olan klasik bir tanımda emek “değer yaratan amaçlı bir faaliyet” olarak görülmektedir. İş odaklı çeviri toplulukları söz konusu olduğunda (ör. Facebook, Twitter vb.) çevirmenler tarafından hem çeviri yaparak hem de değiş tokuşlara katılarak yaratılan değerler platformun sahibi olan şirket tarafından açıkça kullanılırken genellikle bir topluluk olarak tanımlanır. […] Aynı zamanda bazı çevirmenlerin çevirilerinin kullanımına ilişkin ifadelerinde amaç unsuru önemli bir rol oynar. Özellikle anlamlı bir şey yapmanın önemini vurgularlar ve açıkça çevirilerinin kullanılmasını talep ederler.

Taylor tarafından öne sürülen çok daha yeni bir çalışma tanımı, geleneksel emek ve boş zaman ayrılığının giderek aşındığı zamanlarda yaşıyor olsak da, bir başkası için bir şeyler yapmanın işin önemli bir unsuru olmaya devam ettiğini göstermektedir: “Boş zaman gibi bir şeyin aksine iş olarak faaliyet, ödenip ödenmediği değil başkalarına bir hizmet sağlanmasını mı yoksa başkalarının tüketimi için mal üretimini mi içerdiğidir”.

Önemli görünen şey Taylor’un bir faaliyet için ödeme yapılmasının emeği diğer faaliyetlerden ayırmak için yeterli bir kriter olarak görülemeyeceği gerçeğine açıkça işaret etmesidir. Argümantasyonuna göre çağdaş sosyal ve iş gerçekliklerini kapsamak ve endüstriyel çağda çok derin köklere sahip olan eski kavramlardan kopmak için hem ücretli hem de ücretsiz çalışmanın yanı sıra değişen derecelerde resmi ve gayri resmi bağlamları entegre eden daha geniş bir çalışma çerçevesine ihtiyaç vardır. İş kavramı, sanayileşmenin getirdiği mesleki ve özel hayatların açık bir şekilde ayrılması sonucunda 20. yüzyılın sonlarına kadar yalnızca kazançlı istihdamı kapsarken, 1960’ların sonlarına kadar kadınların ev içi faaliyetleri fiili iş olarak kabul edilmedi ve ancak şimdi resmi gönüllülük bu tür çerçevelere dahil edilmeye başlıyor (Taylor 2004: 31-34). Burada çalışılan toplulukta kullanıcılara çeviri yaptıkları için ödeme yapılmaz. Bununla birlikte çevirmenlerin tamamlanmış çeviriler için çeviri puanları aldığı ve bu puanları kendi başlarına çeviri için bir metin göndermek için kullanabildikleri sanal para birimine biraz benzeyen jeton bazlı bir ücret sistemi vardır. Bu tür ödül sistemleri çevrimiçi çeviri topluluklarında ortak bir özelliktir ve hem profesyonel bir bakış açısıyla hem de akademik literatürde tartışma konusu olarak tartışılır. Geleneksel olarak emek ve boş zaman arasındaki çizgi, belirli bir faaliyetin resmileştirme veya kurumsallaşma derecesine göre çizilirdi. Bu anlayış, “üretilen ürün ve sağlanan hizmetlerin kurumsal ve yasal sistemler tarafından meşrulaştırılmadığı” gayri resmi faaliyetleri veya komünal bağlamda gerçekleştirilen hizmetleri dahil etmek için yeni çerçevelerde giderek daha sık sorgulanmasına rağmen uzun zamandır işin kamusal alanla ve belirli bir derecede kayıt altına alınan faaliyetlerle (kayıtlı istihdam, işyeri, iş akışlarının varlığı ve düzenlenmesi) sınırlı olduğu düşünülüyordu.

Bu bağlamda, incelenmekte olan çevrimiçi topluluktaki çeviri faaliyetlerini, oldukça resmi ve tamamen gayri resmi ortamlar arasında bir yerde bulunan bir etkinlik olarak tanımlayabiliriz. Çeviri hizmetlerinin sağlanması için resmi bir kurumsal çerçeve bulunmamakla birlikte, gerçekten de geçerli olan belirli iş akışları vardır ve faaliyetleri düzenleyen açık bir kurallar dizisi vardır.

[…]

Yeni ufuklar açan çalışması Homo ludens’te Huizinga eğlence veya bir başka tanımıyla oyunu “bilinçli bir şekilde ‘sıradan’ hayatın dışında duran özgür faaliyetin ‘ciddi’ değil, aynı zamanda oyuncuyu yoğun ve tamamen içine çeken” olarak tanımlamaktadır. Bu tanımdan mevcut tartışmayla ilgili üç çıkarsamada bulunabiliriz: Gönüllü bir aktivite olarak oyun, kendi başına bir alanı işgal ederek oynamak ve oyuncuyu büyüleyen bir şey olarak oyun. Oyunun gönüllü doğası oyunun zevkli bir aktivite olarak nitelendirilmesinde kesinlikle önemli bir unsurdur. Herkes yalnızca yapılması gerektiği için yani zorunlu olduğu için üstlenilen faaliyetlerin motivasyon kırıcı etkisine veya yaklaşımına aşinadır. Belirli bir gönüllülük veya katılma isteği, varlığı ve kalıcılığı isteğe bağlı kullanıcı katılımına bağlı olan birçok çevrimiçi çeviri topluluğunun da temel ilkesidir. Huizinga’nın tanımının ikinci unsuru oyunun gömülü olduğu düzenleyici alana atıfta bulunur. Drugan’ın profesyonel çevirmen derneklerinin etik kuralları ile çevrimiçi çeviri topluluklarında geliştirilen açık veya örtük standartların karşılaştırmasında gösterdiği gibi amatör gruplar başarılı bir şekilde “paylaşılan değerler ve idealler yerine” paylaşılan değerler ve ideallere odaklanan özdenetim rejimlerini başarıyla kurdular.”

[…]

Emeğin Sömürüsü

Son zamanlarda, emek ve eğlence alanlarının iç içe geçmesinin ücretsiz artan dijital emeğin sömürülmesinin önünü açtığını iddia ederek ekonomi politik ve eleştirel kuram alanlarında eleştirel sesler yükselmeye başladı. Eleştiriler bugünün bilgi ekonomisinde (Scholz 2013; Fuchs 2014) iktidarın ve ekonomik sermayenin dağılımını sorguluyor ve böylece güncel tartışmada bilinçli olarak normatif bir duruş sergiliyor. Dijital medyada çalışan güçlerin tüm aşırı deterministik pozisyonlarına ve vizyonlarına tam olarak abone olunmasa bile bunların katkıları, ücretsiz çevrimiçi çeviri hizmetleri ve platformları etrafındaki tartışmalarla ilgili bir tartışmada kesinlikle göz ardı edilmemelidir.

Rey’e göre üretken faaliyetlere eğlence unsurlarının sürekli olarak dahil edilmesi sıradan işin Kücklich’in (2005) bir zamanlar oyun kurumu olarak adlandırdığı şeye dönüştürülmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda oyunlaştırma “işi eğlenceye dönüştürmekten ziyade sonuçta hala üretken olan oyun benzeri bir faaliyet için koşullar yaratmaya çalışır.” Bu nedenle eleştiri, özellikle bu tür eğlenceyle ilgili mekanizmaları içeren platformlarda kazanılan faydaları ticari olarak başlatan yönlendiren ve kullanan büyük dijital oyunculara yöneliktir. Bu görüşü kitle kaynaklı çeviri ortamlarına uyguladığımızda çeviri işinin (en azından bazı durumlarda daha önce çalışan personel veya serbest çalışanlar tarafından üstlenilmiş olacaktı ya da yeterince önemli görülmemiş olsaydı hiç yapılmayacaktı) mikro görevler olarak adlandırılan ve görevi eğlenceli hale getirecek oyun gibi görünecek şekilde tasarlanmış çevrimiçi platformlar aracılığıyla organize edilmiş bölümlere ayrıldığını görüyoruz. Yukarıda adı geçen yazarlar, bu tür projeleri, platform sahipleri kullanıcı -çevirmenlerine ödüllendirici bir sosyal faaliyette bulunduklarını önermeyi başardıkları için aslında onları ücretsiz olarak çalıştırdıkları ve faaliyet aracılığıyla yaratılan değeri arttırdıkları için işe göre kullanıcıları yeterince ödüllendirmeden eleştireceklerdir. Bununla birlikte kullanıcıların kendileri için kurguladıkları bu tür etkinlikler genellikle “hiç emek gibi hissetmez, görünmez veya kokmaz.” Aynı noktaya kitle kaynaklı çeviri portallarında bulduğu anlatıların analizini tamamlayan McDonough Dolmaya kitle kaynaklı çeviri şüphesini “bir marka veya şirkete bağlılık ve katılım, sonuçta daha fazla kullanıcı çekmeye ve böylece şirket için daha fazla gelir elde etmeye yardımcı olur” ifadesiyle açıklıyor. Tercüme etme eylemi artık fiili iş olarak algılanmadığından gönüllüler finansal ücret beklememe eğilimindedir ancak Bogost’un belirttiği gibi “gerçek teşvikleri yatırım gerektirmeyen ve değer sağlamayan sahte teşviklerle değiştirin”. Yukarıda belirtilen eleştirmenler, çevrimiçi platform üyelerinin belirli bir toplulukta statü kazanma ve rekabet etme motivasyonunun kasıtlı olarak uygulanan oyunlaştırma stratejileri aracılığıyla ortaya çıkan yapay olarak teşvik edilmiş bir ihtiyacı veya arzuyu temsil ettiğini iddia etse de kullanıcıların tam olarak bu platformlarda çeviri yapmayı eğlenceli bir şey olarak deneyimlediklerini yine de kabul etmeliyiz. Bununla birlikte, Andrejevic’in belirttiği gibi: “Sömürü eleştirisinin amacı, ne işçilerin zevklerini ne de üstlenilen görevlerin değerini küçümsemektir. […] Öyleyse sömürü, sadece parasal değer kaybı ile ilgili değildir, aynı zamanda kişinin üretken ve yaratıcı etkinliği üzerindeki kontrolünü kaybetmesidir.”

[…]

Dijital çağda çevirinin eğlenceli unsurlarının analizi, ekonomik güç ilişkilerine güçlü bir şekilde odaklanmanın, özellikle kullanıcıların etkileşimden ne kazanacağı sorusu söz konusu olduğunda web üzerindeki katılımcı uygulamalarında sorunun yalnızca bir kısmını açıklayabileceğini göstermiştir. Pym’in belirttiği gibi motivasyonlar çeşitlilik gösterir ve çeşitli nedenlerle gönüllü çalışmalar yapılır: “becerileri öğrenmek ve geliştirmek, arkadaş edinmek ve onlarla birlikte olmaktan zevk almak, dünyayı iyileştirme girişimleriyle politik olarak meşgul olmak, hayatımıza anlam vermek, topluma geri vermek, prestij aramak ve sürdürmek vb. Bazen de Aristotelesçi en yüksek etik hedeflere ulaşmak, mutluluk için.” (Gönüllü çevirmenlerin motivasyonları üzerine bir çalışma için ayrıca bkz. Olohan 2013). Bireysel kullanıcılar için bu tür motivasyonlara dayanarak hareket etmek, kendi başına bir değer kaynağıdır ancak bu ekonomik terimlerle ölçülemez.

Deterding bu nedenle sosyal bilimlerden (örneğin Veblen, Bourdieu, Cooley veya Goffman’ın çalışmalarından) ödünç alınan bakıç perspektiflerinin uygulanmasının “bu tür statü retoriklerini doğrulamaya ve açığa çıkarmaya” yardımcı olabileceğini ve bu tartışmayı önemli ölçüde zenginleştirebileceğini iddia eder. Dijital emek ve ücretsiz çeviri ile ilgili söylemlerde eleştirinin ticari olarak kullanılan portallara sahip olan şirketlere odaklandığı durumdur. Bununla birlikte kar amacı gütmeyen ve kar amacı güden arasındaki çizginin birkaç ara bölüm veya aşamadan oluşan bir sürekliliği temsil ettiği söylenebilir. Bu nedenle etik sorunlar “yalnızca girişimin açık kaynaklı bir projeyi, kar amacı gütmeyen bir amacı veya kar amacı güden bir hizmeti destekleyip desteklemediğine değil, aynı zamanda projenin nasıl organize edildiğine ve halka nasıl açıklandığına da bağlıdır.” İnternet kuramcıları da organizasyonel düzeyde değişiklikler getirerek dijital emeğin içinde mevcut olan güç asimetrilerini ortadan kaldırma şansı görüyorlar.

Fabrika işçilerinin maruz kaldığı fiziksel tehlikeler ücretsiz ve gönüllü çevirmenlerin az ya da çok şakacı baskısından çok daha ağır sömürü örnekleri olsa da, örnek (11) metinlerin insanların mahremiyetini ve özerkliğini istismar etmek için ne ölçüde kötüye kullanılabileceğini göstermektedir. Dijital alana atıfta bulunarak sömürü teriminin kullanımına karşı olan argümantasyon anlamsal etik anlamında ilgili bir noktayı vurgulamaktadır. Ancak yine de kelime, bir dizi etik olmayan durumdaki uygulamasında önemli ve anlamlı olabilir. Bu nedenle yukarıda bahsedilen örnek ilk bakışta dijital çağda emek ve eğlencenin birleşmesi ile ilgili mevcut tartışmanın dışında görünebilir. Ancak çevirinin kötüye kullanılabileceği gerçeği dijital teknolojilerin doğası ve çevrimiçi çalışmanın organize edilme şekli ile yakından bağlantılıdır. Çeviri faaliyetleri giderek daha küçük birimlere bölündükçe ve fiziksel dünyadan ayrıştırıldıkça çevirmenler, faaliyetlerinin gerçek sosyal içselliğini gözden kaçırır ve kötüye kullanımı tespit etmek daha zor hale gelir.

[…]

Yazan: Regina Rogl – Viyana Üniversitesi


Editörün Notları:

[1] Regina Rogl: Viyana Üniversitesi Çeviri Bilimleri Ana Bilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktadır.

[2] Yazara ait olan makale akademik araştırmaları kapsamında 2016 yılında yayınlanmış olup ilk olarak researchgate.net adresinde yayınlanmış ve İngilizce’den Türkçe’ye Ent Dergi Çev,r, Editörlüğü adına İrem Tutcu, Beyza Genç ve Ceyhun Dönmez tarafından kolektif bir çalışma ile tercüme edilmiştir.

[3] 30 Eylül Uluslararası Çeviri Günü veya Dünya Çeviri Günü çevirmenlerin azizi olarak kabul edilen İncil çevirmeni Aziz Jerome adına her yıl 30 Eylül’de düzenlenen kutlamadır. Kutlama ilk başladığı 1953 yılından bu yana FIT (İng. kısaltma, Uluslararası Çeviri Federasyonu) tarafından düzenlenir. 1991 yılında FIT farklı ülkelerdeki uzman çevirmenleri (Hristiyan olması gerekli değil) desteklemek için uluslararası bir dayanışma günü fikriyle ortaya çıktı ve giderek küreselleşme sürecinde olan bir dünyada uzman çevirmenleri onurlandırmanın bir yolu olarak kabul gördü.

About the Author: Ent Çeviri

Ent Çeviri
Okumuş olduğunuz bu yazı Ent Dergi Çeviri Editörlüğü seçkisidir ve Ent Dergi tarafından / Ent Dergi adına tercüme edilmiştir.
Categories: Emek, Yaşam0 Comments

Leave A Comment