Kategoriler
    More

      Hayvanları Avlama Ve Çiftliklerde Tutma Sorunu

      İnsanlığın diğer bir salgından kurtulmak için en iyi umudu “saf et”e geçiş yapmak

      Yazan: June Wong (Malezya)

      Çevirmen : Kübra İşçi

      Bugüne dek, Covid-19 insanlığın bir numaralı halk düşmanı olmuştur ve hükümetler, bunun yayılmasını kontrol etmek için süratle çalışmaktadırlar. Dünyanın bu kısmında (Malezya’da), yakın bir tarihte gerçekleşen Special Asean Plus Three Zirvesi’nde, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin ulusları, Çin, Güney Kore ve Japonya’nın liderleri toplu bir sağlık ve ekonomik tepki oluşturmak için video konferans yoluyla bir araya geldi.

      Bu, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın, Çin ve Dünya Sağlık Örgütü’ne karşı iğneleyici suçlamaları ve utanç saldırısıyla taban tabana zıt, takdire şayan birleşmiş bir duruş olmuştur.

      Koronavirüsün bir Wuhan laboratuvarında yapıldığı ve bir şekilde yaydırıldığı ya da bunun telaş içindeki bu dünyaya milyonlarca dolar kâr sağlatacak bir aşı geliştirmeye iten büyük ilaç firmalarının kötü bir komplosu olduğu gizli teorilerini kesinlikle reddediyorum.

      Covid-19’un, nüfus patlaması ve özellikle ete olan gıda taleplerimiz nedeniyle nasıl kendi başımıza dert açtığımızı görmemiz açısından insan yapımı olduğunu kabul ediyorum.

      Virüsler, bakteriler gibi, hemen hemen her şeyin bir parçasıdır ve tıpkı iyi ve kötü bakteriler olduğu gibi, iyi ve kötü virüsler de vardır. (Eğer virüs olmasaydı insanlar da dâhil memelilerin hâlâ yumurtluyor olacağını öğrendiğimde şoke olmuştum. National Public Radio’dan How The Placenta Evolved From An Ancient Virus (Plasenta’nın nasıl eski bir virüsten evrimleştiği) podcast’inden daha fazla bilgi edinebilirsiniz.)

      H. G. Well’in 1898 bilim kurgu romanı Dünyalar Savaşı’nda bir virüs (ya da bakteri) insanlığın kurtarıcısıydı çünkü mikroplara karşı bağışıklığı olmayan Marslı istilacıları öldürmüştü.

      Wells şöyle yazdı: “Bu hastalık mikropları, şeylerin başlangıcından bu yana insanlığın hasarına sebep oluyor- hayat burada başladığından beri insan öncesi atalarımızın kayıplarına neden oluyor fakat türümüzün doğal seçilimden dolayı direniş gücü geliştirdik; hiçbir mikroba mücadele etmeden yenik düşmüyoruz.”

      Gerçekten de insanlar virüslerle birçok epik mücadelelerde bulunmuş olmalı çünkü bilim insanları insan DNA’sının önemli büyük parçalarının eski virüse ait enfeksiyonların kalıntıları olduğunu keşfettiler.

      Çok uzun yıllar boyunca hayvanlardan veya böceklerden insanlara bulaşabilen hastalıklarla karşılaştık- kuduz, şarbon, veba, sıtma, dang, Zika virüsü, kuş gribi ve domuz gribini kapsayan, hayvanlardan veya böceklerden insanlara geçen virüslerin veya bakterilerin neden olduğu hastalıklar.

      Öyleyse Covid-19 neden dünyayı sarsan bir salgını ortaya çıkardı?

      Netflix serisi Pandemic’te yer alan, bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dennis Carroll bunun nedenini biliyor. Carroll, dünya çapında hayvanlarda ortaya çıkma potansiyeline sahip bilinmeyen virüsleri avlayan Predict adlı ABD fonlu bir programa on yıl boyunca liderlik etmiştir.

      Bir çevrimiçi bilim dergisi Nautilus’a şunları söylemiştir: “Gelecekte karşılaşacağımız tehdit ne olursa olsun bu çoktandır var. Büyük bir virüs havuzu dolaşmakta (vahşi yaşamda) ve bir yayılma olayı gerçekleşip insanlar hasta olana dek onları anlayamayız.”

      Çalışmalar, son 40 yılda yayılma oranının iki ila üç kat arttığını ve hâlâ artmakta olduğunu gösteriyor çünkü “insanlar ve vahşi yaşam arasındaki etkileşim sıklığı daha önce hiç görülmemiş bir boyutta gerçekleşiyor” diyor Dr. Carroll.

      “Bunu her yıl ortaya çıkan iki ila dört yeni zoonotik hastalık tehdidine baktığımız tarihsel kanıtlara dayanarak hesapladık. Bu yüzden, bugün Covid-19 virüsünden bahsetmemiz sürpriz olmamalı. “

      Carroll, 100 yıl önce dünyada sadece 1.8 milyar insanın olduğuna dikkat çekiyor. Bugün, bu rakam neredeyse sekiz milyar.

      “Bu durum, insan popülasyonunu beslemek için tüm çiftlik hayvanlarını ve hayvan üretimini de beraberinde getiriyor. Şehirlerimizi, yerleşimlerimizi, tarımımızı vahşi yaşam alanlarına doğru genişlettik” diyor Kaiser Health News ile yaptığı başka bir röportajda.

      Dr. Carroll, insanları beslemek için ne kadar kümes hayvanı üretildiğinin doğrudan bir sonucu olarak 2000’li yıllarda yaşanan kuş gribinden bahsediyor.

      Bugün sadece Çin yılda 15 milyar ila 20 milyar kümes hayvanı üretiyor. Bunu 1960’larda üretilen birkaç yüz milyon kümes hayvanıyla karşılaştırın.

      Bu tüm dünyada tekrarlanan ve daha fazla insanın ve daha fazla satın alma gücünün bir sonucu olan aynı virüs dostu et üreten bir senaryodur.

      “Ev halkının satın alma gücü hakkında bildiğimiz şeylerden biri, net geliriniz olduğunda kök veya tahıl temelli bir diyetten uzaklaşacağınız ve hayvansal protein almaya çalışacağınızdır” diyor Dr. Carroll.

      Yeryüzünde 631.000 ila 827.000’inin insanlara bulaşma potansiyeline sahip toplamda 1.67 milyon virüsün bulunduğunu tahmin ediyor.

      Bu nedenle, başka bir küresel salgını önlemek istiyorsak, göze çarpan mevcut zoonotik noktaları ortadan kaldırmalı ve arka arkaya aşı geliştirmemeliyiz.

      Bu yüzden Good Food Institute’un bilim ve teknoloji müdür yardımcısı Liz Specht’in hayvanları nasıl yetiştirdiğimizi ve kestiğimizi yeniden keşfetme çağrısının arkasındayım.

      Wired’de bir makalede açıkladığı gibi: “Hükümetler, mevcut salgın için hasar kontrolünde aceleci bir girişimle iyileştiricilere ve aşı geliştirme programlarına büyük kaynaklar sağlıyorlar. Ancak bunların hiçbiri bir sonrakini ve potansiyel olarak daha da kötüsü pandemiyi engellemeyecektir. “

      Bunun yerine şöyle diyor: “Bizim, bir uygarlık olarak, et üretmek için tarihi geçmiş hayvan kullanımı anlayışını aştığımızı itiraf etmenin zamanı geldi. Avcılık ve hayvancılık, insan nüfusunun arttığı binlerce yıldır amaçlarına hizmet etmiştir.

      “Ama 2020 yılında kendimize acımadan dürüst olmalıyız. Bunu yapmaya devam edemeyiz. Mevcut sistem bozuldu. Sistem verimsiz, tehlikeli, sürdürülemez ve son derece güvensiz. “

      Çözümün zaten mevcut olduğunu da ekliyor: gıda güvensizliğini ve hayvansal gıdaların doğasında bulunan zoonotik hastalık endişelerini giderebilen bitki temelli ve hücrelerden işlenmiş et ürünlerine geçmek.

      Biz insanların yediği hemen hemen her bitki ve hayvan geninin çiftçiler ve bilim insanları tarafından seçici üreme ve melezleştirme yoluyla değiştiğini kabul edemeyen GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) karşıtı aktivistlerden dehşet dolu protestolar bekleyebiliriz.

      Bu itirazlara rağmen, “saf et” devriminin, adı da konulduğu için, kalkışa geçeceğini düşünüyorum çünkü halkın hayvanların et için yetiştirilmesine ve kesilmesine karşı giderek büyüyen bir halk onayı ve artan bir iğrenme var.

      Ayrıca Dr. Specht’in dediği gibi, et yeme keyfi, üretim yöntemlerinden ziyade giderek daha çok belirli amino asitlerin, yağların ve minerallerin birleşiminin getirdiği duyusal bir deneyim olarak tanınmaktadır.

      Bu nedenle şöyle ekliyor: “Hiçbir hayvanın çiftliklerde tutulması veya avlanması gerekmiyor. Ağız sulandıran bir hamburger ya da çıtır bir nuggetın tadını çıkarmak için hiçbir hastalığın riske atılması gerekmiyor.”

      Birleşmiş Milletler, hayvanların yiyecek için yetiştirilmesinin ve öldürülmesinin “dünyanın en acil çevre sorunlarının en önemli nedenlerinden biri” olduğunu çoktan belirtti.

      Covid-19 salgınının sadece 100’ü aşkın günde, dünya resmen bir durma noktasına geldiğinde çevremizi – özellikle hava kalitesini – büyük ölçüde nasıl iyileştiğini gördük.

      Umudum, hükümetlerin sadece vahşi yaşam ticaretini ve egzotik et pazarlarını yasaklamakla kalmaması, aynı zamanda saf et için finansman, mevzuat, güvenlik standartları, altyapı ve halk eğitimini uygulamaya koymanın anlamını da görecek olmasıdır.

      Dr. Specht, Covid-19’a yönelik çok ciddi karantina önlemlerini ve seyahat kısıtlamalarını, ahır kapılarının atlar fırlayıp kaçtıktan sonra kapatılmasına benzetiyor.

      Yani atlar kaçtıktan sonra kapıları kapatmaya çalışarak aynı hatayı tekrarlamak yerine daha iyi bir ahır inşa etmemiz gerektiğini söylüyor. Korona saati işlediği için bunu hızlı yapmamız gerektiğini de eklemek istiyorum.

      • Yazar, Star Media Group’un eski grubun baş editörüdür. Gazete, The Straits Times’ın 24 haber medya ismiyle birlik olan medya ortağı Asia News Network’ün bir üyesidir.

      Kaynak: The problem with hunting and farming animals

      Kubra Isci
      Kubra Isci
      Trakya Üniversitesi İngilizce Mütercim - Tercümanlık öğrencisi. Şarkı keşfetmeyi ve çalma listesi oluşturmayı çok seviyor. Bu yüzden sıkı bir Spotify kullanıcısı. Bisiklet sürmeyi ve yüzmeyi sever. Vejetaryen. Farklı milletlerin yazınını takip etmeye ve bilgi sahibi olmaya çalışıyor. Okuduğu kitapları daha farklı bir bakış açısıyla anlamak için onun üzerine yazılmış inceleme ve denemelerin okumalarını yapıyor. Ayrıca kahve yapmak ve farklı aromalara sahip kahveler tatmayı seviyor.

      Rastgele Yazılar

      “Sürekli Erteleniyor ve Daima Geriye Gidiyor”

      Yazan: Ghada Karmi Çeviri: Ceyhun Dönmez “Filistin'de biz ülkenin mevcut sakinlerinin isteklerine dair danışma biçiminden geçmeyi bile önermiyoruz...

      Koronavirüs Neden Kadınları Daha Az Etkiliyor?

      Çin’de koronavirüs kaynaklı ölüm oranları erkeklerde yüzde 2.8 iken kadınlarda yüzde 1.7. İtalya’da hayatını kaybeden insanların yüzde 71’i erkek.

      Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali’nin Sonuçları Açıklandı

      Bu yıl 3’üncüsü düzenlenen “Uluslararası Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali”nin başvuru sonuçları açıklandı. Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi (YÇKM) ve Dersim...

      İnsan Refahının Köleleri

      Düşünüyorum, bir zamanlar vegan değildim. Kimi yediğimi, ne içtiğimi, neyi kullandığımı, neyi sürdüğümü bilmiyordum. Toplumun bana aşıladığı şekilde yaşıyor ve bunu hiç sorgulamıyordum. Hayvanları çok sevdiğimi söylüyordum ama bu hayvanları kendi refahım için kullandığım gerçeğini köreltmiyordu. O zamanlar bunu yaparken bilinçsiz biri olduğumu bilsem de şu an aklıma geldikçe ‘’NEDEN?’’ diye soruyorum. Neden hayvanları refahımızın kölesi ilan ettik, halbuki yaşam haklarımız eşit değil mi? Birimizi diğerimizden üstün kılan ya da hayvanları bu kadar değersiz görüp metalaştırmamızı sağlayan neydi? Savunmasız olmaları mı yoksa bizim dilimizi konuşamıyor olmaları mı? Belki her ikisi belki de sadece refahımızdan kaçamıyor oluşumuzdur.

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz