Hayvana Şiddetin Dünü Bugünü

Şiddet, 3000 yıllık geçmişiyle toplumlar tarihinin en süregelen güç göstergelerinden biri olmuştur. Özellikle antroposen devriyle insan türünün üstünlük mücadelesindeki en önemli unsur haline gelmiştir. İnsanlık, elindeki gücü hayvanlar üzerinde baskı, şiddet ve hegemonya kurarak hissettirmiş, şiddeti sıradanlaştırmıştır. İnsanlığın kendine tanrısal güç bahşetmesi, özgürlük ve yaşam hakkını kendilerinden başka hiçbir türe kaptırmama mücadelesi hayvana şiddetin temel sebeplerinden biri olmuştur.

Şiddetin Dünü

Şiddet, evrimsel süreçte insanlığın eline geçtiğinde, avcı toplayıcı atalarımızla başlamıştır. Hayvanları çeşitli sebeplerden (yemek, giyim, avlanma araç gereçleri v.b.) öldürerek başlayan bu süreçte hayvanlar türlü katliamlara maruz bırakılmışlardır. Sonraki nesillere baktığımızda ise hayvanlarda da bir evrimsel süreç gelişmiş ve bazı hayvanlar yaşama hakkını garanti altına almak için evcilleşen türler haline gelmiş ve insanlarla işbirliği kurmaya başlamışlardır. Kazan – kazan mantığını çözen bu canlılar bu süreci insanların gölgesinde güvende geçirmişlerdir. Peki diğer canlılar? Diğer canlılarda ise durum yine farklı değildir. İnsan türü, kendi çıkarına göre şiddete devam etmeye başlamıştır. Bu şiddete ise çoğu zaman “dost” edindikleri hayvanları da alet etmişlerdir.

Şiddetin Bugünü

Nesiller devam ettikçe, modern toplumlar oluştukça şiddetin türü bambaşka boyutlara evrildi. Avcılık temel ihtiyaçlardan çıkıp spor haline geldi. Hayvan besiciliği fabrikalaştırıldı, tecavüz ve istismar yasalarla legalize edildi. Hayvanların yaşam alanları birer birer ellerinden alındı, suyuna, nefesine el konuldu. Tarım alanlarında yaşayan canlılar kimyasal ilaçlarla zehirlendiler. Hayvan hapishaneleri kuruldu, tutsak oldular. Sirkler kuruldu, işkence gördüler. Göllerin, nehirlerin, denizlerin, okyanusların sahipleri, evlerinden koparılıp cam fanuslara hapsedildi. Yarıştırıldılar, dövüştürüldüler. Dini ritüeller, festivaller, bayramlar adı altında katlediler. İlaç, kozmetik, giyim, kişisel hijyen ürünleri gibi sektörlerde kullanıldılar. Deneylere tabi tutuldular. Petshoplarda, meralarda, çiftliklerde, pazarlarda köle modeliyle satıldılar.

Görsel: bianet.org

Peki şiddet nerelerde var? İnsan elinin değdiği her yerde. Evde, sokakta, meralarda, tarım alanlarında, çiftliklerde, mezbahalarda, endüstride, hayvan hapishanelerinde, barınaklarda, sirklerde, doğal yaşam alanlarında, gökyüzünde, suyun altında, suyun üzerinde, dağlarda, yollarda, ovalarda, bozkırlarda, çölde… İnsanlığın hakim olduğu, ayak bastığı her yerde hayvana şiddet kaçınılmaz. Peki bu şiddet nasıl önlenir? Çözüm çok uzakta değil. Şiddet önleyici yasalar, caydırıcı cezalar bunun en temel yoludur. Tarım alanlarında, barınaklarda, çiftliklerde, mezbahalarda, yapılacak düzenlemeler şiddet tamamen yok etmeyecek elbette ama şartların daha uygun hale getirilmesi denetlenilmesi sağlanabilir. Hayvanat bahçeleri,sirkler ve akvaryumlar gibi hayvan hapishanelerinin kapatılması ise hayvanlara özgürlüğünü verebilmek adına çok önemli bir adım olacaktır.

Görsel: onedio.com

Hakimin 2020 Raporu Şiddetin Boyutunu Gözler Önüne Seriyor

Hayvan Hakları İzleme Komitesine göre 2020 yılının ilk 6 ayında en az 522.349.599 hayvanın yaşama hakkı gasp edildi. İlk 5 ayda en az 521.582.000 hindi ve tavuk etleri için öldürüldü. İlk 6 ayda ise en az 251 hayvan zehirlenerek öldürüldü. En az 726 hayvan avcılar tarafından katledildi. En az 764.347 hayvan ihmal nedeniyle, en az 2.275 hayvan araç çarpması nedeniyle hayatını kaybetti. Balıkçılık adı altında üretilen ve avlanan, arıcılık ve ipek böcekçiliğinde hayatını kaybeden, kürkleri için üretilip öldürülen ve eti için öldürülen koyun, keçi, manda, inek sayılarına ilişkin veriler mevcut değildir. En az 521.726.039 hayvanın ise özgürlüğü kısıtlandı. İnsanlığın menfaati için kullanılan hayvanat bahçeleri ve yunus parkları için yüzbinlerce hayvanın özgürlüğü kısıtlandığı verilerle bilinirken, taşımacılıkta, deneylerde, barınaklarda, petshoplarda, ahıl, kümes ve çiftliklerde kaç hayvanın özgürlüğünün elinden alındığı, kısıtlandığı bilinmiyor. Ayrıca en az 2.036.175 hayvana cinsel şiddet uygulandı. En az 1.468.735 hayvan suni ve tohumlama yöntemiyle, en az 567.435 hayvan elektro ejakülasyon yöntemiyle cinsel şiddet gördü. Ancak hayvana cinsel şiddet üzeri örtülen yaygın bir şiddet olması nedeniyle sadece 5 cinsel şiddet vakası raporlandı.

Görsel: www.nolm.us

HAKİM’in açıkladığı bu rapor sadece resmi verilere dayanıyor. Bu rapor bile hayvana psikolojik ve fiziksel şiddetin boyutunun ne kadar korkunç rakamlara ulaştığının en büyük göstergesi. Uluslar arası düzeyde bir çalışma, yasal düzenlemeler getirilmediği takdirde ise bu raporlardaki veriler daha da çok artacak katlanacak devam edecektir. Özellikle ülkemizde de hayvana şiddetin boyutu oldukça korkunç rakamlara, verilere ulaşmaktadır. Neredeyse her gün bir şiddet, tecavüz ve yaşam hakkı ihlali görüyoruz. Yasaların maalesef caydırıcı olmaktan çok uzakta olması da bunun en temel sebeplerinden. Son zamanlarda sıkça tartışılan ve gündeme getirilen yeni hayvan hakları yasası ise bu olayların önüne geçmek için en büyük fırsat. Bir türlü işleme alınmayan, ertelenen, önü kesilen bu yasa uzadıkça, yürürlüğe girmedikçe daha çok canları kaybedeceğiz. Hayvanları korumak bizim elimizde. Şiddetin yarını yok.

Kaynak: www.hayvanhaklariizleme.org/

Ömer Aygül
Ömer Aygül
Ent dergi ekoloji editörü. Meslek lisesi bilişim teknolojileri mezunu. IT uzmanlığı ve satın alma uzmanlığı alanlarında çalıştı. Taze veganlardan. Şiir ve öykü alanında yazılar yazıyor. Ruh ve beden sağlığını muhafaza etmek için yoga / meditasyon yapıyor. İran sineması ve Abbas Kiarostami ile alakalı onunla ters düşmenizi tavsiye etmem.

Rastgele Yazılar

Covid-19 ve Haber Alma Özgürlüğü: “Yaşar Usta” Örneği

Tüm dünyada ve Türkiye’de hızla yayılan Covid-19 virüsü her bir ülkenin almış olduğu, yaptırım dereceleri farklı önlemlerle durdurulmaya çalışılıyor. Birçok ülkede hayat...

Giydiklerimizin Ardındaki Kalpler ve Eller

Petrolden sonra yer alan 2.4 trilyon $ ile moda endüstrisi bir anda nasıl da fast-fashion haline gelip tüm dünyayı sardı.

Eğilme Borana

“Güvenlik yok, iş yok, gelecek yok, hukuk yok, anayasa yok, yaşıyoruz; bu yaşamak, çok kutsal öyle mi? Öyle değil. Yaşamın kendisi değil...

Doğa ve İnsanın İşbirliği: Land Art

Tek kuralın kuralsızlık olduğu bir çağdaş sanat türü olan Land Art (Arazi Sanatı) nedir? 1960'lar Amerika'sında yeşeren bu akımın örnekleri nelerdir?

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz