Hatay’daki Orman Yangını Sonrası Korkunç İddialar

Bugün Samandağ, yarın belki Göcek, ertesi gün Karadeniz’in herhangi bir ormanı, bir sonraki gün de bir başka yeşil alan… Kimi zaman bilinçsiz insanlara, çoğunlukta ise ranta kurban giden bir sürü masum canlı, hayat; bozulan ekolojik dengeler, altüst bir dünya. Yine olayı olabildiğince görmezden gelen bir ana akım medya, yine suspus siyasetçiler.

Türkiye’de bir ağaç katliamı söz konusu; adına çevre katliamı, doğa tahribi de denilebilir. Ülkenin dört bir köşesinde süren bu talan, kimi zaman bilinçsizlik ve ihmal kaynaklı olsa da çoğunlukta daha önce onlarca örneğinde gördüğümüz gibi ranta, inşaata, paraya dayalı “yak-inşa et-devret” diye adlandırdığım bilinçli bir tahribattan kaynaklanıyor. Bu orman yangınlarının adresi bu kez Hatay’ın Samandağ ilçesi, 5 gün sonunda ancak kontrol altına alınabilen yangın, ancak 6. gününde söndürülebildi. Samandağ ilçesinde 5 Eylül Cumartesi günü saat 10.40 sıralarında çıkan, rüzgârın da etkisiyle hızla yayılarak Antakya ilçesine sıçrayan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç’un açıklamalarına göre 3000 ila 3500 hektarlık alanın yandığı orman yangını, zaman zaman kontrol altına alınsa da rüzgârın etkisiyle başka bölgelere sıçrayarak bir anda kontrolden çıkıyordu. Bölgede zaman zaman müdahaleler sürse de 5. günde Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından yapılan açıklamada yangının kontrol altına alındığı bildirilmişti.

Yangının 5. gününde, kendi de bir Samandağlı olan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, yangını meclise taşıyarak Bakan Pakdemirli’ye bir dizi soru sordu. Sorulardan en dikkat çekeci olanı, bölge halkının da yangın sonrasında kendi aralarında tartıştığı Maden ve Petrol Genel Müdürlüğü (MAPEG) ihalesi hakkında olan soruydu. Hatimoğulları’nın “Dört gündür süren yangın, 7 Eylül’de yapılan MAPEG ihaleleri ile ilgili midir? Bölgede, altın arama ruhsat alanlarından Batıayaz ve Kisecik sahasında yangının çıkması tesadüf müdür?” sorusuna ve bölgede incelemeler yaptıktan sonra maden aramaları hakkında yine benzer açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkan yardımcısı Ali Öztunç’un iddialarına hükümet kanadından yalanlama geldi. Tüm süreci incelediğimde benim de çok masum bir olay olmadığını düşündüğüm bu yangına bir diğer tepki de Hatay’daki siyasi parti temsilcilerinden geldi. Temsilciler, yaptıkları yazılı açıklamada kentin 9 bölgesinde maden sahası yapılmasına tepki göstererek, ranta ve talana izin vermeyeceklerini belirtti.

Anayasa’nın 169. maddesinde “Yanan orman alanı yeniden orman haline getirilir.” hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı ise merak konusu. Yine ileriki süreçte de bölgedeki gelişmelerin ve yanan alanda yapılacakların takipçisi olmak, aksi bir durumda doğanın talan edilmemesi adına tepki göstermek çok mühim. Zira doğaya, hayvanlara zarar verme yöntemlerini okudukça, doğa talanlarına bir şekilde göz yumdukça, ülkede insanlığın biraz daha dibe battığına şahit oluyoruz. Buna örnek olarak, İz Gazete’ye konuşan CHP İzmir Milletvekili Kani Beko, aynı anda cereyan eden orman yangınlarının tesadüf olmadığını belirterek, “Kedilerin üzerine benzin döküp, kuyruğundan tutuşturuyorlarmış. Can havliyle kaçan kediler, gittikleri yerlerden yangını başlatıyorlarmış. Ormanları bilinçli olarak yakıp taş ocağı açıyorlar.” dedi. Kan donduran bu iddianın maalesef toplumda da bilindiği, kimi insanların bu duruma şahit bile olduğu öğrenildi. İnsanlığın en dip noktasındayız maalesef, kan donduran olaylarla başlatılan sistematik ağaç katliamları, orman yangınları Beko’nun da dediği gibi tesadüf değil. Doğayı koruyan, canlıları seven bilinçli insanlar olarak bu sistematik talana karşı ortak akılla doğamıza sahip çıkmazsak bugün yangın Samandağ’da olur, yarın ise başka bir ormanda. Doğamıza, geleceğimize sahip çıkalım.

Rastgele Yazılar

Global Şarj Dönemi: WLC

Temassız teknoloji, virüs salgının başlamasından itibaren daha da önemli bir hâle geldi. Temassız teknolojinin en önemli standartlarından biri olan NFC'nin artık yeni...

Dört Başı Mamur Sözleşme: İstanbul Sözleşmesi

İktidar çevresinden gelen açıklamaların neden olduğu, bir süredir gündemi fazlasıyla meşgul eden bir konu: Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi...

The Punisher, Polis Karakterine Girmeden Çok Önce de Nefretin Sembolüydü

Francis "Frank" Castle 1 Şubat 1974'te "Örümcek Adam" kurgusal karakteriyle ilk kez ortaya çıktı. Hikayenin yazarı olan Gerry Conway, başlangıçta yanlış yola...

Enerji Açlığı

Özellikle enerji ve enerjiyi elde ediş biçimimiz tarih boyunca farklılığa uğrasa da son zamanlarda bunun çevreye etkilerini düşünmeden hareket eder olduk. Aristotales’in ilk defa kullandığı bu kelime, uğruna savaşlar verilecek duruma geldi.

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz