İlk ve son olarak 2011 yılında gitmiştim Hasankeyf’e. İlk defa da orda şahit oldum pirinç tanesine isim yazıldığına, bir dosta verilecek en güzel hediyenin ona kendisini yansıtacak nakışlı aynalar olduğuna. Çoban Ali’nin Hasankeyf’e olan sevdasından, içtiğiniz kahve sonrası size mağaranın içinde kahve falı bakmasına, güzel fotoğraf karelerine yerleşecek bütün güzel açılara kadar her şey anılarda kaldı şimdi. 12 bin yıllık tarihi geçmiş, Ilısu Barajı ile sular altında kaldı. Yerel halkın evleri, iş yerleri, bölgeye ait bitkiler, hayvanlar da onlarla aynı kaderi paylaştı. Kanunlar, tartışmalar, protestolar, itirazlar, bunların hiçbiri dokuz medeniyetten günümüze kadar gelen Hasankeyf’i geleceğe taşımaya yetmedi.

Hem uluslararası, hem yerel düzeyde gerçekleşen ve yıllarca süren protestolara rağmen geçtiğimiz aylarda Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali faaliyete geçti. Asıl yerleşkenin bulunduğu bölümün karşısına ise okul, hastane, cami, kültür parkı da barındıran yeni yerleşim yeri kuruldu. Bu yerleşim yerinin bazı bölümlerinin yapımı hala devam ediyor. Bu süreçte bu yapıların hiçbirinden yararlanamayan, yeni yerleşkede İskan Kanunu’na takılan mağdur bir kesim de var. Hasankeyf’in yeni halinin ardından turizmin eskisi gibi olamayacağını, eski turist sayısının tekrar gelmesi için yıllarca beklemek gerekeceğini düşünen esnaf yeni yerleşim yerinde devletten mali destek bekliyor. Kimi yetkililer Hasankeyf’in daha fazla turist çekeceğini iddia etse de, şu durumda bölge, Hasankeyf’ten ziyade betonkeyf gibi görünüyor. 

Ilısu Projesi sözü edilen beklentileri karşıladığı takdirde, Türkiye’nin en fazla enerji üreten dördüncü barajı olacak. Ancak baraj ve hidroelektrik santraline karşı çıkan Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi, toplamda 199 yerleşim yeri ve 289’a yakın arkeolojik sit alanının sular altında kalacağını belirtmişti. Projeye karşı çıkanlar, Hasankeyf’te hala toprak altında tarihi eserlerin bulunduğunu öne sürerek, bu eserlerinde gün yüzüne çıkarılarak ilçenin açık hava müzesi haline getirilmesini öneriyorlardı. Bu şekilde, nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış Hasankeyf geleceğe taşınabilirdi.

Nice Medeniyetlerin Meskeni: Hasankeyf

Mezopotamya’nın bereketli toprakları üzerinde, Dicle nehrinin kıyısında, bir zamanlar nice medeniyetlerin mesken olarak bildiği sayısız mağara ve onları çevreleyen bir antik kent… 

Hasankeyf’in kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor. Fakat tarihte, Bizans, Sasaniler, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlıların hakimiyeti altına girdiği biliniyor. Sayısız medeniyetin hüküm sürdüğü bir yer. Her birinden bir parça kalan birçok tarihi yapı: 600 yıllık Eş Rızk Cami (1409), Zeynel Bey Türbesi (1473), Sultan Süleyman Külliyesi (1407), Kasr-ı Rabia, Artuklu Hamamı (XIII.yy.), Hasankeyf Köprüsü ve daha nicesi…

Bunlardan sadece 7 tanesi yeni yerleşim alanına taşınıyor. Maalesef ülkemizin bu konudaki yetersizliği, tarihi eserlerin ne kadar güvenli ve sorunsuz taşınacağı hakkında da büyük bir tedirginlik yaratıyor. 

Hasankeyf’te Güncel Ekolojik Sorunlar: Barajdaki Su Seviyesinin Ekosisteme Zararları

Evrensel

Barajın doğaya olumsuz etkileri devam ederken, yakın zamanda baraj sularının en üst kota ulaşmasının ardından koruma altında olan Küçük Saray’ı su basmıştı. Su baskınının ardından su tahliye edilmeye çalışılmış fakat sızıntının önü yeterince kesilememişti. Bu nedenle baraj su seviyesinin düşürülmesi ile, Küçük Saray için yeni bir proje hazırlanarak koruma sağlanacağı belirtilmişti. En üst su seviyesine ulaşan barajda su seviyesi kontrollü olarak düşürüldü.

Çalışan türbin sayılarının fazlalığı ve kurak mevsimde olunması nedeniyle baraj bendinde en üst su kotunun denendiği, seviyenin bundan sonra yağış oranına göre artırılıp indirileceği belirtildi. Barajda su kotunun düşürülmesi ise, binlerce balığın sıkıştıkları alanlarda ölmesine sebep oldu. İç vadi ve mağaralarda suların çekilmesi ile binlerce balık açıkta kaldı. Yalnızca su seviyesindeki değişiklik onlarca canlı üzerinde bu tahribatı yaratırken, suyun tutulmasıyla tamamen değişen ekosistemin daha ne kadar zarar göreceğini sanıyorum önümüzdeki süreçte daha net göreceğiz. 

Yıllardır Dicle’nin hayat verdiği canlar, şimdi Dicle’nin sularıyla kaderine teslim olmuş. 


Kaynak:

https://amp.evrensel.net/haber/415203/ilisu-barajinda-sular-cekildi-baliklar-oldu

https://www.google.com/amp/s/www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-44362836.amp

http://www.hasankeyf.gov.tr/tarihi-eserler

https://listelist.com/hasankeyf-tarihi/amp/

Görsel: Listelist

About the Author: Şeyda Tangüner

Şeyda Tangüner
Muş Alparslan üniversitesi Fen bilgisi öğretmeni mezunu. Şu an kendi işini yapmıyor. Aslen Diyarbakırlı ama Akdeniz'in gözdesi Antalya'da yaşıyor. Mental olarak akla uygun, makul biri. En özgür hissettiğinde ise biraz deli. Daha çok kendi kafasında yaşayan biri. Ortaokul sıralarında yazmaya başladığı şiirlerine sırasıyla aşkı, psikolojiyi, insan ilişkilerini, toplumsal ve bilimsel konuları, kendi ütopyasını yazan bir kadın oldu kendisi. Ayrıca evde yetiştirdiği çiçeklerin annesi. Şarkı söylemek, müzik dinlemek yegane zevki. Deli kızın türküsünde bulabilirsiniz kendisini.

Leave A Comment