Daha önce hiç hapishanelere dayalı bir seçim hilesi duydunuz mu? Türkçede tam bir karşılığı olmayan, Amerika Birleşik Devletleri’ne özgü “prison-gerrymandering” terimi tam da bu konuyu anlatıyor. Bu terim kısaca; ABD’nde mahkûmların, tutuklu bulundukları hapishanenin yer aldığı bölgede seçmen sayılmaları, ancak oy verme haklarının bulunmamasını ifade eder. Peki, mahkûmların böyle bir uygulamaya tabii tutulmaları, seçimleri nasıl etkiliyor?

Kırmızı zemin üzerinde ABD haritası. Harita bir oy pusulasının üzerinden kesilmiş gibi ve haritanın üzerinden kırmızı teller geçiyor.

Illüstrasyon, Nicholas Konrad – The New York Times (photograph by Getty Images) 

Peter Wagner’in 2012 tarihli çalışmasına göre her on yılda bir eyaletler ve yerel yönetimler, ABD Yüksek Mahkemesi emsal kararının gerektirdiği şekilde eşit temsili sağlamak için yasama bölgelerini yeniden çizer. Her bölgedeki nüfus aynı olduğunda, oralardaki toplulukların her bir üyesine eşit siyasi temsiliyet hakkı verilir. Ancak bu hak, yasama bölgesini yeniden çizme işleminin dayandığı verilerdeki herhangi bir hataya karşı savunmasızdır. Bu işlemin dayandığı verilerden biri olan nüfus sayımlarında ise uzun süredir devam eden bir hata bulunmakta: Mahkûmların neredeyse hepsinin oy kullanması yasaklanmış ve mahkûmlar çevredeki topluluğun yasal sakinleri olmadıkları hâlde, hapishane mahallinin sakinleri olarak sayılmaları. Bölge nüfus sayımlarına hapishanelerin nüfusu da dâhil edildiğinde, bu hapishanelere yakın çevrede oturanlara, siyasi olarak daha fazla söz hakkı veriliyor. (Breaking the Census, sayfa 2-3, paragraf 1) hapishanelere

Yine Peter Wagner’in çalışmasına göre; Nüfus Sayım Bürosu, 1790’da Amerikalıları saymaya başladığında, mahkûmların hapishane sakinleri olarak sayılmaya karar verilmesi pek de önemli bir olay değildi. O zamanlar veriler, yalnızca kongrede hangi eyaletin kaç sandalye alması gerektiğini belirlemek için göreli nüfusu ölçmeye yarıyordu. Bir eyalette hapsedilen insanların nerede sayıldığı önemli değildi çünkü yasama bölgesinin yeniden bölüşümü henüz mevcut değildi. Ayrıca, 1900’lere kadar, çoğu federal mahkûm eyalet hapishanelerinde tutuluyordu. Bu nedenle Nüfus Sayım Bürosu’nun hapishanelerdeki insanları sayma yönteminin, siyasi gücün dağılımı üzerindeki etkisi sıfıra yakındı. Takvimler 1880 yılını gösterdiğinde, tüm ABD’nde yalnızca bir federal hapishane ve altmış bir eyalet hapishanesi bulunuyordu. Bu dönemde her 100.000 kişi başına ise 61 mahkûm bulunuyordu. (Breaking the Census, sayfa 3, paragraf 2-3) Ancak 2000 yılına gelindiğinde hapishane sayısı 1.668’e ulaştı ve her 100.000 kişiden 478’i mahkûm konumuna geldi. (Breaking the Census, sayfa 4, paragraf 2) hapishanelere

Tabii ki mahkûmların sayısı nüfus içinde eşit olarak dağılım göstermiyor ve ırksal eşitsizlikler artmaya devam ediyor. Yaklaşık yüz yıl önce, 1923’te siyahî Amerikalı mahkûm sayısı beyaz Amerikalılara göre dört kat daha fazlaydı. Bu eşitsizlik, 2000 yılına gelindiğinde iki katına çıktı. Aynı dönemde yapılan nüfus sayımlarına göre siyahî erkeklerin yüzde 3,5’u mahkûm idi. (Wagner, 2012: 1243) (Breaking the Census, sayfa 4, paragraf 3) Yüzdelik olarak bakıldığında sayı küçük görünebilir. Durumun vahametini anlatabilmek için güncel bir örnek vermek gerekirse: tüm Avrupa’da, nüfusa oranla mahkûm sayısında rekorlar kırdığımız bugünlerde, mahkûm ve tutukluların erkek nüfusuna oranı binde 7’dir. (Deutsche Welle Türkçe)

Bu durumdan kötü anlamda en çok etkilenenler ise yine beyaz olmayan topluluklardır. (Shifting Power, sayfa 1, paragraf 1)

Işıklandırılmış hapishane koridoru. İki katlı, odalar ve kapıları görülebiliyor. Koridorda masalar var..

Phoenixville, Pensilvanya Eyalet Islahevi (Lauren A. Little – Reading Eagle – Getty Images)

Hapishanelere dayalı bu seçim hilesi, siyasi temsili özellikle ırksal çizgiler üzerinde çarpıtmakta ve azınlık topluluklarının seçim hileleri ve eksik nüfus sayımları nedeniyle hâlihazırda zaten karşı karşıya kaldıkları siyasi haklardan mahrumiyeti artırmaktadır. Sonuç olarak yalnızca kırsal topluluklar politik güç kazanmakla kalmamakta, aynı zamanda çoğunluğu siyahî olan kentsel topluluklar bu gücü kaybetmektedir. Hapsedilme oranının yüksek olduğu bölgelerde, yetersiz siyasi temsiliyet nedeniyle bu bölgelerdeki toplulukların tamamı olumsuz etkilenir. (Mansoor, ve Carlisle, 2021) (How Prison Gerrymandering Distorts, sayfa 4, paragraf 3)

Son on yıllık süreçte kanun yapıcılar, bu uygulamanın siyasi güç üzerindeki doğrudan etkilerini fark etmeye ve harekete geçmeye başladılar. (How Prison Gerrymandering Distorts, sayfa 6, paragraf 1) Şu ana kadar 11 eyalet, mahkûmların seçmen olarak sayılmaması veya hapsedilmeden önce son yaşadıkları yere göre sayılmaları konularında kanunlar düzenlemeye başladılar. (How Prison Gerrymandering Distorts, sayfa 3, paragraf 3) Hukukçulara göre uzun vadede en etkin çözüm yolu, mahkûmların hapsedilmeden önce yaşadıkları son adrese göre nüfusa dâhil edilmeleri olacaktır. (How Prison Gerrymandering Distorts, sayfa 6, paragraf 2) Bir diğer çözüm yolu ise mahkûmlara, seçimlerde oy kullanma hakkı verilmesidir. (Mansoor, ve Carlisle, 2021)

Sonuç olarak, konuyu özetlemek gerekirse; eğer A bölgesinde 50 seçmen, B bölgesinde ise 50 seçmen ile birlikte 25 tane de seçmen(!) sayılan ancak oy kullanamayan mahkûm bulunuyorsa, B bölgesinde daha fazla seçmenden olduğu için B bölgesi kongrede daha fazla sandalye alıyor ve daha fazla politik temsiliyet hakkı kazanıyor. Bununla birlikte, çoğunlukla Cumhuriyetçilere oy veren güney eyaletlerinin en yüksek mahkûm sayılarına sahip olduğunu da hatırlatmakta fayda vardır. hapishanelere


Kaynakça:

Wagner, P., 2012, Breaking the Census: Redistricting in an Era of Mass Incarceration, William Mitchell Law Review, 38:4; 1241-1260.

Remster, B., Kramer, R., 2019, Shifting Power: The Impact of Incarceration on Political Representation, Du Bois Review: Social Science Research on Race, Cambridge University Press, 15:2; 417-439.

Mansoor, S. ve Carlisle, M., 2021, When Your Body Counts But Your Vote Does Not: How Prison Gerrymandering Distorts Political Representation, online article; How Prison Gerrymandering Distorts Political Representation | Time

Deutsche Welle Türkçe: Nüfusa göre tutuklu oranında Türkiye Avrupa birincisi | Türkiye | DW | 08.04.2021

İlginizi Çekebilir:

Sosyal medyada paylaş

Nail Ceyran

Ege Üniversitesi, İktisat bölümü mezunudur ve İzmir’de yaşamaktadır. Özel sektörde bağımsız denetçi olarak çalışmaktadır. Ekonomi ve ekoloji alanlarında yazmakta ve makale çevirmenliği yapmaktadır. Çevre aktivisti, Zeytince Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği üyesi ve Zeytin Okulu gönüllüsüdür.
Published On: Ekim 20th, 2021Categories: Çeviri, Politika0 Yorum

Leave A Comment