Sosyal medyada paylaş

Bunun gerçekten de kolay bir soru olmadığı kesin. Askeri alanda duygusal kararlar vermek, idealler doğrultusunda adeta kumar oynamak ne kadar mantıklıdır? Enver Paşa ve yaşanılan Sarıkamış faciası, dozunu kaçırmadan eleştirel yaklaşımla üzerinde durulması gereken mühim bir mevzudur. Yazıma Sarıkamış Harekatı’nın biraz daha öncesinden başlamak istiyorum.

Sonun başlangıcı

Enver Paşa 3 Ocak 1914’te, aynı gün dönemin Harbiye Nâzırı (Savunma Bakanı) olan Mirliva (tuğgeneral) Ahmet İzzet Paşa’nın yerine göreve getirildi. Enver Paşa’nın böylesine genç bir yaşta büyük makamlar elde etmesi eleştirilere sebep olmuştu. Bunda en büyük pay, tabii ki de İttihat ve Terakki’nin olmuştur. Çok kısa bir süre geçtikten sonra Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisliği (Genelkurmay Başkanlığı) görevini de alan Enver Paşa, ilk olarak Balkan Savaşı’nda ağır darbeler alan orduyu şekillendirmekle uğraştı. Böylece ordu içinde genç subaylar görev almaya başladı. Enver Paşa, ilerleyen zamanlarda Almanya ile müttefik olma çabası içine girdi ve 2 Ağustos 1914 yılında Almanya ile antlaşma imzalandı.

İmzalanan antlaşmada Osmanlı Devleti’ni savaşa zorlayan herhangi bir sebep yoktu ama Enver Paşa “Kaybettiklerimizi geri alalım.” mottosuyla hareket etti. İngiliz gemilerinden kaçan Alman savaş gemileri Goeben ve Breslau’ya giriş izni verdi ve tarafsızlık politikası izleyen bir devletin resmiyette olmasa da bir ittifak çabası içinde olduğunu gösterdi. Osmanlı donanması tarafından satın alınan bu gemiler; 29 Ekim 1914 günü Rus limanlarını bombalamış ve ertesi gün de Enver Paşa, savaşa ittifak bloğunun yanında girdiğini resmen duyurmuştur.

Oyun bitti

Konumuz esas olarak buradan itibaren başlıyor. Aslında Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na girmeden önce Kafkasya’da çalışmalarına başlamıştı. Rusya’ya karşı olan çekinceden kaynaklı olarak bir süre sadece olan biteni izlemek zorunda kaldı. Bu faaliyetler, 2 Ağustos 1914 Türk-Alman gizli ittifakından sonra hız kazandı. Enver Paşa bu antlaşmadan sonra Kafkasya çalışmalarına başlamıştı, zaten Almanya’nın da isteği bu yöndeydi. Savaşa girilmesinden sonra Enver Paşa da Harbiye Nazırı olarak askeri yönetimi eline aldı. Enver Paşa’nın 1. Dünya Savaşı’nda fiili olarak yönettiği tek savaş “Kafkasya” olmuştur.

Rusların ilk saldırıları 1 Kasım itibarıyla başlamıştı. Düşmanı oyalama görevi biçilen 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, Rusların bütün kuvvetleriyle atağa geçtiği yanılgısına düştü. Genel Karargâh’tan Hasan İzzet Paşa’ya saldırıya geçmesi yönünde emir geldi ve Birinci Köprüköy Muharebesi başladı. Bu savaşta kesin bir sonuç sağlanamadı. Hasan İzzet Paşa taarruza geçmek istemedi, mevzilerin kuvvetlendirilmesi ve ordunun güç toplaması gerektiğini düşünüyordu. Enver Paşa sabırsızca davrandı ve tekrar atağa geçilmesi yönünde emir verdi. Bu hareketten de sonuç alınamadı. Bu başarısızlıklardan sonra Enver Paşa kendi yarattığı şöhretini kaybetme korkusuna kapıldı. Bu sabırsız davranışlarının sonuçlarından kurtulmak istiyordu çünkü hayranı olduğu Almanları da hayal kırıklığına uğratıyordu.

Enver Paşa’yı içten içe tedirgin eden bir durum daha vardı. Hafız Hakkı Paşa, Hasan İzzet Paşa’dan büyük yetkiler istemişti. Her ne olursa olsun taarruza geçilmesini istiyordu. Hafız Hakkı Paşa’nın böylesine büyük bir başarı elde etmesi Enver Paşa’nın şöhretini geride bırakabilmesi anlamına geliyordu.

Bütün bu olanlardan sonra Enver Paşa büyük değişikliklere gidiyordu. X. Kolordu Komutanı Ziya Paşa’yı görevinden alıp yerine Hafız Hakkı Paşa’yı atadı. IX. Kolordu Komutanı’nı farklı düşüncelerinden dolayı emekliye ayırdı.

Enver Paşa yaşananlardan hiçbir şekilde ders almadı ve ütopik düşüncelerinden vazgeçmedi. Çok sabırsızca hareket etti. Merhametsiz, sert ve otoriter bir insandı. Bu şekilde sonuca ulaşabileceğini düşünüyordu. Yazımın başında da bahsettiğim gibi belki de böylesine büyük görevler için tecrübesiz kalmıştı. Bu yaşananlardan rahatsız olan Hasan İzzet Paşa, 3. Ordu Komutanlığı görevinden istifa etti.

Enver Paşa, içinde bulundukları durumu göz ardı ederek 3. Ordu’yu bütün kuvvetleriyle taarruza kaldırdı. Hızlı akınlar başarı getirmeye başlamıştı ama Enver Paşa’nın yanlış stratejileri birlikler arasındaki bağları koparmaya başladı ve aralarındaki iletişim kopma noktasına geldi. Askerine acımayan, otoriter bir Enver Paşa’dan bahsetmiştik; bu tutumunu burada da sürdürdü ve yorgun, bitkin askerler savaşa devam etmekte zorlanmaya başladılar. Ordu her geçen gün yıpranıyordu. Yanlışlar adeta zincirleme ilerliyordu. Allahuekber Dağı’nda bir metreden fazla kar vardı. Askerlerin ilerleme hızı her geçen sürede düşüyordu. Bu şartlar altında askerler daha fazla dayanamayacak duruma geldiler. Sarıkamış yolunda, bütün bu etkenler (iklim, açlık) dolayısıyla ilk etapta on bin asker şehit oldu.

Felaketlerin üst üste gelmesi Enver Paşa’nın aklını başına getirmeye başlamıştı ama artık her şey için çok geçti. Enver Paşa, Sarıkamış’ta bulunan bütün kuvvetlerin komutasını Hafız Hakkı Paşa’ya bıraktı ve İstanbul’a döndü. Yaklaşık üç hafta süren savaş sona ermişti. Enver Paşa’nın hatalı stratejilerle yönettiği savaşta yaklaşık yetmiş bin asker kaybı yaşandığı söylenir.

Bu felaketin en büyük sorumlusu kesinlikle Enver Paşa’dır. Ona sıkça itiraz eden komutanları dinlemeyip hepsini görevlerinden aldı. Daha önce kendi şöhretini geride bırakmasından korktuğu, savaş tecrübesi olmayan Hafız Hakkı Paşa’ya fazla güvenerek büyük bir hata yaptı. Enver Paşa zeki bir adamdı, Rus ordusunun her bakımdan üstün olduğunu çok iyi biliyordu, iklim şartlarını biliyordu; böyle bir hata yapması akıl alır gibi değildi. Aslında o, Ruslara kaybetmedi; kendi egosuna, uçuk hedeflerine yenildi. Kendi içinde kurduğu Turan hayalinin kurbanı oldu. Balkan Savaşları’ndan sonra orduya büyük yenilikler getirmeye çalıştı. Birçok paşayı emekli edip yerlerine genç subayları getirdi.

Aksini kimsenin söyleyemeyeceği bir şey vardır ki o da şudur: Enver Paşa bir Alman hayranıydı. Sadece savaş sırasında değil, savaşa girilmeden önce de Almanya ile ittifak kurulması gerektiğini savunan Enver Paşa, maalesef bu noktada da büyük hatalar yapmıştır. Enver Paşa kesinlikle bir hain değildi. Sadece mantığıyla değil duygularıyla hareket etti ve sonuçlarına katlandı.

Kaynaklar:

Karal, E.Z. “I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesinde: Sarıkamış Savaşı”. Türk Tarih Kurumu. 17 Kasım 2016. İnternet. Erişim Tarihi: 15 Ocak 2021. <https://www.ttk.gov.tr/belgelerle-tarih/i-dunya-savasinda-canakkale-savaslari/>.

Hanioğlu, M.Ş. “Enver Paşa”. İslam Ansiklopedisi. İnternet. Erişim Tarihi: 15 Ocak 2021. <https://islamansiklopedisi.org.tr/enver-pasa>.

Ural, S. “1914-1915 Yıllarında Kafkas Cephesi’nde Yaşanan Askeri Olayların Türk Basınındaki Yankıları”. DergiPark. İnternet. Erişim Tarihi: 15 Ocak 2021. <https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/26144>.

Sosyal medyada paylaş

About the Author: Ersel Gündoğan

Ersel Gündoğan
Hacettepe Üniversitesi Tarih bölümü öğrencisi. Dünya üzerindeki her şeye meraklı. Kendini her daim öğrenci hisseder. Okumayı, gezmeyi, farklı kültürler görmeyi ve bunları diğer insanlara aktarabilmek en büyük gayesidir.
Categories: Bilim, Tarih0 Comments

Leave A Comment