Kategoriler
    More

      Geçmişten Gelen Nefret: Siyahiler

                  “Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar.”

                  “Herkes, ırk, renk, cins, dil, din, siyasal ya da herhangi bir başka inanç, ulusal ya da toplumsal köken, varlıklılık, doğuş ya da herhangi bir başka ayrım gözetilmeksizin bu Bildiri’de açıklanan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir.”

                  “Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayri insani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz.”

      İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde bulunan bu maddeler; 10 Aralık 1948’te kabul edildi. Kabul edildiği günden beri de tüm dünyada 10 Aralık’ta kutlandı. Ortadan kaybolmayan nefret ve ırkçılık, gündeme gelmeye devam etse de gerekli önlemler alınmadı yada görmezden gelindi. Sonuçta teni beyaz olmayan, yıllar boyu köle olarak kullanılan ve “aşağılık” kabul edilen insanlar ses çıkarıyordu. Kendilerinden olmayan her şeye nefret kusanlar tabii ki yaşanılan onca acıyı ve zulmü görmezden geldi. Ancak son zamanlarda Black Lives Matter hareketinin dünya çapında duyulması ve saklı arşivlerin açılmasıyla geçmişte siyahiler için uygulanan insanlık dışı öjenik* programın detayları ortaya çıktı.

      Öjenik Programının Detayları

      1929-1974 yıllarında, ABD’de uygulanan sterilizasyon (kısırlaştırma) programının özellikle siyahiler üzerinde uygulandığı, 7.600 siyahi kadın ve erkeğin üreme yetilerinin ellerinden alındığı öğrenildi. Bu program Kuzey Karolina eyaletinde uygulandı. 20. yüzyıla kadar nüfusun çoğunluğunu oluşturan siyahiler; 45 yıl süren bu programa, az sayıda gönüllü katılırken çok sayıda kişi zorlanmıştı. Zihinsel engelli olanlar, ebeveynliğe uygun olmayanlar gibi sebepler öne sürülerek çocuk sahibi olmaları engellendi. Programa dahil edilen en küçük birey ise 10 yaşındaydı.

      1958-1968 yılları arasında; Kuzey Karolina’ya bağlı 100 kentte 2.100’den fazla yapılan operasyonda, siyahilerin nasıl hedef alındığı da gözler önüne serilmiş oldu. İncelemelere göre; işsiz siyahi vatandaşlar arasında kısırlaştırma yaygınken beyaz ve diğer ırklara mensup vatandaşlarda bu oran düşük kaldı.

      Soykırım kelimesinden her bahsedildiğinde aklımıza Hitler ve Yahudi Soykırımı gelse de, uygulanan kısırlaştırma programı da aynı şekilde soykırım. Birleşmiş Milletler’in (BM) belirlediği Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre “ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir öbeğin tümünü ya da bir bölümünü yok etme niyeti” suç.

      Siyahilerin büyük bir çoğunluğunun hatta çocukların kısırlaştırılması, zorla dayatılan önlemlerle doğumun engellenmesi soykırımdır. Bu insanların ellerinden alınan haklar soykırımdır. Ve soykırımın büyük bir yaptırımı olması gerekir. Ancak ABD Hükümeti’nin, bu büyük suça karşılık sadece hayattaki mağdurlara tazminat ödenmesi için bir vakfı var. Ödeme yapılıp yapılmadığına dair ise net bir bilgi bulunmuyor.

      Günümüzde yaşanan Black Lives Matter hareketinin sadece bir kişinin ölümüyle ortaya çıkmadığı; geçmişten bu güne bakılırsa sistematik olarak yaşanan baskı, kölelik, aşağılanma ve zulüm sonucu başladığı rahatça görülebilir.

      Bizler, en azından insanlığa önem verenler olarak, dünyanın neresinde olursak olalım sessiz kalmamalı; sırf bizim ülkemizde veya kendi kökenimizde bulunmuyor diye üç maymunu oynamamalıyız. Çünkü “Özgürlük verilmez, alınır”

      *Francis Galton tarafından ortaya atılmış bir kavram olarak öjenizm/öjenik kelimesi, iyi tür anlamına geliyor. Bu yaklaşım sağlıklı bir nesil ve toplum için “sağlıksız” ceninlerin öldürülmesi gerektiğini söylüyor. Kavram, zihinsel veya bedensel engelli bireyleri içine aldığı gibi ırkçılığı da barındırıyor.

      Kaynakça

      Görsel: https://www.engagio.com/blog/account-based-marketing/its-time-to-get-educated-on-black-lives-matter/

      https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsan_Haklar%C4%B1_Evrensel_Beyannamesi#%C3%96nemi_ve_i%C3%A7eri%C4%9Fi

      https://tr.euronews.com/2020/07/25/arast-rma-abd-de-uygulanan-ojenik-programla-siyahlar-k-s-rlast-r-ld

      https://tr.wikipedia-on-ipfs.org/wiki/G%C3%BCney_Carolina.html

      https://www.neoldu.com/gecmisten-gunumuze-siyahi-amerikalilarin-yasadiklari-8346h.htm

      Sude Yıldırım
      Sude Yıldırım
      Marmara Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Biyoloji okumakta. Tema Vakfı gönüllüsü. Genetik ve ekoloji alanıyla ilgileniyor.

      Rastgele Yazılar

      Bir Taşla 4 Kuş: Barolar, İşçiler, Basın Ve ‘İbneler’

      Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya yürüyen barolar il girişinde polis müdahalesiyle engellendi. Ardından yaşananlarsa "Yeni Türkiye'nin" kısa bir özeti.

      Lilith: Karanlıkta Uçan Kadın

      Yahudi geleneğinin en kötü iblisi olarak görülen Lilith, feminist bir kahramana dönüşüyor. “Bir yanım güzeldir benim, Ama hangi yanım, asla...

      İnsan Refahının Köleleri

      Düşünüyorum, bir zamanlar vegan değildim. Kimi yediğimi, ne içtiğimi, neyi kullandığımı, neyi sürdüğümü bilmiyordum. Toplumun bana aşıladığı şekilde yaşıyor ve bunu hiç sorgulamıyordum. Hayvanları çok sevdiğimi söylüyordum ama bu hayvanları kendi refahım için kullandığım gerçeğini köreltmiyordu. O zamanlar bunu yaparken bilinçsiz biri olduğumu bilsem de şu an aklıma geldikçe ‘’NEDEN?’’ diye soruyorum. Neden hayvanları refahımızın kölesi ilan ettik, halbuki yaşam haklarımız eşit değil mi? Birimizi diğerimizden üstün kılan ya da hayvanları bu kadar değersiz görüp metalaştırmamızı sağlayan neydi? Savunmasız olmaları mı yoksa bizim dilimizi konuşamıyor olmaları mı? Belki her ikisi belki de sadece refahımızdan kaçamıyor oluşumuzdur.

      Nietzsche Tanrıyı Öldürdü, Sartre Özgürlüğü Kaçınılmaz Kıldı!

      Nietzsche, “Tanrı öldü” diye haykırmaktadır. Ama düşünülenin aksine bunu bir son nokta olarak değil, ancak bir dönüm noktası olarak kabul etmiştir.

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz