Bu yazıya “Ψυχή” ve “–λογία” kelimeleriyle başlamalıyım. Bu kelimeler ruh ve araştırma anlamına gelir. İlk kez 16. yüzyılda kullanılan bu iki kelime, psikolojinin felsefeden ayrıldığının belki de ilk işaretiydi. Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre psikoloji, zihin ve davranışın bilimsel çalışmasıdır. Psikoloji ayrıca duygu ve düşünceleri de incelemiştir. Psikolojinin doğuşu insan ruhunu merak etmekle başladı. Pek çok bilim gibi psikoloji de felsefenin içinde değerlendirilir. Wilhelm Wundt tarafından açılan ilk psikoloji laboratuvarı, psikolojinin bir bilim olmasına öncülük etti.

Psikoloji bilimsel olarak felsefeden ayrılmıştır, Aristoteles, Platon, Sokrates ve İbn Sina gibi filozoflar ruh kavramını farklı şekillerde tanımlamışlardır. Ayrıca Kant, Hegel, Descartes, Fichte, Husserl gibi düşünürler, psikolojinin öğrenme üzerine uğraştığı biliş kavramına farklı tanımlamalar yapmışlardır. Ayrıca Aristoteles’in De Anima, Posterior Analytics, Metaphysics ve On Memory kitaplarında ruh, bellek, imge, deneyim, zihin gibi alanlarda açıklamalar yaptığını da eklemeliyim.

Bu bağlamda Platon’un ruh anlayışını incelersek, Sokrates’ten farklı olarak irrasyonel unsurlara yer vermiştir. Onun ruh anlayışı çatışmaya dayanıyordu. (Ruh görüşüne “The Republic”te değinmiştir.) Ona göre karşıt düşünceler yaygın olgulardı ve bunları “Principle of Opposition” argümanında dile getirdi. Psyche, üç ilkesinden ilki, Zıtlıkların Argümanı idi. Jung, çatışmanın kaçınılmaz olduğunu ve Platon’un savunduğu bu karşıtlık olmadan enerjinin olmayacağını öne sürer. Bu enerji libido kaynağıdır. Kısacası ikisi de ruhumuzda, kişiliğimizde zıtlıklar olması gerektiğini söylediler. Birbirlerine bu kadar yakın olmaları, psikolojinin felsefeden beslendiğini açıkça göstermektedir.

Plato, Devlet’in dördüncü kitabının beşinci bölümünde, Zihinsel Çatışmadaki Unsurların üç tipine sahip olduğumuzu söyler. Birincisi, amacımızın farkında olmamızı sağlayan düşünme ve karar verme yeteneğimizdir. İkincisi, eyleme yönelmemizi sağlayan bir arzumuz vardır. Üçüncüsü, açgözlülük, öfke gibi düşüncesizce hareket eden arzudur. Bu arzu, maddi şeyler için bir iştahtır. (s:147) Platon’un zihni güdüleme biçimlerine benzer şekilde, Freud da insan ruhunu üç kısma ayırmıştır. Bunlar İd, Ego ve Süperego’dur. Kimlik, ilkel, içgüdüsel ve cinsel dürtüleri içerir. Süperego bizim ahlaki vicdanımızdır. Ego ise kişiliğin uyum sağlayan ve organize eden tarafıdır. Son olarak toplumsal değerler ve ahlak kavramı ile süperego oluşur. Platon’un zihinsel öğelerinde (üçüncü tip zihin) görebileceğiniz gibi, düşünmeden yaptığımız eylemler Freud’un İd kavramıyla benzerlikler taşır. Freud’un bu ayrımla Platon’dan yararlandığını düşünebiliriz.

Ayrıca Platon analojisine göre organların iyi çalışması sağlık için gerekli olduğu gibi, ruhun esenliği için de ruh bölümlerinin görevlerini yerine getirmesi önemlidir. İyi, adil ve mutlu bir insan olmanın sonucu olarak kişi psikolojik uyum kazanır. İnsanlar hala sadece kendilerini mutsuz hissettiklerinde terapistlere gitmeye ihtiyaç duyarlar. Bu düşüncelerin başlangıcının Platon’un bu argümanından gelebileceğini düşünebiliriz.

Felsefenin psikolojinin pratik kısmındaki etkilerine baktığımızda en büyük etkiyi “logos” ve “anlam” kelimelerinden oluşan “Logoterapi”de görebiliriz. Logoterapinin kurucusu Victor Frankl, Nazi toplama kamplarında 3 yıl geçirdi ve anlam arayan bireylerin bu kampta hayatta kalabileceğini gözlemledi. Frankl bir röportajında ​​hayattan hiçbir beklentisi olmadığını söyleyen insanlara hayatın onlardan bir beklentisi olduğunu söyledi. Bu, anlam arayışının büyük bir göstergesidir. Varoluşçu Terapi olarak adlandırılan bu terapi, kişinin hayattaki anlamını ve amacını bulmasını sağlayan oldukça etkili bir yöntemdir. Logoterapi uzun yıllardır psikoloji araştırma yöntemlerinden uzak kalmıştır. Bunun önündeki engel felsefe olmuştur. Gözlenemeyeni ölçmediğimizi söylediler. Ancak Schulenberg’in Ampirik Araştırma ve Logoterapi makalesinde belirttiğine göre varoluşsal kavram ampirik olarak araştırılabilir bir kavramdır ve bu geçmişte ihmal edilmiştir. (Debats 2000; Schulnberg, 2003). Ancak felsefeye dayalı bu terapi yöntemi günümüzde farkındalık, ölüm, rüyalar gibi birçok alanda psikoterapi tekniği olarak kullanılmaktadır.

Son olarak, Platon’un Formlar Teorisinin psikolojiye olası katkısından bahsetmeliyim. Bu fikri Mağara Alegorisi ile açıklar. Bu teoride, insanlar boş bir duvara bakıyorlar ve gölgelerini izliyorlar. Ama geri dönerlerse hayatın kaynağını ve gerçeği kendileri göreceklerdir. İnsanların fikir dünyasını anlama, kendini algılama ve özüne ulaşma çabası demektir. Bu bağlamda psikoloji bilimi, insanların davranışlarını ve zihnini anlamaya ve tanımlamaya çalışırken gerçek benliğinden uzak durmaz.

İlginizi Çekebilir: Yürütücü İşlev Bozukluğunun 3 Belirtisi – Ve Bunları Fark Etmemek Nasıl Sağlamcılığa Neden Olur?


Görsel: Paulo Mota

KAYNAKLAR

Fazıl Derbeder, Platon ve Aristoteles’te Ruh-Beden Problemi ve Karşılaştırması

Hasan Akkanat. (2019). Aristoteles Psikolojisinde Ruh ve Yetkinlikleri, İlahiyat: akademik araştırmalar yıllığı,2, 2-4  Aristoteles Psikolojisinde Ruh ve Yetkinlikleri.

Plato, The Republic.

Stefan E.Schulnberg.(2003). Empirical Research and Logotherapy. Psychological Reports, 93, 1-3.

(n.d). Carl Gustov Jung ve Analitik Psikoloji

https://aklinizikesfedin.com/felsefe-ve-psikoloji-arasinda-nasil-bir-iliski-vardir/

https://en.wikipedia.org/wiki/Psychology

https://www.simplypsychology.org/whatispsychology.html

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ruh#Sokrat_ve_Platon

http://webspace.ship.edu/cgboer/jung.html#:~:text=Jung%20gives%20us%20three%20principles,wish%20immediately%20suggests%20its%20opposite.&text=According%20to%20Jung%2C%20it%20is,the%20splitting%20of%20an%20atom.

https://www.ukessays.com/essays/psychology/philosophical-influences-psychology-3132.php

https://www.felsefeterapisi.com/psikoterapinin-felsefi-kokenleri

https://cdn-acikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/20_21_guz/felsefeye_giris/11/index.html

https://www.goodtherapy.org/learn-about-therapy/types/logotherapy#:~:text=Developed%20by%20Viktor%20Frankl%2C%20the,loss%20in%20Nazi%20concentration%20camps.

https://www.youtube.com/watch?v=asZcSJWCBPk&t=15s

http://psikohobi.blogspot.com/2016/04/varoluscu-terapi-teknikleri.html

https://www.felsefeterapisi.com/psikoterapinin-felsefi-kokenleri

https://en.wikipedia.org/wiki/Allegory_of_the_cave

Sosyal medyada paylaş

Eliz Avcı

İzmir'de yaşayan, Yaşar Üniversitesi'nde bölümüne aşık bir Psikoloji öğrencisi. Köpek annesi. SosyalBen Vakfı, Genç Psikologlar Meclisi, Efpsa, Hayvan Hakları Meclisi gibi bir çok alanda gönüllü. Her gün ajandasındakileri yapmazsa gözüne uyku girmiyor. Boş zamanlarında kulaklığıyla ayağı kopana kadar yürüyüş yapmak ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek en sevdiği aktivitelerdir.
Published On: Aralık 21st, 2021Categories: Bilim, Felsefe, Psikoloji0 Yorum

Leave A Comment