Etik Bir İfade Aracı Olarak Giyim

Giyim bir ifade aracıdır. Kişi her gün bir seçim yapmak suretiyle birtakım renkler, desenler, dokular ve şekilleri üstüne geçirir ve böylece gün içinde karşılaştığı kişileri bu seçim hakkında bilgilendirir. Bu şekliyle düşünüldüğünde, bizi görenlerin vücudumuzla birlikte görmesine izin verdiğimiz ilk şeydir, giydiklerimiz. Bu da giyimin hayatımızdaki hafife alınamaz doğasını vurgular çünkü seçtiklerimizle bir görüntü oluşturur, bu görüntüyü benimser, bununla gözlemlenir ve değerlendiriliriz. Giyimimiz tüm bu sebeplerle kendimizi ifademizin oldukça bütünleyici bir parçasıdır ve tüm dünyada giyimle ilgili, gerek ifade ve kanaat özgürlüğü, gerek din ve vicdan özgürlüğü bağlamında fırtınaların kopması, giyimin diplomasiden magazine daima bir gündem maddesi olması boşuna değildir. 

Moda ve Tekstil Endüstrisinin Karanlık Yüzü

Modern insanın giyinmek için harcadığı çabanın yanı sıra onu giydirebilmek için harcanan öyle bir insan ve doğa faktörü de vardır ki “giyinen herkesi”, hepimizi, yakından ilgilendirir. Giydiğimiz her ürün, ham madesinin üretilmesinden kumaşının dokunmasına, ürünün alıcıya çıkmasından gardıroplarımıza girmesine kadar uzun bir yolculuktan geçer. Bu yolculuk genellikle çokuluslu büyük şirketlerin uzunca bir tedarik zinciri kurmasıyla gerçekleşir. Bu zincirin her halkası, çoğunlukla diğer halkalardan bihaber, tedarik zincirinde kendi paylarına düşen işi üstlenir. Bu sayede, üzerinde “Save the Planet” (Dünya’yı Kurtar) gibi iddialı cümleler yazan tişörtleri satan bir firma, işçi haklarına dair yasal düzenlemenin zayıf olduğu bir ülkede kötü muameleye maruz bırakılarak çalıştırılan işçilerin yaşadıklarını ve tişört için seçilen kumaş sebebiyle suya karışacak mikroplastikleri görmezden gelerek kar elde etmeye devam edebilir. Bu tedarik zinciri, hem insan emeğinin ve doğanın sömürülmesiyle katılımcılarına ciddi bir ekonomik fayda yaratarak kendini sürdürür, hem de çokuluslu olmanın kazandırdığı yasal boşluklardan yararlanarak kendine ekoloji ve insan hakları ihlalleri konusunda bir “sorumluluk boşluğu” yaratır. Öyle ki, tedarik zincirinin her halkası yasal düzenlemenin ihlallere karşı koruduğu bir ülkede bulunsaydı, soruşturmalarla ve ağır tazminatlarla boğuşmak zorunda kalacak yöneticiler, tüm bu yasal sonuçlardan kaçınabilmektedir. 

Bu adaletsizliğin çözümü için uluslararası alanda Birleşmiş Milletler tarafından oluşturulan bir yasal çerçeve var. Buna göre, devletler şirketlerin insan haklarını ve çevreyi etkileyecek aktivitelerini düzenlemekle, şirketler ise insan haklarına saygı gösterecek önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yasal çerçevenin uygulanması için çeşitli çevrelerce gösterilen çabaya rağmen, bu rejim, endüstrinin tüm katılımcıları (devletler, tedarik zincirindeki işletmeler, şirketler) açısından eşit derecede caydırıcı değildir, ortaya çıkan ihlallere karşı etkili bir hukuk yolu da oluşturamamıştır. Bu ihlaller saymakla bitmez. Çevremizdeki çocukların kılına zarar gelsin istemeyiz ancak dünyada halen 85 milyonu tehlikeli işler olmakla birlikte, 168 milyon çocuk, çocuk işçiliği mağdurudur. Belgesellerde izlediğimizde canlarını kurtarmaları için içten içe dua ederiz ancak ismen bildiğimiz markalar, egzotik hayvanların deri ve kürklerini kullanmaya fütursuzca devam etmektedir. Evimizde su israfı olmasın diye musluk suyunu dikkatli akıtırız fakat tekstil fabrikaları halen bir kilogram kumaş için yaklaşık 300 kg su kullanmaktadır. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, moda ve tekstil endüstrisinin bir yaptırıma tabi tutulmaksızın herhangi bir yasal çerçeveye uyarak insanı ve doğayı koruması gibi bir durum söz konusu değildir. 

Giyimde Etik Seçimler 

Bir birey olarak giyimle ilgili seçimlerimizin sonuçlarını üstlenmek, giyinmek için seçtiğimiz yolun etik bir biçimde gerçekleşmesini sağlayacaktır. Bu da giyinmek için kullandığımız araçları insan hakları ihlallerine ve doğa tahribatına yol açmayanlardan seçmekle başlar. İnsanların bireysel bazda alacağı kararlarla dünyada değiştirdikleri şeyler, takip edilmesi gereken muazzam bir tablodur. 

İki yıl kadar önce, Good On You adında, markaları insanlara, hayvanlara ve doğaya etkileri üzerinden puanlandıran bir siteyi takip etmeye başladım. O günden bu yana, fast fashion ve sürdürülebilir moda üzerine yazılıp çizilenler artıkça, git gide daha fazla insan fast fashion tercih etmediğini açıklamaya başladıkça, markaların stratejilerinde de gelişmeler yaşanmaya başladı. Bütün bunların konuyla ilgili bir bilinçlendirme kampanyası oluşturan sivil toplum kuruluşları, sosyal medya hesapları ve bu yaşam stilini kazanmış insanlar sayesinde gerçekleştiğini söylemek mümkün. Günümüzde her geçen gün insanlar moda ve tekstil endüstrisinin yarattığı ihlallerin vicdani sorumluluğundan kendilerini uzak tutarak birçok farklı alternatife yöneliyor. 

Bu alternatifler arasında kıyafet ve aksesuar takas etmek, ikinci el alışveriş yapmak, dikiş ve el işleriyle eskiyen, hasar gören kıyafetleri onarmak ve modası geçenleri yenilemek gibi seçenekler yer alıyor. Fast fashion endüstrisinin verdiği zararları azaltmak isteyen kişiler bu seçenekleri tercih ettiklerini söylüyorlar. Kimi, giyim ve bunun yanı sıra ev dekorasyonu için ihtiyaç duyduğu ürünleri ikinci el alışveriş yapılabilen sitelerden alıyor, kimi annesinden anneannesinden kalan giysileri tercih ediyor, onları yeniliyor, kimi ise mahalle terzilerinin yaratıcılıklarından yararlanıyor. Aralarında, sezonda 150-200 TL aralığında olan ürünleri 1 TL’ye bit pazarlarından alanlar bile var. 

Fodor’s Travel

Özellikle de ikinci el alışveriş, en yaygın biçimde tercih edilen alternatif yollardan bir tanesi haline geldi. İkinci el pazarlarının ortaya çıkışında, öncelikle daha uygun fiyatlarla satış yapmaları ve bu sayede temel giyim unsurlarının herkes için ulaşılabilir olması yatsa da, günümüzde bu pazarlara her ekonomik seviyeden insanın ilgi gösterdiğini görüyoruz. Bu pazarlardan alınanlarla ikinci el mağazaların, ya da diğer ismiyle “vintage” mağazaların, vitrinlerinin süslendiği de oluyor. İkinci el alışveriş tercih eden kişiler genellikle birbirine benzer piyasa ürünlerinin yerine tek bulunan orijinal parçalar bulmaktan, yaşanmışlığı olanı giymekten ve yeni baştan üretilen yerine daha önce üretilmiş ve yeni sahibini bekleyen parçaları seçmekten mutluluk duyduklarını dile getiriyor. Üstelik, bu kişiler arasında her ne kadar modanın değişken doğasına karşılık zamansız parçaları tercih edenler olsa da, kimileri de modayı takip ederken doğaya en az zarar veren ürünleri satın almayı ve gerektiğinde geri satarak kendisi ve çevresi için bunu ekonomik bir geri dönüşe çevirmeyi tercih edebiliyor. Değişen modaya karşı tercih edilen bir diğer yaratıcı çözüm ise modası geçen kaliteli parçaların elde tutulup saklanarak nesilden nesile aktarımını sağlamak. Bu şekilde üzerinden belli bir süre geçtikten sonra tekrar moda olan parçanın tekrar kullanılması sağlanabiliyor. 

Tüm bu çözümler, alıştığımız anlamda giyinmeyi kendi içinde etik bir eyleme dönüştürüyor. Giyinmek için tüketmek zorunda olmadığını bilen ve eylemlerinin sonucunu önemseyenler için vicdani bir sorumluluk alıp yaşam stilini değiştirme vakti geldi. İnsana ve doğaya zarar vermeden var olabilen, yaşama ve dünyaya değer veren bir giyim anlayışının egemen olması temennisiyle…


Görsel: Vox

Begüm Acar
Begüm Acar
"Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi, ENT Dergi yazarı ve Ekoloji editörü. Çocukken hayali belediye başkanı olmak iken, Hukuk Fakültesi'nin getirdiği şok ile ileride üzüm bağı işletmek istiyor. Özellikle, uluslararası ceza hukuku ve insan hakları hukukuyla ilgileniyor. Tek bir şeyle ilgilenmeye bünyesi elvermediği için aklı daima birden fazla projeyle meşgul. Boş zamanlarında çevresindeki insanlara MBTI ve Enneagram testleri yapıyor. Hukuk dışında psikoloji ve mimari ile de ilgileniyor."

Rastgele Yazılar

Gergedan: Büyük Küfür Kitabı Üzerinden Toplumsal Ahlak Kavrayışımız

Toplumsal ahlak kavrayışı, insanların birbirlerine olan davranışları ve birbirleriyle kurdukları ilişkide büyük önemi olan bir kavramdır. Gerçekten Ahlak Belamızı...

Toplum 5.0

Endüstri devrimlerinin merkezi ve amacı, aslında insan ve insanın refah seviyesini iyileştirmek değildir. Asıl amaç: İnsanı, zekasını kontrol altına almak suretiyle yönetmektir.

Adaleti Beklerken: Berkin Elvan

Berkin Elvan bundan 7 yıl önce evden ekmek almaya çıktığı bir gün, 16 Haziran 2013 tarihinde polis tarafından atılan gaz bombasının kafasına isabet etmesi üzerine aylarca komada kaldıktan sonra 15 yaşında, 16 kiloda hayatını kaybetti.

Zehirsiz Sofralar İçin Ekolojik Pazar

Semt pazarlarında, marketlerde, mahalle manavlarında satılan ürünlerin doğallığından ne kadar eminiz? Tarımsal ilaç sektörünün yaydığı zehrin, hemen hemen girmediği bir alan yokken,...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz