Kategoriler
    More

      En Kötü Yıl: 536 Yılında Neler Yaşandı?

      Covid-19 salgını, depremler, Avusturalya’daki yangınlar, George Floyd’un ölümü… 2020 yılı, başlangıcından beri birçok kötü olaya ev sahipliği yaptı. Haliyle birçok insan 2020 yılının “en kötü yıl” olduğunu düşünmeye başladı ancak bilim insanları aynı fikirde değil. Bilim insanlarına göre “yaşamak için en kötü yıl” M.S. 536 yılıydı.

      Neden 536 yılı?

      Tarihçilerden ve arkeologlardan oluşan uluslararası bir ekip hangi yılın insanlık için en kötü şartlara sahip ve en zor yıl olduğunu belirlemek için İsviçre Alpleri’ndeki bir buz kütlesinden alınan örnekleri inceledi. Yapılan incelemeler sonunda M.S. 536 senesi, insanlık için en kötü şartların oluşmaya başladığı dönemin başlangıcı olarak belirlendi.

      Evet, 536 yılı yalnızca en kötü yıl olarak değil, aynı zamanda insanlık için en kötü şartların oluşmaya başladığı dönemin başlangıcı olarak kabul edilir.

      Harvard Üniversitesi Ortaçağ Tarihçisi Prof. Michael McCormick “Dünya 536 yılı ve onu takip eden yıllarda çok korkutucu bir yermiş.” dedi.

      Science Dergisi’nde yazdığı makalesinde McCormick, 536 yılında Avrupa, Orta Doğu ve Asya’nın bir bölümünü gizemli bir sis perdesinin kapladığını ve dünyanın tam 18 ay boyunca hem gece hem de gündüz vakitlerinde karanlıkta kaldığını yazdı.

      1,5 ila 2,5 derece arasında seyreden sıcaklıklar son 2.000 yılın en soğuk döneminin habercisiydi. İrlanda’dan Çin’e kadar uzanan birçok yerde kıtlık yaşanmaya başlamıştı ve açlık baş göstermişti. Çin’e yaz aylarında kar yağdı, ekinler dondu ve insanlar açlıktan öldü. İrlanda’da 536 ile 539 yılları arasında yiyecek ekmek bulunamadı.

      Bu zorlu günleri atlatabilen insanlar için kötü günler henüz sona ermemişti. Gelecek yıllar daha büyük zorlukları da beraberinde getirecekti. MS 541 yılında, o dönem Bizans İmparatorluğu’na ait olan, Mısır’ın güneydoğusunda yer alan liman kenti Pelusium’da Jüstinyen Vebası olarak bilinen bir salgın patlak verdi. Salgın tüm Akdeniz’e yayıldı ve neredeyse 100 milyon insan salgından dolayı hayatını kaybetti.

      Aziz Sebastian, Justinianus Veba sırasında vebadan etkilenen bir mezar kazıcısının hayatı için İsa’ya yalvarır. (Josse Lieferinxe, 1497-1499 dolayları)

      Karanlık dönem

      536 yılı yaşanılacak en kötü dönemlerden biriydi ancak bütün bu felaketler silsilesinin Avrupa’da yol açtığı ölüm tabakasının altında yatan sebep henüz açıklığa kavuşturulabilmiş değildi. Tarihçiler, altıncı yüzyılın ortalarında çok uzun süren, dünyanın günışığından mahrum kaldığı karanlık bir dönem yaşandığını uzun zamandır biliyorlardı ancak böyle bir dönemin neden yaşandığına dair bir açıklama getirilemiyordu. Daha sonraki bir çalışmada ise McCormick ile ABD, İngiltere ve Almanyalı meslektaşlarından oluşan bir ekip, İsviçre Alpleri’nden alınan ve içinde mikroskobik boyutta 2.000’den fazla yıllık tarihi kayıtlar barındıran antik bir buz çekirdeğini analiz etti. McCormick, bu felaketler silsilesinin nedenini bulduğuna inanıyor.

      72 metre uzunluğundaki buz çekirdeğinin çeşitli katmanlarında korunagelmiş toz, metal ve hava kaynaklı madde parçacıkları Avrupa üzerindeki atmosferin geçen 2.000 yıl boyunca nasıl değiştiğine dair ipuçları sunuyor ve Avrupa’nın en karanlık günlerinin başlangıcının hemen ardından İzlanda’da devasa bir volkanik patlama yaşandığını gösteriyor.

      Yapılan bu çalışma, eş yazarlardan birkaçı tarafından yapılan daha önceki araştırmalara da değiniyor. Bu araştırmalarda, Alpler’den alınan buz çekirdeklerinden ultra ince dilimler kesmek için lazer kullanılmıştı. Araştırmacılar, bu yöntemi kullanarak her biri tarih boyunca yalnızca birkaç gün veya haftalık kar yağışını gösteren on binlerce çekirdek örneğini inceleyerek buralarda sıkışıp kalmış belirli atmosferik maddeleri analiz etmişlerdi.

      Volkanik Patlamalar

      536 yılının ilkbaharına ait örnekler incelenirken daha sonra İzlanda’nın volkanik kayaçlarına kadar izi sürülecek olan mikroskobik boyuttaki iki adet volkanik cam kırığına rastlandı. Araştırmacılara göre uzun yollar kat etmiş bu kırıklar, kuzey yarımkürenin üstünü korkunç bir kül tabakasıyla örten rüzgârları Avrupa’nın güneyine süren ve gökyüzünde bir yıldan fazla bir süre kalan büyük çaplı bir volkanik patlamanın kanıtı niteliğindedir.

      Daha önceki çalışmalar Avrupa’nın yaşadığı bu karanlık günlerin sorumlusunu günümüz ABD’sinin batısında meydana gelen bir volkanik patlama olarak gösterirken Nottingham Üniversitesi’nden Arkeolog Christopher Loveluck, İzlanda teorisinin tarihi kayıtlarda belirtilen yıkımla daha uyumlu olduğunu söylüyor.

      Loveluck, verdiği bir demeçte “İzlanda, Britanya ve Kuzeybatı Avrupa’ya California’dan çok daha yakın, bu da söz konusu patlamanın bu bölgelerdeki iklim üzerinde bıraktığı etkinin önceden düşünüldüğünden çok daha büyük bir etki olduğunu gösteriyor. Böylesi bir etkiyle hava çok hızlı bir şekilde soğumuş ve bu en çok Britanya ve Kuzeybatı Avrupa’da hissedilmişti. Bu bölgelerde oluşan sonuçlar ise ani ve doğrudandı, mahsul kıtlığı sebebiyle açlık ve hastalık riski artmıştı.” diyor.

      Volkanik patlamalar sadece bununla sınırlı kalmamış, 540 ve 547 yılları arasında iki büyük patlama daha yaşanmıştı.

      100 yıl süren bir çöküş dönemi

      Araştırmacılara göre bu üçlü volkanik felaketin sonucunda meydana gelmiş olan kirlilik, yalnızca güneş ışınlarını engelleyip iklimi soğutmakla kalmamış aynı zamanda Avrupa’yı bir ölüm ve çöküş dönemine de sokmuştu. Bu dönemde baş gösteren veba salgınıyla da birlikte Avrupa bir ekonomik durgunluk da yaşamıştı ve bu kötü dönem 640 yılına kadar yaklaşık olarak 100 yıl boyunca devam etti.

      Neyse ki Avrupa’yı pençesine alan bu kötü günler nihayetinde sona erdi.

      640 yılına ait bir buz parçası, bu dönemde ekonominin toparlanmaya başladığını gösteriyor.

      Araştırmacılar, bu dönemde kurşun düzeyinin artışa geçtiğini tespit etti ve bu, 500’li yılların sonunda düşüş göstermeye başlayan gümüş madenciliğinin yeniden toparlanmaya başladığına işaret ediyor.

      660 yılında kurşun düzeyinde ikinci bir artış daha gerçekleştiği görülüyor ve bu da ekonomik faaliyetlerde gümüşün daha sık kullanılmaya başlandığını gösteriyor.

      Gümüşe olan talep yeniden artmıştı. Bu talep artışı, açlığın pençesine düşmüş ve hastalık vurmuş Avrupa’da ekonominin yeniden sıçrayışa geçtiğini ve değerli metal ticareti yapmaya hazır bir tüccar sınıfının doğduğunu gösteriyor.

      Kaynaklar:

      Euronews. “536 senesi neden insanlık tarihinin en kötü yılı?” Erişim 16 Haziran, 2020.

      https://tr.euronews.com/2018/11/25/bilim-insanlar-insanoglunun-en-zor-ve-en-kotu-kosullarda-yasadigi-yili-tespit-etti

      BBC. “536 senesi dünyada yaşamak için neden en kötü yıldı?” Erişim 16 Haziran, 2020.

      https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46449733

      Arkeofili. “536 Yılı Yaşamak için En Kötü Yıldı” Erişim 16 Haziran, 2020.

      https://arkeofili.com/536-yili-yasamak-icin-en-kotu-yildi/

      Görsel: Mahşerin Dört Atlısı – Viktor Vasnetsov

      Gökalp Yelken
      Gökalp Yelken
      2001 yılında Sakarya'da doğdu. İlk ve ortaöğretimini doğduğu şehirde tamamladı. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü kazandı, akademik hayatına Ankara'da devam ediyor. Bu sırada da ailesi Eskişehir'e taşındığı için Eskişehir'de ikamet ediyor. Ent Dergi'de bilim kategorisi editörü olarak çalışıyor ve aynı zamanda düzenli olarak yazılar yazıyor.

      Rastgele Yazılar

      En Kötü Yıl: 536 Yılında Neler Yaşandı?

      Covid-19 salgını, depremler, Avusturalya’daki yangınlar, George Floyd'un ölümü… 2020 yılı, başlangıcından beri birçok kötü olaya ev sahipliği yaptı. Haliyle birçok insan 2020...

      Mitoloji-Felsefe İlişkisi ve Akıl-Doğa Ayrımı Ekseninde Toplumsal Cinsiyet: Troyalı Kadınlar

      Euripides, Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairinden biridir. Euripides eserlerinde insanları bekleyen zorlu koşulları gözler önüne sererek onları düşünmeye teşvik etmiştir. Ayrıca...

      Pandemi Bahane: Haber Alma Özgürlüğü Tehdit Altında

      Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi çoğu iş kolunu olumsuz etkilerken zaten tehdit altında olan gazetecilik mesleği ve ifade özgürlüğüne yönelik baskı da pandemi bahanesiyle gün geçtikçe artıyor.

      İstanbul Sözleşmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

      Kamuoyunda "İstanbul Sözleşmesi" olarak anılan ve devamlı olarak tartışma konusu olan, gündemden düşmeyen sözleşmenin resmi adı, "Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve...

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz