Yazar: Leo Zeilig

Çevirmen: Kübra İşçi

Afrika dergisi, yeni Küresel Ekososyalist Ağ’ın kurucusu John Molyneux ile ekososyalistlerin öncesinde oluşan zorluklar üzerine röportaj yaptı. İrlandalı sosyalist aktivist ve yazar John Molyneux, Küresel Ekososyalist Ağ’ı organize etmede merkezi bir rol oynadı. Afrika Sosyal Ekonomik Dergi (ROAPE)’den Leo Zeilig ile John Molyneux bir röportaj gerçekleştirdi.

Roape.net okuyucularına kendinizden, özgeçmişinizden, aktivizm ve siyasetten bahseder misiniz?

1948’te İngiltere’de doğdum ve öğrencilerin Mayıs 1968’de Paris’te baş kaldırdıkları Vietnam Savaşı’na karşı mücadele yoluyla sosyalist aktivist ve Marksist oldum. O yılın haziran ayında International Socialists (Uluslararası Sosyalistler) ’e katıldım. O zamandan beri aktifim. Yetmişlerin ortasından itibaren Marksizm ve Parti(1978), Gerçek Marksist Gelenek (1983), başka birçok kitap, kitapçık ve makaleleri yayımlayarak Marksist teori alanında yazmaya başladım. Aynı zamanda doksanların sonundan beri sanat hakkında yazmaya başladım ve bu yıl içinde çıkan The Dialects of Art (Sanatın Diyalektiği) adlı bir kitabım var.

1975’ten 2010’a kadar Portsmouth şehrinde ortaokul, ileri eğitim ve daha sonra Portsmouth Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde gibi çeşitli düzeylerde öğretmenlik yaptım. 2010’da emekli oldum ve People Before Profit (Kârdan Evvel İnsanlar) ile Aktivistler ve Anarşizm, Medya, Marksist Felsefe ve Günümüz İçinde Lenin kitaplarını yayımlayarak yazar olmaya devam ettiğim Dublin’e taşındım. Aynı zamanda Irish Marxist Review (İrlanda Marksist Görüşü) ’in kurucusu ve editörü olarak çalışıyorum.

İklim değişikliği hareketine katılımınızdan biraz bahseder misiniz? Uzun zamandır sosyalist ve aktivist birisi olarak gerçekten ilk defa ne zaman iklim değişikliğinin farkına vardınız ve sizi açıkça etkileyen şey neydi?

Tek bir an olduğunu düşünmüyorum. Muhtemelen yeni yüzyılın başlangıcı civarında konuyu bana tamamen ilk defa açıklayan sosyalist yazar Jonathan Neale’idi. Jonathan, İklim Değişikliğini Durdurma Kampanyası’nın sekreteri olarak belirli bir dönem boyunca görev yapmıştı ve ben kampanyaya sınırlı yollardan dahil olmuştum ama benim devrimci sosyalist fikirlerime çok açık olduklarını düşünmedim.

Yine de oldukça erkenden iklim değişikliğinin insanlık için varoluşsal bir kriz olduğuna ikna olmuştum çünkü kapitalizmin durmadığına ikna olmuştum. Tabii ki bu konular hakkında tartışmalar vardı. Birçok insan kapitalist bir çözüm veya en azından kapitalizm içerisinde bir çözüm olmak “zorunda” olduğunu düşündü çünkü kapitalizmi devirmenin söz konusu olmadığını düşündüler. Marksistlerin içinde bulunduğu diğer insanlar, kapitalizmin teoride konuyla başa çıkıp çıkamadığı konusunda varsayımsal tartışmalarla ilgilendiler.

Benim görüşüm teorik olarak neyin mümkün olabileceğine bakılmaksızın bahsettiğimiz gerçekten var olan kapitalizm, iklim değişikliğini durdurmayacaktı ya da çok geç olmadan ciddi bir şekilde durdurmaya çalışmayacaktı. Bunun sebebi kapitalizmin kâr ve her düzeyde rekabetçi bir birikinti ile yürütülmesidir çünkü yenilenebilirleri basitçe değiştirmek için fosil yakıtlarına çok fazla miktarda yatırım yapılıyor.

Sizin sosyalistliğinizi bekleyemem diyenler için “şu an” değişmeye ihtiyacımız var. Benim cevabım değişim için sizin yanınızda savaşacağım ama kapitalizmin çevreyi koruyacağına inanmıyorum, bu basitçe gerçekleşmeyecek. Umarım yanılmışımdır ama şimdiye kadar haklıydım.

İklim değişikliğinin ne kadar korkunç olacağını her zaman anladım ama ilk başta bunu gelecekte yüzyılın sonu itibarıyla gibi oldukça uzak ve muhtemelen kendi hayat süremin dışında olduğunu düşündüm ama HİDP (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli)’nin tahminlerinin bile çok muhafazakar ve iklim faciasının başlangıcının çoktandır bizimle birlikte olmasıyla durum gittikçe daha da netleşiyor.

Son zamanlarda özellikle geçen sene okul öğrencilerinin ve birçok diğer kişinin sıra dışı küresel protestolarıyla beraber iklim aciliyeti bizi sonsuza kadar değiştirerek dünya sahnesine girdi. Sizin bu hareketi ve bunun önemini ve gördüğünüz herhangi bir zayıflığı nasıl yorumladığınızı açıklayabilir misiniz?

İklim için grev yapan okul tartışmasız bir şekilde muhteşemdi ve Greta Thunberg ve dahil olan herkese saygı duyuyorum. Genç insanların böyle küresel bir boyutta öne çıkmalarını görmek harikaydı. Özellikle ilk London Rebellion Week’de, Yokoluşun İsyanı tarafından düzenlenen sivil itaatsizlik ayrıca fantastik bir adımdı. Her sosyalist, coşkuyla onlara geri dönmeli ve yapıcı şekilde onlarla sıkı bağlar kurmalıdır. “Doğru program” eksiklikleri veya “organize işçi sınıfı” temelli olmalarından dolayı genç insanları radikalleştirmeyi ele almayan solcular için fazla zamanım yok.

Ama tabii ki böyle hareketlerin her yeni kitle hareketleri gibi zayıflıkları vardır. Bu özellikle kendilerini siyasetin “ötesi” veya “yukarısı” olarak düşünmeye eğilimli olmaları bir zayıflıktır ve bu yüzden sık sık siyasal tartışmanın cesaretini kırar. Bence iklim değişikliğinin ve çevresel krizin her bir yönü yoğun bir şekilde politik ve bazı siyasal güçler(büyük ölçüde ciddi ya da koyu solcu), gezegenin ve iklim hareketinin arkadaşlarıdır ve diğerleri(sağ ve aşırı sağ) onun düşmanlarıdır.

 %3,5 rakamını (Yİ, nüfusun %3,5’ini harekete geçirmenin, ‘sistem değişikliği’ni korumak için gerekli olduğunu düşünüyor) putlaştırmadan bence Yİ’in bu tür kitle numaralarını harekete geçirme amacı harika ama bütün örgütlenme methodlarının bunu başarmaya olanak sağladığından emin değilim.

Küresel Kuzey ve Güney’den aktivistleri ve araştırmacıları bir araya getirerek Küresel Ekososyalist Ağ(GEN)’a ön ayak oldunuz. Başarmayı umduğunuz şeyi açıklayabilir misiniz?

İlerlemekte olan iklimin aciliyeti, iklim değişikliğinin ve genel olarak çevrenin daha da artan toplum farkındalığını ve birçok sosyalistin parçası olduğu ve olumlu yönde ilgilendiği yeni bir aktivizm dalgası yarattı. Yine de mevcut çevresel söylem, uluslararası olarak hem medya hem de toplumun çoğunluğu açısından “yeşil liberalizm” denilen şey tarafından hükmediliyor. Yeşil liberalizmin daha radikal bir versiyonu, belirsiz “koyu yeşil” farkındalığı ile birlikte aktivistler arasında yaygındır.  Bu, özellikle dönüşmüş kurumla, yayığın politikacılar ve devletin imkanı dahilinde kendisini illüzyonlara uygun olan toplu zihniyet içinde bir değişiklik olarak sistem değişikliğini anlamayla birlikte ilerler.

Şu anda hareketteki sosyalist sesler çok kısıtlı ve kesinlikle baskın değil ama sosyalist sesler gerekli çünkü kapitalizm ne iklim değişikliği konusunu ne de genişleyen çevresel krizini çözüme kavuşturacak. Toplumun sosyal dönüşümü objektif olarak gereklidir.

Dahası sosyalist bir yaklaşım, işçi sınıfı bireylerinin dostluğunu kazanmak ve onları harekete geçirmek için önemlidir. Maalesef böylesine aşırı acil bir durumda uluslararası devrimsel solcuların çoğu çok güçsüzdür.

Ağımız, bu durumu geliştirmek, sosyalist sesi arttırmak ve yeni güçlere ulaşmak için küçük ölçüde bir girişimdir. İlk amacı, dünya çapında kriz ve direncin gelişimi üzerine raporlarla birlikte sosyalist çevreci fikir alışverişini ve yayılmasını kolaylaştırmak için ekososyalistleri bir araya toplamaktır. Daha sonra konferanslar düzenleyebilir ve eylem çağrısında bulunabilir.

Marx’ın ‘ekolojik yazıları’ son zamanlarda çoğunlukla John Bellamy Foster ve diğerleri gibi yazarlar tarafından yazılmıştır. Kapitalizme olan bu yapısal zorluğun neden gerekli olduğunu ve Marksizm’in bu zorluğa nasıl yardım ettiğini açıklar mısınız?

İlk önce John Bellamy Foster ve Paul Burkett ve Ian Angus gibi meslektaşları tarafından yapılmış bu son derece önemlientelektüel işi kabul etmeliyiz bence. Marksistlerin arasında bulunduğu “üretkenci” ve bir “süper sanayici” ve bu yüzden çevresel olmayan yaygın bir Marx yorumlaması vardı.Onlar bu efsaneyi yok ettiler.

Kişisel konuşursam John Bellamy Foster’a Marx’ın ekolojisi kitabı için çok büyük bir borcum var. Bir Marksist olarak 30 yıldan uzun bir süre sonra okuduğumda Marksism anlayışımı önemli ölçüde değiştirdi ve derinleştirdi. ‘Metabolik çatlak’ kavramı oldukça önemlidir. Onun GEN’in sponsoru olmasından çok gurur duyuyorum.

Başka bir sponsor olan Ian Angus’un Facing the Anthropocene kitabı ayrıca mükemmeldir.

Kapitalizm için neden yapısal bir zorluğa ihtiyacımız olduğunun temel sebebini yukarda çoktan açıkladım ama buna her seviyede başvurur. Kâr için üretim, yaşadığım yerden okyanusları dolduran plastiğe, ölümcül hava kirliliğine kadar iklim değişikliğinin kapsayıcı zorluğuna kadar bütün yollar köşe kenarında zehirli atığın dökülmesini konuşup konuşmamamız doğanın tabiatı gereği yıkıcıdır.

Kapitalizmin daha da güvence altına alacağı şey meydana getirdiği iklim felaketlerine verilen cevabın duyarsız, zalim ve sınıf temelli ve ırkçı olmasıdır. Bu, New Orleans’taki Katrina Fırtınası’ndan Puerto Rico’daki Maria Fırtınası’na, Avustralya’daki yangınlara kadar defalarca gösterilmiştir.

Kapitalist önceliklere, yapılara ve sisteme sadece çevresel bozulma ve yıkıcı iklim değişikliğini durdurmak için değil aynı zamanda onun etkilerinin üstesinden gelmek için de bir bütün olarak meydan okumamız gerekiyor.

Siyasal ekonomi üzerine radikal bir inceleme ve web sitesi olan ROAPE, Afrika’ya yoğunlaşıyor. Maalesef iklim aciliyetini son zamanlarda yeterince detaylı ele almadık. Geçen sene seferberlikler kıta boyunca ilham verici oldukları kadar zayıflardı. Afrika iklim değişikliğine karşı mücadelede nasıl bir rol oynamak zorundadır ve Küresel Ekososyalist Ağ’ın nasıl yardım ettiğini görüyorsun?

Afrika kesinlikle iklim değişikliğine karşı mücadelede çok önemlidir. Acil etkiler açısından Afrika neredeyse kesinlikle dünyanın vurulan en kötü kısmı olacaktır. Güney ve Doğu Afrika’daki kuraklık zaten hakikaten ölümcüldür ve Afrika’da yoksulluk boyutu her iklim faciasının ve şiddetli hava olayının sonuçlarını arttıracaktır. Üstüne üstlük Afrika’nın bir bütün olarak herhangi bir kıtadan kişi başına en az karbon ayak izi düşmesi, iklimsel adalete herhangi bir sözel vaat verecek son ülkeyi Afrika yapar.

Dahası dünyada ölümün ırkçı hiyerarşisi merkezde ya da doğu Afrika’da hayatını kaybetmiş yüzlercesi binlercesi batı farkındalığı açısından Kaliforniya veya Avustralya’da hayatını kaybetmiş beş on kişiden daha az haberi yapılır ve değer görür.

Afrika’da iklim adaleti taleplerine bağlı halk seferberliği, bu gidişat için olası en iyi panzehir olurdu.

İşte bu yüzden Afrika’da durumun yüz kızartıcı ihmalini düzeltebileceği ve Afrika kıtasında radikal direnişi kamçılayabileceği şeyi yapmak Küresel Ekososyalist Ağ’ın anahtar bir görevdir.

Afrika, ilk sponsorlarımız arasında iyi temsil edildiği ve Güney Afrikalı radikal film yapımcısı ve aynı zamanda Geçici Ağ Yönetim Kurulu’nun üyesi Rehad Desai tarafından, Güney ve Doğu Afrika’daki korkunç durum üzerine muhteşem bir makaleyi yayınladığımız için çok memnunuz.

Ağ için acil görevler nelerdir ve bunu nasıl genişletiriz?

En çok acil görev web sitesinin okunurluğunu ve Ağ’ın üyeliğini hem bireysel katılım hem de ortak kuruluşlar yoluyla genişletmektir. Bunun için GEN’i aktif bir şekilde desteklemek ve iyileştirmek için mevcut üyelerimize ve destekçilerimize ihtiyacımız var.

Burada GEN’e katılmanın ‘sadakat ışıltısı’ olduğunu vurgulamak önemlidir: aktivite açısından herhangi büyük bir zorunluluk gerektirmiyor ya da herhangi bir bireyin ya da kurumun mevcut siyasal uygulamalarını sınırlamazsın.

Eğer bir sonraki yeteri kadar üye ve kaynak elde edersek dışardan herhangi bir fon almayız ve bir tür uluslararası toplantı ya da konferans yapmanın ötesine geçebiliriz. Umarım bu, Ağ’ı şu an olduğundan daha iyi demokratik bir temele koymamızı sağlar – bunu küresel bir temelde yapmak açıkça belli problemler teşkil eder. Yani böyle bir toplantının yapıldığı herhangi bir yer, Rio ya da Paris, Cape Town, Lagos, Mumbai, ya da Sidney olsun, ulaşması bazı arkadaşların diğerlerine göre daha zor olacaktır. Mümkünse gelecekte bir gün çoklu bölgesel odak noktaları ve merkezler geliştirebiliriz. Kasım ayında Glasgow’da Cop 26 Konferansı’nın düzenlenmesi odak noktası olarak bize hizmet ediyor ayrıca.

Kaynak: Climate&Capitalism

Sosyal medyada paylaş

Kübra İşçi

GoRiLkÜbRa, iflah olmaz bir kitap alıcısı ve tam bir kitap kurdudur. Sahaflar, yayınevleri, (artık olmasa da) kitap fuarları, çiftçi pazarı, vegan kafe gezmeyi en sevdiği yerlerdir. Sürdürülebilir bir dünya için bilinçli üretim ve tüketimi, iklim eylemini ve plastik düşmanlığını savunur. Takip ettiği konular: Çevre Kirliliği, Doğa Tahribatı, Atıklar, Küresel Isınma, Eşitlik.
Published On: Şubat 23rd, 2020Categories: Çeviri, Ekoloji, Politika0 Yorum

Leave A Comment