Dünya İnsan Hakları Günü: 2021 Yılının Hak İhlalleri Raporu

10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edilerek, 10-17 Aralık insan hakları haftası olarak ilan edildi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezinde yapılan açıklamada konuşan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Covid-19 pandemisi, uluslararası sistemin zaaf ve yetersizliklerini tüm çıplaklığı ile ortaya koyarken, aynı zamanda bu kaygı verici gidişatın nereye doğru evrilebileceğini de göstermiş oldu. Yaşanan tüm olumsuzluklara karşın dünyanın her yerinde halklar özgürlük, adalet, eşitlik ve insan hakları talepleriyle itirazlarını yükseltmektedirler. Devletlerin ve hükümetlerin bu itirazlara yanıtı ise şiddetin her türünü sistematikleştirip yaygınlaştırma ve hayatın tek gerçeği olarak toplumlara dayatma şeklinde olmaktadır. Bugün tüm dünyanın içinde olduğu ağır kriz karşısında insan haklarını savunmak ve kurucu rolünü yeniden etkin kılmak en asli görevimizdir” dedi.

İnsan Hakları Derneği Onursal Başkanı Akın Birdal ise Artı TV’ye konuştu. Öncelikle, konuşmasında insan haklarının öznesinin herkes olduğunu belirten Akın Birdal, ayrımcılık yapılamayacağını ve insan haklarının güvencesinin yalnızca yargı ve hukukun gücü olduğunu belirtti.

“İnsan, hakları ile insandır.”

Hak ve özgürlük ihlallerinin kaynağını Kürt sorununun çözümsüzlüğünden aldığını belirten Akın Birdal, Türkiye demokrasisinin çözümünün Kürt sorununun çözümü ile geleceğini dile getirdi.

Konuşmasında Aysel Tuğluk, Boğaziçi öğrencileri ve akademisyenleri, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, birçok işçi ve emekçinin haksız tutukluluğundan söz etti. “Bu açlığın yoksulluğun asıl nedeni, izlenen neo-liberal politikalar, savaş ve rant yanlısı ekonomik politikalardır.” dedi.

Aslında İnsan Hakları Günü ve haftasının artık Türkiye’de adalet arayışı gününe dönüştüğünü belirtti. Bu konuda herkesin dayanışma ile adalet arayışlarını sürdürmeleri gerektiği mesajını iletti.

İHD ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 2021 Ocak-Kasım Ayı Hak İhlal Raporu’nu açıkladı. Başta yaşam hakkı olmak üzere sistematik olarak ihlal edilen temel hak ve özgürlüklerin verilerini ortaya koydu.

Rapora göre; 11 aylık dönemde insan hakları ihlali nedeniyle toplam 2 bin 344 yurttaş yaşamını yitirirken 2 bin 953 yurttaş işkenceye ya da kötü muameleye maruz kaldı.

İHD ve TİHV Dokümantasyon Birimi/Merkezi verilerine göre 2021 yılının ilk 11 ayında,

  • Kolluk güçlerinin yargısız infazı, dur ihtarına uyulmadığı gerekçesiyle veya rastgele ateş açması sonucu 9 kişi yaşamını yitirmiş, 23 kişi de yaralanmıştır.
  • Silahlı çatışmalar sonucunda en az 36 güvenlik görevlisi (30’u asker, 1’i polis, 5’i korucu), 80 örgüt üyesi, 3 sivil olmak üzere toplam 119 kişi yaşamını yitirmiştir. Bu dönemde en az 37 güvenlik görevlisi (31’i asker, 4’ü polis, 2’si korucu) ise yaralanmıştır.
  • Ülke dışında ise en az 68 güvenlik görevlisi (63’ü asker, 2’si polis, 3’ü korucu) yaşamını yitirmiş, 31 güvenlik görevlisi de (29’u asker, 2’si polis) yaralanmıştır.
  • Güvenlik güçlerine ve veya resmî kurumlara ait araçların çarpması sonucu en az 4’ü çocuk 6 kişi yaşamını yitirmiş, 6’sı çocuk 15 kişi ise yaralanmıştır.
  • Mayın ve sahipsiz bomba vb. patlaması sonucu 2’si çocuk 4 kişi yaşamını yitirmiş, 1’i çocuk 5 kişi de yaralanmıştır.
  • İHD’nin verilerine göre hapishanelerde hastalık, intihar, şiddet, ihmal vb. çeşitli gerekçelerle en az 22 kişi yaşamını yitirmiştir.
  • Irkçı ve nefret içerikli saldırılar sonucu 9 kişi yaşamını yitirmiş, 10’u mülteci/yabancı olmak üzere 29 kişi yaralanmıştır.
  • Zorunlu ya da muvazzaf olarak askerlik görevini yaparken en az 13 kişi kaza, patlama ve/veya şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiştir.
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre iş kazaları/cinayetleri sonucu Türkiye’de 2021 yılının ilk 10 ayında en az 1853 işçi yaşamını yitirmiştir.
  • Resmi açıklamalara göre 2021 yılının ilk 11 ayında pandemi nedeniyle 55 bin 961 kişi yaşamını yitirmiştir. Pandeminin başından bu yana yaşamını yitiren toplam kişi sayısı ise 76 bin 842’dir.
  • 2021 yılının ilk 11 ayında COVID-19 salgını nedeniyle 180 sağlık çalışanı yaşamını yitirmiştir.
  • Türkiye, 2021 yılı içinde de Suriye, Libya ve Kuzey Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) sınırları içinde askerî harekâtlara devam etmiştir. Tespit edilebildiği kadarıyla bu harekâtlar sırasında, IKBY sınırları içinde yaşanan çatışmalar sonucu 50 güvenlik görevlisi (49’u asker, 1’i korucu), 4 sivil ve 177 militan olmak üzere toplam 231 kişi yaşamını yitirmiş, 15 asker ise yaralanmıştır.
  • Suriye’de yaşanan çatışmalar sonucu 14’ü asker, 2’si polis olmak üzere toplam 16 kişi yaşamını yitirmiş, 12’i asker, 2’i polis olmak üzere 14 kişi ise yaralanmıştır.

“İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 73. yılında, ekonomik krize karşı ekonomik ve sosyal haklarımızı, COVID-19 pandemi koşullarında sağlıklı yaşam hakkımızı, savaşa karşı barış hakkımızı savunuyoruz.”

CEZAEVLERİ

16 yıl içinde tutuklu ve hükümlü sayısı yaklaşık beş misli arttı. 1 Kasım 2021 tarihi itibariyle de cezaevlerinde kapasite fazlası olarak 28.355 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır.

“Ülkemizde mahpusların tedaviye ulaşma hakları, sağlıklı bir hapishanede yaşama hakları, yasalarda yer alan, hasta olduğunda, tedavisini dışarıda yapması için cezasını erteleme veya serbest bırakılma hakları engellenmektedir.

Şunu vurgulamak gerekir ki; insan haklarının başat unsurunu oluşturan yaşam hakkı kutsaldır.

İHD’nin verilerine göre hapishanelerde hastalık, intihar, şiddet, ihmal vb. çeşitli gerekçelerle en az 22 kişi yaşamını yitirmiştir.

Siyasal otoriterleşmeyle ile orantılı olarak devlet erkinin çeşitli kademelerinde yaygınlaşan yasa, kural ve norm denetiminden kaçınma, keyfilik, bilinçli ihmal gibi sebeplerle usul güvencelerinin ihlal edilmesi, gözaltı sürelerinin uzunluğu, izleme ve önleme mekanizmalarının işlevsiz kılınması ya da bağımsız izleme ve önlemenin hiç olmaması vb. nedenlerle resmi gözaltı merkezlerinde işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında ciddi bir artış görülmektedir. 2021 yılının ilk 11 ayında;

TİHV’e işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla toplam 915 kişi başvurmuştur. Başvuranların 531’i aynı yıl içinde işkence ve kötü muamele gördüklerini belirtmişlerdir.

  • İHD Dokümantasyon Birimi’nin tespitlerine göre resmi gözaltı yerlerinde en az 415 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalmıştır.

Ve yine 2021 yılının ilk 11 ayında;

– İHD Dokümantasyon Birimi’nin verilerine göre 371 mahpus işkence ve kötü muamele gördüğüne dair şikayette bulunmuştur.

İHD Genel Merkezinin açıklamalarına göre ise hapishanelerde giderek artan tecrit uygulamalarının kaldırılması ile işkence ve kötü muamele yasağına aykırı eylemlerin önlenerek sorumlular hakkında etkili soruşturma yöntemlerine başvurulması gerekmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. Maddesine göre,” Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.”

Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 10. Maddesi Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkına sahiptir” demektedir.

Aynı zamanda Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2. Maddesinde  “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” Demektedir.

Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde belirtildiği üzere İHD Genel Merkezinin açıklamalarına göre hapishanelerdeki infazın amacı olan iyileştirme ve mahpusları topluma kazandırmanın aksine, hapishaneler adeta ikinci bir cezalandırma aracı olarak kullanılmaktadır. Bu husus açıkça yerel mevzuat ve uluslararası sözleşmelerin ihlali niteliğindedir.

Rapora göre “Cezasızlık hâlâ işkence ile mücadelede en önemli engeldir. Faillere hiç soruşturma açılmaması, açılan soruşturmaların kovuşturmaya dönüşmemesi, dava açılan vakalarda işkence yerine daha az cezayı gerektiren suçlardan iddianame düzenlenmesi, sanıklara hiç ceza verilmemesi ya da işkence ve bireysel suçlar kapsamında kamu görevi dışında eziyet suçu kapsamına alınarak cezalar verilmesi ve cezaların ertelenmesi gibi nedenlerle cezasızlık olgusu işkence yapılmasını mümkün kılan en temel unsurlardan birisi olarak hala karşımızda durmaktadır.” Bunun yanı sıra yasadaki muğlaklık da işkence suçu nedeniyle yapılan suç duyurusu başvuruları ya çeşitli gerekçeler ile takipsizlikle sonuçlanmasının önemli nedenleri arasında yer almaktadır.”

-İHD Dokümantasyon Birimi’nin tespitlerine göre hapishanelerde 10 Haziran 2020 tarihi itibariyle 604’ü ağır olmak üzere toplam 1605 hasta mahpus bulunmaktadır.

-TİHV Dokümantasyon Merkezi’nin tespitlerine göre en az 9 mahpus Covid-19 nedeniyle yaşamanı yitirmiştir.

“Sağlık hizmetine erişimin kısıtlanması, hapishane reviri ziyaret hakkının kısıtlanması, Adli Tıp Kurumu’na, adliyeye ve hastaneye götürülürken kelepçe takılması dâhil kötü muamele uygulamaları, mahpusların sağlık sorunlarının zamanında ve etkili bir şekilde çözülmemesi, uzun bir süredir devam eden bir başka sorun alanıdır. Özellikle son dönemde tedavilerini zorlukla sürdüren mahpusların büyük bir çoğunluğunun başka hapishanelere sürgün edilmesi sağlık hizmetine erişim hakkına önemli ölçüde zarar vermiştir. Bu uygulamalar Covid-19 salgını koşullarında daha da artmıştır.”

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Temmuz, Ağustos ve Eylül 2021 tarihlerini kapsayan,“Marmara Bölgesi Hapishanelerinde Yaşanan Hak İhlalleri” raporunda söz ettiği üzere en çok en yoğun yaşanan sorunların başında çıplak arama geldiği ifade edildi: “Ayrıca mahpuslara görevli memura direnmekten davalar açılmış, mahpusun yaptığı şikayetlere ise kovuşturmaya yer yoktur cevabı verilmiştir” denildi.

Raporda tahliye hakkı kazanan mahkumların bu hakkının elinden alındığı da belirtiliyor: “Hapishanelerde öne çıkan sorunlardan biri de hukuka ve insan haklarına aykırı uygulamalarla tahliye zamanı gelen mahpusların infazının yakılmasıdır. Süre bakımından açık cezaevine gitme hakkı kazanan mahpuslara ve infaz süresini doldurup şartlı tahliye hakkı kazanan mahpuslara getirilen ‘iyi hal’ şartı, ciddi hak mahrumiyetlerine neden olmaktadır. İyi hal değerlendirmesi alabilmeleri için mahpuslar bağımsız koğuşa geçmeye zorlanmakta, örgütlü mahpusların koğuşunda kalıyor olması, gelen ziyaretçisi, kimin para yatırdığı ve okuduğu kitaplar iyi hal değerlendirmesine konu edilerek verilen olumsuz raporlarla mahpusun tahliyesi engellenmekte, infazı yakılmaktadır.”

Çocuk Mahpuslar

Covid-19 salgını önlemleri dahilinde çıkarılan İnfaz Yasası, hapishanelerdeki çocukları doğrudan kapsamadı. Ceza indirimleriyle bırakılan çocuklara dair de aydınlatıcı bir açıklama yapılmadı. Çocuk hapishanelerinden çocuklar ile ilgili yeterli bilgi alınamadı. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 31 Ekim 2021 tarihi itibariyle hapishanelerde 566’sı hükümlü 1347’si tutuklu olmak üzere toplam 1913 çocuk mahpus bulunmaktadır.

Bunun yanı sıra hiçbir suç işlememesine rağmen anneleriyle birlikte cezaevinde bulunan çocukların durumu da hak ihlallerine neden oluyor.

Anneleriyle birlikte kalan çocukların maruz kaldığı hak ihlali tablosu salgınla daha da ağırlaştı. Yaşam Hakları Derneği, 15-16 Mayıs 2021’de Kocaeli, Trabzon, İzmir, Bolu, Osmaniye, Kayseri, Van ve Ankara’daki cezaevlerinde kalan toplam 14 kadın mahkûmla derinlemesine görüşmeler yaparak “Anneleriyle Birlikte Mahpus Olan Çocuklar” raporunu yayımladı.  Raporda; cezaevlerindeki çıplak arama ve sabah sayımlarının anneler kadar çocuklarda da büyük travmalar yarattığı, çocukların cezaevinde sağlıklı beslenemediği, çocuk doktoru olmadığı için tedavi imkânı olmadığı, çocukların oyun oynama hakkından bile uzak kaldığına dikkat çekildi.

TİHV-İHD raporunun Düşünce ve İfade Özgürlüğü başlığı altında ise: OHAL ilanıyla birlikte siyasal iktidarın düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların özellikle de basın üzerindeki kaygı verici boyutta artan baskı ve kontrolü 2021 yılında da sürdüğünü belirtti.

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun 9 Aralık’taki Cezaevleri Hak İhlalleri ve Gündem Değerlendirmesi Basın Toplantısında kendisine gönderilen hak ihlalleri başvurularından biri de bir annenin 1 yaşından küçük çocuğuna bakabilmesi için ev hapsi ya da elektronik kelepçe talep etmesiydi. Gergerlioğlu bu şekilde binlerce anne ve çocuğun cezaevinde mağdur olduklarını belirterek

3 Aralık 2021 tarihi itibariyle Türkiye’de 59 gazeteci cezaevinde tutulmaktadır.

“Toplumun tamamını ilgilendiren, deprem, kaza, orman yangını, sel felaketi, ekonomik kriz, sınır ötesi askerî harekât, yolsuzluk ve salgın gibi birçok konuda iktidar tarafından alınan neredeyse ilk “önlem” sosyal medya uygulamalarını kısıtlamak ve sosyal medyada söz konusu gündemlere ilişkin paylaşımları incelemeye almaktır. Bu çerçevede pek çok habere, internet sitesine ve sosyal medya hesabına mahkeme kararları ile erişim ve yayın yasağı getirilmiştir.”

Türkiye’de son 40 yılın en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşandığını belirten Türkdoğan, “Yıllardır uygulanan borçlanmaya dayalı neoliberal ekonomi politikalarının sebep olduğu yoksullaşma, güvencesizleşme ve örgütsüzleşme, OHAL uygulamaları ile daha da derinleşmiş ve süreklilik kazanmıştır. Covid-19 salgını ile birlikte bu tablo daha vahim bir görünüm kazanmıştır.  En görünür haliyle 2018 yılından beri yaşanmakta olan ekonomik kriz, Kovid-19 salgını ile daha derinleşmiş ve içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Hayat pahalılığı, işsizlik ve yoksulluk en çok kadınları, çocukları, mülteci ve sığınmacıları vurmaktadır” dedi.

Kaynakça

2021 Yılının İnsan Hakları İhlalleri Raporu: https://tihv.org.tr/ozel-raporlar-ve-degerlendirmeler/verilerle-2021-yilinda-turkiyede-insan-haklari-ihlalleri/

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi: https://www.ihd.org.tr/insan-haklari-evrensel-beyannames/

https://www.ihd.org.tr/ege-bolgesi-hapishaneleri-dort-aylik-hak-ihlalleri-izleme-raporu-mayis-agustos-2021/

https://www.dw.com/tr/cezaevlerinde-%C3%A7ocuklara-mahk%C3%BBm-muamelesi/a-59473444

Sosyal medyada paylaş

Aysa Ersöz

Published On: Aralık 10th, 2021Categories: İnsan Hakları, Uncategorized, Yaşam0 Yorum

Leave A Comment