Sevgilim hayat,
Ruhumu ne zaman azat edeceksin? Karnımı deşip aklımı almak istemiyorum bile bile. İstemiyorum kendi cenazemi süslemek. Ve en önemlisi artık endişelenmek istemiyorum. Sabah kahvaltılarım için, değişen bedenim için, dönmeyen bazı şeyler için. Sokaktan geçen herhangi biri olmak ve benliğimin farkında olmamak istiyorum. Ayaklarım yere basmasın, bedenim yapayalnız kalsın istiyorum. Ne çok şey istiyorum. Bir o kadar da veriyorum parça parça etimden. Aklım kanayarak yitiriyor hafızamı. Alamadıklarımın hatırına verdiklerime ses etmiyorum. Olur diyorum. Bu da bir gün kendimi unutacak olmamın bedeli.
Bile isteye ölümüme hazırlanıyor gibi hissediyorum. Hep bıçağın keskin tarafını tutuyorum avuç içlerimde. Kanayacağını bilerek. Acıdan nefessiz kalırken aklım yerine geliyor. Neden diyorum. Neden tek bir iyi ile aynı masayı paylaşamadım. Neden her yemekten zehirlenerek kalkan ben oldum? Yanlış masaya davetliydim çünkü. Oturduğum sandalyenin bir bacağı kısa, çatal bıçaklarım paslanmış, yanlış kıyafetleri tercih etmiştim. Hep aynı hatanın yuvasında bekledim. Farklı olmasını dilerken, keşkelerin sancısına tutuldum. En güzeli bile kan emdi boğazımdan, kötülüğün damarları hep canlıydı. Buna rağmen, ısrarla çiçek açtırdım kulak arkasından. Ben, kendimi her sabah doğarken ve her gece bir kez öldürürken kandırdım. Aynaya her baktığımda siluetime tek bir dize bile yazmadım. Ne hoşlandım bedenimden ne de bana verilen bu yeni yetme acıya alıştım. Eski bir antikacının en yaşlı biblosu gibiyim. Üzerimdeki tozlar olmasa pek hayli genç görünebilirim, hatta belki biraz güzel. Bir bez ve bir çift elin muhtaçlığında eriyorum. Erirken hayallerimi bir kâğıda yazıp ritüel eşliğinde toprağa gömüyorum o sıra. Kabul görmeyen dualarımı böyle gerçekleştireceğimi sanıyorum. Ne çok sanıyorum. Bu sanrılar oluşmayan gerçeklerimin bedeli gibi. Erişilemeyen gerçeklerimin.
Sonra bir şey oluyor. Gerçeklerim bedene bürünüp el sıkışıyor benimle. İğrenerek bakıyorum suratına. Sanki yıllarca istediğim o değilmiş gibi küsüyorum. Gerçeklerimi incitmemek için türlü sadakatsizlikler buluyorum. Yalana başvuruyorum. Ona suçlunun ben olduğuma inandırıyorum. Halbuki yalnızca doğru yerde değiliz ve ben aklımı yitirmişim. Bir gün değil sekiz sene sürmüş bu yitim. Fakat bunu ona anlatamam. Gerçeklerimin bedeni de diğer insanlar gibi inanmaz bana. O yüzden arşa çıkarıyorum elinden tutarak. Sırtımı onun için basamak yapıyorum hatta. En doğrusu sensin diyorum. Ben bir canavarım ve sen benimle el sıkışmayı hak etmiyorsun. Hâlbuki yalnızca doğru zamanda değiliz ve ben oluk oluk kusuyorum damarlarımdan. El sıkışmak kadar öpülesi olduğunu da düşünüyorum ellerimin. İncelikli bir zarafete kavuşana kadar kaçıyorum gerçeklerimden. En iyi halimi bulana dek kayboluyorum.
Birçok sadakatsizliğe başvuruyorum evet. Kendimi kandırıyorum. Hayal alemi yaratıyor oraya saklanıyor, hatta kendime yeni bir isim bile buluyorum. Tek bir şey yapmıyorum. Dokunmak. Dokunamıyorum bedenlere. Tenler arası geçişte bütün sevgi ve merhametin kayboluyor olması, midemi bulandırıyor. Çocukken kaçtığım bodrum aralarını hatırlıyorum. Duvarlara sürtünen ellerim, kanıyor çizgi çizgi. Dokunmanın aşk doğurması gerektiğine tapıyorum çünkü. Dokunurken merhametin ve sevginin yeniden yazılmasını diliyorum. İnsanlar dokunarak güvende hissetmeli diyorum. Oysaki sadece kendimi kandırıyorum. Dokunmak korkunç çünkü. Bana bütün yaralarımın yerini hatırlatıyor.

Ve sevgilim hayat.
Eğer alaşağı edeceksen beni,
Kinlenmeyeceğim ve sürmeyeceğim kalbime kara lekeyi
En korkunç itirafların ardında bile çiçek açtıracağım.
Yalnız bunun için yaşayacağım; taş duvarda bile çiçek açacağına inanarak.
Eğer intiharıma yardım edeceksen bunu sade bir törenle kabul edeceğim.
Çığlık atmadan ve hiçbir şeyi incitmeden.
İnandığım şeyleri bana yakıştırarak göçeceğim bu dünyadan.
İncelikli zarafetime kavuşana dek.

Sosyal medyada paylaş

Berfin Oğuz

1999 Van doğumlu ve öğretmen. Yazarlık hayatının öğretmenini Oğuz Atay olarak tanımlıyor ve 'yazmanın gücünü ve hevesini hep onun sayesinde bulduğunu' belirtiyor. Çiçeklere derinden bağlı ve aşkın her şeyi yarattığına inanıyor.
Published On: Aralık 18th, 2021Categories: Edebiyat, Kültür & Sanat, Uncategorized0 Yorum

Leave A Comment