İnsan; diğer tüm canlılar gibi varoluşundan beri doğayla iç içedir. En temel ihtiyaçlarını doğadan karşılamış, belli bir dönem boyunca kalıcı ve sürekli bir ilişki sağlamıştır. Peki, ne oldu da bu süreklilik ve kalıcılık diğer türlerde devam ederken insanlarda yerini tahrip ve yıkıma bıraktı? Ne gibi nedenler insanı doğaya zarar veren tek tür haline getirdi?

İlk insanların mağara çizimleri

Bu soruların cevapları elbette çıkar ve fayda ilişkisine bağlanabilir ancak bazı söz konusu durumlara getirilebilecek bir açıklama bile bulamıyoruz. Dünyanın birçok ülkesinde verilen zarar insanlığın telafi edebileceği seviyeyi geçmiş durumda. Fayda sağladığı için balinaların öldürülmesi, petrol kaynaklarına ulaşma çabası sonucu sızıntıların yaşanması, sadece keyfi amaçlarla doğal alanların tahrip edilmesi gibi kendimizi suçlayacak nice sebepler bulabiliriz. Tabi diğer ülkelere kafamızı çevirip bakmadan önce kendi ülkemize, topraklarımıza ne denli zararlar verdiğimizi incelemek daha doğru olacaktır.

Gündelik hayatta karşımıza çıkan, herkesin de aşina olduğu “vatanseverlik” kavramı; söz konusu topraklarımız, doğal kaynaklarımız ve tabiat zenginliğimiz olduğunda nedense bir anda sekteye uğruyor. Kimse bu gerçeği kabul etmese de kendi menfaatlerimiz karşısında vatanseverlik kavramından kolayca taviz verebiliyoruz. Üstelik bunu yapanlar sadece sıradan vatandaşlarla sınırlı kalmıyor; toprak sahipleri, inşaat firmaları, devlet büyükleri, bakanlıklar… Bu yapılan yanlışların gündemimize düşmesi içinse sosyal medyada haber olması gerekiyor. Bu duruma verilebilecek en büyük örneklerden biri, yine sosyal medya aracılığıyla varlığından haberdar olduğumuz Dipsiz Göl. On iki bin yıllık bir gölün define arama amacıyla boşaltılıp yok edildiği haberi herkes tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Ardından yapılan açıklamalar ise trajikomik bir hâle neden oldu.

Çevre Ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, gölün dere suyuyla doldurulup etrafının da doğal sit alanı haline getirileceğini açıkladı. On iki bin yıldır bulunan bir gölün suyunun dere suyuyla doldurulmasından bahsediyoruz. İsterseniz minerallerle, çeşitli takviyelerle suyun kalitesini yükseltmeye çalışın. İnsan yapımı hiçbir ürün doğanın ürettiği kadar verimli olamaz. Özellikle o ürün on iki bin yıllık bir ürünse.

Gümüşhane, Dipsiz Göl’ün ilk hali

Gümüşhane, Dipsiz Göl’ün son hali

En başından beri hatalar zinciri halinde ilerleyen bu olay ilk değildi ve tabi ki son da olmayacak. Bizlerin daha duymadığı ama yıllardır bu şekilde tahrip edilen, saçma sebeplerle orada yaşayan canlılara ve ekolojik çevreye zarar verilen o kadar çok olay var ki…

Eğridir Gölü’nde ilaçlama aletlerinin yıkanması, İznik Gölü’nde gübre ve ilaç kalıntısının bulunması, Bafa Gölü’nde alg patlaması yaşanması ve buna bağlı olarak su kalitesinin düşük olması, Küçükçekmece Gölü’nde endüstri ve sanayi etkisine rastlanması, Yerköprü Şelalesi’nin piknik alanına dönüştürülmesi ve daha niceleri.

Konya, Yerköprü Şelalesi’nin ilk hali

Konya, Yerköprü Şelalesi’nin son hali

Bu tahribat sadece göllerle de sınırlı kalmıyor. Bizzat Cumhurbaşkanlığı kararıyla 1986 yılından itibaren milli park olan Göreme Vadisi, milli park olmaktan çıkarıldı. Ayrıca bu milli park 1985 yılından beri de UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almakta. Milli park demek, o alanın doğal tabiatını muhafaza etmek anlamına gelir ve nedense bu kadar önemli bir alan yok sayılıyor. Belki de göllerimizin başına gelen durumları haberlerden okuduğumuz gibi birkaç yıl sonra da Göreme Vadisi için okuyacağız. Peki iş işten geçtikten sonra tepki göstermemizin ne gibi bir faydası olacak?

Nevşehir, Göreme Vadisi Milli Parkı

Bu yaşananlar devlet büyüklerinin, vatandaşımızın doğaya ve yapılanlara ne derece duyarsız olduğunu kanıtlayacak niteliktedir. Kaçımız ekim ayında gerçekleşen ihaleden haberdarız? Türkiye’nin belki de en geniş ekosistemine sahip olan bölgelerinden Ege’nin, yine en çok turist akınına uğrayan ilçesi Bodrum, ihalelere fazlaca ev sahipliği yapmakta. Daha geçen aylarda koylar ve büklerin korunacağına dair açıklamalar yapan Turizm Bakanlığı, Bodrum Kissebükü Koyu’nu imara açtı. İmarı açan da ihaleyi satın alan da Turizm Bakanı Mehmet Ersoy oldu. Kendisi aynı zamanda ETS Tur A.Ş.’nin sahibi. Oysaki 2014 yılında hukuki olarak Bodrum Denizciler Derneği tarafından açılan davalar sonucu karar iptal edilmişti. Ancak yatırımcı tekrar revize talebinde bulundu, Turizm Bakanlığı tarafından arazi tahsis edildi.

Bodrum, Kissebükü Koyu

Bu tarz olayları görmemiz için ya bir yerlerde yazılması gerekiyor ya da sosyal medyada çok büyük ses getirmesi gerekiyor. Maalesef biz tepkimizi, bu alanlar ve orada yaşayan canlılar zarar gördükten sonra gösteriyoruz. Belki devletin üst kademelerindeki insanlara veya arazi sahiplerine yaptıklarının yanlış olduğunu, doğanın menfaatlerinden her zaman önce geleceğini anlatamasak bile; belli haberleri, ihaleleri takip ederek tahribe uğramadan, canlılık yok olmadan önce harekete geçebiliriz.

İnsan doğanın bir parçasıdır, onun doğaya açtığı savaş kendine savaş açması demektir.

Rachel Carson

Sosyal medyada paylaş

Sude Yıldırım

Marmara Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Biyoloji okumakta. Tema Vakfı gönüllüsü. Genetik ve ekoloji alanıyla ilgileniyor.
Published On: Şubat 3rd, 2020Categories: Doğa, Ekoloji, Kentleşme0 Yorum

Leave A Comment