Doğa Tahribatı, Ölümcül Hastalıkları Artırıyor

Yapılan bir araştırmada insanların sebep olduğu doğal ekosistem tahribatlarının, Covid-19 gibi ölümcül salgınlara yol açan fare, yarasa ve diğer hayvanların sayısının artmasına sebep olduğu keşfedildi.

İnsan dediğimiz zaman sadece biyolojik bir türden söz etmiyoruz. İnsan aynı zamanda tarihsel ve toplumsal bir türdür. Türcü ideolojinin varlığının getirisi olarak insan, doğa ve diğer canlı türleri üzerinde egemenlik kurmuş; bu egemenlik ilişkisi ise açık bir şekilde doğa ve diğer canlılar için yıkım getirmiştir. Özellikle hayvanlar ile insanlar arasındaki ilişki, iki taraflı büyük yıkımlara yol açmıştır. İnsanlığın kendisinden ayrı tuttuğu hayvanlar, bütün dünyada, insan menfaati için birer meta olarak görülmektedir. Şu an ise dünya çapında bir tedirginlik söz konusu […] Daha öncesinde olan MERS, kuş gribi, H1N1 virüsü, domuz gribi, AİDS ve şimdi yine egemenlik ve sömürü ilişkisinin getirisi olan SARS’ın kuzeni olarak bilinen SARS-Cov-2. Eski çağlarda olsak bunu yüksek ihtimalle Tanrı’nın veya bir tür varlığın gazabı olarak düşünürdük. Ama şu an kesin bir şekilde söyleyebiliyoruz; bunun sebebi hayvan sömürüsü ve bu sömürü sistemine yani kapitalizme son vermezsek bizi buna benzer birçok felaket bekleyecek.

“KAPİTALİZM GÖLGESİNİ SATAMADIĞI AĞACI KESER”

Araştırmacılar altı kıtadan yaklaşık 7 bin hayvan türünü değerlendirdi ve yabanıl alanların çiftlik arazisine veya yerleşim yerine dönüştürülmesinin sanıldığından daha çok canlı türünü ortadan kaldırdığını tespit etti. Doğaya verilen zararın daha küçük, adaptasyona daha yatkın ancak aynı zamanda insana bulaşabilecek daha fazla ölümcül patojen taşıyan canlılara fayda sağladığını tespit etti.

Zonootik Hastalık Taşıyıcı Canlılar Artıyor

Değerlendirme, tahrip edilmiş alanlarda zonootik hastalık taşıyan hayvan nüfusunun 2.5 kat daha fazla olduğunu ve zarar görmemiş ekosistemler ile kıyaslandığında bu patojenleri taşıyan canlı türlerinin nüfusunun %70’e kadar yükseldiğini buldu.

Yabanıl hayvanlardan türeyen HIV, Zika, Sars ve Nipah virüsü gibi hastalıklar insan nüfusunu gittikçe sarsıyor. Covid-19 salgını başladığından bu yana Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından dünyanın yalnızca sağlık ve ekonomi alanındaki belirtileri değil, bu salgınların başlıca nedenini – doğanın tahribatını – de ele alması gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Nisan ayında dünyanın biyoçeşitlilik uzmanları doğanın korunmaması durumunda daha ölümcül salgınların patlak vermesinin muhtemel olduğunu savunurken, Haziran ayında uzmanlar Covid-19’un “insan ırkı için bir S.O.S sinyali” olduğunu ifade etti.

Ekolojik Denge Bozuluyor

Yeni yürütülen bu çalışma, hayvanlar arasındaki nüfus dengesinin değişimi ile salgın hastalık riskinin artmasına sebep olan yabanıl alanların azaltılması ve insan nüfusu ve tüketimin artışını göstermektedir. Bilim insanları araştırmanın, doğanın tahrip edildiği alanlarda hastalık gözetimi ve sağlık hizmetlerinin artırılması gerektiğini gösterdiğini söyledi.

Londra ZSL Zooloji Enstitüsü araştırmacılarından Davind Redding “Örneğin, insanlar bir ormanı tarım arazisine çevirdiklerinde yaptıkları şey hastalık taşıyan bir hayvanla temasa geçme riskini artırmak oluyor,” dedi.

Redding doğal ekosistemleri değiştirme kararı alınırken değişimin arkasından gelen hastalık pahasının dikkate alınmadığını söylüyor: “İş işten geçtiğinde hastane ve tedaviler için daha fazla para harcamanız gerekecek.” Yakın zamanda oluşturulan bir rapora göre, Covid-19 krizine harcanan paranın yalnızca %2’si bile gelecek on yılda çıkabilecek salgınları önlemeye yeterdi.

Ekosistem Araştırmaları Enstitüsü’nde Richard Ostfeld Cary ve Bard Üniversitesi’nde Doğa üzerine bir yorumunda Felicia Keesing, “Covid-19 salgını dünyayı zoonotik hastalıkların insanlığı tehdit ettiği gerçeğine uyandırdı,” yorumunu yaptı.

“Yabanıl doğanın zoonoz hastalıkların en büyük yuvası olduğuna dair yaygın bir yanlış algı ortaya çıktı. [Bu araştırma] önemli bir düzeltme sunuyor: en büyük zonoonotik tehditler tarım arazilerine, otlaklara ve kentsel alanlara dönüştürülen doğal alanlarda ortaya çıkıyor. Araştırmacıların tespit ettiği motifler oldukça çarpıcı.”

Neden Yarasa?

Kemirgen ve yarasa gibi türlerin insanlar tarafından tahrip edilen ekosistemlerde durmadan çoğalması ve en çok patojenleri taşımasının sebebi muhtemelen küçük, hareketli, kolay uyum sağlar olmaları ve kısa zamanda oldukça fazla üreyebilmeleri.

“En büyük örnek kahverengi keme,” diyor Redding. Bu türlerin, her biri için yüksek bir hayatta kalma oranından önce çok sayıda yavruyu destekleyen bir evrim stratejisi vardır, bu da onların bağışıklık sistemlerine nispeten az yatırım yaptıkları anlamına gelir. Ostfeld ve Keesing’e göre, “Başka bir deyişle, fare benzeri yaşam geçmişine sahip yaratıklar, enfeksiyonlara karşı diğer canlılardan daha toleranslı görünüyor.”

“Bunun tam tersi, bir fil birkaç yılda bir yavruya sahip oluyor.” diyor Redding. “Yavrunun hayatta kalacağından emin olması gerek, bu yüzden yavru oldukça güçlü ve kolay uyum sağlayabilen bir bağışıklık sistemi ile doğar.”

Araştırmalar aynı zamanda insan eylemlerinden zarar gören ortamlarda kolayca yaşamını sürdürebilen küçük, tüneyen kuşların da hastalık taşıyıcıları olduklarını tespit etti. Bu tür kuşlar Kuzey Nil virüsü ve Chikungunya olarak bilinen bir çeşit virüse ev sahipliği yapabilir.

İnsanlar şimdiden Dünya’nın yaşanabilir topraklarının yarısından fazlasını etkiledi. Londra Üniversite Koleji’nden ve aynı zamanda araştırma ekibinin bir parçası olan Prof. Kate Jones şunları söyledi: “Tarımsal ve kentsel alanların önümüzdeki yıllarda genişlemeye devam edeceği tahmin edildiğinden, zararlı patojen taşıyan hayvanların bulunma ihtimalinin yüksek olduğu doğal ekosisteme zarar verilmiş alanlarda hastalık gözetimini ve sağlık hizmetlerini güçlendirmeliyiz.”

Karadeniz Teknik Üniversitesi Ekoloji Topluluğu’nun konu ile ilgili yazısını buradan inceleyebilirsiniz.


Kaynak: caryinstitute.org
Kapak Görseli: StoryMaps

Aleyna Kaltalıoğlu
Aleyna Kaltalıoğlu
Ent Dergi'de Çeviri Editörü. Hacettepe Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünde öğrencidir. Yoga yapmaya ve sokak hayvanları ile vakit geçirmeye bayılıyor. Balkonunda küçük bir serası var, sebze yetiştiriyor. Doğa, hayvan ve yeşilliğin korunması ve iyileştirilmesi konularında okur-yazar.

Rastgele Yazılar

4. Bodrum Caz Festivali

Caz Derneği tarafından düzenlenen Bodrum Caz Festivali dördüncü yılına ulaştı. Festival 1-9 Eylül tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak. Etkinlikler sosyal mesafe kuralları gözetilerek gerçekleştirilecek.

Kendi Esaretimiz: Duygular

Gözlerini açtığında dün gece yattığı yatakta değildi. Ne zaman ne şekilde geldiğini hatırlamıyordu. Emin olduğu tek şey, buraya daha önce hiç gelmediğiydi....

Sokak Çocuğu

Güneş doğuyor, hissediyorum. Yattığım yerin ıslaklığı nedeniyle gece boyunca devam eden titremelerim azalıyor. Geceleri soğuk oluyor artık, kalacak bir...

Seyhan Arman: İnandığınız Politikalar Herkese Ulaşır

Seyhan Arman, açık kimliği ile çalışan bir oyuncu. Aynı zamanda kimlik mücadelesi veren bir insan hakları aktivisti. Günümüzde LGBTİ+ bireylerin belirli meslek alanları dışında iş alanlarının kısıtlı olduğu görülürken Seyhan Arman bu kısıtlamaların, engellemerin önüne geçerek başarılı bir oyunculuk ve kimlik mücadelesi deneyimini Ent Dergi'ye aktardı.

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz