Yüzyıllar boyunca doğa şefkati üzerine o kadar çok şey yazıldı ki belki de bu başlık ile kusursuz şefkatin büyüsünü biraz küçümsüyor olabilirim. Fakat son dönemde doğanın da bize küsebileceğine inanmaya başlıyorum. Bu şefkat üzerine yazılanlar, çizilenler, söylenenler efsane şeklinde dilden dile dolaşırken neden bir tabiatın bize küsebileceğine dair endişelerim artıyor olabilir?

Bu endişemin sonucu tüm hayatımıza mal olabilecek kadar korkunç boyutlarda…

Aslında biyolojik annemizden değil, içinde tüm canlı ve cansız varlıkları barındıran bizi ‘’şimdilik’’ tüm şefkati ile kucaklamaya devam eden, her zaman bağışlayan ve huzuru onun kokusunda, sıcaklığında, eşsiz ve sonsuz güzelliklerinde bulduğumuz doğadan bahsediyorum.

Doğanın bize küstüğünü düşünebiliyor musunuz ? Dünyanın ve dolayısıyla tüm canlı varlıkların sonunun gelebileceğini…

Yakın zamanda dünya üzerinde yaşanan doğal afetler, küresel iklim krizi, artan nüfusa bağlı kirlilik ve doğaya karşı bilinçsiz yaklaşımlar sonun başlangıcının çokta uzak olmadığını bizlere hissettiriyor. Bizler çarpık bir düzenin parçası olarak sürekli tüketim odaklı, stres dolu şehir yaşantımızın içinde boğulup gidiyoruz. Hastalıklar ve yasaklar ise hayatımızı iyice çekilmez yapmış durumda. Herkesin çok yıprandığı aşikar.

Son dönemde bu koşuşturmaca arasında insanların doğaya olan özlemini gidermek adına sık sık piknikler, kamplar ve benzeri kaçamaklar ile doğaya dönüş heveslerinin arttığına tanık oluyoruz. Hatta ortak hayallerimizin arasında küçük bir sahil kasabasına yerleşip kendi ürünlerimizi üretip ve hayvanlarımız ile birlikte mutlu bir tablo çizmenin olduğuna eminim.

Çünkü doğa içimizde ve  biz de onun içerisindeyiz. Doğa ile bir bütünüz. İnsan, kendi özünden uzaklaşmaya başladığında ruhsal ve bedensel rahatsızlıklar duymaya mahkumdur.

Öze Dönüş, Doğaya Dönüş Hepimiz İçin Kaçınılmazdır

Buraya kadar her şey normal gibi duruyor fakat bu öze dönüş yolculuğumuzda bazı olumsuz tablolar ile karşılaşıyoruz. Gittiğimiz alanlarda insanın doğaya verdiği zararları gözlemleyince, bu büyünün bozulduğuna şahit oluyoruz. Daha büyük küresel çaptaki felaketlerden hiç bahsetmiyorum bile. Fabrikalar, sanayi atıkları, plastikler hepsi bir yana, olayı kişisel boyutlara indirgemek ve hepimizin yapabileceği bir şeyler olduğuna inanmak istiyorum.

Doğada kamp alanlarında ve sosyal çevrede arkamızda en ufak bir çöp bırakmamak, hatta başkalarının atıklarını da toplamak gibi zorunluluklarımız var. Pikniğe gittiğimizde bir ateş çukuru varsa neden ikinci bir çukur açıp doğaya zarar verelim?

Belki bir ağacı aşılamak, fidan dikmek gibi ayrıcalıklı işler de yapılabilir. Buna benzer organizasyonlar var mesela. Neden zaman ayırmayalım ki?

Kişisel egolarımızı ve zevklerimizi tatmin etme uğruna bilinçsizce hareket etmenin kimseye faydası olmadığını, karşılaştığımız tablolar ile daha net anlıyoruz.

Artan sosyal medya merakı ile her önüne gelenin doğaya çıkıp çektiği fotoğrafların dışında hiçbir şeyi umursamadan ve arkasında onca yanlış ile oradan ayrılmaları da ayrı bir konu ve üzerine çok şey yazılabilir. Doğa ile bütünleşmek için önce teknolojiden uzak kalmanın gerektiğine inananlardanım. Az malzeme, daha çok his, emek ve çaba…

Özetle; daha bilinçli ve düşünceli hareket etmemiz gerekiyor.

Gelinen noktada sadece bunun yeterli olamayacağını yanında da ekstra çalışmalar ile tekrar doğaya duyduğumuz saygının herkes tarafından benimsenmesi için daha çok çabalamamız gerektiğini unutmamalıyız. Hala yapabileceğimiz çok şey var ve geç kalmış değiliz.

Her zaman doğa bize veren taraf oldu evet hem de hiçbir karşılık beklemeden.

Sizce de doğa biz insanoğlundan ufacık bir hediye hak etmiyor mu?

Bunca zaman gösterilen bu şefkatin ve yaşam enerjisinin karşılığında ufacık bir hediye…

Onun gönlünü almak zorundayız.

Bugünden başlamak koşulu ile belki bir hediyeden çok daha fazlasını verebiliriz.

Tüm bunları görmezden gelirsek, yaptığımız kötülüklerin üzerini örtmeye devam edersek, aramızda kalsın ama; doğa bize küsecek!

Doğa ile kalın, doğada kalın…

Sosyal medyada paylaş

Ayhan Özler

1984 yılında İstanbul-Kadıköy'de doğmuştur. Memleketi Artvin'in Hopa ilçesidir. 1 kız çocuğu babasıdır şu an İzmir'de yaşamaktadır. Okan Üniversitesi MBA mezunudur. GCM Yatırım Menkul Değerler A.Ş. de orta düzey yöneticidir. Doğaseverdir ve @dogadagezmeli adlı instagram blogunda çeşitli deneyimlerini aktarmaktadır.
Published On: Ağustos 2nd, 2021Categories: Doğa, Ekoloji0 Yorum

Leave A Comment