Determinizm, evrenin işleyişinin ve evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren düşüncedir. Bu düşünceye göre evrende ve insanda her şey önceden belirlenmiştir. Hiçbir olay veya olgu sonradan değiştirilemez yani olacak olan olayların herhangi bir şekilde gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Burada dikkat çekmek istediğim bir nokta var: Determinizm, fatalizm yani kadercilik ile karıştırılmamalıdır. Fatalizm, evrendeki her şeyin bir yaratıcı veya yasaların “boyunduruğu” altında olduğunu söyler.

Determinizme giriş

Determinizme göre düşüncelerimiz, kararlarımız, duygularımız, eylemlerimiz ve ahlaki tercihlerimiz önceden kesin olarak belirlenmiştir. Özgür irade bir yanılsamadır ancak özgür irade determinizmin zıttı değildir çünkü rastgelelik, insana kontrol veremez. Rastgelelik, kontrolün tam zıttıdır; temel taşı ise nedenselliktir. Neden-sonuç ilişkileri determinizmin her şeyidir. Bunun açıklamasını Pierre-Simon Laplace yapmıştır. Bu açıklamaya göre evrenin bugünkü durumu, evrenin önceki durumunun sonucu; sonraki durumun ise nedenidir.

Determinizmin gelişimi

Determinizmin kökleri stoacılara kadar uzanır. Stoacılar, fizikalist (physicalist) ve determinist idiler.

Stoacıların determinizmi had safhadaydı zira “kader” dedikleri olaylar örgüsünün birebir aynısının, evrenin bir sonraki döngüsünde de yaşanacağını savunuyorlardı yani evren sürekli yok olup yaratılıyordu ve önceki versiyonun aynısını bir daha yaşıyorduk ancak ne olursa olsun bu evrenden kaçamıyorduk.

Yeni Çağ’da ise mekanikçi anlayış determinizmden beslenir oldu çünkü mekanik ilişkilerin işi, evrendeki kesinliği ve düzeni açıklamaktı. Determinizmde yasaları tanrı olarak görürseniz veya tanrıyı evrenle bir olarak düşünürseniz panteist bir anlayışı benimsemiş olursunuz. Panteizmde kişileştirilmiş veya antropomorfik bir tanrı yoktur.

19. yüzyılda pozitivist felsefenin de gelişimiyle “makine gibi çalışan evren” modeli ortaya çıktı. Bu görüş, “İnsan, evrenin bir parçası olduğu için insanın içinde de kurallar işler.” önermesini doğurdu, bu yüzden somut-soyut kavramları ile düşünce ve bilim çatışmaya başladı. Tam da o zamanlarda kuantum mekaniğinin de gelişmesi ile birlikte mutlak determinist olduğu düşünülen klasik fizik yasalarının, modern fizik yasaları ile indeterminist yanları ortaya çıkarıldı.

Determinizmin kanıtları

Psikolojik olarak insan, karar verirken dış uyarıcıların etkisindedir. Tüm duygular bilinçaltının yansımasıdır.

Sosyolojik olarak insan, sürekli olarak yaşadığı toplum tarafından uyarılır ve onlardan etkilenir.

Ahlâkî olarak insan, kendi ahlâk sınırları içerisinde hareket etmek zorunda olduğu için özgür değildir.

İndeterminizm ve özgür irade sorunu

İndeterminizm ise determinizmin tam karşıtıdır. Hiçbir neden-sonuç ilişkisinin sürekli bir zincir oluşturamayacağını söyler. Buna göre insanın eylemi, dış etkilerden bağımsızdır; onu etkileyen, kısıtlayan ve belirleyen herhangi bir unsur yoktur.

“Özgür müyüz?” sorunu, felsefenin yapı taşlarını oluşturan problemlerden biridir. Bu iki karşıt düşünce (indeterminizm ve determinizm), birbirini bu soru üzerinden çürütmeye çalışır. “Özgür müyüz?” sorunu, hareketlerimizi belirleyen bir kaynaktır. Özgür olmadığını düşünen bir insan hareketlerini kendini özgür kılacak şekilde planlayamaz çünkü o bir “hard determinist”tir (koyu determinist) ancak bir insan determinist bir evrende yaşadığını kabul eder ve özgürlüğü savunur ise “compatabilist” (uyumlu) sayılır.

Sonuç olarak hiçbir zaman çözülemeyecek bir problem gibi duruyor bu özgür irade sorunu.

Simülasyonlar, determinizm ve evren

Simülasyonlar, gerçekleşmiş veya gerçekleşme ihtimali olan durumların gelişmiş bilgisayar sistemleri ve yazılımları ile modellenmesidir ancak bu sistemlerin bize simülasyonlar sunması için onlara vermemiz gereken birtakım bilgiler vardır. Örnek verecek olursak son zamanlarda yaşadığımız COVİD-19 sorunu için geliştirilen maskelerin ağza takılmasından önce ve sonra insanların ağızlarından çıkan partiküllerin simülasyonu yapılıyor. Bunun için insanların nefes alıp verme hızı ve sıklığı, ortamın sıcaklığı, ortamın metrekare olarak büyüklüğü, maskenin yapıldığı madde gibi bilgileri bu bilgisayar sistemlerine ve yazılımlarına vermemiz gerekir ki mutlak sonucu alabilelim.

Kısacası simülasyonlar, neden-sonuç ilişkilerini baz alarak hareket ediyorlar. Bu da simülasyonların, determinizmin sınırları içerisinde çalışan bilgisayar yazılımları olduğu anlamına geliyor.

Simülasyonlar sayesinde 13.8 milyar yıl önce gerçekleşen Büyük Patlama ve hatta onun da öncesinde yaşanan kaotik durum bile simüle edildi. Tüm sicimler, parçacıklar, tozlar, ışık; her şey ama her şey, birebir konumunda tahmin ve simüle edildi.

O zaman şöyle düşünelim: Geçmişimizi birebir modelleyebiliyorsak neden geleceğimizi de modelleyemeyelim? Bilgisayara, bir kalemi ileri ittirirken kaleme uyguladığımız hızın ve verdiğimiz ivmenin bilgilerini verirsek bilgisayar, kalemin durma ve kalkma noktalarını bilebilir. Bu, sadece küçük bir örnekti. Bunu, çok daha büyük bilgi depolarına uygularsak çoğu şeyi modelleyebiliriz yani teoride geçmişi de geleceği de bilmemiz mümkündür ancak tek bir sorunumuz var, determinist evren modelinin sunduğu bir sorun: Ne kadar modelleme yaparsak yapalım ve ne kadar varyasyon yaratırsak yaratalım olayın sonunda gerçekleşecek olan sonuçtan hiçbir zaman kaçamayız.

Son olarak sosyal medyada yeni çıkan, geçmişe seyahat edip öğüt veren “meme” akımı hiçbir zaman gerçek olamayacak çünkü sonumuz sondur, yeni bir başlangıç değil…


Kaynaklar:

Vogelsberger, Mark. “Illustris Simulation: Most detailed simulation of our Universe”. 6 Mayıs 2014. Youtube, İnternet. Erişim Tarihi:. <https://www.youtube.com/watch?v=NjSFR40SY58>.

Caouette, Justin. “The ‘Free Will Problem’”. A Philosopher’s Take. 13 Ağustos 2012. İnternet. Erişim Tarihi:. <https://aphilosopherstake.com/2012/08/13/the-free-will-problem/>.

Vikipedi, Özgür Ansiklopedi. “Determinizm”. 22 Ağustos 2020. İnternet. Erişim Tarihi:. <https://tr.wikipedia.org/wiki/Determinizm>.

Sosyal medyada paylaş

Emir Sinan

Published On: Nisan 29th, 2020Categories: Bilim0 Yorum

Leave A Comment