Ne yazık ki ülkemizde sanata, sanatçıya ve tiyatroya verilen değer ortadayken ne mutlu ki hâlâ kapalı gişe oyunları çoğunlukta. İşte şimdi size Antalya Devlet Tiyatrosu’nda kapalı gişe oynayan ve izlerken oldukça keyif aldığım bir Dede Korkut Hikayesi olan Deli Dumrul isimli oyunu anlatmak istiyorum: Kısaca Dede Korkut’tan bahsedecek olursam, eski Türk destanlarında, hükümdarlara öğütler veren ak saçlı, ak sakallı, engin bilgili ve tecrübeli, hakim Türk ihtiyarlarından biridir, hikâyelerde, lüzum hâsıl oldukça kerâmet gösteren bir veli mevkiindedir. İşte aynı asırlarda halk arasında büyük alâka ile yaşayıp geliştikten ve bir bakıma, Anadolu topraklarında yerlileştikten sonra, yazıya geçirilerek edebiyâtımızda ve edebiyat târihimizde bir millî hazine değeriyle ışıldayan bir eser, Dede Korkut Kitabı’dır. Bilinen en yaygın Dede Korkut hikayesi Deli Dumrul’dur.

Oyuna gelecek olursam; aslında deli olmayan fakat delilerin özel muamele gördüğü zamanlarda deli gibi davranan narsist bir genç olan Dumrul, bir köprü inşa eder ve bu köprüden geçenlerden 30 akçe; geçmeyenlerdense 40 akçe alır. Kurnazlık yapıp köprünün etrafından dolanmaya çalışanları köprüden geçmeye zorlayarak haraç keser. Köprüden geçmeye çalışan Dede Korkut’un torunu Elif’e aşık olur ve evlenmeye karar verirler fakat Elif’i, Canguzoğlu da istemektedir. Bu yüzden yiğit pazarına gidip köprüden geçenlerden kestiği haraçlarla yiğit almak ister. Güreşçi Yiğit, Halterci Yiğit, Amazon Kadını derken pazarda çaycılık yapan zeki ve kurnaz olan yiğidi alır ve Dumrul’un tek bir kişide topladığı Kırk Yiğit olmuştur. Dumrul ve Elif yaptıkları planla Canguzoğulları’nı halt edip zor da olsa Dede Korkut’un rızasını alıp evlenirler. Bir gün köprünün yakınına bir oba yerleşir ve bir süre sonra obadan genç bir adam vefat eder. Duyduğu feryatlar üzerine obaya giden Dumrul, oğlanı öldürenin Azrail adında birisi olduğunu öğrenir. Azrail’e çok öfkelenen Dumrul onunla karşılaşıp meydan okumaya karar verir. Azrail’le karşı karşıya geldiğinde ise onunla başa çıkamaz ve canından olma tehlikesi yaşar. Azrail ise Tanrı’dan aldığı emir doğrultusunda Dumrul’un canına karşı can bulursa kendi hayatını kurtarabileceğini söyler. Böylece Dumrul canına karşılık can aramaya başlar.

”Kendinden başkasını canından çok sevebilir misin?” sorusuna yanıtınız ne olurdu? Peki canınızı verir misiniz? Dumrul ilk olarak Kırk Yiğit’e can dilenmek için gider ve Kırk Yiğit canını vermez. Aklına babası Duha Koca gelir ve yeterince yaşlanan yaşamak istemeyen ihtiyarın oğlu için canını vereceğini düşünüp yanına gider fakat Duha Koca, yaptığı dört evlilikle birlikte yaşama sevinci yeniden yerine geldiğinden oğlu Dumrul’a canını vermez. Dumrul son olarak anasına gidip can ister. Ana olmak… Evladın için canını vermek? Azrail’in peşinde olduğunu söyledikten sonra anasını ölüm korkusu sarar. Tüm can dilenmesi boyunca türlü türlü kılıklarda Dumrul’u takip eden Azrail ise o an annesinin canını alır ve ölüm korkusuna canını veremediğinden öldüğünü söyler. Çıkar yol bulamayan Dumrul, ölümün kollarına kendisini teslim edecektir ama ölmeden son bir kez Elif’i ve çocuğunu görmek, onlarla vedalaşmak ister. Elif’e olanları anlatan Dumrul, Elif’in gözünü kırpmadan canını vereceğini söylemesinin ardından bunu rededer ve birlikte ölmeye karar verirler. Bu durumdan etkilenen Tanrı, ikisinin de canını bağışlar ve böylelikle mutlu mesut yaşarlar.

Güngör Dilmen’in oyunlaştırdığı Sabri Özmener’in yönettiği Deli Dumrul seyir keyfi oldukça yüksek bir proje olmuş. Kalabalık ekibin yakalamış olduğu pozitif enerji sahnede kaldıkları süre boyunca seyirciye yansıyor. Özellikle manevi yönümüzü beslemek amacı güden oyun, güldürürken düşündüren cinsten. Gereksiz dekor kullanımdan kaçınılarak ortaya çıkan köprü ve Dede Korkut figürü sahneyle oldukça uyumluydu. Dönemin ambiyansını yansıtan ışıklandırma ve kostümlerine pek söylenebilecek şey yok. Oyunculuk performanslarına gelecek olursam; Dumrul karakterini canlandıran Orkun Yılmaz’ın performansına hayran kalmamak elde değil. Oyunun ana karakteri olunca haliyle yükün çoğu onun omuzlarına iniyor ve bunun altından da iyi bir şekilde kalkıyor. Aynı şekilde Azrail’i canlandıran Salih Bayraktar’ın Hint Fakiri olduğu sahnede çaldığı enstrümanla herkesin beğenisini kazandığını söylemem yanlış olmaz. Azrail’in Duha Koca’nın evine gittiği sahnede doktor kılığında eve girmesi de eğlenceliydi. Duha Koca ve Dede Korkut’u canlandıran Murat Bölük de farklı iki karakterde başarılıydı. Elif’i canlandıran Gökçe Su Ulukut’u ise Dumrul ve Elif’in birbirleri için canlarını verecekleri hakkında konuştukları sahnede biraz heyecanlı buldum. Kırk Yiğit olarak karşımıza çıkan Serkan Yaman’ın ve Dumrul’umuz Orkun Yılmaz’ın seyirciyle yakaladığı enerji oldukça güzeldi ve bu tüm oyun boyunca hissedildi. Kadronun geri kalanı: Özlem Şendinç, Başak İşür, Ömer Alper İzci, Remzi Kürşad Süren, Gökhan Güvenatam, Tümay Revşan Genç, Esra Şen, Selge Ezgi Zından, Sidar Baran, İsmail Sabri Memiş, Şükrü Gürel, Okan Kağnıcı ve Okan Gürel’in de performansları oldukça başarılıydı. Eğer şanslıysanız Antalya Devlet Tiyatrosu Müdürü Alpay Aksum’u da sürprizi bol eğlenceli bir karakter olarak oyun içerisinde görebilirsiniz. Antalya’da yaşıyorsanız ve 2020 boyunca yolunuz Antalya’ya düşerse yeniden sahnelenmeye başlayacak olan Deli Dumrul’u mutlaka izleyin.

Sosyal medyada paylaş

Batuhan Tozkoparan

Okulu bırakıp çocuk kitaplarıyla ilgilenmeye başlayan, Lady Gaga’nın küçük canavarı olup Akademi Ödüllü Parazit gibi her yere sızar. Çok harika müzikler dinler ve paylaşmayı sever.
Published On: Şubat 20th, 2020Categories: Kültür & Sanat, Tiyatro0 Yorum

Leave A Comment