BBC’nin bilim editörü David Shukman, yıllar boyu süren muhabirliğinden sonra BBC’den ayrılırken, iklim değişikliğinin en acil sorunumuz haline geldiğini ve doğal dünyanın nasıl büyük ölçüde değiştiğine tanık olduğunu anlatıyor.

Yüzü kırmızı ve sesi yüksekti. ‘Küresel ısınmayla ilgili her şeyi uyduruyorsun,’ bir adam bana yaklaşırken bağırdı. İngiltere’nin önde gelen bilim akademisi Royal Society’deydik ve iklim değişikliği ile ilgili bir panel tartışması yeni bitmişti. ‘Karbondioksitle ilgisi yok,’ diye bağırdı, güvenlik görevlileri onu götürmeden önce.

İklim değişikliği şiddetli tartışmalara neden oldu çünkü iklim değişikliği, insanlara yaşam tarzları ve modern ekonomiler hakkında sorular yöneltiyor. Haberciliğimin ilk günlerinde, olanlar şimdiki kadar net değildi. Temel fizik ortadaydı: havaya belirli türdeki gazların eklenmesi ısının artmasına neden olacaktı. david shukman

Ancak yaklaşık 20 yıl önce, Birleşmiş Milletler İklim Bilimi Paneli hala ihtiyatlıydı ve insan faaliyetinin sıcaklıkları artırdığının “muhtemel” olduğunu ve “kesin” olmadığını söyledi. david shukman

Araştırmacılar sürekli olarak daha fazla kanıt topluyor ve yaptıkları işe birçok kez tanık oldum: Antarktika’daki bir yarıkta, hava kabarcıklarının parlayan mavi buzun içinde sıkışıp kaldığı yerler antik atmosfer hakkında ipuçları barındırıyordu; Kalahari Çölü’nde bir Oxford profesörü diz çökmüş kum tepelerinin küresel ısınmayla ne kadar yayılabileceğini hesaplamak için kum tanelerini sayıyordu; araştırmacılar permafrostun* nasıl eridiğini araştırmak için Sibirya’da zırhlı bir aracı sürüyordu.

Kalahari çölü gittikçe kuruyor ve değişen koşullara uyum sağlayamayan bufaloları öldürüyor. GettyImages

Bu saha çalışmaları, uydulardan elde edilen verilerle ve süper bilgisayarlarda çalışan modellerden elde edilen sonuçlarla birleştiğinde oldukça önemli bir sonuca yol açtı: şu anda gezegeni ısıttığımız ‘kesin’. david shukman

Bununla birlikte, daha tehlikeli bir iklimin belirtileri daha da netleşiyordu. Küresel sıcaklığın 2 ° C’ye kadar yükselmesi “güvenli” olarak düşünülürdü. 2004 yılında Grönland buz tabakasına yaptığım ilk yolculukta, araştırmacılar eriyen buzlardan daha çok bir “geleceğin problemi” olarak bahsediyorlardı. Bu yakında değişecekti.

David Attenborough, yıllar boyunca BBC’nin bilim editörü ile birkaç kez konuştu.

Artık bir derecenin biraz üzerinde bir yükselişin tehlikeli olduğunu biliyoruz. Ve 15 yıl sonra Grönland’da aynı noktaya dönmek bir şoktu. Bir zamanlar yükselen buz kayalıklarının durduğu yerde artık çıplak kayacıklar vardı. Kalan buz azalmış gibiydi. Ilıman sıcaklıklarda eriyik suyu okyanusa dökülerek su seviyesini yükseltirken rahatsız edici derecede sıcaklamıştım.

Ve bu iklim değişikliği konusunda derin bir adaletsizlik yaratıyor. Londra gibi bir şehir, Thames Bariyerinin pırıl pırıl çeliğiyle kendini savunabilirken, dünyadaki birçok topluluk korunmasız.

David Suhkman, gezegenimizin buzlu bölgelerinde meydana gelen değişikliklere bizzat tanık oldu.

Bangladeş kıyısındaki Gabura’da, bir fırtına nedeniyle zayıf bir set yıkıldı ve 2009’da geri döndüğümüzde, köy her gelgitte sular altında kalıyordu. Denizi geride tutma umuduyla çamuru kullanan büyük ve çaresiz bir kalabalığı filme çekmek için suya daldık.

Başka bir seçenek yoktu. Uluslararası yardımın son on yılda bir fark yarattığını düşünebilirsiniz. Deniz suyu hala kuyuları ve tarlaları zehirliyor. Şu anda setlerde kum torbaları var, ancak uzak Grönland buzunu kaybettiği ve deniz seviyesi tırmanmaya devam ettiği için güvenilir değiller.

Tüm gelişmekte olan ülkeler gibi Bangladeş’e de 12 yıl önce, şimdiye kadar en zengin ülkelerden belli miktarda finans akışı güvencesi verildi. Bu, henüz yerine getirilmemiş bir sözden öteye geçmiyor.

Bu yıllık etkinliklerin çoğunda belli bir örüntü var –  şimdiye kadar 10 tanesine gittim.

Küresel liderler gezegeni kurtarmakla ilgili duygusal konuşmalar yaparlar, ancak daha sonra müzakerecilerini her çizgide agresif bir şekilde pazarlık ederek ulusal çıkarları korumak için ortaya atarlar. Glasgow’da en sert mücadele kömürün üzerindeydi, Hindistan ve Çin “aşamalı durdurma” sözünün “yavaşlatma” olarak değiştirilmesini talep ediyorlardı.

COP26 başkanı Alok Sharma gözyaşlarını tutmak zorunda kaldı. 200’e yakın ülkeyi zapt etmek oldukça zor. Bali’deki bir konferansta koltuklar kırıldı. Kopenhag’daki başka bir toplantıda, birçok Afrikalı delege protesto etmek için dışarı çıktı. Bu arada yükselen gazların sıcaklıkları da giderek artıyordu.

2018’te David, Endonezya’daki plastik kirliliği krizi hakkında bir haber yaptı.

Yine de bazı olumlu işaretler var. Bir rüzgar çiftliğinin inşa edilmesini ilk izlediğimde, yavaş bir süreçti ve çok pahalıydı ve türbinleri denize dikme fikri tuhaf görünüyordu. Şimdi hem rüzgar hem de güneş enerjisi çok daha ucuz ve bu nedenle yatırımcılar için daha makul ve çekici. Piller de öyle. Dev otomobil üreticileri elektriği seçmek zorunda.

Çoğu ülke – ve birçok şirket – yüzyılın ortalarına kadar karbon nötr olmayı taahhüt etmiştir. Bazıları bu konuda diğerlerinden daha samimi. Ancak araştırma ve kamuoyu farkındalığının artması, kaçmak ve saklanmak için daha az yer bırakıyor. Yeşili yıkmak zorlaşıyor.  Yıllık konferanslar, çıkarılan sonuçların yumuşatılmasına rağmen, doğru yönde ilerlediğimizi hissettiriyor.

Bu yüzden, aşırı hava koşullarının en savunmasız insanlara verdiği zarardan dolayı umutsuzluk hissetmenin yanı sıra, yeni bir katılım seviyesinden, akıllı yeniliklerin dalgalanmasından ve harekete geçen ve bir yol bulmaya kararlı genç nesilden de ilham alıyorum.

İnsanlar şaşırtıcı derecede dar görüşlü olabilirler ama aynı zamanda gerçek bir sorunla karşı karşıya kaldıklarında ustaca düşünceler üretebilirler. En azından her zaman başka bir konferans olur.

David’i Twitter’dan takip edin.

*E.N.: Permafrost: Genellikle kuzey ve güneyin yüksek enlemlerinde görülen buzu çözülmeyen toprak.


Okumuş olduğunuz yazı David Shukman tarafından yazılmış ve  BBC News adresinde yayınlanmış olup Ent Dergi Çeviri Ekibi tarafından İngilizce’den Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

İlginizi Çekebilir: İklim Krizi Raporu: Küresel Çerçeve – Ent Dergi

Sosyal medyada paylaş

Ent Çeviri

Okumuş olduğunuz bu yazı Ent Dergi Çeviri Editörlüğü seçkisidir ve Ent Dergi tarafından / Ent Dergi adına tercüme edilmiştir.
Published On: Aralık 4th, 2021Categories: Çeviri, Ekoloji, İklim ve Su0 Yorum

Leave A Comment