Covid-19 Tekrar Yükseliyor, Gerçek Önlemler Gerekiyor

100 km ile gittiğimiz düzelme yolunda 1000 km ile geri dönüş yaşıyoruz.

Dünya, adını tarihte farklı şekillerde duyduğu, sonuçlarını kitaplarda okuduğunda hayretlere düştüğü bir salgın ile şu dönemde birdaha karşılaştı. Tarihteki salgınlara üzülüp hayıflanırken şimdi ise o salgınlardan birine savaş açar duruma geldi.

Kendi ülkemizden yola çıkarak sürece şöyle bir göz atalım ve geldiğimiz noktaya ulaşmayı deneyelim değerli okurlar.

Bu yılın başlarıydı Türkiye’de Covid-19 pandemisi ilan edildiğinde. Yukarıda da ifade ettiğim gibi televizyonlarda ve kitaplarda gördüğümüz bu hastalığı bir anda çevremizde görmeye başladık, televizyonlarda her akşam veriler açıklanır oldu, insanlar adeta büyük bir şok geçiriyordu sanki…

Toplum, tüm önlemlere uyan bilinçli insanlar ve bilinçsiz davranıp hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edenler olmak üzere taa o günlerden ikiye ayrılmıştı bile.

Bir yanda da devlet vardı tabii… Halkı sakin tutmayı başarması gereken, önlemlerle salgının yayılmamasını sağlamak zorunda olan, araçlarını en iyi biçimde kullanıp ülkeyi bu durumdan daha az zarar ile çıkarması gereken merci orasıydı.

Bir sürü politika gördük bu süreçte… Maskeler bir süre ücretsiz dağıtıldı; baktılar olmuyor, ücretlendirmeler tekrar getirildi ve bunun sonucunda sermayedarlar ülkeye maske ticaretini tanıtmış oldu. Adeta küçücük maske üzerinden pirim yapmak isteyenler sarmıştı etrafımızı. Hele ilk dönemlerde; mecbur kalıp bu koruyucu ürünü edinmek isteyen insanlar, arada kalıp yüksek miktarlarda fiyatlar ödemişti.

Pandeminin başında ölüm sayıları gittikçe artıyordu değerli okurlar. Her televizyonu açışımızda 15, 17, 19, 24, 27, 39, 45 derken, sayılar böyle böyle yükselip 60 küsüre kadar gelmişti. Bunlar aylık yıllık ölüm sayıları değildi… Gün içerisinde bu sayılarda insanlar ölüyor, durumun ağırlığı gittikçe artıyordu.

Bu gidişe dur demenin tek yolu sokağa çıkma kısıtlamalarının getirilmesi, bazı stratejik topluluk alanlarının kapatılması ve halkın bilinçsiz kısmının bir an önce bilinçlendirilmesiydi.

İlk olarak sokağa çıkma kısıtlaması 10.04.2020 tarihinde uygulandı ve bunun sonucunda ülkenin tarihinde görmediği bir problem ortaya çıktı. Devlet bazı şeyleri yanlış yapıyordu… Geçmişte sokağa çıkma yasağını darbeyle birlikte, tüm ağırlığıyla yaşamış bir topluma bir anda “bu haftasonu kısıtlama yapılacak” denir miydi?

Her şey 1 saat içerisinde belli oldu ve 9 Nisan akşamı televizyonlarda 2 günlük yasak açıklaması yapıldı. Sokak yasaklarından çekinen halk durumu tam öğrenemediği için bir anda marketlere koştu, bakkalları doldurdu ve tedirginlikle ihtiyacı olmayan şeyleri bile evlerine taşıdı.

Hani birbirimize yaklaşmamamız gerekiyordu ya; o akşam Koronavirüs kardeşimiz olmuştu adeta.

O gün bütün kuralsızlık gözler önündeydi. Kısıtlama haberinden önce liste açıklanmadığı ve insanlara hazırlık yapmaları için yeterli süre verilmediğinden halk sokaklardaydı.

Halk birbirini ittirip kalabalıklar arasından alışverişini yaparken gecenin sonlarına doğru kapanacak yerler ve hizmet vermeye devam edecek yerlerin listesi açıklandı değerli okurlar.

Başladığımız Yerdeyiz

Bir takım önlemler sürdürülürken ölüm sayısı düşüşe geçmişti ve bu durum halkı sevindiriyordu. Her geçen gün düşen ölüm oranları “Salgın ülkeyi terkediyor” diye düşündürmüştü bizlere.

Oranlar düşünce önlemler de gittikçe azalmaya başlamıştı. Alış-veriş merkezlerinin açılması, halkın “Zaten oranlar azaldı, bize bir şey olmaz” deyip kendini tatillere, sokaklara atması, devletin önlemleri biraz daha gevşetmesi ve halkın bu durumdan destek bulması, şu günlerde yaşadığımız yükselişin avaz avaz habercisiydi.

Ancak bu hafta yapılan açıklamalarda görünen o ki düştü sanılan vaka ve ölüm sayıları tekrar yükselebilirdi, ve evet sayılar hafta boyu hızla yükseldi.

Devlet önlemleri azalttığı için halk da kendi önlemlerini azalttı demiştim ya… Şu salgın dönemine rağmen düğünlerde azalma bile olmamıştı değerli okurlar.

Sanki her şey yolundaymış gibi düğündü tatildi rahatça davranan bilinçsiz kesimi durdurmak ancak bu etkinliklerin yasaklanmasıyla mümkün olabilirdi, yani iş yine devlete düşüyordu.

Bugünlerde yine başladığımız yerdeyiz ve 100 km hızla gittiğimiz düzelme yolunda ne yazık ki 1000 km ile geri dönüş yaşadık.

Bu süreçte hem devletin, hemde halkın payına bir takım hatalar düştü. Devlet etkin uygulamalar ve sıkı önlemler alarak pandemiyle gerçekten savaşsaydı, genel karantina ve ücretli izin ilan edilseydi, halk da kuralları ciddiye alsaydı belki de bugün bu yazıda Covid-19 pandemisinin nasıl bittiğini yazacaktım.

Sonuç olarak kontrolsüz bir vaka yükselişini sadece izliyoruz. Ancak hala çıkmaz yolda değiliz. Gerçek önlemlere ve uygulamalara ihtiyaç var, sadece maske takma zorunluluğu yükselişi engellemiyor. Sağlık alanında çeşitli STK ve meslek örgütlerinin önerdiği önlemlere kulak verilmeli, ciddiyetle davranılmalı. Acil olarak hem halk, hem de devlet sağlıklı günlere dönmek için gerekenleri yapmalı.

Aksi taktirde günlük değil saatlik verileri okuyor olacağız.

Fotoğraf: Adam Nieścioruk, Unsplash

Kadir Ahiska
Kadir Ahiska
1997 yılında sivas merkez'de doğdu ve yaklaşık 6 yıl boyunca orada yaşadı.Eğitim hayatının başlaması ile birlikte ailesiyle Istanbul'a gelerek ilk ve orta okul eğitimimi tamamlamak için Türkan Sabancı Görme Engelliler okuluna kayıt oldu. Burada 8 yıl boyunca eğitim aldıktan sonra Çobançeşme Anadolu Lisesi'nde lise eğitimimi tamamladı Eğitim hayatı sürerken bir yandan da projelerle uğraşmaya başladı ve liseler arası fikir festivaline katılıp aldığı derece sayesinde hayatının yoğun zamanlarının başlamasındaki ilk adımı attı. Lise süreci tamamlandıktan sonra iki hedeflerinden birisi olan Sosyoloji bölümüne odaklanıp üniversite sınavına girerek Istanbul Esenyurt Üniversitesi "Sosyoloji" bölümüne yerleşti ve lisans eğitimine başladım. Şimdi 4. sınıfta ve genel çizgisi üzerinden toplumsal yazılar yazmayı kendisine hedef edinerek hayatına devam ediyor. "Sosyoloji bölümüne başladıktan sonra yazmak artık bir hobi değil görev haline geldi" diyen Kadir toplumun kendinden bahseden yazılara çok ihtiyacı olduğunu düüşünüyor.

Rastgele Yazılar

Mashrou’ Leila: Ortadoğu’dan Yükselen Politik Ses

Mashrou’ Leila, Arapların, Müslümanların ve LGBTIQ+ topluluğunun sesini sırtlanmış Ortadoğu’dan yükselen başarılı bir alternatif-pop müzik grubu.

Covid- 19 ile Tarihin En Büyük Siber Saldırısına Hazır Mısınız?

Koronavirüs'ün ilk ilan edildiği Mart ayından bu yana Evde Kal çağrılarına uyarak sosyal mesafeyi korudunuz. Sosyal ilişkilerinizi web tabanlı sürdürdünüz. Kitap indirmek için arşivlere kaydoldunuz, görüntülü sohbetler için yeni tanıştığınız mobil uygulamaları indirdiniz. Bankacılık işlemlerinizi kolaylaştıran, evden banka hesaplarınızı yöneten yeni aracı uygulamalarla tanıştınız. Peki bu kadar kişisel bilginizi online platformlarda paylaştıktan sonra "Siber Saldırılar"a hazır mısınız?

Kendi Esaretimiz: Duygular

Gözlerini açtığında dün gece yattığı yatakta değildi. Ne zaman ne şekilde geldiğini hatırlamıyordu. Emin olduğu tek şey, buraya daha önce hiç gelmediğiydi....

Şiddetsiz Bir İnanış: Jainizm

Jainizm Nedir? Toplumlar tarihi boyunca yaşayan bir çok inanış ve din canlı yaşamı tehdit etmiştir. Dini ritüellere, kurallara, ibadetlere...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz