Covid-19 Gölgesinde Erasmus: İptal mi, Devam mı?

Erasmus+ Öğrenim Hareketliliği, 1980’li yıllar itibariyle öğrencilerin farklı ülkelerde üniversite eğitimi görmelerini ve farklı kültürler tanımalarını sağlayan bir öğrenci değişim programıdır. Bu program, yükseköğretim alanında günümüzde o kadar önemli bir yer buluyor ki, neredeyse tüm üniversite öğrencilerinin bu programı duyduğu, giden birini tanıdığı veya şahsen katılma fırsatı bulduğu söylenebilir. Bunun en önemli sebeplerinden birini de, yurtdışına gidişte hibenin, yani yurtdışında kullanılabilecek bir bütçenin program tarafından öğrenciye verilmesi oluşturuyor. Bu sayede, bir üniversite öğrencisi, normal şartlarda kendisinin ve ailesinin bütçesini zorlayabilecek yurtdışında yaşama, eğitim veya staj sürecini Erasmus programı sayesinde daha az ekonomik güçlükle tamamlayabiliyor. 

Önümüzdeki güz dönemi için Erasmus programına katılanların sayısının güncel gelişmeler çerçevesinde azalacağı netlik kazanmaya başladı. Yurtdışında bazı üniversiteler, Covid-19 salgını sebebiyle Erasmus öğrencisi almayacağını belirtti. Bazıları ise değişim programının sanal ortamda ya da yarı sanal, yarı yüz yüze olmak üzere hibrit bir şekilde yürütülmesini kararlaştırdı. Bunun yanı sıra birçok öğrenci, hayallerini süsleyen yurtdışı deneyimini kısa zaman kala iptal etmeye karar verdi. Öğrencilerin Erasmus öğrenim hareketliliklerini iptal etme kararında, Covid-19 salgınının getirdiği endişe, ne zaman sonlanacağıyla alakalı belirsizlik ve ekonomik kriz belirleyici oldu. 

Covid-19’la Birlikte Erasmus Deneyimi Değişiyor

Erasmus öğrenim hareketliliğini iptal eden ve her şeye rağmen gitmeye karar veren öğrencilerin ortak noktası, iki grubun da sıkı bir düşünce süreci sonunda karar vermiş olması. Öncelikle her iki grup öğrenci de salgından önceki rutin ve düzenli hayatlarının zaten değişmiş olduğu konusunda hemfikir. Öğrenciler, her an yeni bir tedbir uygulamaya konulabilir, yapılan seyahat planları ve akademik planlar iptal edilebilir, düşüncesiyle hareket etmeye başladı. 

Hem Türkiye’de, hem Avrupa’da, yüz yüze gerçekleşecek konferansların, tanışma toplantılarının, akademik etkinliklerin, eğlence etkinliklerinin sayısının keskin bir şekilde azalacağı herkesçe kabul ediliyor. Her iki öğrenci grubu da, yüz yüze etkinliklerin azaltılması sonucu Erasmus deneyiminin oldukça değişeceğinin farkında. Etkinliklerin azalması, aslında ülkenin kültürüyle bire bir temasın oldukça kısıtlanması demek. Sosyal ilişkilerin yapısının değişmesi, kültüre ait öğelerin tanınmasını oldukça zorlaşması dolayısıyla gerçek anlamıyla bir Erasmus deneyiminin söz konusu olamayacağı aşikar. Bu da bazı öğrencileri Erasmus doğasına uymasa da, bu farklı deneyimi yaşamaya; kimini ise hayal kırıklığı içinde programdan vazgeçmeye itiyor. 

Salgın Sürecinde Endişeler Sürüyor

Erasmusa gitme kararı alanların endişeleri, sağlık hizmetlerinden ne derece yararlanabilecekleri, kaygılarıyla nasıl mücadele edecekleri, Türkiye’de yaşama tecrübesine dayalı bazı gündelik hayat bilgileri ve becerileri (anahtar unuttuğunda çilingir çağırma, akbil unuttuğunda birinden rica etme vb.) olmadan nasıl yaşayacakları ve ekonomik anlamda nasıl ayakta kalacakları üzerine yoğunlaşıyor. Öte yandan, özellikle şiddetin ve suç oranının Türkiye’den daha az olduğu ülkelere gidenler, sahip oldukları diğer endişelere rağmen gittikleri ülkedeki düzenin onları rahatlattığını söylüyor. Ayrıca, salgının gidişatı açısından ülkeler arasında çok farklılık olmayacağını, dolayısıyla gitme kararının kendi başına bir risk yaratmadığını düşünüyor. 

Bunun aksine, Erasmus öğrenim hareketliliğini iptal eden öğrenciler, ailelerinin yanında ve vatandaşı oldukları ülkede sağlık hizmetlerinden daha iyi yararlanabileceklerini ifade ediyor. Bu öğrencilerin kimi için Erasmus’u iptal etmedeki en büyük gerekçe, yurtdışında Covid-19 geçirme kaygısı olmuş durumda. Bu kaygı Erasmus’a gidenler arasında da, sağlık sigortalarının kapsamı konusunda yaşanıyor. Sağlık sigortalarının çoğu, Covid-19 tedavisini kapsasa da, farklı komplikasyonları ve diğer ciddi sağlık sorunlarını kapsayıp kapsamayacağı merak konusu. 

Asia One

Gitmeme kararı alan öğrencilerin bir kısmı ise, Covid-19 geçirmenin kendilerini nispeten daha az endişelendirdiğini söylüyor. Bu öğrencilere göre ise, seyahat ve sokağa çıkma kısıtlamaları, kamuya açık alanlarda, eğlence mekanlarındaki kısıtlamalar tam bir Erasmus deneyimi yaşamayı engelliyor. Öğrencilerin dikkate değer bir kısmı ise, kararlarını kabul aldıkları ülkeyi göz önünde bulundurarak veriyor. Bu demek oluyor ki, önümüzdeki dönemde, kamu sağlığı hizmetleri ve salgına karşı halk bilinci gelişmiş ve idari düzeyde akla uygun kararlar veren ülkeler daha fazla Erasmus öğrencisi alabilir. 

Ekonomik kaygılar ise, öğrenciler için önemli bir endişe kaynağı. Türk Lirasının değerini gün geçtikçe kaybetmesi zaten birçok öğrenci için Erasmus programına katılma fikrini gündemden kaldırmıştı. Erasmus programı için öğrencilere hibe veriliyor olsa da, verilen hibe yurtdışında temel gider kalemlerini (barınma, beslenme, ulaşım vb.) karşılamaktan uzak. Öte yandan, Erasmus ile yurtdışına gitme kararı veren öğrenciler de ileride döviz kurunun kendileri için ekonomik olarak sürdürülemez bir hal almasından oldukça endişeli. 

Öğrenciler Kararlarıyla Birbirini Etkiliyor

Çevresinde Erasmus programına katılarak dönemlik veya yıllık olarak Avrupa’ya gidecek olan başka öğrenciler de bulunanlar, verdikleri kararların birbirlerini etkilediğini dile getiriyor. Öğrenciler, karar sürecinde birbirleriyle iletişim halinde olduklarını ve her iki yöndeki kararlardan da farklı şekillerde etkilendiklerini söylüyor. 

Özellikle Erasmus programına katılma konusunda zaten fazlaca hevesli olmayan kişiler, yakın çevrelerindeki iptal kararlarından etkilendiklerini ifade ediyor. Bunun yanı sıra, Erasmus’a gitmek için eş düzeyde elverişli dönemleri bulunan özellikle alt sınıf öğrenciler, Erasmus’u iptal etmenin ileri süreçlere ertelemek anlamına geldiğini söylüyor. Bu kişiler, iptal etme konusunda daha az kararsızlık yaşamış gibi görünüyor. Halihazırda Erasmus için elverişli son döneminde bulunan üst sınıf öğrenciler için bu karar süreci daha sancılı geçiyor. 

Erasmus’a gitme ve yurtdışında yaşama konusunda, çeşitli sebeplerden ötürü daha kararlı olan öğrenciler ise, çevrelerindeki iptal kararlarından daha az etkilenmiş duruyor. Bu öğrencilerin bir kısmı, Avrupa’da geçirilecek herhangi bir dönemin, Türkiye’de geçirilecek bir dönemden gerek akademik, gerek kişisel sebeplerle daha iyi olacağını düşünüyor. 

FOTOĞRAF Jdidi Wassim / Echoes Wire / Barcroft Studios / Future Publishing via Getty Images

Akademik Tercihler de Erasmus’a Gitme Kararında Etkili 

Öğrencilerin bazıları için Erasmus programı, ilgilerini çeken ancak Türkiye’de alamadıkları dersleri almak veya ilgi alanlarında çalışan akademisyenlerle iletişim kurmak için önemliydi. Bazıları ise gittikleri ülkenin dilini öğrenmek veya biliyorlarsa geliştirmek istiyorlardı. 

Eğitimin Türkiye’deki ve Avrupa’daki ülkelerin birçoğunda online ya da yüz yüze ve online öğeler barındıran hibrit şekilde yapılması öğrencilerin kararlarında etkili oldu. Gitmeme kararı alan öğrenciler arasında, yurtdışında online eğitim görmektense, Türkiye’deki online eğitimi tercih eden öğrenciler var. Bunun sebebi olarak, zaten oldukça yabancıladıkları online eğitim tecrübesinin yurtdışında daha büyük bilinmezlikler içerebileceğini gösteriyorlar. Bu gerekçeyi sunan öğrencilere göre, Türkiye’deki online eğitim sistemi kusurlarına rağmen hiç değilse daha önce tecrübe ettikleri ve bildikleri bir sistem. 

İptal kararı alan öğrencilerden bazıları, online eğitim söz konusu olunca, online eğitime has dezavantajların her yerde yaşanabileğini düşünüyor. Gitmeye karar veren öğrenciler ise, her ne kadar dil ve sistem gibi yenilikler bir dezavantaj yaratsa da, Türkiye’deki zorlu eğitim süreçlerinden daha kolay olacağını düşünüyor. Öğrencilerin bu şekilde düşünmelerine, özellikle online eğitim sırasında ülkemizdeki bazı üniversitelerin öğrenciyi dezavantajlı konuma düşürecek uygulamalarının etkisi büyük görünüyor. 

Covid-19’un Psikolojik Etkileri de Kararları Şekillendirdi

Kaygı düzeyi yüksek öğrenciler, Covid-19 sürecini toplumdaki diğer bireylerden daha zorlu geçirdi. Zira, salgın ve beraberinde gelen ekonomik kriz, özellikle kaygı düzeyi yüksek öğrenciler için çifte endişe getirdi. Bazı öğrenciler, kaos ve düzensizliğin tavan yaptığı mart, nisan ve mayıs aylarını gördükten sonra kaygı düzeyini kontrol etmeyi öğrendiğini ifade ederken, diğerleri mevcut belirsizliklerin psikolojik sağlıklarını olumsuz etkilemeye devam ettiğini söylüyor. Bu sebeplerle, daha korunaklı ve güvende hissettiği yerde bulunmak isteyen öğrenciler, Erasmus programını iptal etmeye daha meyilli oluyor. Bu durumun öğrencilerin karar mekanizmasında bu kadar etkili olması olumsuz bir tablo yaratmaktadır. Keza, kişisel ve akademik olarak kendini geliştirmek için bu programa katılmak isteyen öğrenciler için kaygı düzeylerini azaltmaya yarayan çalışmalar yapılması öğrencilerin yararına olurdu. Öte yandan, salgın döneminde yurtdışında yaşam konusunda öğrencilerin bilgilendirilmesi ve hakları konusunda bilinçlendirilmeleri de iptal kararlarını azaltabilirdi. 

Her halükarda, Covid-19 salgınının, uluslararası birçok programa olduğu gibi, Erasmus programına etkisi salgın devam ettiği takdirde sürecek gibi görünüyor.


Görsel: The Telegraph

Kaynak:

https://www.universityworldnews.com/post.php?story=20200630082558805

Begüm Acar
Begüm Acar
"Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi, ENT Dergi yazarı ve Ekoloji editörü. Çocukken hayali belediye başkanı olmak iken, Hukuk Fakültesi'nin getirdiği şok ile ileride üzüm bağı işletmek istiyor. Özellikle, uluslararası ceza hukuku ve insan hakları hukukuyla ilgileniyor. Tek bir şeyle ilgilenmeye bünyesi elvermediği için aklı daima birden fazla projeyle meşgul. Boş zamanlarında çevresindeki insanlara MBTI ve Enneagram testleri yapıyor. Hukuk dışında psikoloji ve mimari ile de ilgileniyor."

Rastgele Yazılar

1 Mayıs’ta Corona İşçileri: Musa Piroğlu ile Röportaj

HDP İstanbul 1. Bölge Milletvekili Musa Piroğlu ile 1 Mayıs’a doğru işçilerin corona sürecindeki durumunu, bu sürecin getirilerini ve bu süreçten sonra...

Film İncelemesi: Parasite

Memories of Murder, The Host, Snowpiercer ve Okja gibi sevilen filmlere imza atan, yakın dönem Güney Kore sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olan...

Tutuklamayanlar Tutuklansın!

İpek Er: 18 yaşındaydı, günlerce Musa Orhan’ın “nitelikli cinsel saldırısına” uğradığını belirten bir mektup bırakıp intihar girişiminde bulundu ve hayatını kaybetti.

Çin Restoranı Sendromu

Bu sendrom aslında çok duyduğumuz meşhur ''Çin Tuzu' sendromudur.' Çin tuzu adının alınmasının sebebi; Çin’de bir restoranda yemek yedikten sonra...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz