Sürekli olarak gelişen teknolojiyle birlikte dünya, global anlamda ilerleme kaydetmektedir. Teknolojinin mimariye ve mühendisliğe teessür etmesiyle birlikte, ilerlemelerin görüldüğü yapılarda artık görsellikle beraber çevresel etkiler ve bu etkileri nasıl giderileceğine dair çalışmalar göz önünde bulundurulmaktadır.

21.yüzyılda dâhi kapitalist düzen, para, kâr ve doğrudan güç uğruna yaşadıkları ülkeye, dünyaya zarar verecek kararlar aldırmaktadır. Çeşitli projelerle ticaret veya ekonomiyi bahane ederek kendi ceplerini doldurmak için çevreye verdikleri zarar, ne yazık ki kapatılamayacak yaralara sebep olmaktadır.

Daha önce de yapılmış olan Panama ve Süveyş Kanalı’na bakarak, Kanal İstanbul Projesi’nin çevreye zarar vermeyeceğine inanmak sadece gerçeklere göz yummaktır. Süveyş Kanalı; Akdeniz’in kendi ekosistemini bozarken, endemik türlerin tükenmesine sebep olmaktadır. Panama Kanalı’nda ise; Gutan Gölü’nün engellenmesi ve kanaldaki gemi havuzları sebebiyle denizsel organizmalara uygun ortam sağlanamamıştır. Kanal İstanbul Projesi de diğer kanallar gibi benzer veya daha da kötü çevresel etkilerle sonuçlanacaktır. Jeofizik Mühendisleri Odası’na ait çalışmada Kanal İstanbul Projesi; Panama ve Süveyş Kanalı’nda gerçekleşen olaylar gibi bu projenin de küresel anlamda, dünyanın yerküresine coğrafi açıdan “planlanmış” ve eğer ki gerçekleştirilse “uygulanmış” bir saldırı olarak tanımlanmıştır.

Kanal İstanbul Projesi nedir?

Avrupa Yakası’nda konumlandıralacak olan proje, Karadeniz Bölgesi ile Marmara Bölgesi arasında, Batı İstanbul tarafı, yapay suyolu açılması üzerine tasarlanmıştır. Amaç; İstanbul Boğazı’nda hâlihazırda mevcut olan gemi trafiğini azaltmakla birlikte boğaz tanker trafiğine de kapatılırken, denizden denize ulaşımı ve taşımacılığı oluşturmaktır.

Kanalın tam da Marmara Denizi ile birleştiği kısımda iki yeni yerleşim alanından biri inşaa edilecek. Proje sonucuna göz atıldığında, İstanbul’da yeni 2 yarımada oluşumu gözlenirken ek olarak da yeni 1 ada oluşumu karşımıza çıkmaktadır. Çalışma sırasında çıkarılan toprak, havalimanı ve liman yapımında kullanılırken kapatılan madenler doldurulacak, bu sırada projenin toplam maaliyeti ise 10 milyon doları aşmış olacaktır.

Kanal İstanbul Projesi’nin sebep olacağı zararlar nelerdir?

Kanal İstanbul Projesi sanılanın aksine yapılması zorunlu ve gerekliliği son derece elzem bir proje değildir. Proje sayesinde elbette trafik yoğunluğunda rahatlama görülebilir ancak bu artı yönü, eksi yönlerini örtmek için yeterli değildir. Jeofizik Mühendisleri Odası’na ait çalışmaya göre; Kanal İstanbul’un yapımının başından bitişine kadar ortaya çıkabilecek 10 çevresel zarar gözlemlenebilir. Bunlar; izostatik, sismotektonik, sismolojik, klimatolojik, Marmara Çukurluğu şev stabilizasyon, fauna ve flora, fosseptik, tarımsal, çevre kirliliği, demografik etkiler olarak ayrılır.

1) İzostatik Etkiler

Yaşam alanımız olan yerkabuğu, Arşimet Yasası’na bağlı olarak “astenosfer” olarak adlandırılan ve yapısında kor kayaların bulunduğu katmanın üzerinde yüzmektedir. Bu projede gerçekleşeceği gibi bu katmanın üstüne ağırlık bindirmek, yerkabuğunun bel vermesine sebep olacaktır. Örneklerle desteklemek gerekirse, Keban Barajı’nda izostatik zelzeleler hazne havzalarında gerçekleşmektedir. Bu durumu engellemek adına 1.661.000 ton kazının Marmara Denizi’ne boşaltılması gereklidir. Yerkabuğu ise bu eyleme anında tepki verecek, kanal kısmı yükselirken, depolama kısmı bel verecektir. Sonuç olarak tamamen yerkabuğunun dengesiyle oynayarak zaten deprem bölgesi olan Marmara’yı tetikleyeci etkilere maruz bırakılmış olacaktır.

2) Sismotektonik Etkiler

Projenin gerçekleşeceği kazı alanındaki zeminde bulunan sığ plastik maddeler, olaya kolayca uyum sağlarken daha alttaki sert kireçtaşı ve gömülmüş hâlde olan paleozoik biçimler bu bozunmaya “eğim atımlı fay” oluşumuyla karşılık verecektir. Bu faylar, fay düzlemi boyunca hem yatay hem düşey ilerlerler.

3) Sismolojik Etkiler

Kanal’ın açılmasıyla birlikte kurulması planlanan kent, devamlı olarak izostatik depremlere maruz kalacaktır. Bu durumdan kaynaklı olarak inşaa edilen yapılarda mikro boyutlarda çatlakların oluşması olasıdır. Daha sonrasında da etkisini azaltarak devam edecek olan izostatik depremler ile birlikte; Kuzey Anadolu Fay hattının olası bir kırılma veya zedelenme yaşanması durumunda beklenen büyük deprem, erkene çekilebilir veyahut şiddeti ya da yönü değişiklik gösterebilir. Depremin gerçekleşip gerçekleşmeme ihtimali, projenin güzergâhına göre de şekillenebilir. Bu yüzden proje hayata geçirilecekse bile iyi bir planlama yapılması gerekmektedir.

4) Klimatolojik Etkiler

Kanal yapılırken yok edilecek olan yeşil alandan dolayı, bölgede vadi etkisinden kaynaklı olarak iklim değişikliği ve rüzgâr yönü değişikliği görülebilir. Bölgenin yansıtabilirliği (albedo) değişime uğrarken, oluşturalacak uydu kent sebebiyle Çatalca Yarımadası’nın değişen iklimden kaynaklı yağış miktarı azalacak ve kuraklık daha da artacaktır. Karayel, Poyraz, Yıldız gibi rüzgârların daha da etkisinde kalan güney Marmara, normalden daha fazla yağışa maruz kalacaktır.

5) Marmara Çukurluğu Şev Stabilizasyon Etkileri

Marmara çukurlukları; Marmara’nın deniz zemininde bulunan depolama alanının sebep olduğu bozunma ve titreşim dolayısıyla, ortalama 80 derece çok yüksek bir yamaç eğimine sahip kenar duvarları duyarsız hâle gelebilecek ve her biri yaklaşık 2 milyar tona yaklaşan toprak kaymaları oluşabilecektir. Bu durum özellikle Bandırma ve Erdek Körfezi için tehlikeli derecede olası tsunamiler anlamına gelmektedir.

6) Fauna ve Flora Etkileri

Akdeniz ve Ege Bölgesi aracılığı ile tropik denizlerden gelen floralar ve etoburlar şu anda da Ege Bölgesi’nde bulunmaktadırlar. Küresel ısınmanın de sebep olduğu göçler sonucunda Süveyş Kanalı’ndan Akdeniz’e geçen zehirli yosunlar, balon balıkları bölgesel canlılar için birer tehlikedir. Aynı şekilde Kanal İstanbul’un yapılması durumunda Karadeniz de ekolojik tehdit altına girebilir.

7) Fosseptik Etkiler

Oluşturulacak olan kentin kanalizasyon sistemi gelişmiş olsa dâhi deniz tabanında fosseptik siltasyonuna sebep olacağından fauna ve floranın hızla yok olması gözlemlenir.

8) Tarımsal Etkiler

İnşa edilecek kent uğruna yok edilecek tarım alanları yadsınamayacak derecede fazladır. Ülkenin tarımdan elde ettiği geliri de etkilerken yine en büyük zararı çevre ve ekoloji görecektir.

9) Çevre Kirliliği Etkileri

Kanalın yanında kentin 50.000 nüfusu ile birlikte oluşacak atıklar deniz ve kara için büyük bir sıkıntıdır. Plastik atıklar adına bile doğru düzgün çözüm üretemeyen Türkiye için, İstanbul nüfusuna ek 50.000 nüfuslu bölge atığı oldukça büyük bir sorundur. Kanal inşa edilirken kullanılan malzemeler çevreye zarar verirken birçok dere ve yer altı suları ortadan kaldırılacaktır. Ek olarak Marmara Denizi’nde akıntı yönü farklılıkları görülürken, tuzluluk oranları da değişime uğrayacaktır. Bu bağlamda yüzey akıntısı ve dip akıntısı ortaya çıkarken, kıyı kesimlerde taşkınlar görülmesi olasıdır.

10) Demografik Etkiler

Yoğun nüfus artışı kanalla birlikte inşa edilecek uydu kentle birlikte gözlemlenecektir. Ayrıca kanalın sunduğu kısa süreli istihdam da nüfusun artışına sebep olacaktır. Ani nüfus artışı birçok çevresel zararı da beraberinde getirmektedir.

Tüm bu etkilerin sonuçları iyice araştırıldıktan ve sağlam temellere dayandırıldıktan sonra Kanal İstanbul Projesi’nin yapılıp yapılmayacağına karar verilmelidir. Unutulmamalıdır ki bu bir rant yarışı, güç gösterisi, cep doldurma çabası ve seçim kampanyasından çok daha önemlidir. Zira başta kendi yaşadığımız ülke olmakla birlikte ekosisteme ciddi boyutlarda zarar verebilecek bir projeden bahsedilmektedir. Gelecek nesillerin de yaşayabilecekleri, çevrenin ve yeşilin hâlâ var olduğu bir ortam oluşurmak şimdiki nesillerin görevidir. Mevcut teknoloji göz önünde bulundurulduğunda, yaşayabileceğimiz tek bir gezegenimiz olduğuna göre getirileri ne olursa olsun tek bir eksisi olduğunda bu projenin iptali gereklidir.

Kaynaklar:

 

Sosyal medyada paylaş

Sude Yıldırım

Marmara Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Biyoloji okumakta. Tema Vakfı gönüllüsü. Genetik ve ekoloji alanıyla ilgileniyor.
Published On: Haziran 5th, 2021Categories: Doğa, Ekoloji0 Yorum

Leave A Comment