Sosyal medyada paylaş

Bugünlerde, yalnızca hafta sonları uygulanan sokağa çıkma yasağının bize ne kadar faydalı olacağı tartışılırken, hafta içi korona virüs yokmuşçasına çalışan, daha doğrusu çalıştırılan işçilerden ve açıklanan bazı raporlardan bahsetmek istiyorum. 

Evde kal çağrılarına uyamayıp çalışmak zorunda olanların sayısı TÜİK verilerine göre 28 buçuk milyon. Çalışma Bakanlığı’nın mart ayında açıkladığı istatistiklere göre Türkiye genelinde inşaat iş kolunda 1 milyon 200 bin işçi çalışıyor. İnşaat iş kolunda faaliyet gösteren üç sendika olan Disk/Dev Yapı İş, İnşaat-İş ve İyi-Sen sendikaları şantiyelerin bir an önce kapatılarak işçilerin ücretli izne çıkarılmasını talep ediyor. 

İşçi Sağlığı ve İş Güveliği (İSİG) Meclisi, korona virüsün ilk bir ayına ilişkin: “Salgının ilk bir ayı gerek siyasi iktidar gerekse patronlar tarafından ‘fırsat’ olarak görüldü” açıklamasını yaptı. Bunun dayanağı olarak da 81 işyerinden birçok işçinin çıkarılmasını öne sürdü.

İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu (İİSŞP) hazırladığı korona virüs salgını raporuna göre 2 bin 279 işçinin Covid-19 testi pozitif çıktı ve 28 işçi yaşamını yitirdi. Bu yalnızca şimdiye kadar “açıklanan” sonuçlar, önümüzde uzun bir yol var ve bundan sonra ne olacağı meçhul. Hemen şimdi bu önlemler alınabilecekken; şimdiye kadar bunun düşünülmesi gerekirken halen bir adım atılmaması ve insanların bu belirsizlikle çalışmak zorunda bırakılması hem işçiler hem de işçilerin ailelerini zor durumda bırakmaktadır.

Çalışmak zorunda olmalarının yanı sıra, alınan tedbirlerin yetersizliği de söz konusudur. İşçilerin işsiz kalmaları koz olarak kullanılarak gerekli ekipmanların sağlanmaması ve sağlıklarını korumak için kendi imkanlarıyla(!) maske gibi kişisel koruyucu ekipmanları tedarik etmeleri işçilerin yaşamını göz göre göre riske atmaktır. Bireysel hijyenlerini korumak için ne vakitlerinin ne de fırsatlarının olmamasıyla beraber; işçi servislerinde, yemekhanelerinde sıkışık bir şekilde, sosyal mesafe kurallarını gözetmeden işe gidip gelmek zorunda bırakılmaktadırlar. 

Bu süreçte bazı sektörlerdeki talep artışı patronların işçiler üzerindeki baskısını da arttırmıştır. Örneğin kargo çalışanları, market çalışanları, sağlık çalışanları gibi pek çok sektörde fazla mesai dayatılmaktadır. Üstelik bu fazla mesai ücretleri de ödenmemektedir.

Korona virüs insan ayırmıyor, zengin-fakir dinlemeden hasta ediyor demek bu noktada yanlış olacaktır. Zira başlangıçta ünlü isimlerin koronaya yakalandığı haberleriyle karşı karşıya kalmış olsak da devlet tedbirlerini aldığı zamandan itibaren sınıfsal bir sorun olduğu apaçık ortaya çıkıyor. Alınacak en iyi önlem bu iş yerlerinde işlerin durdurulması ve işçilerin ücretli izne çıkarılmalarıdır.

Kaynakça

http://bianet.org/bianet/saglik/223107-covid-19-salgini-bir-sinif-sorunudur

http://bianet.org/bianet/saglik/223122-istanbul-da-belediye-tekstil-gida-liman-saglik-ve-metal-calisani-2-bin-279-isci-pozitif-cikti

https://www.dw.com/tr/türkiyede-salgını-önlemek-için-alınan-ek-tedbirler-yeterli-mi/a-53016965

Görsel

http://renebey.com/tag/isci-haklari/

Sosyal medyada paylaş

About the Author: Aysa Ersöz

Aysa Ersöz

Leave A Comment