BÖLÜM 4

Erken Modern Dönem Canavarları

 

Erken Modern Dönem Mucizeleri

1500-1600 yılları arasında doğada bulunan anormalliklere yönelik yürütülen bilimsel araştırmalar, teratoloji[1] bilimine doğru evirilmeye başlamıştır. Uzak diyarlarda bulunan fantastik canavarlar ve insan-hayvan melezlerinin tuhaf ve fantastik hikayeleri de anlatılmaya devam etmiştir. Eski zamanlarda yaşamış alimlerin öne sürdükleri  deneysel bulgulardan daha fazla değer görmeye devam etse de, Bilimsel Devrim ile bu bakış açısı da yavaştan değişmeye başlamıştır. Bu yüzden alimler, tarih boyunca çeşitli mucizeleri kayıt altına alıp doğruluklarını saptamaya çalışmıştır.

 

Bu bölümde verilen resimler, 16.yüzyıl yazarı Ambroise Pare’ın (üst iki) ve 17.yüzyıl yazarı Fortunio Liceti’nin (alt iki) kitaplarından alınmıştır. Aşağıda eserlerinden alınmış çeşitli örnekler bulunmaktadır.

 

Pare’ın Canavarları

Fransız cerrah Ambroise Pare (1510-1590), Des Monstres et Prodiges (1573) (Canavarlar ve Mucizeler Üzerine) adlı kitabında doğum kusurları ve vücut anomalilerini tanımlamaya ve açıklamaya çalışan ilk kişilerden biridir. Vücut anomalilerinin sebeplerini doğal ve doğaüstü kapsamda tespit etmeye çalışan Pare, canavarların ortaya çıkmasının talihsiz bazı olaylara işaret edebileceğini düşünmüştür. Örneğin,1254 yılında Floransalılarla Pisalılar arasında geçen bir savaştan sonra Verona’da atın yüzüne sahip bir tayın doğduğunu defterine not etmiştir. Bu canavarın, gelmekte olan kötü bir şeyin alameti olduğuna inanılmıştır. (Aşağıda verilen görsel, Reynolds-Finley Tarihi Müzesi’nde bulunan Les oeuvres d’Ambroise Paré: conseiller et premier chirurgien du Roy adlı kitaptan alınmıştır.)

Aşağıda yer alan diğer resimler, Ambroise Pare’ın toplu eserlerinden oluşan kitabının İngilizce çevirisi olan ve Reynolds-Finley Tarihi Kütüphanesi’nde bulunan The workes of that famous chirurgion Ambrose Parey (1634) adlı kitaptan alınmıştır.

 

Uzak Diyarlardaki Canavarlar

16. yüzyılda, çok az kişinin Kuzey ve Güney Amerika ya da [Uzak] Doğu’ya seyahat etme fırsatı oluyordu. Seyahat edebilen bu sayılı kişilerden biri de Thevet’nin birçok gözlemlerine eserinde yer veren Ambroise Pare’ın çağdaşı olan Fransız rahip, kaşif ve kozmografist Andre Thevet’di (1516-1590). Kızıldeniz üzerinde seyahat ederken Thanacth’ı (soldaki) gören [Andre] Thevet, Thanatcth’ı şöyle tasvir etmiştir:

“Büyüklüğü ve uzuvlarının şekli bir kaplanınkini andıran, bir insan yüzüne ama oldukça düz bir buruna sahip; ön ayakları bir adamın ellerine, arka ayakları bir kaplanınkilere benzer; kuyruksuz ve boz renkli bir yaratıktı.”

Sağda verilen yaratık ise “Amerika’da neslini devam ettiren, devasa bir maymunu andıran, karnı neredeyse yere değecek ve ufak bir çocuğunkine benzer yüzü ve kafası olan” Haiit’dir.

 

Canavar Kaplumbağa

“Leo [Africanus]’un Afrika Tarihi kitabından aldığım bu canavar, orantısız bir vücuda sahiptir. Tıpkı bir kaplumbağa gibi yuvarlak olan bedeninde, sırtını parçalara bölen ve her kesişimin sonunda her yerden görebilmesini ve duyabilmesini sağlayan birer göz ve kulak bulunan üst üste geçmiş iki sarı şerit vardır. Tek bir ağız ve karına sahiptir. Yuvarlak bedeninde, vücudunu başka yöne çevirmek zorunda kalmadan dilediği her yöne gitmesini sağlayan birçok ayağa sahiptir. Uzun ve ucu oldukça kıllı bir kuyruğu vardır. Bölgede yaşayanlar, onun kanının yaraları iyileştirmekte diğer bütün merhemlerden daha etkili olduğunu öne sürerler.”

 

Pare’nin Deniz Canavarları

Hortus Sanitatis’te deniz keşişi adlı canavara değinmiştik. Pare bize, deniz piskoposu adlı bir canavarın varlığından da söz eder ve bu canavarı şöyle tasvir eder:

“Bir piskoposun bedenine, tacına ve kıyafetlerine sahip. Vücudu pullarla kaplı ve 1531’de Polonya’da görülen bir canavardı.” (Pare’ın 1982 yılında Janis L. Pallister tarafından İngilizceye çevrilmiş olan On Monsters and Marvels (Canavarlar ve Mucizeler Üzerine) isimli kitabından alınmıştır.)

Aşağıda verilen çeşitli deniz canavarları, Pare’ın toplu eserlerinin 1634 İngilizce basımında yer almaktadır.

 

Liceti’nin Canavarları

17. yüzyılda yaşamış İtalyan hekim ve filozof Fortunio Liceti (1577-1657) tarafından yazılmış olan De Monstrorum Caussis, Natura, et Differentiis Libri Duo (1634) (Canavarların Varoluş Sebepleri, Doğaları ve İki Kitap Arasındaki Farklar)[2] adlı kitap, bu konuda yazılmış en etkileyici eserdir. Bunun yanı sıra, Pare’ın kitabında ele aldığı birçok efsanevi canavar ve melez yaratığı da içermektedir. Tarihi kaynaklardan aldığı birçok hikaye doğaüstü şeyleri pek inkar etmese de Liceti bu eserinde aynı yaratıkların varlığına daha doğal açıklamalar getirmeye çalışmıştır. Tüm rapor edilen olayları listelemeyi, nedenlerini de sınıflandırmayı ve açıklamayı deneyerek daha bilimsel bir yaklaşım sergileyen Liceti’nin canavarlara bakış açısı diğerlerine göre daha pozitifti.

“Doğa ve sanat arasında büyük bir uyum gördüğüm söylenir. Çünkü ikisi de yapmak istediklerine göre değil, yapabildiklerine göre hareket ederler.” (Public Domain Review’de Fortunio Liceti’nin bu sözleri alıntılanmıştır.)

Aşağıda yer alan diğer canavarlar, Liceti’nin Reynolds-Finley Tarihi Kütüphanesi’nde bulunan De Monstrorum Caussis, Natura, et Differentiis Libri Duo (1637) (Canavarların Varoluş Sebepleri, Doğaları ve İki Kitap Arasındaki Farklar) adlı kitabından alınmıştır. Verilen tasvirler, bizzat Latincesinden çevrilmiştir.

 

Liceti’nin Melez Yaratıkları

“Albertus Magnus’un (1200? – 15 Kasım 1280) o sıralar bulunduğu bir çiftlikte[3] bir inek, yarı insan bir buzağı doğurur. Bunu gören köylüler, büyük bir kabahat işlemişçesine çobanı yaka paça yakaladıktan sonra ineği yakmaya karar verirler. Ancak astronomi bilgisine güvendikleri Albertus Magnus araya girer ve olayın bir insanlık suçu olmadığını ancak yıldızların dizilişinin bu tuhaf yaratığın doğumuna sebep olduğunu söyler.

Plutarkhos (M.S. 46 – 120?) bir kısrağın yavrusu olan ve kırlarda yaşayan genç bir adamdan bahseder. Bu melez yaratığın boynundan yukarısı ve elleri bir insanı, boynundan aşağısı ise bir atı andırır ve tıpkı yeni doğmuş bir bebek gibi ağlar.”

 

Fil Çocuk

Liceti, eski zamanlardan kendi zamanına kadar bu konuda yazmış olan Polydoros, Virgil (M.Ö. 70-19), Livy (M.Ö. 59- M.S. 17), Fabius [Pictor], Valerius [Flaccus], [Valerius] Maximus ve [Jakob] Rueff gibi çeşitli yazarların eserlerine atıfta bulunarak fil kafalı genç bir çocuğun varlığını savunur. 17. yüzyılda geçmiş yazarların eserlerine atıfta bulunmak oldukça önemli görüldüğü için bu kanıtlama yöntemi sıkça kullanılmaktaydı.

İnsan Dışı Canavarlar

1577’de Melun yakınlarındaki Blandy bölgesinde bir gün üç başlı bir kuzu doğar. Bu kuzunun, ortadaki kafası diğer ikisinden daha kalındır. Bunun yanında, bir kafa melediğinde diğerleri de ona eşlik eder. Bu canavarın varlığı, kendisini bizzat görmüş olduğunu iddia eden John Bellanger tarafından doğrulanmıştır:

“1624 yılında Padova’daki evimde, hizmetçimiz haşlamak için tombul bir tavuğun tüylerini yolarken her iki tarafında da beş ayağı olduğunu fark etti.”

 

Liceti’nin Listelediği Canavarlarla İlgili Olaylar

Liceti’nin aşağıda yer alan yarı domuz yarı insan melezi tasviri, canavarlarla ilgili kayıt altına alınan tüm olayları listeleme konusunda gösterdiği azmi gözler önüne seriyor. Her bir olayın hemen yanına yılları şu şekilde not etmiştir:

 

  •  1011: Dişi bir domuz, insan yüzüne sahip bir fetüs dünyaya getirir.
  •  1018: Birkaç yıl sonra aynı türde bir canavar dünyaya gelir.
  • 1055: Henry [1031-1060 yılları arasında imparatorluğu yöneten   Fransız kralı 1.Henry] saltanatı sırasında hamile bir domuz, insan kafasına sahip bir domuz dünyaya getirir.
  • 1109: Liège kilisesinde, insan yüzüne sahip yavru bir domuz dünyaya gelir.
  • 1110-1118: Pare ve Lycosthenes’in de anlattığı üzere, Eburonlular’ın[4] yaşadığı bir bölgede;  insan yüzü, ayakları ve ellerine sahip ancak vücudunun geri kalanı domuzu andıran bir domuz yavrusu dünyaya gelir.
  • 1126: Galya’da benzer bir canavar çevredekiler tarafından görülür.

 

İnsan Yapımı Canavarların Doğuşu

Erken modern dönem hekimleri ve doğa bilimcilerin, doğanın gizemli mucizelerini kayda almaya, sınıflandırmaya ve açıklamaya çalıştıkları zamanlarda, başka türde bir canavar ortaya çıkmaya başlamıştı: Bilim aracılığıyla tamamen insan tarafından yaratılan canavarlar. İnsan yapımı canavarların kökeni, Yahudiliğin ilk zamanlarına uzanan Yahudi folklorundaki canavar Golem’e dayanır. Golem genellikle kil veya çamur gibi cansız maddelerden oluşan insansı bir canavardır. Praglı bir haham olan Judah Loew ben Bezalel’in ismi geçen ünlü bir masalda, kilden yapılmış Golem bir İbrani ritüeli sonrasında canlanır ve Praglı Yahudileri gelen saldırılara karşı savunur.

Diğer bir insan yapımı canavar ise simya ile yaratılmış olan bir homunculus’tur[5]. Bu canavar, bu “küçük adam”ı hiç yoktan var edebileceğine inanan İsviçreli hekim ve simyacı Paracelsus (1493/4– 1541) tarafından yaratılmıştır.

          “Paracelsus, sperm ve yumurtanın içinde yaşamın çoktan başladığını düşünmekteydi. Spermin, bir kadının bedenine ve rahmine ihtiyaç duymadan üreme gerçekleştirebileceğini öne sürdü. Bu iddiasını da “manyetik çekim”in büyülü güçleriyle hareket eden oldukça verimli bir simyevi süreç olan çürümeye dayandırmaktaydı.” (Phillip Ball’un 2006 yılında basılmış olan The Devil’s Doctor (Şeytanın Doktoru) isimli kitabından alınmıştır).

 

Bilimsel yöntemlerle  insan tarafından farklı canavarlar yaratılması, ünlü hikaye Frankenstein’a da ilham kaynağı olmuştur.

******

[1] Ç.N.: Teratoloji: Embriyo oluşumundan sonraki anormallikleri inceleyen bilim dalı.

[2] Ç.N.: Yazarın kitabı ilk olarak 1616 yılında basılmış olup 1634’te başka bir kitabıyla kıyasladığı yeni bir kitap basılmıştır.

[3] Ç.N.: Çiftliğin, Albertus Magnus’un yaşadığı Almanya’nın Köln şehri yakınlarında olma ihtimali oldukça yüksektir.

[4] Ç.N.: Eburonlular, Galya’nın kuzeydoğusunda (günümüzde Güney Hollanda), Doğu Belçika ve Almanya’daki Ren nehrinin batısındaki topraklarda yaşamış olan Galyalı-Cermen bir kavimdi.

[5] Ç.N.: Homunculus: Latince “küçük adam” ya da “adamcık” anlamına gelmektedir.


 

E.N.: Okumuş olduğunuz yazı ilk olarak Medieval Monsters – Monsters, Marvels, and Mythical Beasts  adresinde yayınlanmış olup Ent Dergi adına İngilizce’den Türkçe’ye Engin Can Şenkardeşler tarafından tercüme edilmiştir.

Serinin önceki bölümlerine buradan ulaşabilirsiniz:

Sosyal medyada paylaş

Engin Can Şenkardeşler

2000 yılında, Sakarya'da doğdu. Zaman zaman Kocaeli'nde ancak çoğunlukla Sakarya'da yaşıyor. Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık bölümün öğrencisi. Quora platformunda INFJ hakkında yazıları mevcut. Sorgulamayı ve araştırmayı seven, aşırı meraklı ve kendisini yeterince açık fikirli gören, her türlü ayrımcılığın karşısında olan biri. Felsefe, psikoloji, bilim, dinler ve ideolojiler hakkında epey bilgili, ancak daha fazlası için araştırır ve tabuları ve normları sarsmaktan çekinmez. 1.5 sene önce semi vejetaryen olarak başladığı yolculuğunu yakın zamanda veganizm ile taçlandırmış taze bir vegan. Kaotik INFJ beynini ve benliğini yazarlıkla ve çevirmenlikle buluşturmak için burada.
Published On: Mayıs 23rd, 2021Categories: Çeviri, Kültür & Sanat, Mitoloji0 Yorum

Leave A Comment