BÖLÜM 2

Orta Çağ El Yazmalarındaki Canavarlar & Melez Yaratıklar

 

Orta çağ hayvannameleri[1], çeşitli yaratıkların hem gerçek hem de efsanevi masallarının ve parodilerinin anlatıldığı ya da birer sembol olarak kullanıldığı resimli külliyatlardır. Her hayvanın farklı güçlü ve zayıf yanları vardır. Hayvan melezleri yaratmaya olan ilginin artması üzerine, birçok kişi tarafından melezleri yaratan kişilerin farklı ahlak derslerini tek bir sembolde birleştirme gayesi taşıdıkları öne sürülmeye başlanmıştır. Aynı tür yaratıklar, farklı orta çağ el yazmalarında karşımıza çıkmakla birlikte; bu el yazmalarının birçoğunda bizlere, tezhip sanatçılarının zengin hayal gücünü yansıtırlar.

 

Yukarıdaki sayfalar, Orta Çağın Hayal Gücü adlı bir serinin yeni baskılarından alınmıştır. Sol üstteki sayfa, orijinali 1277’ye dayanan Gerçek & Fantastik Canavarlar adlı eserin yeni baskısından alınmış olup bizlere “Dünyanın her bir ucundan yaratıklar”ı göstermektedir. Bazı ünlü el yazmalarının sayfa kenarlarında bulunan tuhaf melez yaratıklar, “Orta Çağın Hayal Gücü” adlı serinin 3.kitabı olan Sayfa Kenarlarındaki Tasvirler’de kendilerine yer bulmaktadırlar. Sağ üstte verilen sayfada, melez yaratıklar yazılı metnin çevresinde bir kenar oluşturmaktadır. Reynolds-Finley Tarihi Kütüphanesi’nde bulunan El-Razi tarafından yazılmış El-Mansuri’nin 9. Kitabından (Portekizce-İbranice el yazmasının 1388 çevirisinin 1400’lerin başlarında basılan bir kopyası) alınmıştır.

 


Pegasus

“Pegasus: Etiyopya’da yaşayan, kartaldan daha büyük kanatlara sahip, kafasında boynuzları olan ve diğer tüm yaratıklara korku salan muazzam derecede kuvvetli melez bir yaratıktır. İri bir vücudu, hızlıca koşmasına yarayan kanatları vardır. Midesine düşkün olan Pegasus; diğer yaratıklara, özellikle de insanlara zulmetmekten ciddi zevk alır.”

Dipnot: Pegasus ilk defa karşımıza Yunan mitolojisinde çıkar.

 

Giraffe & Onosentor[2]

“Oraffius (Giraffe) birçok renge sahip, boynundan yukarısı 9 metrelik yerlere ulaşabilecek kadar uzun ancak boynundan aşağısı oldukça kısa, ayakları ve kuyruğu da bir kızıl geyiğinkini andıran bir yaratıktır.

Onocenthaurus (Onosentor) bir eşeğin kafasına ve bir adamın bedenine sahip melez bir yaratıktır. Feryat ettiğinde, konuşmaya çalışıyormuş gibi gözükür ama konuşamaz; onu takip eden veya kaçırmaya çalışanlara da tüm gücüyle taşlar fırlatır. Adellin’in dediğine göre Onosentorlar, tanrının ilk yarattığı yaratıklardan biri olmamakla birlikte, fevkalade bir yaradılışın ürünüdür.”

 


Orta Çağ Doğa Tarihi Canavarları

Eski orta çağ ansiklopedilerinden edinilen bilgilerle yazılmış olan Hortus Sanitatis[3]’in, Orta Çağlardaki doğa tarihini işleyen en ünlü resimli eserlerden biri olduğu düşünülmektedir. O zamanlarda yaşadığına inanılan tüm hayvan, bitki, mücevher ve taşların 1000’den fazla el boyaması gravürünü içermektedir. Seyahatin zor olduğu, dünya hakkında çok fazla şey bilinmediği Orta Çağlarda; fantastik canavar ve yaratıkların efsaneleri, insanlara uzak diyarlarda yaşayan asıl hayvanların varlıkları kadar inandırıcı gelmekteydi. Ayrıca, antik Yunan ve Roma bilginlerinin eserleri; doğal yaşam hakkında bilinenlerin de ana kaynağını oluşturmaktaydı. Yaşlı Plinius (M.S. 23/24 – 79), [Claudius] Aelianus (M.S. 175 – 235) ve Heredot (M.Ö. 484 – 425) gibi antik yazarlar, eserlerine çoğunlukla mitolojiyi de kattıkları için bu fikirleri de eserleriyle birlikte insanlara aktarabilmişlerdir. Bu yaratıkların var olduğuna dair hikâyeler, erken modern döneme kadar doğa tarihi eserlerinde kendilerine yer bulduğu için fanteziyi gerçekten ayırt etmek yıllar almıştır.

 

Bu bölümdeki resimler, UAB (University of Alabama at Birmingham) Reynolds-Finley Tarihi Kütüphanesi’nde bulunan Hortus Sanitatis’in orijinal 1497 basımından alınmıştır. Aksi belirtilmediği sürece, verilen tasvirler: Hortus Sanitatis’in Eski Bir İngilizce Versiyonu (1520’lerde basılmış bu eser, 1954’te yeniden basılmıştır) adlı eserden uyarlanmıştır. Bazılarının yazımı, modern okuyuculara kolaylık sağlanması için değiştirilmiştir.

 

 

 

 

Hortus Sanitatis’te efsanevi canavarlar uzak diyarlarda bilinen türlerin yanında korkmadan durur şekilde karşımıza çıkarlar. Örneğin (solda) hayal ürünü hayvan Onosentor’la aynı gravürde verilmiş Giraffe gibi. Kitabı yayınlayan kişinin gözünden bakarsak, ikisinin de var olduğuna dair eşit derecede kanıt vardır.

Sağda verilen Cephos isimli, bir adamın bedenine ve bir tazının kafasına ve ağzına sahip olan melez yaratığın bir aslanla sohbet etmekte olduğu görülmektedir. Metinde, bu canavarın Roma’daki Pompey Tiyatrosunda oynanan birkaç oyunda görüldüğünden de bahsedilmektedir.

Hortus Sanitatis’teki hayvanlar, o dönemde doğayı tarif etmeye çalışan insanların karşılaştığı zorlukları yansıtmaktadır. Deniz canavarları içinde, yüz hatları yetersiz olmakla birlikte gözleri ve ağızları bedenlerinde bulunan bir çift merfolk (denizde yaşayan insan- yaratık melezleri) gözümüze çarpar. Bahsedilen dolphin (yunusun mitolojik tasviri) yaratık tasvirleri, görüldüğü üzere; fotoğrafın ortaya çıkmasından çok öncelerde yaşamış ve onları doğrudan görme fırsatı bulamamış kişiler tarafından yapılmıştır. Bundan dolayı, bu kitapta yer verilen bazı tuhaf ve melez hayvanlar; gerçek hayvanları tanımlayabilmek için bilinen türlerin vücut parçalarını bir araya getirme çabasını yansıtıyor olabilir. Başka bir örnek verecek olursak; marmoset ismindeki, insan suratıyla tasvir edilen gerçek bir maymundan bahsedebiliriz (aşağıda yer almaktadır).


 

Griffin

“Grype (Griffin); bir aslanın bedenine ve bir kartalın başı, ön ayakları, tüyleri ve kanatlarına sahip melez bir yaratıktır. Yanına yanaşan atları ve insanları çoğu zaman parçalarına ayırdığından, onların düşmanıdır. Asya’nın İskitya’sında (eskiden İskitlerin yaşadığı topraklar), kimsenin gelmeye cüret edemediği altın, gümüş ve değerli taşlarla dolu bu bereketli topraklarda tek başlarına yaşarlar. Hybori (Hyperborea) dağlarında neslini devam ettiren Griffinler, değerli taşları çalmak isteyen Arimaspialılarla (Kuzey İskitya’da dağın eteklerinde yaşadığı söylenilen tek gözlü efsanevi kabile) savaş içindedirler. Albert’ın dediğine göre Arimaspialıların; bir şeyler içmek için öküz boynuzlarının yanı sıra Griffin pençelerinden yaptıkları yapımı oldukça zor ve maliyetli tasları vardır.”

 

Dolfinler (Delfinler)

“Dolfin (Delfin)[4], sesi olmayan ama tıpkı bir insan gibi şarkı söyleyen ve fırtına yaklaştığında su yüzeyine çıkan bir deniz canavarıdır. Kimisi, dolfinlerin yakalandıklarında ağladıklarını söyler. Duymak için kulağa, koklamak için buruna sahip olmamalarına rağmen oldukça iyi ve keskin koku alırlar. Çalınan lavtaları, arpları, tamburları ve kavalları dinlemekten büyük zevk alırlar. Yavrularını çok sever ve sütleriyle beslerler. Çok fazla yavruya sahip olmakla birlikte, onların en büyük ikisini; yavrulardan birisinin ölmesi durumunda, diğer balıklar ölmüş olan dolfini yemesin diye denizin diplerine gömmekle görevlendirirler. Dolfinler, yavrularını işte bu kadar çok severler.”

 

 

 


[1]Ç.N.: Bestiary, aynı zamanda yaratık ansiklopedisi anlamına gelmektedir.

[2]Ç.N.: Giraffe, zürafanın mitolojik tasviridir. Onocentour, Latin dilinde “Eşek Sentoru” anlamına gelir.

[3]Ç.N.: Hortus Sanitatis: “Sağlık Bahçesi”.

[4]Ç.N.: Dolfin (Delfin),  yunusun mitolojik tasviri.

 

Editör Notu: Okumuş olduğunuz yazı ilk olarak Medieval Monsters – Monsters, Marvels, and Mythical Beasts – Research Guides at University of Alabama – Birmingham (uab.edu) adresinde yayınlanmış olup Ent Dergi adına İngilizce’den Türkçe’ye Engin Can Şenkardeşler tarafından tercüme edilmiştir.

Editör Notu: Okumuş olduğunuz yazının daha önceki bölümlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Sosyal medyada paylaş

Engin Can Şenkardeşler

2000 yılında, Sakarya'da doğdu. Zaman zaman Kocaeli'nde ancak çoğunlukla Sakarya'da yaşıyor. Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık bölümün öğrencisi. Quora platformunda INFJ hakkında yazıları mevcut. Sorgulamayı ve araştırmayı seven, aşırı meraklı ve kendisini yeterince açık fikirli gören, her türlü ayrımcılığın karşısında olan biri. Felsefe, psikoloji, bilim, dinler ve ideolojiler hakkında epey bilgili, ancak daha fazlası için araştırır ve tabuları ve normları sarsmaktan çekinmez. 1.5 sene önce semi vejetaryen olarak başladığı yolculuğunu yakın zamanda veganizm ile taçlandırmış taze bir vegan. Kaotik INFJ beynini ve benliğini yazarlıkla ve çevirmenlikle buluşturmak için burada.
Published On: Mayıs 9th, 2021Categories: Çeviri, Dünya Kültürleri, Mitoloji0 Yorum

Leave A Comment