“Hiçbir bir bilgiyi son gerçek olarak kabul etmemeli, düşünce hakkımızı hep kullanmalıyız. Yalnış düşünmek hiç düşünmemekten iyidir.”- İskenderiye’li Theon

İskenderiyeli Theon’un kızı; Yunan filozof, matematikçi ve astronom Hypatia MS 360’da Roma’nın bir eyaleti olan İskenderiye’de dünyaya geldi. Hypatia hem en başta babası Theon’dan aldığı astronomi, astroloji gibi derslerde hem de fiziksel (binicilik, yüzme, dağcılık) eğitimlerde gelişmişti. İlerleyen zamanda dünyayı dolaşmak için İskenderiye’den çıkan, Roma ve Atina’ya gittikten sonra İskenderiye’ye geri dönen Hypatia bu yolculukta matematikçi ve filozof olarak tanınmaya başlanmıştı ve bunun üzerine İskenderiye kütüphanesinde matematik ve felsefe eğitimi vermeye başladı. Babasının ölümünden sonra ise felsefe okulunun başına geçti. Kendisi bir pagan olmasına rağmen Hristiyan ve Yahudi öğrencileri kabul ediyor onları ayırmadan eğitmeye çalışıyordu.

“İskenderiye’de Hypatia isimli bir kadın vardı, Theon’un kızıydı ve bilim alanındaki başarılarıyla kendi zamanındaki bütün filozofları geçmişti. Zihninin gelişmiş olmasından meydana gelen soğukkanlılık ve rahat olması onun halktan çekinmesini engelliyor, erkeklerden oluşan bir topluluğa girdiğinde kendini mahcup hissetmiyordu.”(Sokrates Skolastikus- Kilise Tarihi)

Fizik alanında yaptığı gelişmeler ile suyun altını görmeye yarayan hidroskobu ve sıvıların yoğunluğunu ölçmek için kullanılan hidrometreyi icat etti. Hypatia İskenderiye için bir sembol haline gelmeye başladı şehrin önde gelen insanları bile onu tanıyor çoğu kişi ise onu dinlemek ve tavsiyeler almak için uzak yerlerden geliyorlardı.

“İnsanlar , bir batıl inanç uğruna, neredeyse yaşanan bir gerçek uğruna olduğu kadar canhıraş mücadele ederler, hatta çoğu zaman daha güçlü çünkü batıl inanç, yanlışlığı ispatlanmayacak kadar soyuttur ama gerçek bir bakış açısıdır ve dolayısıyla değişkendir.”

Hristiyanlığın başlarında çevrede birçok dini örgüt ortaya çıkmaya başladı. Bu örgütlerden biri olan ve başlarda yalnızca veba gibi bulaşıcı hastalıklara sahip insanlara yardım edip onlar için seyyar hastaneler kuran parabolani, Hristiyanlığın iyice yayılmasıyla birlikte zamanla resmiyet kazandı ve bir süre sonra da din adamlarından sayılıp dokunulmazlık verildi. Bunun üzerine adeta bir güç zehirlenmesi yaşayan örgüt kendi dininden olmayan herkesi linç ediyor, Yahudileri şehirden sürgün ediyor, Paganları Hristiyanlaştırma çalışmalarıyla sıkıyordu. İnsanlar, özellikle kadınlar evlerinden çıkmaya korkuyorlardı. Kadınların düşünmesi, görüşlerini ortaya koyması ortalıkta dolaşması Parabolani için kabul edilemezdi hatta bunları kıyamet alameti olarak görüyorlardı. Bu olaylar sürdüğü sırada İskenderiye’ye Kiril adında yeni bir rahip atandı. Fakat bu rahip de Parabolaninin halka yaptığı zulme destek oldu ve Parabolani gördüğü bu destek ile beraber daha fazla bölgeye yayılarak İskenderiye Kütüphanesine kadar geldi. Bir kadının ortalıkta dolaşmasını bile yanlış bulan örgüt Kütüphanede herkese sözü geçen, iyi bir öğretmen ve matematikçi olan Hyapia’ya tahammül edemiyordu. Rahip de onlarla birlikte olarak halka sürekli incilden alıntılar yapıp bir kadının söz sahibi olamayacağı konusunda halkı Hypatiaya karşı kışkırtıyordu. Bu olaylar üzerine iyice gözü dönen halk Hypatia bir gün evinden çıktığı sırada onu vahşice katlettiler.

Kendisini yok ettikleri gibi Hypatia’nın yayınlanmamış daha birçok çalışmasını ve eserlerini de onunla beraber yok eden halk belki de birçok şeyi değiştirecek olan çağın ötesinde bir kadını yok etti. Bu yüzden Hypatia sadece bir filozof değil; eski çağlardan beri kadının ayaklar altına alınmasının, düşüncelerinin ve başarılarının önemsizleştirilmesinin bir sembolüdür.

Sosyal medyada paylaş

Sude Eroğlu

19 Aralık 2003 doğumlu. İzmir'in Torbalı ilçesinde yaşıyor. Ent dergide kültür sanat alanında yazar. 2 yıldır vegan ve Hayvan Hakları Meclisi koordinayon üyesi.
Published On: Eylül 26th, 2021Categories: Kültür & Sanat0 Yorum

Leave A Comment