Sosyal medyada paylaş

Evet, bu bir Rönesans. Tabii ki de yapay zekadan bahsediyorum. Hayatımızın her yerinde yerini aldığı bilim insanlarının geliştirdiği yapay bir zeka. “Peki nedir bu yapay zeka?” dediğinizi duyar gibiyim. Açıkçası tanımı birçok kez yapılmıştır: Yapay zeka en basit olarak karmaşık hedefleri başarabilme becerisi olarak, insanların oluşturduğu uygulamalar bütünüdür. Yapay zekayı sadece insana benzeyen bir robot olarak düşünmeyin. Akıllı arabalar, akıllı ev sistemleri, daha yakından bakacak olursak cebinizde bulunan telefonlarınız bile. Siri ve Google asistan sizlerle beraber. Aslında yapay zeka biz farkında olmadan hayatımızın her yerine çoktan girdi.

Bilim insanları günümüzde yapay zeka sistemlerini geliştirerek geleceğin yolunu belirlemekte. Yapay zeka sayesinde zeka ve akıl gerektiren sorunlar artık bilgisayar yardımıyla etkili bir şekilde çözülebilir, iklim değişikliğinin birçok yönünü analiz edebilir; hatta insanın ömrünü bile uzatabileceği iddia ediliyor. Yapay zeka en çok güçlü kullanım alanı sağlık sektörü olarak görülüyor. Örneğin; İstanbul’da yaşıyorsunuz ve ciddi bir hastalığa yakalandınız. Hastalığınızın tedavisi için Avustralya’ya gitmeniz gerek fakat artık bunun için ülke değiştirmenize gerek kalmayacak. Avustralya’dan Türkiye’deki hastayı yapay zeka sayesinde ameliyat edebilecek.

 Pekala bir de şöyle bakalım: Yapay zekanın getirdiği artılar kadar eksiler de maalesef var. İnsanların ömrünün uzaması nasıl sebeplere yol açacak, yapay zeka insanın yerini alabilecek noktaya geldiğinde iş gücüne ne olacak? Markete gittiniz, alışverişinizi tamamladınız, kasaya yönlendiğinizde artık sizi jet kasalar karşılayacak. Peki kasada çalışan insanlara ne olacak? Bu gibi sorular, kafamızda soru işareti olarak kalıyor, sizce yapay zeka insan yaşamı üst seviyelere mi taşıyacak yoksa insanlığın sonunu mu getirecek? Yapay zekanın şimdiyi ve gelecekte hayatımızı nasıl etkileyeceği tamamen bize bağlı. Önemli bir yol ayrımındayız. Eğer yapay zekayı doğru kullanırsak yaşam daha önce hiç olmadığı kadar farklı olacak.

 Günlük hayatımızda izlediğimiz belgesel ve bilim-kurgu filmlerinde başrolünde oynayan yapay zeka genellikle kötü rol oynuyor. Ex-Machina, The Machine, I  Robot gibi filmler yapay zekanın tehditleri üzerinde düşünmenizi sağlıyor. Yapay zeka üzerinde çalışan Deepmind’ın beyin ekibinde yer alan Süleyman, “Hollywood, savaş, aşk ya da siyaset gibi geçmişte yaşanmış olayları ele almakta başarılı. Gelecekte ne olacağına baktığında sadece daha eğlenceli bir hale getiriyor; ama yansıttığı yapay zeka bizim kurduğumuz sistemlere çok da benzemiyor. Bir filmi izleyip de “evet, yapay zeka buna benzeyecek” dediğimi hatırlamıyorum. Eğer burada bir yerlerde bir yapımcı varsa daha kaliteli bir bilim-kurgu filmi yapmanın tam zamanı.” diyor.

Bilerek bu tür kurgular yapılmış olabilir. Korku bizi teknolojiden uzaklaştırıyor.  İlerlemenin en büyük düşmanının korku olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Teknoloji çağındayız, ondan uzaklaşmak kendimize yapacağımız en büyük aptallık olur. Ne de olsa yapay zekayı kötüleyenler yine gelişiminde rol oynayanlardır maalesef.

Sosyal medyada paylaş

Avatar
Kategoriler: Bilim0 Yorum