Boğa ilk çağlardan beri, hatta günümüzde de erkeklikle bağdaştırılır. Eril güçlere sahip olduğu inancından yola çıkarak, tanrılara en çok atfedilen hayvanlardan birisidir. Özellikle Mezopotamya coğrafyası içinde çeşitli boğa figürlerine çokça rastlanır. Bu figürler bazen bir tanrı ya da tanrıçanın kafasında boynuz olmasından, boğanın bir binek hayvanı olarak kullanılmasına kadar gider.

Zeus ve Europa

Zeus bir gün güzeller güzeli Fenikeli Europa’yı görür ve hemen ilk bakışta âşık olur. Europa’yı etkileyebilmek için kendini bembeyaz, boynuzları hilale benzeyen ve göğe ulaşan bir Boğaya dönüştürür. Bir fırsat bulması gerektiğini düşünerek Europa ve arkadaşlarının sahilde çiçek topladığı anı seçer. Europa ilk başta biraz korkmuş görünür ama Boğa’nın muhteşemliğinden kendini alamaz ve başını okşamaya başlar. Kısa sürede Boğa ile son derece yakınlaşır. Sanki bir güç onu Boğa’ya daha da yakınlaştırır. O güzel boğa, belki de gördüğü en güzel hayvandır. Zeus bu fırsatı iyi değerlendirir ve Europa’yı sırtına attığı gibi denize koşar, Girit’e kadar gider. Girit’e ulaştıklarında, Zeus kendisini Europa’ya gösterir ve birlikte olurlar. O zaman onlara gölge veren çınar ağaçları böyle bir aşka tanıklık ettikleri için bir daha hiç yapraklarını dökmezler.

Bu ilişkiden Zeus ve Europa’nın 3 tane çocuğu olur: Minos, Sarpedon ve Rhadamanthys. Minos, Girit Adası’na hükmeder. Sarpedon Lykia kralı olur. Rhadamanthys ise yer altı dünyasında yargıç olur. Zeus, bu ilişki sonucunda Europa’ya 3 tane hediye verir: Onu koruması için bronzdan bir dev olan Talon, hedefini asla şaşırmayan bir mızrak ve avını asla kaçırmayan bir köpek Lailaps. Daha sonra Zeus, şekline girdiği Boğa’yı takımyıldızı olmak üzere gökyüzüne gönderir.

Minotor

Aynı Zeus ve Europa’nın hikayesinde bahsi geçen boğa ile ilgili başka bir mit de bulunmaktadır:

Girit kralı Minos, gücünü kanıtlamak için Poseidon’a bir kurban vermek ister. Minos, denizden çıkan ilk canlıyı Poseidon’a kurban edecektir. Bunu söylediği gün denizden o ulu Girit Boğası çıkıverir. Minos o boğanın güzelliğine dayanamaz ve Poseidon’a başka bir boğa kurban eder. Bu oyunu anlayan Poseidon çok kızar ve Eros’tan, Minos’un karısını boğaya aşık etmesini ister. Bunun sonucunda yarı insan yarı boğa olan bir çocuk doğar. Bu yaratığın adı Minotor olur. Minotor zamanla çok asabi ve saldırgan bir varlığa dönüşür. Bunun üzerine Minos’un karısı Pasiphae mimar Daidalos’a danışır ve bir çözüm bulmasını ister. Daidalos ise “Labrynthios” adlı içinden kimsenin çıkamadığı bir yapı inşa eder ve Minotor buraya hapsolur. Kimi mitlerde Minotor’u yakalayanın Herakles olduğu ve Minotor’un hiç Labrynthios’a hapsedilmediği anlatılır. Hatta Herakles’in boğayı yakaladıktan sonra Eurystheus’a verdiği, onun da boğayı Hera’ya sunduğu ancak Hera’nın Herakles’e olan saygısından dolayı boğayı serbest bıraktığı söylenir.

Mnevis ve Apis

Yer altı dünyasının tanrısı olan Osiris’in, Mnevis ve Apis adı verilen iki boğayla bağlantısı olduğuna inanılmaktaydı. Hatta bu iki boğa o kadar kutsallardı ki, halk arasında totemleri yapılmıştı. Bu boğalara büyük bir inanç beslenir ama yaşamları kutsal kitapların belirlediği zaman kadardır. Bu boğaların ölüm törenleri de bir olaydı. Eğer boğa öldürülecekse onun kutsallığı göz ardı edilemezdi. Ölen Apis’ler büyük bir törenle toprağa gömülürlerdi. Hatta boğa gömülürken bütün inanlar ağır bir yas döneminin başlangıcını yaşarlardı. Eski Mısır’da anladığımız üzere boğalar kutsal hayvanlardı. Boğalar kurban edilecek hayvanlar değildi. Sadece rahiplerin belirlediği işaretli boğalar kurban edilirdi. Eğer herhangi biri işaretli olmayan bir boğayı kurban ederse bunun cezası ölüm idi.

Sosyal medyada paylaş

Ege Demirkahyalılar

2001 yılında İzmir Karşıyaka’da doğdu. Şu an Eskişehir’de yaşıyor. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde öğrenim görmekte. Kendini kitaplarda ve yazılarında buluyor. Ent Dergi’de Kültür&Sanat kategorisine düzenli olarak yazılar yazıyor.
Published On: Nisan 13th, 2021Categories: Kültür & Sanat, Mitoloji0 Yorum

Leave A Comment