Bu yazıda, tarım metodolojilerinin blok zincir teknolojisi ile nasıl bir pozitif yıkıma uğrayacağına kafa yoracak ve yaşanan örneklere yer vereceğim. Bundan tam 14 yıl önce yaşadığımız dünya büyük bir mali kriz içerisindeydi. Satoshi Nakamoto isminde biri veya birileri merkezsiz ve aracısız bir para birimi yaratmak için ortaya çıktı. Adını bitcoin olarak verdiği bu teknoloji , internet üzerinden kripto ağlar kullanılarak yayılır ve geliştirilir. Her yeni teknolojide olduğu gibi kripto para teknolojisi de gelenekseli muhafaza etme refleksiyle hareket eden kurumların ve siyasi otoritelerin hedefi haline gelerek ilerleyişini engelleme konusunda payına düşeni almıştır. Geleceği sahiplenen taraflar bu teknolojiyi sahiplenerek ilerlemesine katkı sağlamaya devam ediyor. Peki yazımda adından sıkça söz edeceğim “Blockchain” nedir?

 

Blockchain Nedir?

Ekim 2008’de tanıtılan bir eşler arası ağdır. Bitcoin uygulaması tamamen Blockchain teknolojisinin ürünüdür. Blockchain teknolojisi, kısaca, güvenmediğiniz kişilerle veri paylaşmanın güvenli bir yolu diyebiliriz. Bir blockchain üzerinde dağıtılan veriler, aynı anda bir yerde veya birden fazla yerde saklanmaz; bu da, saklanan verinin halka açık olduğu ve bu sayede internetteki herkes tarafından erişilebilir durumda olduğu anlamına gelir. Veriler milyonlarca cihaz tarafından eş zamanlı olarak barındırıldığı için saldırıya uğramaya eğilimli bu verilerin merkezi bir sürümü yoktur.

Son yıllarda alternatif kripto varlıkların ortaya çıkmasını sağlayarak kendine ait bir ekonomi, topluluk ve ticaret kültürü yaratmayı başaran blockchain, tüm dünyayı değiştirme potansiyeline sahip. Bu teknoloji iş dünyasını değiştirebilmenin yanında günlük hayatımızı da değiştirecektir. Peki blockchain bilgisi ne işimize yarayacak? Biraz bunun üstüne değinelim.

Bir ülkenin can damarları dediğimizde aklımıza hemen üretim ve tüketim geliyor. Üretim ve tüketim son yıllarda ülkemizde her ne kadar büyük darbeler almış olsa da, modern tarım metodolojilerinin blok zincir teknolojisi ile nasıl bir pozitif değişime tabi tutulabileceği üzerine örneklere yer vereceğim.

Blockchain, bitcoin’den çok daha fazlası. Bunda hepimiz hemfikiriz. Tarım faaliyetleri de, şehirli insan açısından akşam eve giderken aldığı sebze ve meyveden çok daha fazlası. Bunda hemfikir olmasak da, gerçek bundan ibaret. Sayıları artan ekolojik pazarlar, butik üreticilerden evlerimize kargolanan doğal ürünler, marketlerde gördüğümüz “iyi tarım” reklamları hepimize aslında bunu anlatıyor. Artık tükettiğimiz şeylerin kaynağına dair elle tutulur bilginin bize sunulmasını istiyoruz, çünkü bilgi çağında yaşamak bunu gerektirir.

Üreticiyle tüketici arasına giren, işine dair etik tutumları hiçbir zaman bilemeyeceğimiz birileri var. Bunlara aracılar diyoruz. Neyse ki blockchain burada bir çözüm üretiyor.

Blockcahin teknolojileri, tohumun kalitesi hakkındaki bilgileri birleştirmek, mahsullerin nasıl büyüdüğünü izlemek ve tarladan ayrıldıktan sonra yolculuğunu kaydetmek için kullanılabilir. Örneğin Kanada’da, çevrimiçi bir blockchain pazarı olan ”Grain Discovery”, küresel çapta tüketilen tarımsal ürünleri üretmek ve pazarlamak için kullanılan verilere bir örnektir.

Veriler, üretimden tüketime değişmez kayıtlar sağlayarak tedarik zincirlerinde şeffaflığı artırabilir. Bu tür veriler, tedarik zincirinin her adımı boyunca bilgi transferini kolaylaştırma potansiyeline sahiptir. Blockchain sisteminde denetim uygun doğrulama metodları ile uygulanırsa, sürdürülebilirliği ve gıda güvenliğini baltalayan yasadışı ve etik olmayan üretim ve dağıtımı önleyebilir.

Örneğin, Walmart firması blockchain uygulamalarını kullanarak ürünlerinin takibini yapıyor. Firma, ürün takibini kolaylaştıran ve proof-of-concept algoritması ile çalışan blockchain sistemini uygulamaya başladı. Uygulamaları yaygınlaştırmak amacıyla IBM firmasıyla anlaştı. Bununla beraber, taze yeşil yapraklı ürünlerin tedarikçileri 2019 yılından beri Walmart’ın blockchain sistemini kullanmak zorunda. Walmart’ın sistemi Hyperledger Fabric üstünde çalışıyor ve, tüketiciler, ürün ile ilgili bilgileri blockchain sistemi üzerinden görebiliyorlar.

Görsel Kaynak: Walmart

 

Örneğin, Provenance. Londra merkezli bir blockchain girişimidir. Slogan olarak “her ürünün bir hikayesi vardır” cümlesini kullanıyorlar. Üretim aşamalarından raflara gelene kadar ürün, bileşen ve tedarik zinciri gibi belgelenmesinde büyük fayda olan tüm adımların takibini ve şeffaflığını sağlıyor, yani hikayesini anlatıyor. Üreticiler, tüketiciler, sertifikasyon kurumları ve dükkan sahipleri özelinde farklı çözümler sunan Provenance, her bir taraf için bu hikayenin şeffaf ve görünür olmasını sağlıyor.

 

Görsel Kaynak: Provenance

 

İsviçre’nin en büyük market zinciri, Migros, TE-FOOD ile anlaşma yaptığını duyurdu. TE-FOOD dünyanın en büyük, halka açık ve blockchain tabanlı çiftlikten-mutfağa gıda takip sistemidir. TE-FOOD’un uygulaması tüketiciler için şeffaflık sağlanmış oluyor. Bu blockchain sisteminin çalışma prensibi; Tedarikçilerin, Elektronik Ürün Kod Bilgi Servisi’ne veri girişi yapması gerekiyor. Sisteme eklenen bilgiler Migros’un blockchain ağına ekleniyor. Son olarak, QR kodu okutan tüketiciler, tıpkı Walmart’da olduğu gibi ürünlere dair detaylı bilgilere ulaşabiliyorlar.

 

Görsel Kaynak: Te-Food

Bir başka problemimiz ise, tüketime hazır ürünlerin yetiştiği ekosistemde bıraktığı karbon ayak izi. Hasat, sulama ve ilaçlama gibi süreçler esnasında tüketilen fosil yakıta ve ekosistemde yaşamını sürdüren canlıların yaşam hakkına kadar uzanan geniş bir konu. Her birinin, hem ürünün yaşam döngüsünde hem de ekosisteme ne derece dahil olup, bunu ne kadar az ayakizi bırakarak yaptığı konusuyla çok yakın bir alakası var. Blockchain’in bu konuya da çözüm önerisi var. FoodCoin. Ethereum altyapısını kullanan FoodCoin, zirai ilaç ve tarım aletleri üreticileri ile zirai danışmanları da zincire ve dolayısıyla ürünün hikayesine dahil ederek bu karbon ayak izinin takip edilmesinde ve azaltılmasında büyük rol oynayacak.

 

Tarımın içinde bulunduğu durum, üretim ve dağıtımın yanı sıra , tüketimle ilgili problemleri de karşımıza çıkarıyor. Küreselleşen ticaret bir diğer adı yeni ekonomik düzen beraberinde üretim ve tüketimde bir aşırılık meydana getirdi. Eskiden kendine yetecek kadar yapılan tarımsal faaliyet ve yapamayanların kullandığı takas yöntemleri bu düzende geçersizleşince tarımın sektörleşmesi kaçınılmaz oldu. Kaynakların bilinçsizce kullanılması, plansızlık ve israf sürecin doğal bir etkisi olarak kabul gördü. En büyük problemimizde bu oldu. Bireysel bazda alınan inisiyatifler maalesef kitleselleşemedi ve geldiğimiz nokta sınırlı kaynaklarla sınırsız bir tüketim anlayışı oldu.

Bu probleme çözüm üretmenin bir yolu olarak mikro çiftlik kiralama gibi bir modelle, blockchain altyapısı üzerine inşa edilen Demeter Life, yolun çok başında bir girişim. Amacı, tüm dünyadan üreticileri ve tüketicileri buluşturan tükettiği kadar üretim yapılan bir modeli hayata geçirmek. Kullanıcılar ihtiyaç duydukları ürünlerin üretildiği çiftlikten kiralayabiliyor, hasat zamanı siparişlerini verebiliyorlar. Çiftlik Bank gibi görünse de aslında federasyon olarak çalışma yapıyorlar. 27 ülkede 200000 hektar alanda çalışma yapıyorlar. 1924 yılından itibaren süregelen politik tarımsal mücadeleyi savunuyorlar.

Yaşadığımız problemler çok net, bunları çözmek için yeni bir bakış açısı ve düşünce değişikliğine ihtiyacımız var. Blockchain teknolojisi hayatımıza girdiğinden beridir bu değişikliği beraberinde getiriyor.

Dağınık, merkeziyetsiz, izi sürülebilen, çözüm odaklı, hızlı ve gücünü girişimcilikten alan bu yeni teknoloji tarih boyunca elde edilen kazanımları iş modellerine entegre etmeyi başarabiliyor. Bu noktada yeni teknolojilerle entegre tarımsal faaliyetler umut verici gibi görünüyor.

 

Kaynak;

Nakamoto, S. (2008). Bitcoin: A Peer-to-Peer Electronic Cash System.

Food Coin

WWF. (2018). New Blockchain Project has potential to revolutionise seafood industry.

Görsel Kaynak: Te-Food

Görsel Kaynak: Provenance

Görsel Kaynak: Walmart

 

Sosyal medyada paylaş

Muhammed Kül

Ege Üniversitesi İktisat mezunu. 2016'dan bu yana çeşitli platformlarda içerik üreticiliği yapmaktadır. 2019'da Ent Dergi'yi kurdu. Mülteci hakları alanında bağımsız aktivist olarak sivil toplum kuruluşlarıyla uluslararası projeler üretti. İzmir'de bir yatırım şirketinde yatırım uzmanı olarak çalışmaktadır. Ent Dergi'de strateji, planlama, araştırma ve geliştirme üzerine çalışıyor. Sürdürülebilir Yaşam prensibiyle kurulmuş bilgi ekosistemine katkı sağlayan bu platformda topluluk programını koordine ediyor. Twitter: @muhammedkul_
Published On: Haziran 16th, 2022Categories: Ekoloji, Ekonomi0 Yorum

Leave A Comment