40 yıl önce ırkçılık karşıtı gösterici Blair Peach; bir National Front (Birleşik Krallıktaki aşırı sağ ve faşist bir parti) toplantısını protesto ederken polis tarafından öldürüldü. Topluluk tarafından seçilen 5 kişilik komitenin hayatta kalan tek üyesi olan Balwinder Rana, bu korkunç günü sizler için anlatıyor.

23 Nisan 1979’da Blair Peach, faşist National Front (NF) partisinin toplantısını protesto ederken Southall’da polis tarafından öldürülmüştü.

 

Orada olanlarımız için, o günden hatırladıklarımız sonsuza dek zihnimizde kazılı kalacak.

 

O günün birkaç hafta öncesinde, o zamanlar Tory (İngiliz Muhafazakar Partililer) yönetiminde olan Ealing Konseyi’nin; National Front partisinin kasabamızın göbeğinde, yani Southall belediye binasında seçim toplantısı düzenlemesine izin verdiğinin haberini almıştık.

 

Haber büyük bir hızla yayılmış ve hemen ardından Southall’da Vishnu Sharma liderliğindeki Hintli İşçiler Derneği (IWA) Batı Londra’daki tüm yerel kurumları toplantıya çağırmıştı. Her birinin ikişer delege göndermesini istemişti.

Dominion Centre’da düzenlenen toplantıda çok sayıda sendikanın yanında dini, kültürel ve politik kurumları da temsil eden 80 civarında yetkili bulunmaktaydı.

Toplantıda; Tory yönetimindeki konseyin, National Front partisinin toplantı yapmasını yasaklamasını talep eden bir dilekçe hazırlanması ve bu dilekçeyi konseye iletebilmek için 22 Nisan Pazar günü Southall’dan başlayıp Ealing Belediye Binası’na kadar sürecek bir protesto yürüyüşü yapılması da dahil olmak üzere birçok karar alındı.

 

Toplantının iptal olmama ihtimali üzerine; o bölgedeki tüm işçileri 23 Nisan Pazartesi günü öğle vaktinden itibaren greve çağırmış, dükkânları ve iş yerlerini de protesto saatlerinde kepenk indirmeye davet etmiştik.

 

National Front’un seçim toplantısının başlama saatinden 2 saat önce yani saat 17.30’da belediye binasının dışında barışçıl bir oturma eylemi düzenlemeyi planlıyorduk.

 

Daha sonrasında, düzenlediğimiz toplantıda alınan kararları uygulamak için 5 kişilik bir komite seçildi. Bu 5 kişinin içinde ben de vardım.

 

Çok geçmeden komite bana gösterilerde baş temsilci olarak yer alma görevini verdi. Maalesef Southall Gençlik Hareketi (SYM); bu toplantıda yer almayarak kendi protestolarını düzenleme kararı almıştı.

 

22 Nisan Pazar günü, yaklaşık 5000 kişi protestoyu başlatmak için Dominion otoparkında toplanmıştı.

 

Ancak, otoparkın etrafı çok sayıda atlı ve yayan polis tarafından çevrilmişti. Polis amirine yaklaşarak baş temsilci olduğumu söylemiş ve etrafta neden bu kadar çok polis olduğunu sormuştum.

 

Bizi korumak için orada olduklarını belirtmişti! Ona, herhangi bir olası tehlikeye karşı kendimizi korumak için yeterli sayıda olduğumuzdan dolayı korunmaya ihtiyacımızın olmadığını söylemiştim.

alt baslik

Yürüyüş ilerledikçe, Southall polis merkezinin hemen dışında polis, hiçbir neden yokken protestocuları rahatsız etmeye başlamıştı. Siyahi genç bir adamı, fazla coşkulu olmasından başka hiçbir sebep olmadan tutuklayıp polis merkezine götürdüler.

 

Yürüyüşü hemen durdurup, Hintli İşçiler Derneği (IWA)’nin o zamanki başkanı Vishnu Sharma ile birlikte polis merkezine gidip genç adamın derhal serbest bırakılmasını talep etmiştim.

 

İlk başta ikimizi de tutuklamakla tehdit eden polis amirinin çok geçmeden aklı başına gelmişti. Genç adamı serbest bırakmasından sonra yürüyüşümüz kaldığı yerden devam etmişti.

 

Ancak, Ealing Hastanesi’nin oradan yürüyüşümüze devam ederken birkaç polis, bu sefer daha da agresif bir tutumla gençleri rahatsız etmeye başlamış ve birkaç arbede yaşanmıştı.

alt baslik

Sonrasında 15 kişiyi tutuklayan polis ertesi gün olacaklara da zemin hazırlamıştı.

 

23 Nisan Pazartesi günü polisler, sabah erken saatlerde kasabaya gelmeye başlamıştı. Öğle yarısına kadar polis sayısı kasaba merkezindeki birçok yolu dolduran polis otobüsleriyle yaklaşık 3000’e ulaşmıştı.

 

Çok geçmeden araçlarından inen polisler, insanları oldukça sert bir şekilde yönlendirmeye başlamıştı.

 

Yaklaşık 13.00 gibi, tüm dükkanlar ve iş yerleri kapatılmıştı. Yerel fabrikalardaki neredeyse tüm işçiler grev yapmaya başlamıştı.

O sıralarda, polisin NF’i (National Front) belediye binasına gizlice sokmaya çalıştığı söylentileri duyulmaya başlanmıştı.

 

SYM (Southall Gençlik Hareketi) liderliğindeki çok sayıda protestocu, belediye binasının önünde toplanmıştı. Çok geçmeden polis; onları itip kakmaya ve tutuklamaya başladı.

 

Araya girmeye çalıştığımda beni de tutuklamakla tehdit eden polis, temsilcilerle işbirliği yapmayı da reddetmeye başladı.

 

Southall Ablukası

 

Gittikçe daha fazla insanın protesto yerine ulaşmasıyla birlikte polis, kavşağın ortasında bulunan belediye binasının yakınındaki dört yolun yüzlerce metre ötesine bariyerler koymuştu.

 

Akşam 5’e kadar; genciyle yaşlısıyla, erkeğiyle kadınıyla; siyahisiyle, beyazı ve Asyalısıyla binlerce insan, bu dört yoldaki bariyerlerin etrafında toplanmıştı.

 

Protestocuların çoğu bölge halkından olmakla birlikte, dayanışmalarını göstermek için dışarıdan da birçok ırkçılık karşıtı gösterici gelmişti.

 

Barışçıl protestolarını yapmak için belediye binasına ulaşmaları, sayıları oldukça fazla olan polis kuvvetleri tarafından engellenmişti.

 

İnsanların, polis tarafından kuşatılmış alanda bulunan evlerine gitmelerine izin verilmemişti. Karşımızdaki görüntü, işgal edilmiş bir kasabayı andırmaktaydı.

 

Oldukça huzursuz ve tedirgin olmaya başlayan insanlar defalarca polis gruplarının arasından geçmeye çalıştılar. Ancak bu girişimler polisin onları kalkanlarıyla ittirmesiyle, coplarıyla saldırmasıyla ve karşı koymaya çalışan gençleri yaka paça götürmesiyle sonuçlanıyordu.

 

Daha da sinirlenen protestocular, polis gruplarını ittirmeye ve onlara sokakta ne buldularsa fırlatmaya başladılar.

 

İlk olarak yayan polisin saldırısına uğrayan protestocular, daha sonrasında ise atlı polisin ve üstlerine aşırı hızlı bir şekilde minibüslerini süren Özel Devriye Grubu’nun (SPG) saldırısına uğruyordu.

 

Polisten kaçmaya çalışan insanları yan sokaklara kadar kovalayan polis köpekleri, kaçan protestocuları ısırıyordu.

 

Ellerinde tuğla parçaları ve bulabildikleri başka her şeyle dönen cesur protestocularla birlikte her şey tekrardan başa sarıyordu.

 

Bu, aşırı yağmurlu ve soğuk havada akşam saatleri boyunca devam etti.

 

Ancak, yollardaki tüm polis bariyerlerine rağmen; Park Bulvarı, Beaconsfield Caddesi, Dane Caddesi, Lancaster Caddesi ve Dormers Wells Şeridini kullanarak merkezden uzaklaşmak mümkündü.

 

Temsilcilerle konuşup, insanları sabırlı olmaya ve morallerini yüksek tutmaya teşvik ederken; birkaç kez arabayı farklı bölgelere sürüp nerede ne olduğunu görme fırsatım oldu.

 

Akşam 6 dolaylarında Park View Caddesi’nin çıkmaz sokağında bulunan ve protesto için sağlık ve hukuk merkezi olarak kullanılan Peoples Unite binasının yakınındaki Southall Park’ında bulunan polis kordonlarından birindeydim.

6 buçuk civarında ise, birkaç kişinin polis ablukasını dağıtma girişimi başarısız olduktan sonra polis tarafından iki işaret fişeği ateşlendi.

 

Çok geçmeden, polis ablukasının arasından onlarca atlı polis kalabalığın içine dalıp coplarıyla insanların kafalarına vurarak onları kovalamaya başladı.

 

Daha sonra, ortaya çıkan SPG birlikleri; ayrım yapmadan önlerine çıkan herkese saldırıp bazılarını Peoples Unite binasına doğru kovaladılar.

 

Sonrasında ise, Peoples Unite binasının alt katındaki herkese saldırıp merdiven geçişlerini kapatarak üst kattakilerin aşağı inmesini emrettiler.

 

Dediklerini yapanların kafalarına vurarak birçoğunu fena halde darp ettiler. Darp edilenler arasında hastanelik ettikleri Mist in Roots Reggae grubunun menajeri Clarance Baker da vardı.

 

Çok sayıda insanı tutuklayan polis, binlerce pound değerindeki müzik ekipmanını ve kayıt stüdyosunu paramparça ettikten sonra su borularını da yerinden söktü. Peoples Unite binası, bir süre sonra konsey tarafından yıkıldı.

 

Ben ise Park View Caddesi’nde  birisinin garajına tırmanarak polis saldırısından kaçabilmiştim. Sonrasında ise Ealing istikametindeki, Park View Caddesi’nin çaprazındaki bir caddeye yöneldim.

 

Polisler caddede bile protestocuları kovalamaktaydı. İnsanlar bu gürültü patırtının sebebini öğrenmek için evlerinden çıkmışlardı.

fgdagdfgfdsgsdfgfsdg

Protestocuların arkasından koşan polislerin, ön bahçesinde durup olup biteni izleyen insanlara bile coplarıyla kafalarına vurduklarını gördüm.

 

Bu, aslında yalnızca protestoculardansa tüm topluluğa karşı yapılan bir saldırıydı.

Ön bahçelerine girdiğim aile, evlerinin içine kaçtığında ben de onlarla birlikte girip kapıyı arkamdan kapatmayı başarabildim.

 

Oradan, Peoples Unite binasını aramaya çalıştım. Ancak telefon hattı polis tarafından söküldüğü için aramama cevap alamadım.

 

Belli bir zaman sonra dışarı çıkarak Park View Caddesi’ne doğru yürüdüm. Çoğu erken saatlerde sert polis müdahelesi tarafından dağıtıldığı için caddede pek az insan vardı.

 

Bazıları bana, maruz kaldıkları polis şiddeti hakkında yürek burkucu hikayeler anlattı. Her şeye rağmen inançlarını yitirmemişlerdi ve sonuna kadar savaşmak istiyorlardı.

 

Sonrasında, yayan bir şekilde Dormers Wells Şeridi ve Dane Caddesi üzerinden Ramgarhia Toplantı Salonu yakınındaki Broadway’in Hayes tarafından ilerleyerek 7 buçuk civarında Broadway’de protestocularla buluştum.

 

Kısa bir süre sonra bazı gençler; sabahleyin buraya bir yığın polis getirmiş olan ve şu anda Broadway’de park halindeki bir polis otobüsüne “Molotof kokteyli” atmayı denedi.

 

Molotof kokteyli, otobüsün hemen biraz gerisine düşmüştü. Ancak ışığı gören sürücü, aracı ilerideki polis kordonu tarafından önü kapanmış protestocuların arkasından belediye binasına doğru son sürat sürmeye başladı.

dgfdgklsdfjgfldkj

Üzerlerine son süratle gelen otobüsten kaçmaya çalışan binlerce insan etrafa kaçışıyordu.

 

7 buçuk dolaylarında, sayıları 30’dan fazla olmayan ve sıkı polis koruması altındaki.bir grup NF (National Front) üyesi birbirine Nazi selamı verip etrafa ırkçı küfürler savururken ufak toplanma alanına alındılar.

Bununla birlikte, özellikle Broadway’de olan protestocular daha da sinirlenerek belediye binasına girmeye çalıştı.

 

Bunun sonucunda, SPG (Özel Devriye Grubu) minibüslerinin kalabalıkların üzerine son sürat sürüldüğü, atlı polislerin kalabalıkların arasına daldığı ve yayan polisin de insanları her yöne kovaladığı en şiddetli polis saldırısı gerçekleştirildi.

 

Tekrardan Hayes tarafından Dane Caddesi’ne doğru koşmak zorunda kaldım. Burada da oldukça kibar bir aile beni evine kabul etti.

 

O gece Blair Peach ve arkadaşlarını görmemiştim. Zannımca benim Broadway’de bulunduğum zaman sürecinde onlar da oradaydı. Muhtemelen polis baskınlarından birinde Orchard Bulvarı’nda bir SPG grubu tarafından köşeye sıkıştırılmışlardı.

 

Bu olayın gerçekleştiğine dair en az 6 şahit vardı. Bir SPG polis memurunun Blair Peach’in kafasına copuyla vurduğunu görmüşlerdi. Blair Peach ‘e  düştükten sonra ambulansı arayan Atwal ailesi yardım etmişti. Ealing Hastanesi’ne kaldırılan Blair Peach, kafasına aldığı darbeden dolayı hayatını kaybetmişti.

 

Dışarıdaki şiddetli yağmurdan ve hala daha sokaklarda protestocuları kovalayan.polislerden dolayı bir süre daha beni evine kabul eden aileyle birlikte kaldım.

 

Tekrardan Broadway’e geldiğimde polisler de belediye binasına doğru hareket etmekteydi. Çoğu protestocu da belediye binasına geri dönmüştü. Ortam yavaştan sakinlemeye başlamıştı.

 

Akşam 9 buçuğa kadar, NF partisi üyeleri ortamdan ayrılmış, protestocular da yavaştan ayrılmaya başlamıştı.

b

İlk genel merkezimizin bulunduğu 46 Ana Caddesine geri döndüğümde diğer temsilciler de gelmeye başlamıştı.

Zaman kaybetmeden, tutuklanan üyelerimizden herhangi birini tutup tutmadıklarını öğrenmek için polis merkezlerini aramaya başladık.

Tutuklu üyelerimizi alıp evlerine götürmeleri için polis merkezlerine arabalar ve minibüsler yollamaya başladık.

Gece yarısından sonra, telefonda kardeşimiz Blair Peach ‘in hastanede öldüğü haberini aldık.

 

Hepimiz şok içindeydik ama kararlılığımız daha da artmıştı. Tutuklanan üyelerimizin yerlerini tespit edip onları evlerine götürmeye devam ettik.

 

Ancak 700 civarı tutuklanmış, 342 tanesi de bazı suçlardan yargılanmaktaydı.

 

Hepsine ulaşamamış olsak da, bazılarımız tüm gece boyunca ayaktaydı. Sabahleyin ise Vishnu Sharma bizi evinde kahvaltıya davet etmişti.

 

Peach’i, Doğu Londra’nın Brick Lane bölgesinde NF karşıtı gece protestolarına katıldığımız birkaç yıl öncesinden tanıyordum.

 

Brick Lane’de bir pazar yerinde NF, eskiden ırkçı gazetesini satardı. Gazetenin yayınlanması, Nazi Karşıtları Cemiyeti’nin (Anti-Nazi League) ve.diğer ırkçılık karşıtlarının haftalık protestolarıyla ve NF’i oradan kovmalarıyla sonuçlandı.

 

Nihayetinde polis, bölgeye gelen ilk gruba bölge kontrolünün verileceğini söylemişti. Böylece biz de Cumartesi gecesinden itibaren,.her geceyi soğuk ve yağmurlu bir havada kaldırımda geçirmeye başladık.

 

Allahın belası NF de aynısını yapmıştı. Bundan dolayı biz de Cuma gecesinden Pazar sabahına.kadar her gündüz ve geceyi orada geçirmeye başlamıştık.

Peach her zaman yanımızdaydı. Nazi Karşıtları Cemiyeti’nin bir savaşçısı ve aktif üyesiydi. Onu hiçbir zaman unutmayacağız!

 

Ertesi gün basın, önceki günkü polis ayaklanması için sözde “dış güçler”i suçlamaktaydı. Bazı hükümet bakanları da aynısını yapmayı seçti. Daha sonrasında milletvekilliğimizi yapacak Piara Khabra bile onlara eşlik etmeyi seçmişti.

alt baslik

Asıl sorunumuz, arkamızda duracak yeterli sayıda insan olmamasıydı. Keşke 1936’da Cable Sokağı’nda faşist Oswald Mosley’nin Doğu Londra’nın Yahudi muhitine doğru ilerlemesine.engel olan 100.000 kişi arkamızda olsaydı. Ya da keşke, 1977’de Lewisham’da; Birmingham, Bristol.ve Brighton’dan gelen binlerce ırkçılık karşıtı protestocunun.binlerce siyahi gence destek olup NF yürüyüşünü engelleyerek onları kovalayabildiğimiz sayılarda olsaydık.

 

O gün Southall’da elimizden geleni yapmıştık. Ancak bu, bize ders vermeye gelmiş devletin devasa ordusunu yenmek için yeterli değildi.

alt baslik

Amaçları, daha ufak nüfuslu kasabalardaki insanların.protesto etmeye cüret edememeleri için ülkedeki en büyük Asyalı nüfusunun hakkından gelerek bir mesaj vermekti.

 

Ancak 1981’de Hambrough Tavernası’nda gençlerimiz, 1979’un intikamını alıp ırkçılara ve polislere hadlerini bildirdiler.

 

Balwinder Rana, hala ırkçılık karşıtı eylemlerde mücadele etmekte,.Stand Up to Racism (Irkçılığa Karşı Koy) Derneği’nde aktif üye olarak bulunmaktadır. Ayrıca, Blair Peach ’in 40. ölüm yıldönümünü anmak için kurulmuş olan.Southall Resists 40 (Southall 40’a Karşı Koyuyor) oluşumunda da aktif görev almaktadır.


Kaynak:

Morning Star

Görsel:

Stuff

Çeviri: Engin Can Şenkardeşler

Sosyal medyada paylaş

Engin Can Şenkardeşler

2000 yılında, Sakarya'da doğdu. Zaman zaman Kocaeli'nde ancak çoğunlukla Sakarya'da yaşıyor. Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık bölümün öğrencisi. Quora platformunda INFJ hakkında yazıları mevcut. Sorgulamayı ve araştırmayı seven, aşırı meraklı ve kendisini yeterince açık fikirli gören, her türlü ayrımcılığın karşısında olan biri. Felsefe, psikoloji, bilim, dinler ve ideolojiler hakkında epey bilgili, ancak daha fazlası için araştırır ve tabuları ve normları sarsmaktan çekinmez. 1.5 sene önce semi vejetaryen olarak başladığı yolculuğunu yakın zamanda veganizm ile taçlandırmış taze bir vegan. Kaotik INFJ beynini ve benliğini yazarlıkla ve çevirmenlikle buluşturmak için burada.
Published On: Nisan 24th, 2021Categories: Çeviri, İnsan Hakları0 Yorum

Leave A Comment