Kategoriler
    More

      Biz Bu Gücü İstanbul Sözleşmesi’nin Kaburgasından Yarattık!

      Gülsüm Kav 2016’da Necip Hablemitoğlu Toplumsal Duyarlılık Ödülü’ne layık görülmüş, ödülü almak için sahneye çıktığında
      “Kadınların, her gün televizyonlarda o haberleri dinledikleri halde, açık açık BOŞANMAYA ÇALIŞIRKEN ÖLDÜRÜLEN kadınları gördükleri halde korkup da, yılıp da ertesi gün boşanma dilekçesini geri çekmediklerini görüyoruz. Ucunda bunu görerek, elbette hayatta kalmak istediğini, ama aslında hayatına karar vermek uğruna her şeyi göze alabildiğini görüyoruz. O açıdan bu ödül, özgürlük isteyen, özgürlüğü için mücadele eden bütün kadın kardeşlerimindir!” demişti hani; işte kadınlara o gücü, o cesareti veren şey İstanbul Sözleşmesi. 

      Biz yıllardır evde, sokakta, iş yerinde öldürüldük ama evlerimizden, sokaklarımızdan, çalışma hayatımızdan vazgeçmedik. 

      Eşimiz, erkek arkadaşımız, nişanlımız tarafından öldürüldük ama sevmekten, iletişim kurmaktan, güven duymaktan vazgeçmedik. 

      Eski eşimiz, eski sevgilimiz, babamız, oğlumuz tarafından öldürüldük ama boşanmaktan, ayrılmaktan, terk etme özgürlüğümüzden vazgeçmedik. 

      Avucumuzda sımsıkı tuttuğumuz uzaklaştırma kararıyla yürürken öldürüldük ama uzaklaştırma hakkımızdan vazgeçmedik. 

      Onlarca kez koruma talebinde bulunmuşken öldürüldük ama korunmayı talep etmekten vazgeçmedik. 

      Şort giydik diye sokak ortasında dövüldük ama kıyafetime karışma diye sokakları inlettik. 

      Yani demem o ki, biz kadınlar okuma yazma bilmediğimizde bile İstanbul Sözleşmesi’ni baştan sona, ezbere biliyoruz. Yıllardır yoksun bırakıldığımız her şeyin o sözleşme maddelerinde açık açık yazdığını, kadının yoksul bırakılışının gün yüzüne çıktığını biliyoruz. İster anne olalım ister eş, her şeyden önce insan oluşumuzun bu sözleşme ile 46 ülke tarafından resmen kabul edildiğini biliyoruz. Töre cinayeti diye bir şeyin yalan olduğunu, erkeğin “öldürme hakkı” olmadığını, kadının da h e r k o ş u l d a yaşam hakkına sahip olduğunu biliyoruz. Boşanma hakkımızı, terk etme özgürlüğümüzü, canımız isterse yarı yolda bırakma lüksümüzü biliyoruz. İstediğimiz her şeyi giyebileceğimizi biliyoruz. Bu sözleşmeyle birlikte psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddetin de fiziksel şiddet kadar görünür kılındığını biliyoruz. Şiddetin kökeninde toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin yattığını ve İstanbul Sözleşmesi’nin bu gerçeği açığa çıkardığını biliyoruz. Artık devletlerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak zorunda olduğunu biliyoruz. Hiçbir ceza almayacak bile olsa şikayet etme hakkımızın varlığını biliyoruz. Biz İstanbul Sözleşmesi’yle daracık bir alanda ferah bir nefes alıyoruz. 

      Eşitlik, özgürlük, adalet ve yaşam gibi temel insan haklarımızı ataerkinin bencil ellerinden kurtaran İstanbul Sözleşmesi’ne dokunmanıza, burnumuzdan getirdiğiniz hayatı elimizden almanıza izin vermeyeceğiz. “Biz yeni havvalar eski ademleri mutlaka yeneceğiz!”

      Görsel: esitlikadaletkadin.org

      Ela Mirabel
      Ela Mirabel
      Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde hemşire, Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalı’nda öğrenci. Favori kurum ve kuruluşları Psikiyatri Hemşireleri Derneği, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Türkiye Kadın Meclisi. Virginia Woolf sevdalısı. Yazma meraklısı bir mavi çoraplı.

      Rastgele Yazılar

      Nefret Suçları ve Transfobi: Ajda Ender

      Ajda Ender İstanbul’da yaşayan son zamanlarda uğradığı nefret suçlarına karşı verdiği mücadelesiyle gündeme gelen bir trans kadın. Kendisiyle hem uğradığı transfobi ve...

      Hatay’daki Orman Yangını Sonrası Korkunç İddialar

      Bugün Samandağ, yarın belki Göcek, ertesi gün Karadeniz’in herhangi bir ormanı, bir sonraki gün de bir başka yeşil alan… Kimi zaman bilinçsiz...

      İnfazda Eşitlik

      Korona virüse karşı tüm dünya toplumları çeşitli refleksler gösteriyor ve dünyada toplumsal barışçıl eylemler ön plana çıkıyor veyahut buna ilişkin adımlar atılıyor....

      Black Mirror: Menajerini İyi Seç!

      -Ashley O’nun teyzesi ve aynı zamanda menajeri olan Catherine’in gözünü para hırsı bürümüş. -Paranın insanı ne derece çirkinleştirebildiğini görmek için Amy Winehouse’un kısacık ömrünü okumanız yeterli olacaktır.

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz