Sosyal medyada paylaş

Blockchain teknolojisi üzerine araştırmalar yaptıysanız mutlaka duymuşsunuzdur. Bu teknoloji üzerine kurulan yüzlerce hatta binlerce KriptoPara olduğunu göreceksiniz. Fakat herkesin dilinde bir Bitcoin var.

Bitcoin geçtiğimiz yıl, ondan önceki yıl ve hatta bu yıl içerisinde bile “enflasyon” kelimesinden çok daha fazla aranmış Google Türkiye’de, tabi bu aramanın sebebi herkesin ne olduğunu bildiği için de olabilir. Bu denli çok fazla aranan kelimeyi peki ne kadar tanıyoruz? Dünya’nın birçok yerinde insanlar Bitcoin’i bir yatırım aracı veya bir para transfer aracı olarak kullanıyor. Bu kullanımın yanı sıra işlemlerin arka planında neler var biz onlar üzerine konuşalım.

Bitcoin’in Özü: “Güven”

Kripto teknolojisi 1970’lerden itibaren yapılan araştırmalar sayesinde hatırı sayılır bir olgunluğa erişti. Sonrasında Satoshi Nakamoto denen kişi veya grup, bu teknolojiyi kullanarak dünyanın birçok farklı yerinde bulunan makinelerle kendi aralarında oluşabilecek güvensizliği en aza indirecek bir uzlaşma mekanizması aracılığıyla bu kripto teknolojisini birleştirdi. Bu da merkezi yapıya olan ihtiyacı azalttı; hatta doğru tabirle bu ihtiyacı ortadan kaldırdı. Dünya’da bir devrim yarattı diyebiliriz.

Bu uzlaşma mekanizması dünyanın farklı alanlarına dağılmış birbirini tanımayan makineler tarafından yapılıyordu. Nedeni ise birbirini tanımayan birbirinden bağımsız ve farklı konumlarda çalışan makineleri fiziksel olarak kontrol altına almak imkansız. Uzlaşma mekanizması, taraflar arasında yapılan işlemleri makineler tarafından onaylanması idi. Basitçe şöyle ifade edeyim: Ahmet ve Ece arasında yapılan bir para transfer işlemi, bir makine tarafından kayıt altına alınıyor ve anında diğer makinelere bilgi aktarılıyor. Bu şekilde, yapılan bütün işlemler yaklaşık 10 dakikada bir toplanıp tek bir paket haline getiriliyor. Makineler bu paketin doğru olduğunda anlaşırsa, tekrar çalışmaya ve yeni, bir sonraki paketi oluşturmaya başlıyorlar.

Makineler arasında anlaşmazlık çoğu zaman olmuyor. İstisnalar olabiliyor tabi fakat birbirleriyle anlaşıyorlar. Anlaşmazlığın yaşandığı durumlarda ise demokrasi uygulamaya çalışıyor en çok kabul edilen sonuç uygulamaya geçirilip ilerleniyor. Yani makinelerin %50den fazlası ne isterse o oluyor.

Bu makinelerin her biri elektrik ile çalışıyor bu da haliyle bir işlem maliyeti doğuruyor. Peki bu maliyetleri nasıl karşılıyorlar diye düşünüyorsanız doğru bir yere ayak bastınız diyebilirim. İnsanlar karşılığı olmadan gönüllü olarak yapıyorlar ya da aslında bir ideolojik amaç uğruna yapabiliyorlar. Tabi bu işin madencilik boyutu da var ona daha sonraki yazımda değineceğim.

Bunun dışında bir sorun daha var. Makineleri topladık ve bir ağ kurduk diyelim. Makinelerin bu ağa güçleri kadar katkı sağladığını biliyoruz. Peki ya birileri bu makinelerin %50’den fazlasını ele geçirmeye çalışırsa?

Makinelere “mutabakat mekanizması”nı çalıştırmaları için bir ödül vermek lazım yoksa çalışmayı bırakırlar, bu da bir kişi ya da gücün sistemin %50’den fazlasını ele geçirmesine neden olabilir.

Bunun sonucu Bitcoin!

bitcoin

Efendim gelelim Bitcoin’e, yukarıda anlattığım işlemlerde yükü çeken makinelerin bu yaptıkları işlemleri kayıt etme, daha sonra da bir başka makineye teyid etme işlemi sonucu aldıkları ödüle Bitcoin deniyor.

Peki Neden Bitcoin Deniyor?

Bu on dakikada yapılan teyit işlemi aslında zor bir bulmaca, bunu sudoku oyunu gibi düşünebilirsiniz. Sistem tarafından sorulan bir soruyu yüzlerce hatta binlerce makine çözmeye çalışıyor. Sonuç bir tane makine tarafından çözülüyor ve sonucu diğerlerine aktarıyor.Çözümü zor ancak başarıldığında çözümün doğruluğu anında tespit edilebiliyor. Yani diğer makineler bu çözümü görüp uzlaşıyor ve yeni işlem üzerine çalışmaya başlıyor. Sistemi yapanlar bu soruları bilerek zor hale getiriyor çünkü basit bir çözüm istemiyorlar. Makineler bunu çözerken ciddi efor sarfetsin istiyorlar ve böylece işlem maliyetleri artsın ki sistemin büyük çoğunluğunu birileri elinde tutmasın istiyorlar.

“Yahu bu bitcoin çok enerji harcıyor” söylemlerini mutlaka duyan olmuştur. Kesinlikle doğru çok elektrik enerjisi harcanıyor fakat bu durum dışarıdan gelecek olan tehditlere karşı bir koruma yöntemi ve ödenen bir bedel olarak düşünülebilir. Şu anki Bitcoin değeri on binlerce makinenin çalışmasında kullanılan enerji maliyetini karşılamaya yetiyor. Eğer bir gün Bitcoin fiyatları düşerse makineler de çalışmayı bırakabilir ve sistem bir noktada kendi dengesini bulur. Tabii şimdi teknoloji sürekli gelişiyor, bu işlem maliyetleri azalabilir ve makineler daha da güçlü bir hale gelebilir diyebilirsiniz. Maalesef bu sefer haklısınız diyemem çünkü insanlar bunu da düşünmüş elbette. Eğer bir bulmaca 10 dakikadan önce çözülürse diğer bulmaca çok daha zor oluyor ve böylece bu uzlaşma süreci tekrardan yüksek maliyetlere ulaşıyor.

Bitcoin Bir Para Mı?

Paranın iki özelliği var aslında. Bir değer saklama aracı, ikincisi ise değiş tokuşa aracılık etmesidir. Para veya kağıt parçası karşılığında değer veya hizmet veren bir anlam taşır. Yoksa üzerinde USD yazan her yeşil kağıt parçası arkasında Amerika Birleşik Devletleri olmadıkça bir anlam ifade etmez. Peki ya değerli madenler? Birileri bu madenlere değer atfediyor diyorsanız eğer evet haklısınız. Çıkartılması maliyetli olduğu için aynı Bitcoin’deki gibi değer atfediliyor.

Bitcoin, paranın iki ana özelliğini de taşıyor: Değer taşıması ve değişim aracı olması. Ancak özellikle son zamanlarda, Bitcoin’e talebin çok fazla olması, dolayısıyla çok değerlenmesi nedeniyle depolama özelliği ön plana çıktı.  İnsanlar son zamanlarda uzun vadede fiyatının yükseleceğinin düşüncesiyle alım satımdan ziyade uzun süre ellerinde tutup beklemeyi tercih ediyor. Bu sebeple bitcoin en çok altına benzetiliyor. Bunların yanında çok fazla avantajları da mevcut hızlıca el değiştirebilmesi ve belirli bir coğrafyaya bağlı olmaması.

Bitcoin’in kağıt paralardan ve altından önemli bir farkı daha var: Yaratımı kısıtlı ve bir süre sonra da bitmesi. Bu ne demek oluyor?  Bitcoin’in arzı sabit demek oluyor. Bu da bitcoin’in değerinin zaman geçtikçe yükseleceği düşüncesini yaratıyor. Doğru mu, değil mi bunu zaman gösterir. Fakat benim görüşüm insanlar cüzdan şifrelerini kaybettikçe ya da yanlış transferlerle bitcoinlerini kaybettikçe bunun arzının bile azalan bir ilerleyişinin olacağı, yükselmesinin kaçınılmaz olduğu yönündedir.

Bitcoin KriptoParalar arasında çıkan ilk para olduğu ve yıllarca üzerinde işlem yapanların sorun yaşamaması veya engellemelerle karşı karşıya kalmadığı için dijitalleşen dünyada en çok kabul edilen değer birimi oldu diyebiliriz. Bir merkezi yapısı yok aslında, merkezi yapıya ihtiyacı da yok. Tam bunun karşısında hatta bir websitesi bile yok. Haliyle bu durum tek bir gücün eline geçmesini oldukça zorlaştırıyor. Bu merkezi olmayan yapıya inanan insanlar gelecekte dünyanın kullanacağı sınırları olmayan bir paranın olacağını düşünüyorlar ve tek bir sahibi üreticisi olmayan bir paranın daha çok geçerli olacağını düşündükleri için şimdiden Bitcoin’e bir değer biçiyorlar. Buna karşı çıkanlar ise Bitcoin’in aynı diğer değer araçları gibi sistemin kontrol edeceği görüşündüler. Bundan 10-20 yıl sonra bu ayrışmanın sonucunun ne olacağını belki de hep birlikte göreceğiz. Bir sonraki dijital paralarla ilgili yazımda görüşmek üzere…

 

Sosyal medyada paylaş

Muhammed Kül

Muhammed Kül
Ent Dergi'nin imtiyaz sahibi ve idari koordinatörü. Ege Üniversitesi İktisat mezunu. Human Rights Agenda(İHGD) gönüllüsü ve insan hakları aktivisti. Ekşi Sözlük ve Onedio gibi çeşitli platformlarda içerik üreticiliği ve yazarlık yaptı. İzmir'de yaşıyor ve GCM Yatırım Menkul Değerler A.Ş'de Forex departmanında çalışıyor.

Leave A Comment