Sosyal medyada paylaş

Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 5 Mart 1871 yılında Polonya’da dünyaya geldi. Çok genç yaşlarda sosyalizm ile tanıştı ve dönemin sol gruplarında yer aldı. 18 yaşındayken politik görüşü nedeniyle İsviçre’ye kaçmak zorunda kaldı. 1889’da Zürih Üniversitesi’nde öğrenim görmeye başladı. Felsefe, tarih, politika, ekonomi ve matematik derslerini gördü. Burada hayatında büyük etki edecek isimlerle tanıştı.

1890 yılında parlamentoya atıldı. 1898 yılında Zürih’te doktorasını tamamladı. Özgür Polonya için çalışmalarına devam etse de onun için Almanya, Avusturya ve Rusya özgür olmadığı sürece Polonya özgür olamazdı. Yine o yıl Gustev Lübeck ile evlendi ve Berlin’e taşındı. Alman vatandaşlığı kazanınca da Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) aktif  ve önemli bir üyesi oldu.

Kadın-erkek eşitliğinin için çalışan Clara Zetkin ile birlikte mücadele verdi. 1900 yılına gelindiğinde, Luxemburg’un fikirleri tüm Avrupa çevrelerinde büyük yankı uyandırmıştı. Yazdığı makaleler büyük ilgi görüyordu. 1904-1906 yılları arasında siyasi görüşleri nedeniyle üç defa hapse girdi. Çıktıktan sonra faaliyetlerine devam etti. SPD’nin eğitim merkezlerinde Marksizim alanlarında dersler vermeye başladı.

  1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla partiden fikir çatışmazlığı nedeniyle ayrıldı. Luxemburg, Lenin’in 1. Dünya Savaşı’na karşı çıkmasını destekliyordu. “Silahlarınızı kendi burjuvalarınıza çevirin” diyerek insanlara savaş boyunca sesleniyordu. Rosa, başka halkları ezen bu savaşın bitmesi için barış mücadelesi veriyordu. Diğer yandan da takati kalmamış Alman işçi ve emekçilerine, hayatta kaldıkça savaşların kaçınılmaz olduğunu anlatıyor ve kapitalizmi yıkmak için çağrı yapıyordu.

Karşı tarafın siperlerinden barış çığlıkları yükselmeye başladığında Rusya’da 1917 Ekim Devrimi gerçekleşmişti. Almanya’nın savaştığı Rusya; bu savaşın bitmesi, iki halkın kardeşleşmesi için çalışıyordu. Bu çabaları bir devrimle sonuçlanmıştı.

Rosa’nın yoldaşı Karl Liebknecht, Parlamento Binası’ndan Almanya Sovyet Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan ettiğinde kadim bir imparatorluk daha, tarihin sahnesinden siliniyordu. Devrim günlerinde işçi sınıfından olağanüstü ilgi gören Spartaküsler Örgütü, ayaklanma günlerinde Almanya Komünist Partisi’ne dönüştü.

15 Ocak 1919’da Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve Wilhelm PieckFreikorps tarafından tutuklandılar. Pieck kaçmayı başarırken Luxemburg ile Liebknecht yedikleri darbelerle bilinçlerini kaybettiler. Aynı gün, Luxemburg ölene kadar dövülmüş ve ölü vücudu nehre atılmıştı. Liebknecht de başından yediği kurşunlarla öldürülmüştü. Rosa Luxemburg’un basılı son sözü ise şöyleydi “Vardım, varım, var olacağım.”

Eserleri:

  • Toplu Çalışmaları, 5 cilt, Berlin 1970-1975
  • Toplu Mektupları, 6 cilt, Berlin 1982-1997
  • Politik Yazıları, 3 cilt, Frankfurt 1966

 

 

https://www.evrensel.net/haber/371007/devrimin-kizil-gulu-rosa-luxemburg

 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Rosa_Luxemburg

görsel kaynak

https://amp.evrensel.net/haber/304116/rosa-ve-karlin-oldurulusu

Kapak Görsel: Kate Evans

Sosyal medyada paylaş

About the Author: Halime Rüveyda Erdem

Halime Rüveyda Erdem
Halime Adana'da yaşıyor. Dönemsel dizi ve filmleri çok seviyor. Su altı belgesellerini çokça severek takip ediyor ve en sevdiği yazar Mina Urgan. Gezmeyi, fotoğraf çekmeyi, keşfetmeyi seviyor. Şu anlık vejetaryen beslenerek yaşamını sürdürüyor.

Leave A Comment