Yazar: Marguerite Johnson
Çevirmen: Yaren Ilgın Türk

Uzun zaman önce, dünyanın varlığı henüz daha çok yeniyken ve hiçbir acı ya da keder ortada yokken; Epimetheus, güzel ve genç eşi Pandora ile birlikte dallardan ve yapraklardan oluşan bir evde yaşardı. Güneş her zaman parlak ve rüzgar hiçbir zaman soğuk esmezdi.

Pandora her zaman etrafa neşe saçardı ve zamanını onun üzerine titreyen bir kocayla ve arkadaşlarının kahkahaları içinde geçirirdi ama bu durum, Pandora ve Epimetheus’a bir kutu emanet etmek için onları ziyarete gelen bir tanrı tarafından yok edildi. Tanrının tek uyarısı şuydu: “Kutuyu sakın açmayın.” Pandora miti; masumiyetini kaybetmeyi, ölümlü olmanın zorluklarını ve kadına olan korkuyu içeren bir masaldı. Sözlü geleneğe aitti ve en nihayetinde, Hesiod adında, kasvetli diliyle bilinen bir şair tarafından M.Ö 7. yüzyıl’da kayda geçirildi. Birçok Yunan miti gibi bu hikaye de ilahi gücü esas alan kutsal bir anlatı olarak inancın ve ritüelin bir parçasıydı.

İlk kadın olan Pandora, bir ceza olarak yaratıldı. O yaratılmadan önce dünya, zorlukların olmadığı ve tanrıların arkadaşlığından keyif alan erkeklerin olduğu bir cennetti ama Prometheus insanoğluna ateşi hediye ederek Zeus’a itaatsizlik yaptıktan sonra, yüce tanrı hem onu hem de suç ortağı olan ölümlüleri saygısızlık yüzünden cezalandırdı. Prometheus’un karaciğeri dev bir kartal tarafından yendi ve bir kayaya zincirlendi. Kadınlar erkeklere armağan edildi. Kadın ırkının ilki olan Pandora; dışarıdan göz alıcı, içeriden ise kötü bir tuzaktı. Cennetin sonunun gelmesinin sebebi de o idi. Merakına yenik düşen Pandora, ona emanet edilen kutuyu açmadan duramadı ve tüm insanlığa kederi saldı. Merak uyandırıcı bir biçimde, kutuda geriye sadece umut kısılı kaldı.

Tekvin’e göreyse ilk kadın Eve’di. İlk kadının hikayesini iki kez anlatan Hesiod gibi, çeşitlemeler ve çelişkilerle birlikte Tekvin’de iki Eve ve iki Adam vardı. Tekvin’ in 1:27. Bölümünde, Tanrı’nın suretinde erkek ve kadın birlikte aynı anda yaratıldı fakat Tekvin’ in 2:21-23. Bölümlerine göre önce Adem yaratıldı; Eve ise sonrasında onun kaburgasından yaratıldı.

Farklı versiyonlar için birkaç yorum mevcuttur. Yorumlardan birine göre ortada hiçbir sorun yoktur çünkü ilk versiyonun, ikinci versiyonun daha detaylı bir önsözü olduğu belirtilir. Başka bir yorumda da, farklı çağlardan tek bir derleyici tarafından birleştirilmiş iki açıklamanın da farklı bir biçimde belgelendiğidir. Tekvin’in bir diğer bölümü olan 3. bölümde de dişilerin itaatsiz ve meraklı olmaları kendi başlarına iş açtıklarına işaret eder.

Bu sefer ortada kutu değil meyve vermiş bir ağaç ve konuşan bir yılan vardı. Pandora gibi Eve de itaatsizliğin baştan çıkarıcı gücüne dayanamadı. Sonuç olarak bir rivayete göre kutu açıldı, başka birine göre yasaklı meyve tadıldı. İkisinde de sonuç cennetten olmaktı.

Öğretici amaçlı iki hikaye de toplumsal ve dini mecburiyeti ifade eder: Erkekler çok çalışmalıydı çünkü ilahi güce karşı itaatsizlikte suç ortağı olmuşlardı; kadınlar erkekler tarafından yönetilmeliydi çünkü itaatsiz ve meraklılardı. Lakin Pandora ve Eve, Adem’ in hayatındaki “diğer kadın” Lilith ile karşılaştırıldıklarında sönük kalırlardı. Onun hikayesi Midraş geleneğinden Lilith adına yapılan eski rivayetlerin bir karışımı olan “Ben Sirach Alfabesi” nde anlatıldı. Bilinmeyen bir tarihte, muhtemelen M.S 8-12. yüzyılda alfabe, Lilith’den Adam’in asıl karısı olarak söz etti. Kibirle ve küstah olan Lilith, cinsel ilişki sırasında onun altına yatmayı reddederek, Adem’in otoritesine boyun eğmeyi reddetti. Bulunduğu durumla gözü açılan Lilith kaçtı. Erkek egemenliğinden özgür kalarak kendi içsel kötülüğünü benimsedi (büyük ihtimalle kaynağı gizemli fani bebekleri açıklayan bir mite dayanır.) ve kendisini çocukları çalan bir iblis şekline büründürdü. Cinsel isyanından dolayı Lilith, korkunç bir ilk kadındı. Misyoner pozisyona uymayı reddederek maskülen otoriteye meydan okudu ve büyük ihtimalle, bir diğer amacı da gebe kalma olanağından kaçınmaktı. Daha da kötüsü, Lilith’ in bir yıkım aracı olarak yer aldığı sonraki misyonu onu, hayatın kendisine karşı bir tehdit haline getirdi.

Kaynakça: https://theconversation.com/a-feminist-nightmare-how-fear-of-women-haunts-our-earliest-myths-37789

Sosyal medyada paylaş

Yaren Ilgın Türk

Lise öğrencisi. Yabancı dil okuyor. Giresun'da yaşıyor. Ortaokul dönemlerinde verdiği kararla, Yabancı dil okumaya karar verdi ve asla pişman değil. Karşılaştığı bütün dillere hayranlık duyar ve araştırmadan duramaz. Bol bol dizi, film izlemeyi sever ve Instagram'da ön eklemelerinde paylaşmayı da unutmaz. Hayvan belgeselleri -özellikle su altı- izler. Film ödül törenlerini kaçırmaz ve kendince eleştirmekten de geri kalmaz. Küçüklüğünde duvar karalamasıyla başlayan resim aşkı tuval -ve yine duvar- boyayarak devam eder. Müzik dinlemeden bir gün bile geçirmez. Kitap okumayı çok sever. Tür ayırt etmeksizin okur. Hayatının geri kalanında da bu alışkanlığından vazgeçmemeyi ümit eder. Zamanının çoğunu hayal kurarak geçirir. Gelecek için güzel hayalleri vardır ama anı yaşamayı da unutmaz.
Published On: Mart 26th, 2020Categories: Feminizm, Kadın0 Yorum

Leave A Comment