1918’deki gibi bir enflüanza pandemisi, COVID-19 belasını olduğundan daha hafif etkiliymiş gibi gösterebilir. COVID 19’un daha fazla yayılmasını önleyecek bir aşı sonunda mümkün olabilir. pandemiyi önlemek

Bu makale, Scientific American Özel Medya tarafından Sabin Aşı Enstitüsü için derginin yayın kurulundan ayrı olarak üretilmiştir.

Yukarıdaki gibi, yapısında enflüanza hemaglutinin proteinleri (yeşil olanlar) bulunduran ve protein iskeletine sahip (mavi olan) bir tür evrensel enflüanza aşısı prototipi olan bir nanopartikül, insana bulaşabilen tüm enflüanza alt türlerine karşı bir bağışıklık yanıtına neden olabilir. pandemiyi önlemek

1918 ve 1920 yılları arasında ‘İspanyol gribi’, dünya nüfusunun üçte birine bulaşmış ve 17 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştu. Sabin Aşı Enstitüsü kıdemli müdürü Stacey Knobler’ın dediğine göre, 100 yıl kadar sonrasında bile henüz eşit derecede yıkıcı bir enflüanza pandemisine karşı savunma sistemleri geliştirebilmiş değiliz.

Yıllık grip aşıları, mevsimsel gribe sebep olan gezici türlere karşı yalnızca kısmi bir koruma sağlamakta. İyi bir yılda aşı, bulaşma riskinin yalnızca yüzde 50-60’ını azaltırken kötü bir yılda ise bu oran yüzde 20’lere düşüyor. Üstelik yıllık aşılar pandemiye sebep olma olasılığı taşıyan yeni bir enflüanza türüne karşı da hemen hiç koruma sağlamıyor.

Knobler bu durumu, “Açıkçası, sırtımızı gezici türlere yalnızca bazı yıllar karşılık veren aşılara yaslamak, ihtiyacımız olan korunmayı bizlere sağlamayacak” şeklinde ifade ediyor.

Asıl ihtiyacımız olan, mevsimsel ve genel grip salgınlarına karşı geniş kapsamlı ve uzun vadeli koruma sağlayacak evrensel enflüanza aşıları (UIV) geliştirmek. Günümüzde, temel immünoloji ve aşı geliştirme çalışmalarındaki ilerlemeler sayesinde evrensel enflüanza aşılarına yakın zamanda kavuşacağız gibi görünüyor.

Bu ilerlemelerin fon verenler ve hayırseverleri adım atmaya teşvik etmesiyle birlikte, evrensel bir enflüanza aşısının geliştirilme süreci de ivme kazanmaya başladı. 2018’de dünyanın her yerinden fon kuruluşları, Evrensel Enflüanza Aşısı Geliştirme Çalışmaları üzerindeki yatırım stratejilerini daha iyi koordine ve optimize etmek için bir araya gelerek Küresel Fon Verenler Birliği’ni kurdular. 2019’da Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIAID), ilk yılı için 51 milyon dolar bütçe ayırdığı Eşzamanlı Enflüanza Aşısı Geliştirme Merkezleri (CIVICS) ağını faaliyete soktu. CIVICS ağı, evrensel aşıyı daha ileriye taşımak için başlatılan 7 yıllık bir programın bir bölümünü oluşturuyor. pandemiyi önlemek

Daha kısa sürede daha fazla ilerleme kaydedebilmek için Sabin Aşı Enstitüsü, Influenzer Girişimi adında bir proje başlattı. Bu proje, evrensel bir enflüanza aşısına yönelik yenileşimi körüklemek ve gelişim göstermek için seçkin bilim insanları, teknoloji uzmanları ve sanayi liderlerini bünyesine katmakta. Washington Üniversitesi’nde biyokimyager ve aşı geliştiricisi olarak çalışan Neil King, durumu “Daha geniş kapsamlı ve etkili enflüanza aşılarına kavuşmamıza oldukça az kaldığı öngörülüyor,” olarak belirtiyor.

 

GENEL HEDEFLERİ ARAMAK pandemiyi önlemek

Daha güçlü enflüanza aşıları tasarlamak, kurnaz bir düşmanı alt etmek demek. Çok hızlı bir şekilde değişim geçiren ve çoğunlukla insan bağışıklık sisteminden bir adım önde olan genetik yönden farklı birçok virüs türü, enflüanzayı büyük ölçüde çeşitli kılıyor.

Bundan dolayı, daha fazla evrensel bağışıklık kazanabilmek enflüanzanın, özellikle de virüsün konak hücreye bağlanması ve giriş yapmasına aracılık eden hemaglutinin (HA) proteininin değişkenliğinin iyice anlaşılmasını gerektiriyor. Hemaglutinin ile uyumlu bir antikor, virüsü bulunduğu yerde durdurabilse de hemaglutinin proteininin birçok enflüanza türü arasında değişkenlik göstermesi, türlerden birisine verilen bağışıklık yanıtının bizi başka bir enflüanza türünden korumasını zorlaştırıyor.

Araştırmacıların hemaglutinin proteini içerisinde yüksek oranda tutarlılık bulması, geniş kapsamlı bir bağışıklık korumasına yönelik umutları yeşertti. Chicago Üniversitesi’nde bağışıklık uzmanı olarak çalışan Patrick Wilson bunu bazı hastaların bir H1N1 türü olmakla birlikte 1918 pandemisindeki enflüanza türüyle de uzaktan kuzen olan ve 2009 domuz gribi pandemisine sebep olmuş enflüanza türüne verdikleri antikor yanıtlarını inceleyerek keşfetti. Wilson, virüse karşı güçlü bir antikor yanıtı geliştiren insanların bir kısmının spesifik birtakım antikorları ortak olarak bulundurduğunu ortaya çıkardı. Wilson bunu, “Antikorlar, virüsün oldukça nadir bulunan ancak fazlasıyla koruduğu kısımlarında yoğunlaşmaktaydı.” şeklinde ifade ediyor.

Wilson, çalışmalarını virüsün, antijen olarak bilinen diğer korunan kısımlarını saptamak için çok sayıda enflüanza hastasından alınan antikorların profilini çıkartmak üzerine yöneltmiş durumda. Hemaglutinin proteininin bu antijenlerden parçalar taşıyan ve işlenmiş bir versiyonu hem mevsimsel hem de genel enflüanzadan daha geniş kapsamlı bir koruma sağlayabilir.

 

İŞ BAŞINDAKİ ALGORİTMALAR pandemiyi önlemek

Bilişimsel biyoloji, enflüanzanın zayıf noktalarını belirlemeye yardımcı olmakta kullanılabilecek başka güçlü yöntemler sunmakta. Örneğin, Chicago Üniversitesi’nde bilişimsel biyolog olarak çalışan Sarah Cobey, Wilson’la birlikte yaptığı çalışmasında enflüanzaya karşı geniş kapsamlı antikor korumasını harekete geçiren immünolojik yanıtları tekrardan oluşturmak için çok yönlü bir modelleme kullanıyor.

Ayrıca, Georgia Üniversitesi’nde bir CIVIC merkezinin başkanlığını yürüten Ted Ross, dünya çapındaki enflüanza izolatlarından elde ettiği hemaglutinin proteini dizilimlerini incelemek için de bu algoritmalara başvuruyor. Bu korunmuş özellikleri saptadıktan sonra onları bir aşıya enjekte etmeyi amaçlamakta. Bu yaklaşım çoktan, 2009 ve 1918 pandemilerine sebep olmuş H1N1 virüsleri de dahil tüm grip alt türlerine karşı koruma sağlayabilen aşı tasarımlarına öncülük etmişti.

Başka bir viral yüzey proteini olan nöraminidaz (NA), hemaglutinin’den (HA) çok daha az değişkenlik gösterdiğinden, geniş kapsamlı bir koruma için hedef alınabilir. Ancak, enflüanza aşısı üretimi için çoğaltılması zor olduğundan dolayı kullanımı pek de kolay olmayacaktır. [Neil] King ve Washington Üniversitesi’nden meslektaşı David Baker, araştırmacıların protein dizilimlerini değiştirmelerine ve yönlendirmelerine olanak sağlayan Rosetta adındaki bir bilişimsel protein tasarımı aracı kullanarak daha stabil NA değişkenleri üretiyorlar. Bu değişkenler; her iki proteinin de tek başına sağlayabileceğinden daha kapsamlı koruma sağlayabilecek ikili antijen aşılarının üretilmesi için HA (hemaglutinin) proteinine bağlanabilir.

 

1918’de Camp Funston, Kansas’ta bir acil durum hastanesi. Dünya çapında 17 milyondan daha fazla insanın ölümüne sebep olan yıkıcı “İspanyol gribi”nin ilk yılı.

 

SİPARİŞ ÜZERİNE YAPILMIŞ AŞILAR pandemiyi önlemek

Bir aşı ne kadar iyi olursa olsun, devam etmekte olan bir pandemi ile mücadele edebilmesi için hızlı bir şekilde ve ölçekte üretilmesi gerekir. Ancak, her yılın mevsimlik enflüanza aşısının büyük ölçekli üretimi 6 aya kadar sürebiliyor, ki bu da bir salgınla karşı karşıya kaldığımızda etki etmek için çok yavaş kalmakta.

RNA bazlı aşılar, üretimi hızlandırma konusunda COVID-19’a karşı etkili, ümit verici bir yaklaşım sunuyor. Bu aşılar, mesajcı RNA (mRNA) moleküllerini yağlı bir örtüyle kapladıktan sonra bunları insan hücrelerine teslim ediyorlar. Hücreler daha sonrasında mRNA’ları yakalayarak onları, güçlü bir bağışıklık yanıtına neden olacak viral proteinleri üretmek için deşifre ediyorlar.

Birkaç kuvvetli antijeni bünyesine kodlayan bir mRNA aşısı, geniş kapsamlı bir bağışıklık koruması oluşturabilir. RNA aşılarının hızlı, tasarlanmalarının ve üretilmelerinin kolay olması da bilim insanlarının viral immünolojideki yeni bulgulara dayanarak aşı tasarımlarını çabucak güncellemelerine yardımcı olabilir. [Ted] Ross durumu, “Sistemde değişiklikler yapıp sisteme yenilikler eklemek oldukça kolay,” şeklinde özetliyor. Bu yaklaşım aynı zamanda günümüzdeki imalat yöntemlerinden de daha hızlı ve daha ucuz.

Muhtemelen hiçbir aşı tasarımı, herkese etki eden bir koruma sağlamayacak. Yaşlandıkça gücü azalan bağışık yanıt, bir patojenle (hastalık mikrobu) olan temas geçmişimize bağlı olmakla birlikte kişiden kişiye de değişiklik gösteriyor. Ancak bağışıklık varyasyonunu anlamak, MIT ve Harvard Massachusetts Genel Hastanesi Ragon Enstitüsü’nde sistem biyoloğu olarak çalışan Galit Alter’ın dediğine göre, her biri belli bir popülasyonu en iyi şekide korumak amacıyla geliştirilmiş bir dizi aşı için altyapı sağlayabilir.

Kişiye özel aşılar geliştirmek için Alter, bireyin enfeksiyon ve aşıya gösterdiği tepkiyi şekillendiren etmenleri ortaya çıkarmak amacıyla ortaya attığı sistem serolojisi (serum bilimi) isimli stratejiyi kullanıyor.

“Gribin komplike bir patojen olduğunu kabul etmeli ve aşıları daha akıllı ve mantıklı bir yolla tasarlamak için insan bağışıklığının çeşitliliğini ve karmaşıklığını kullanan daha iyi çözümler öne sürmeliyiz.” diye de ekliyor.

[Neil] King’e göre, evrensel bir enflüanza aşısı için verilen mücadelede elde edilen ilk başarıların kapsam alanı biraz dar olabilir. Örneğin, birkaç yıllığına yıllık grip aşılarının yerini alabilecek tek mevsimlik aşılar gibi. Fakat bu da daha fazla enflüanza alt türüyle baş edebilen ve yeni salgınlara karşı dayanıklı bir kalkan sağlayan daha gelişmiş versiyonlara zemin hazırlayacaktır.

Knobler’ın dediğine göre COVID-19’un ardından, dünyanın böyle bir kalkanı daha fazla beklemeye zamanı olmamakla birlikte, evrensel aşılar geliştirmek için bilim ve teknolojinin tüm gücünü kullanmamız şart. Anca bu şekilde yeni bir pandemiye tepki göstermektense, yeni bir pandemiyi önlemek mümkün olabilir.

 

Sabin Aşı Enstitüsü’nün evrensel bir enflüanza aşısı geliştirmeyi hızlandırmak için gösterdiği çabaları burada bulabilirsiniz.

Okumuş olduğunuz yazı ilk olarak Preventing the Next Pandemic – Scientific American adresinde İngilizce dilinde yayınlanmış olup Ent Dergi adına Engin Can Şenkardeşler tarafından tercüme edilerek yayınlanmıştır.

Ayrıca bakınız: Covid-19 Aşı Çalışmalarında Yeni Bir Gelişme – Ent Dergi

Kapak Görseli: Administrator – Manhattan Family Practice

Sosyal medyada paylaş

Engin Can Şenkardeşler

2000 yılında, Sakarya'da doğdu. Zaman zaman Kocaeli'nde ancak çoğunlukla Sakarya'da yaşıyor. Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık bölümün öğrencisi. Quora platformunda INFJ hakkında yazıları mevcut. Sorgulamayı ve araştırmayı seven, aşırı meraklı ve kendisini yeterince açık fikirli gören, her türlü ayrımcılığın karşısında olan biri. Felsefe, psikoloji, bilim, dinler ve ideolojiler hakkında epey bilgili, ancak daha fazlası için araştırır ve tabuları ve normları sarsmaktan çekinmez. 1.5 sene önce semi vejetaryen olarak başladığı yolculuğunu yakın zamanda veganizm ile taçlandırmış taze bir vegan. Kaotik INFJ beynini ve benliğini yazarlıkla ve çevirmenlikle buluşturmak için burada.
Published On: Nisan 23rd, 2021Categories: Bilim, Çeviri, Sağlık, Teknoloji0 Yorum

Leave A Comment